
Gözlüğün İcadı



O zamanki gözlükler, bugünküler gibi ergonomik bir yapıda değildi; iki mercek birbirine bağlanıyor ve sadece ya elde tutularak ya da burun üzerinde dengelenerek gözün önünde durabiliyordu. Tıpkı bir dedektif büyüteci gibi!
Görsel kaynağı: Wikipedia
İlk gözlükler, hem büyütece benziyordu hem de ağırdı. Çerçevelerinin gelişip camlarının da daha ince ve daha hafif yapılmaya başlanmasıyla gözükler, zamanla Avrupa’dan tüm dünyaya yayıldı. 1700’lü yıllara gelindiğinde, ünlü mucit ve politikacı Benjamin Franklin, hem uzağı hem yakını aynı anda görmeyi sağlayan “bifokal” gözlüğü icat etti. Bu sayede, gözlük camının alt tarafıyla yakında olan nesneler; üst tarafıyla da uzaktakiler daha net seçilebiliyordu. Gözlüklerin kulaklara takılan kolları çok daha sonra, 1730’lu yıllarda, Londra’da geliştirildi. Böylece gözlükler artık düşmeden yüzde durabilen konforlu birer yardımcı haline geldi. Ardından cam türleri de çoğaldı. Miyoplar için uzağı gösteren, hipermetroplar için yakını gösteren, astigmatlar için de net görmeyi sağlayan özel camlar geliştirildi.

20. yüzyılda kimyacılar harika bir şey keşfetti; Optik plastikler! Bu yeni malzeme, gözlükleri tüy kadar hafifletti ve camlarının kırılıp göze zarar verme riskini ortadan kaldırdı.

Gözlerin morötesi ışınlardan korunması da göz sağlığı açısından çok önemliydi. Bu noktada, 1920’li yıllarda ilk güneş gözlükleri ortaya çıktı. Zararlı güneş ışınlarını engelleyen bu UV filtreli gözlükler, aynı zamanda şık birer aksesuar da oldu.

Teknoloji geliştikçe camların üzerine özel “zırhlar” eklenmeye başlandı. Günümüzde artık çizilmeyen, kırılması zor, mavi ışığı süzen, gözlerimizi bilgisayar ve tablet ışığından koruyan gelişmiş camlara da sahibiz. Anlayacağınız, gözlük dünyası adeta küçük bir teknoloji laboratuvarına dönüşmüş durumda.
Gözlük Öncesi ve Sonrası

Kontakt Lensler

İlk gözlük merceklerine şekillerinden dolayı Latince’de mercimek anlamına gelen "lentil" deniyordu. Bugün kullandığımız “lens” sözcüğü de adını buradan alıyor.
Akıllı Gözlükler
Bugün bazı gözlükler, birer görme ve koruma aracı olmalarının yanında, gözümüzün önündeki dijital bir pencere görevi de görmeye başladı. Bilim kurgu cihazlarını andıran bu akıllı gözlüklerin içinde pil, ekran, kamera, hoparlörler ve sensörler bulunuyor. Bu özellikleri sayesinde, akıllı gözlüklerinizle fotoğraf çekebilir, video kaydı yapabilir, internete bağlanabilir, müzik dinleyebilir, navigasyon kullanabilir hatta dinleyerek veya sadece metne bakarak bile gözlük ekranı üzerinden çeviri yapabilirsiniz. Gerçekten de etkileyici, değil mi?
Gelecekte gözlükler yalnızca gözlerimizi değil, tüm hayatımızı “akıllı” hale getirecek. Bu muhteşem teknolojinin ders çalışmada, oyunlarda, iş hayatında hatta sağlıkta ve mühendislikte çok daha önemli bir rol oynaması bekleniyor. Belki de çok uzak olmayan bir gelecekte, derslerinizde defter veya tablet yerine “ders gözlüğü” kullanacaksınızdır!


