ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Gökyüzü ve Uzay

Sovyetler Birliği tarafından 1957’de fırlatılan “Sputnik 1” adlı yapay uydunun, Dünya yörüngesine girmesiyle uzay çağı başladı. Bu durum, başta ABD olmak üzere, bütün dünya için ilgi çekici bir gelişmeydi. Bunun üzerine ABD de hızla kendi uzay çalışmalarını başlattı ve böylece dönemin iki süper gücü arasındaki “Ay yarışının” fitili ateşlenmiş oldu. Bu yarışı başlatan asıl neden de hangi ülkenin teknolojik olarak daha ileride olduğunun dünyaya gösterilmesiydi.
Bu çekişmede her iki ülke de Ay’a onlarca roket gönderdi. Hem Sovyetler Birliği hem de ABD tarafından 1977’ye kadar Ay’a gönderilen toplam roket sayısı 98’i buldu! Bunların sadece yarısı hedefe ulaşabilmiş olsa da Sovyetler Birliği’nin gönderdikleri arasında; ilk kez Ay’ın yakınından geçen, ilk kez Ay’a düşen ve ilk kez Ay’ın arka (karanlık) yüzünü fotoğraflayan uzay araçları da vardı. Aynı zamanda ABD de  önce Ranger ve Surveyor programlarıyla Ay’a insansız araçlar gönderdi, ardından Apollo programıyla insanlı görevlere de başladı. Sonunda Temmuz 1969’da Apollo 11 görevinde Ay’a Neil Armstrong ile Edwin Aldrin ayak basmayı başardı ve böylece ABD bu büyük başarıyı elde etmiş oldu.

Peki Ya Sonra?

Yarışın ardından Ay konusunda sular biraz duruldu. Sovyetler Birliği, Ay programını yavaşlatıp Venüs ve Mars’a yöneldi. ABD de Apollo'nun son uçuşu olan Apollo 17'nin ardından 1972 yılında insanlı Ay görevlerini durdurdu. Bu tarihe kadar Ay'a gönderilen 18 astronottan 12'si Ay yüzeyine inebildi. Ancak her iki ülke de insansız araçlar göndermeyi ve bilimsel araştırmaları sürdürdü. Özellikle Sovyetler Birliği, Ay yüzeyinde ilerleyen uzaktan kumandalı robot araçlarla veri toplamaya devam etti.

Change 4
Chang’e 4
Görsel kaynağı: Wikipedia (CSNA/Siyu Zhang/Kevin M. Gill)

Tabii bir yandan insanlığın Ay’a olan merakı da devam ediyordu. 1990’lı yıllardan itibaren Avrupa Birliği, Japonya, Çin, Hindistan, ve İsrail gibi birçok ülke ve kuruluş da Ay’a araçlar gönderdi. Özellikle Çin büyük başarılar elde etti; 2019’da Chang’e 4 adlı uzay aracı, Ay’ın karanlık yüzüne inen ilk araç oldu. 2020’de Chang’e 5 de Ay’dan taş ve toprak örneği getirdi. 2023’te ise Hindistan, Chandrayaan-3 ile Ay’ın güney kutbuna inen ilk ülke oldu.

Neden Herkes Ay’a Gitmek İstiyor?

“Ay’a olan ilgi neden yeniden arttı?” diye sorarsanız; eskiden Ay’a yalnızca yüzeyine bayrak dikip prestij sağlamak için gidilirken, artık teknoloji geliştirmek, orada yaşam kurabilmek ve gelir sağlamak amacıyla da yolculuk ediliyor. Ay’a ilgimizi artıran en yeni gelişme ise bilim insanlarının yakın bir zamanda Ay’ın güney kutup bölgesinde yaptığı su buzu keşfi oldu. Çünkü bu su, astronotlar için içme suyu olabilir ya da roket yakıtına dönüştürülebilir. Bunun yanı sıra, Helyum 3 gibi enerji üretiminde kullanılabilecek değerli madenler gibi Dünya’da az bulunan bazı madenler de Ay’da mevcut olabilir. Ayrıca Ay’ın, ileride Mars gibi daha uzak gezegenlere ya da asteroitlere gitmek için bir “uzay istasyonu” yani “aktarma yeri” olarak kullanılma potansiyeli de var. Bu da demek oluyor ki Ay, ileride uzayın derinliklerine açılan ilk istasyonumuz da olabilir.

En Taze Yolculuk

ABD'li dört astronot, Artemis 2 göreviyle 1 Nisan 2026'da fırlatılan güçlü bir roketle Ay'a gitti. Bu ekip, önceki tüm uzay yolculuklarından daha uzağa gitti ve Ay’ın çevresinde dolaştı. Görevin başarıyla tamamlanmasının ardından da 11 Nisan'da Dünya'ya geri döndü.

“Orion” adlı uzay aracıyla Artemis 2 görevine çıkan Reed Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen
“Orion” adlı uzay aracıyla Artemis 2 görevine çıkan Reed Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen.
Görsel kaynağı: NASA

Astronotları taşıyan "Orion" adlı uzay aracı, devasa SLS (Uzay Fırlatma Sistemi) adlı roketle uzaya fırlatıldı. Bu roket, Apollo’yu taşıyan Satürn 5 roketinden yüzde 15 daha güçlü ve içindeki bilgisayarlar da milyonlarca kat daha güçlü ve daha hızlı.
Görsel kaynağı: NASA

aya donus orion inis Ay’a Dönüş
Ay’ın çevresinde tur atan ekibin sağ salim Dünya’ya döndüğü an.
Görsel kaynağı: NASA

Astronotlar, bu 10 günlük uzay yolculuğunda Dünya’dan 406 bin 700 kilometre öteye giderek yeni bir rekor kırdı.

Bu Daha Başlangıç!

Ay yolculukları, gelecek 5 yıl boyunca çok heyecanlı geçecek. ABD, 2026 - 2028 yılları arasında hayata geçireceği Artemis Programı’yla aralarında ilk kadın astronotun da bulunacağı bir ekibi tekrar Ay yüzeyine indirmeyi ve orada sürekli astronot bulunan kalıcı bir üs kurmayı planlıyor. Çin, 2026’nın ikinci yarısında Chang’e 7’yi Ay’ın güney kutbuna göndererek orada su buzu arayacak. Ayrıca bir de “uçan robot” (bir tür dron) göndererek gölgede kalan kraterlerin içine girmeye çalışacak. 2030’a kadar da astronotlarını Ay’a indirmeyi planlıyor. Rusya da Ay ile ilgili çalışmalarını sürdürüyor. Önümüzdeki yıllarda Ay’ın çevresinde dolanacak ve yüzeyine inecek yeni uzay araçları göndermeyi planlıyor. Bu görevlerde özellikle Ay’ın kutup bölgeleri incelenecek. Ayrıca Çin ile birlikte Ay’da kalıcı bir araştırma üssü kurmayı da hedefliyor. Hindistan ve Japonya ise 2028’de ya da 2029’da ortaklaşa çalışacakları bir görev ile bir uzay aracını Ay’ın yüzeyine indirecek.

aya donus turizm Ay’a Dönüş
Devletlerin yanı sıra, artık özel şirketler de Ay’a gitmeyi planlıyor. Onlar da hem Ay'daki üslere malzeme taşımayı hem de uzay turizmi ile uydumuza turist götürmeyi planlıyor.

Ay, artık yalnızca gecelerimizi aydınlatan bir komşumuz değil; insanlığın yeni evi olma yolunda ilerliyor. Belki gelecekte orada kurulan bir üs ya da kentte çalışan kişilerden biri de siz olursunuz!

ay da islik calinir mi giris 1 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
ay da islik calinir mi giris 1 2 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
ay da islik calinir mi giris 2 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
ay da islik calinir mi giris 3 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
ay da islik calinir mi giris 4 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
ay da islik calinir mi giris 5 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
ay da islik calinir mi giris 6 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
ay da islik calinir mi giris 7 3 Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?

Astronotlar Neden Ay’da
Islık Çalamaz?

Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?

Hiç dudaklarınızı büzüp üfleyerek gökyüzüne doğru tiz ve neşeli bir ses gönderdiniz mi? Zaman zaman çeşitli melodiler mırıldanırız, bazen de bu melodileri bu şekilde ıslık çalarak oluştururuz. Islık çalmak, kendi kendinize doğal bir müzik aleti çalmak gibidir ve çok eğlencelidir. Parkta oynarken, evde canınız sıkıldığında ya da sadece arkadaşlarınıza sesinizi duyurmak istediğinizde ıslık, sizin için küçük bir sihir gibi çalışır. Peki ya Ay’da olsaydınız, ıslığınız yine de duyulur muydu?
ay da islik calinir mi atmosfer Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
Atmosfer yani hava, sesin ilerleyebilmesi için çok uygun bir ortamdır.
Ses, sıvılarda ve katılarda da yayılabilse de tam olarak yayılması için mutlaka havanın olduğu bir ortama ihtiyaç vardır. Islık çaldığımızda da dudaklarımızdan çıkan havadaki titreşimler (ses dalgaları), havada ilerleyerek çevremizdekilerin kulağına ulaşır. Böylece ıslık sesi duyulur. Hava olmazsa, ses de yani ıslık da ilerleyemez.
ay da islik calinir mi ses Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
Ses, dalgalar (titreşimler) halinde ilerler.
Dünya’nın çok yoğun olan atmosferinin tersine, Ay’ın son derece ince bir atmosferi vardır. Bir başka deyişle Ay’ın yüzeyinde ses dalgalarının yayılabileceği bir ortam yoktur. Bu nedenle Ay’daki bir astronotun, ıslık da dahil herhangi bir şekilde ses çıkarma girişimi, başlığını çıkarsa bile (-ki bu hiç akıllıca olmaz!) ses oluşmayacağından başarısızlıkla sonuçlanır.
ay da islik calinir mi ay Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
Ay’da ses iletimi için gereken ortam olmadığına göre, astronotlar birbirleriyle nasıl iletişim kurar? Bu noktada uzay giysileri devreye girer. Bu giysiler, aslında astronotları kuşatan mini bir uzay gemisi gibidir ve bir astronotun gereksinim duyduğu çoğu donanıma sahiptir. Bunlardan biri de diğer astronotlarla iletişim kurmasını sağlayacak bir elektronik sistemdir. Astronotlar uzayda ya da Ay’da birbirleriyle ses dalgalarıyla değil, radyo dalgalarıyla iletişim kurar. Çünkü radyo dalgalarının ilerlemesi için herhangi bir ortam gerekmez. Onlar boşlukta ışık hızıyla ilerler. Tıpkı ışık dalgaları gibi radyo dalgaları da gerçekte birer elektromanyetik dalga türüdür. Yani astronotlar Ay’dayken ancak giysilerinin içinde ıslık çalabilir. Diğer astronotlar da o ıslığı sadece bu şekilde duyabilir; ama bu süreç yeryüzündeki gibi işlemez!
ay da islik calinir mi astronot Astronotlar Neden Ay’da Islık Çalamaz?
Gezegenler, cüce gezegenler ya da asteroitler gibi daha büyük gökcisimlerinin yörüngesinde dönen doğal gökcisimlerine “doğal uydu” denir. Güneş Sistemi’mizde bilindiği kadarıyla 920’den çok doğal uydu vardır. Yeni keşiflerle, bu sayı sürekli artar; bilim insanları her geçen gün yeni, küçük uydular keşfeder. Bazı uydular gerçekten küçücük, yalnızca birkaç kilometre genişliğinde dev kayalardır, bazıları ise çok büyük olur, hatta kendi başına bir gezegen olabilecek kadar büyüktür.
uydular
Güneş Sistemi’ndeki sekiz gezegenin yörüngesinde dönen 418 doğal uydu vardır.
güneş sistemi ve uydular
uydular gunes sistemi mobil Biliyor muydunuz? Uydular
plüton ve uydular
Cüce gezegen Plüton ve beş uydusu
uydular ay Biliyor muydunuz? Uydular
Ay Plüton'dan büyüktür
uydular ida Biliyor muydunuz? Uydular
Asteroit İda ve minik uydusu Dactyl
uydular ganymede
Ganymede
uydular merkür
Merkür
Güneş Sistemi’ndeki en büyük doğal uydu, Jüpiter’in uydusu Ganymede’dir. Ganymede Merkür’den bile büyüktür.

Bilinen en küçük uyduların çoğu 10 kilometreden daha küçüktür. Uyduların ne kadar küçük olabileceği için kesin bir sınır yoktur.

uydular - galileo galilei

Galileo Galilei, 1610 yılında Ay dışındaki ilk uyduları kendi yaptığı teleskopla keşfetti. Bunlar Jüpiter’in dört büyük uydusu Io, Europa, Ganymede ve Callisto’dur. Bu uydular “Galile uyduları” olarak anılır.

uydular - mars - phobos

Mars’ın uydusu Phobos, gezegenine en yakın yörüngede (9.380 kilometre ötede) dönen doğal uydudur.

uydular - satürn - titan

Satürn’ün uydusu Titan, ikinci en büyük uydudur ve kalın bir atmosferi olan tek uydudur.

Bir uydunun tıpkı bir gezegen gibi atmosferi olabilmesi için yeteri kadar güçlü bir kütleçekim etkisi olmalıdır. Bu nedenle Güneş Sistemi’ndeki uyduların çoğunun atmosferi yoktur. Ancak Satürn’ün en büyük uydusu Titan ile Neptün’ün uydusu Triton ve Galile uyduları gibi bazı büyük uyduların atmosferleri vardır.

uydular saturn Biliyor muydunuz? Uydular

Mart 2025’te, gökbilimciler Satürn’ün çevresinde dönen 128 yeni uydu keşfetti. Böylece Satürn’ün toplam uydu sayısı 274’e yükseldi.

uydular - jüpiter - io

Jüpiter’in uydusu Io, Güneş Sistemi’nde volkanik olarak en aktif gök cismidir. Io’nun yüzeyindeki volkanik hareketlilik ilk olarak 1979’da keşfedilmiştir. Io’nun yakınından geçen uzay araçları ve Dünya merkezli gözlemlerle 150’den çok aktif yanardağ ortaya çıkarıldı. Bu gözlemlere dayanarak Io’nun yüzeyinde 400 kadar yanardağ olduğu tahmin ediliyor.

uydular - satürn - enceladus

Satürn’ün uydularıdan Enceladus’un kesiti
Görsel kaynağı: NASA

Jüpiter’in uydusu Europa ile Satürn’ün uydusu Enceladus’un yüzeyinde kalın buz tabakaları bulunur. Bu buz tabakalarının altında çok derin okyanuslar olduğu düşünülmektedir. Bu yüzden bu uydular, Dünya dışında yaşam olma ihtimali bulunan gök cisimleri arasında yer alır.

Jüpiter’in uydusu Europa’ya yönelik ayrıntılı bir araştırma yapmak üzere tasarlanan Europa Clipper uzay sondası Ekim 2024’te uzaya fırlatıldı. 2,9 milyar kilometre yol alacak olan sonda Nisan 2030’da Jüpiter’e varacak. Europa çevresinde 49 yakın uçuş gerçekleştirecek ve yüzey altındaki okyanusu inceleyecek.
uydular - jüpiter - europa
uydular europa okyanus Biliyor muydunuz? Uydular

Europa Clipper, Europa’nın yüzeyinin altındaki okyanusu inceleyecek.
Görsel kaynağı: NASA

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Güneş, 21 Aralık’ta biz Kuzey Yarımküre’dekilerle daha az birlikte olacak. Geç doğup, erken batacak ve meydanı geceye bırakacak! Peki, her yıl 21 Aralık’ta neden en uzun geceyi yaşarız? Gelin birlikte öğrenelim.

Yaz günleri uzun mu uzundur. Dışarıda saatlerce zaman geçirsek bile bir türlü akşam olmaz. Kışınsa bunun tam tersi olur: Sabahları Güneş bir türlü doğmak bilmez; akşam da hemen gelir. Bunun nedeni yerküremizin dönme ekseninin 23,5° eğik olmasıdır. Bundan dolayı Güneş’in çevresinde bir yılda tamamladığı yörüngesi boyunca değişik dönemlerde farklı miktarlarda (ve açılarla) güneş ışığı almasıdır. Sonuçta yılın bir bölümünde Kuzey Yarımküre daha kısa süre gün ışığı alırken Güney Yarımküre’dekiler güneşe doyar. Sonra kuzeyde geceler kısayken de aynı oranda güneyin geceleri uzun sürer.

Gündüz-gece sürelerinin farklı olması ve uzayıp kısalması hem gezegenimizin eksen eğikliğiyle hem de Güneş’in çevresindeki bir yıllık yolculuğuyla ilgilidir.

İşte, kış gündönümü de gece ve gündüz uzayıp kısalmalarının zirve yaptığı iki noktadan biridir. 21 Aralık’ta (bazı yıllar 22’sinde), Kuzey Yarımküre’dekiler için yılın en kısa günü ve en uzun gecesi yaşanır. Bu tarihten sonra gündüzler yeniden uzamaya başlar ve 21 Haziran’da bu kez en uzun gündüzü ve en kısa geceyi yaşarız. Güney Yarımküre’dekiler için de tam tersi geçerlidir. Tabii, altı ay aralıklı bu iki günün tam ortasında, 21 Mart’ta ve 23 Eylül’de gece gündüz süreleri eşitlenir. Ekinoks dediğimiz bu günlerle ilgili ayrıntılı bilgiye şu yazımızda ulaşabilirsiniz.

Kış Gündönümü (21 Aralık)

Dünya’ya 21 Aralık’ta dışarıdan, yani uzaydan bakıyor olsaydık böyle bir manzara görecektik. Güneş ışınları Kuzey Yarımküre’nin daha az bir bölümünü aydınlatır ve Kuzey Yarımküre’ye daha küçük bir açıyla gelir. Bunun sonucu olarak Kuzey Yarımküre’de gece daha uzun sürer ve Kuzey Yarımküre daha az ısınır.
Italian Trulli

Kış Gündönümü (21 Aralık)

Dünya’ya 21 Aralık’ta dışarıdan, yani uzaydan bakıyor olsaydık böyle bir manzara görecektik. Güneş ışınları Kuzey Yarımküre’nin daha az bir bölümünü aydınlatır ve Kuzey Yarımküre’ye daha küçük bir açıyla gelir. Bunun sonucu olarak Kuzey Yarımküre’de gece daha uzun sürer ve Kuzey Yarımküre daha az ısınır.
Italian Trulli

yilin en uzun gecesi yaz kis gundonumu mobil 04 Yılın En Uzun Gecesi
Uzaya gitmedikçe gezegenimize dışarıdan bakamayız. O halde gündönümlerinde ne gibi değişimler yaşarız, bir de yeryüzünden bakarak söyleyelim. Bu resimde üstteki kesikli çizgiler Güneş’in yaz gündönümünde (21 Haziran’da) gökyüzünde izlediği yolu, alttaki çizgiler de kış gündönümünde (21 Aralık’ta) izlediği kısa yolu gösteriyor. Yani yazın yıldızımız gökyüzünde uzunca bir yay çiziyor ve daha çok kalıyor. Kışınsa tam tersi oluyor ve gündüzler kısa geçerken geceler aynı oranda uzuyor.
yilin en uzun gecesi yaz kis gundonumu 02 Yılın En Uzun Gecesi
Uzaya gitmedikçe gezegenimize dışarıdan bakamayız. O halde gündönümlerinde ne gibi değişimler yaşarız, bir de yeryüzünden bakarak söyleyelim. Bu resimde üstteki kesikli çizgiler Güneş’in yaz gündönümünde (21 Haziran’da) gökyüzünde izlediği yolu, alttaki çizgiler de kış gündönümünde (21 Aralık’ta) izlediği kısa yolu gösteriyor. Yani yazın yıldızımız gökyüzünde uzunca bir yay çiziyor ve daha çok kalıyor. Kışınsa tam tersi oluyor ve gündüzler kısa geçerken geceler aynı oranda uzuyor.

Kış Gündönümü Kutlamaları

Yılın en uzun gecesinin nasıl oluştuğunu gördük. Peki, gezegenimizin 4,5 milyar yıldır her sene yaşadığı bu sıradan olaya biz insanlar neden bu kadar önem veririz? En uzun gece ve en kısa gün bizler için neden önemli? Yanıtı basit: Sonrasında günler yeniden uzamaya başladığı için! Her canlı gibi biz de gün ışığına gereksinim duyduğumuz, yetiştirdiğimiz ekinler, sebzeler, meyveler güneşle can bulduğu için. Bu nedenle çok eski zamanlardan beri 21 Aralık günü (bazen bir iki gün öncesi ya da sonrası) birçok kültürde bir bayram olarak kutlanır. Şimdi onlardan bazılarına bir göz atalım.
yilin en uzun gecesi 01 Yılın En Uzun Gecesi
Görsel Kaynağı: 1000 Words / Shutterstock.com

İngiltere’nin güneyindeki ünlü Stonehenge, yaklaşık 5.000 yıllık bir geçmişi olan bir anıttır. İngiltere’deki bu yapıyı oluşturan devasa taşların kış gündönümünde güneşin doğduğu yönü işaret etmesi, bu yapının bir tapınak olarak kullanılmış olabileceğini ve insanların özellikle 21 Aralık’ta burada toplandığını düşündürüyor. Günümüzde bile bu geleneği sürdürenler var. Burada gördüğünüz geleneksel kırmızı giysiler içindeki grup, kış gündönümünü kutluyor.

yilin en uzun gecesi 02 Yılın En Uzun Gecesi
Görsel Kaynağı: Patrick Messier / Shutterstock.com

Bu fotoğraf da Kanada’nın Toronto kentindeki Kensington Market’ta düzenlenen kış gündönümü kutlamalarından. Kanada’nın iyice kuzeyde yer alması oradaki gecelerin daha da uzun olmasına ve 21 Aralık tarihinin daha özel bir anlam kazanmasına neden oluyor. Simgesel olarak gün ışığını yeniden geri çağırmak için bir meydanda toplanan binlerce kişi, rengârenk kostümler, maskeler ve el yapımı fenerlerle bir geleneği yaşatıyor.

yilin en uzun gecesi 03 Yılın En Uzun Gecesi
İran’da 21 Aralık gecesine verilen özel bir ad var: Yalda Gecesi. Bu geceyi İranlılar evlerinde hazırladıkları zengin sofralarda enfes yemekleri, leziz tatlıları, yazdan kalan karpuz gibi meyveleri ama özellikle de nar yiyerek kutluyorlar. Bu uzun geceyi hiç uyumadan geçirmeye çalışıyor ve ünlü ozanları Hafız’ın şiirlerini okuyorlar.
yilin en uzun gecesi 04 Yılın En Uzun Gecesi
Uzakdoğu’da Çin, Japonya, Kore, Vietnam gibi birçok ülkenin (dolayısıyla milyarlarca insanın!) bir bayram olarak kabul ettiği Dongzhi Festivali, yine 21 Aralık’a denk geliyor ve insanlar kış gündönümünü kutluyor. Günlerin yeniden uzamaya başlamasıyla “yin ve yang” felsefesine uygun bir şekilde evrendeki dengenin yeniden kurulduğu düşünülüyor. Bu festivalde özellikle renkli pirinç toplarından “tangyuan” adlı bir tatlı yapılıp yeniyor.
Uzay istasyonu; Dünya yörüngesinde dönen, büyük bir uzay aracıdır. Uzay istasyonları, Dünya’nın uydusu gibi devamlı olarak gezegenimizin yörüngesinde dolaşırlar. Astronotların uzayda hayatta kalmalarını sağlayan bu istasyonlar, aynı zamanda bilimsel araştırmaların da yapıldığı çok değerli laboratuvarlardır. Bu sıra dışı uzay araçlarını biraz daha yakından tanımak ister misiniz?
İçlerinde astronotların yaşayabileceği şekilde, genelde altı kişilik olarak tasarlanırlar. Bazen kısa süreliğine daha fazla astronotu da barındırabilirler. Uzay istasyonunda her zaman astronot ekipleri olmak zorundadır. Bu ekipler sürekli değişir. Astronotlar, uzay istasyonunda genellikle altı ay kalıp araştırmalar ve deneyler yaparlar. Ayrıca zaman zaman uzay giysilerini giyip uzay yürüyüşlerine çıkar, istasyonun bakım ve onarımını gerçekleştirirler. Boş zamanlarında ise aileleriyle konuşabilir ya da spor yapabilirler. Pencereden dışarı bakıp dünyayı da izleyebilirler.

Uzay istasyonuna her şey (yiyecek, su hatta hava bile) Dünya’dan gelir.

Uzay istasyonunun temel amacı, uzayda bilimsel araştırmalar yapma imkânı sağlamasıdır. Yerçekiminin olumsuz etkilerinden dolayı Dünya’da yapılamayan bazı deneyler orada yapılır. Astronotlar, uzay istasyonlarında, uzayda yaşamayı öğrenir, deneyim kazanır. Bu bilgiler, gelecekteki görevler için de önemlidir. Uzay istasyonları, ileride Ay’a ve Mars’a yapılacak insanlı yolculuklar için bir üs görevi görecektir.

Uzay istasyonunda uzun süre kalan astronotların boyu birkaç santimetre uzar. Dünya’ya dönünce normale döner.

İlk Uzay İstasyonu

Uzay istasyonu fikri ilk olarak Sovyetler Birliği’nde gerçek oldu. Dünya’nın ilk uzay istasyonu Salyut 1 (“Selam” demektir) yeryüzünde yapıldı ve 19 Nisan 1971’de tek parça halinde yörüngeye gönderildi. İlk mürettebat, uzay istasyonuna bir Soyuz uzay aracıyla gitti. Salyut 1, insanlı ilk uzay istasyonuydu. Altı ay çalıştı ve çalıştıktan sonra yörüngede kalamayıp Dünya’ya düştü.

Sovyetler Birliği, Salyut 1’den sonra 8 tane Salyut uzay istasyonu daha yaptı. Ancak bu 8 istasyonun sadece  6’sı başarılı bir şekilde yörüngeye yerleşti ve mürettebatı ağırladı. İkisi fırlatma ya da yörüngeye yerleşme sırasında çıkan sorunlar nedeniyle kullanılamadı. Bu ilk kuşak uzay istasyonları, daha sonra geliştirilecek olan Mir uzay istasyonu için önemli bir temel oluşturdu.

Skylab

uzay istasyonları, skylab

Görsel kaynağı: Wikipedia

Amerika Birleşik Devletleri de uzayda kendi laboratuvarını kurmak istedi. Skylab, ABD’nin 1973’te uzaya fırlattığı tek uzay istasyonuydu. Adı “gökyüzü laboratuvarı” anlamına geliyordu. Skylab; Güneş'i incelemek, uzayda deneyler yapmak ve insanların uzun süreler boyunca uzayda nasıl yaşayacağını anlamak için kullanıldı. Üç astronot ekibinin burada görev yapmasının ardından 1979’da Dünya atmosferine geri düşmesiyle görevini noktaladı.

Barışın ve Bilimin İstasyonu: Mir

uzay istasyonları, mir

Görsel kaynağı: Wikipedia

Mir, Rusça’da “barış” ve “dünya” anlamlarına gelir. Bu uzay istasyonu, 1986’da uzaya gönderildi ve uzayda en uzun süre kalan insanlı istasyon olma rekorunu kırdı. Mir’de değişik ülkelerin astronotları bir araya geldi. Bu girişimler, uluslararası uzay iş birliğinin ilk büyük adımları oldu. Mir’in modüler bir yapısı vardı ve her bir modülü ayrı ayrı uzaya gönderilerek orada birleştirildi. Bilim insanları, uzayda ilk kez bu istasyonda bitki yetiştirdi. Mir, 2001 yılında görevini tamamlayarak kontrollü bir şekilde okyanusa düşürüldü.

Şu anda Dünya yörüngesinde iki uzay istasyonu bulunuyor; Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ) ve Tiangong. UUİ’nin yapımında başta Rusya ve ABD olmak üzere; AB, Kanada ve Japonya yer aldı. Tiangong’u ise Çinliler yaptı.
uzay istasyonları, uluslararası uzay istasyonu
Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)
uzay istasyonları, tiangong
Tiangong

Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)

UUİ, farklı ülkelerden gelen parçalarla yapılan birçok bölümden oluşuyor. UUİ’ye üç kişilik ilk astronot ekibi 2 Kasım 2000’de gitti. Bu üç astronot, Dünya yörüngesindeki UUİ’ye Soyuz uzay aracıyla ulaştı. Böylece UUİ’de sürekli insan varlığı başlamış oldu. O günden beri, yani 25 yıldır, sürekli astronot bulunan bu uzay istasyonu hiç boş kalmadı.
u i iss 2 Uzay İstasyonları
Kasım 2000’den bu yana UUİ’ye insan ve kargo taşımada Soyuz (Rusya), Uzay Mekiği (ABD), Crew Dragon (SpaceX, ABD), Progress (Rusya), ATV (Avrupa uzay Ajansı ESA), HTV (Japonya), Dragon Cargo (SpaceX, ABD) ve Cygnus (Northrop Grumman, ABD) uzay araçları kullanıldı.
uzay istasyonları, soyuz
Soyuz
uzay istasyonları, uzay mekiği
Uzay Mekiği
uzay istasyonları, dragon
Dragon
Görsel kaynağı: NASA

Tiangong

Tiangong, Çince “Gök Sarayı” anlamına gelir. Tıpkı UUİ gibi Tiangong da modüler bir yapıdadır. İlk modül olan Tianhe Nisan 2021’de fırlatıldı. İlk mürettebat da Haziran 2021’de istasyona yerleşti. O günden bu yana istasyon sürekli dolu hâldedir. Çinliler, “astronot” yerine “taykonot” sözcüğünü kullanır ve Tiangong’un mürettebatı genellikle 3 taykonottan oluşur. Bunlar yaklaşık 6 ay görev yaparlar. Ancak görev değişimlerinde (yeni ekip gelirken eski ekip henüz dönmeden) istasyonda kısa süreliğine 6 taykonot bulunabilir.
u i tiangong 2 Uzay İstasyonları
uzay istasyonları, shenzhou
Taykonotları uzay istasyonuna taşıyan uzay aracını adı da Shenzhou’dur (“Kutsal Gemi”).
u i tiangong orbit Uzay İstasyonları
Gökyüzüne bakıp da bulutlardan hayal kurmamış kimse yoktur. Bazen yüce dağların üzerinden ağaçların uzandığı, bazen ağaçsız tepelere şapka olan, kimi zaman da yaşadığımız yerlerde evlerimizin çatılarına kadar yaklaşan bulutlar… Günün farklı saatlerinde, farklı hava koşullarında gökyüzü ile birlikte beyaza, maviye, turuncuya, griye boyanan hayal pamukları. Hepimiz bulutların oluşturduğu şekilleri mutlaka bir şeylere benzetmişizdir: Bir köpeğe, pamuk şekere, kucağında bebeği olan bir kadına, bisikletli bir çocuğa… Ancak tuval gibi gökyüzünü resmeden, güneşle, yıldızlarla ve Ay’la sürekli saklambaç oynayan, kimi zaman kızıp kararıp şimşekler saçan, yağmura, kara neden olan; bazen de alıp başını giden bulutların, aslında birer ailesi var.
Bulut deyip de geçmeyin. Hepsi, görünüşlerine ve yol açtıkları hava değişimlerine göre adlandırılmıştır. Aslında bulutlardan “dört büyük aile” olarak söz edebiliriz. Birçok bilimsel tanım gibi bulut çeşitleri de Latince adlar almıştır. Birbirinden farklı özellikler taşıyan bulut ailelerinin ortak özelliği, elbette hepsinin su damlacıklarından oluşuyor olmasıdır. Bulutlar atmosferdeki su buharının görünür halidir -bir diğeri de sistir. Ilık ve nemli hava, yükselir. Yükselirken de soğur. Soğuk hava, ılık hava kadar çok su buharı tutamadığından doygunlaşır. Fazla buhar toz zerrelerini sarar ve onların üzerinde su damlacıkları olarak yoğunlaşır. Sonunda bulut olarak görülür. Yani milyarlarca damlacığın bir araya gelmesi sonucu bulut ortaya çıkar.

Bulutların Rengi

Bulutlar aslında beyazdır. Ancak gri ya da siyah görünmelerinin nedeni kalınlıkları nedeniyle güneş ışınlarının geçişine daha az izin vermeleridir. Yani kalın ve yoğun bir bulutun gri ya da siyaha yakın görünme nedeni, güneş ışınlarının bu kalın tabakayı aşamamasıdır.

Hava Sıcaklığı ve Bulutlar

Bulutsuz gecelerde havanın bulutlu gecelere göre daha soğuk olduğunu fark ettiniz mi? Bulutların tıpkı bir yorgan gibi ısıyı yeryüzünde tutucu bir etkisi vardır. Bulut olmayınca yani bu etki olmayınca, yeryüzünden daha çok enerji uzaya geri yansır. Yani bulutların yorgan etkisi olmayınca, hava daha serin olur.

Bildiğiniz Bulut Tipleri Var mı?

bulutlar stratus Gökyüzünün Geçit Töreni

Stratus

Bazı bulutlar yer yüzeyinden yansıyan enerjiyi tutup, geri yansıtır. Yani yorgan etkisi yaratır. Yeryüzünü yatak olarak düşünecek olursak, bu bulut tipi de yeryüzünün üzerine örtülmüş bir yorgan gibi sıcaklığı koruma görevi üstlenir. Bunların adı stratus’tur. Latince sözcük karşılığı örtü, battaniye, tabakadır. Gerçekten de yorgan gibi düz, kıvrımları az olan bulut tipidir. Ama stratus bulutları arkasında kalan güneşin hatlarını net olarak belli etmesine izin verir.

bulutlar sirus Gökyüzünün Geçit Töreni

Sirrüs

Birbirinden ayrılmış, ipliksi bir dokuda olan hatta pamuktan bir parça koparırken arada uzayan pamukçuklar görünümündeki bulut ailesine de sirrüs denir. Sirrüs Latincede saç buklesi, kıvrım anlamına gelir. İpeksi görünümdeki sirrüsler gökyüzünün en narin ve romantik görünümlü bulutlarıdır.

bulutlar kumulus Gökyüzünün Geçit Töreni

Kümülüs

Adı Latincede yığın, küme anlamına gelen “cumulus” sözcüğünden gelen kümülüs bulutları patlamış mısırı ya da karnabaharı andırır. Bunlar insanda üzerine atlayıp içine gömülme duygusu yaratan tombik bulutlardır. Güneşe dönük bölümleri parlak beyaz olan kümülüslerin alt bölümleri gridir.

bulutlar nimbus Gökyüzünün Geçit Töreni

Nimbüs

Bir başka bulut grubu da Latincede bulut, yağmur anlamına gelen nimbüslerdir. Bunlar Güneş’i de Ay’ı da saklayacak kadar kalın gri yağış bulutlarıdır. İç karartıcı havalara ve yağışa neden olmaları yüzünden pek de sevilmezler.

Bulutlar = Uçan Filler

bulutlar fil Gökyüzünün Geçit Töreni
Bulutların büyüklüğünü anlatabilmek için “fil ağırlığı” gibi popüler bir ölçü kullanılır. Ortalama bir kümülüs bulutunun 100 fil ağırlığında olduğu düşünülür. Bir fırtına bulutunun ağırlığının 200 bin file ulaştığı tahmin ediliyor. Neyse ki başımıza minik yağmur ve kar tanelerine dönüşerek düşüyorlar. Ancak 2010’da Amerika Birleşik Devletleri’nde Güney Dakota’da, bir futbol topu büyüklüğünde ve ağırlığı bir kiloyu bulan dolu tanelerinin yağdığını da unutmamak gerek.

Filler Neden Düşmüyor?

Çapı iki kilometre olan bir bulutun ağırlığının dört milyon kilo dolayında olduğu biliniyor. Söylerken bile inanması güç! Bu ağırlığın başımıza düşmeden havada dolaşıyor olması ne ilginç, değil mi? Düşmüyor ve havada asılı kalıyorlar; çünkü bu dev kütleler aynı zamanda dev bir alana yayılmış minicik su zerrecikleriyle buz kristallerinden oluşuyor. Yani bulutların yoğunluğu gerçekte çok çok düşüktür. Bulutlarda bulunan en büyük damlacığın çapı milimetrenin yüzde 1’i kadardır ve bir çay kaşığını doldurmak için buluttan binlerce su damlacığı almanız gerekir.

Bulutlar Ne Söyler?

Bazı öyküler ve deyimler, bilimsel araştırmaların da doğruladığı gerçekleri yansıtır. Hava durumu ve bulutlar; büyük kentlerde yaşayan ve günlük yaşamını sürekli kapalı yerlerde geçiren kişiler için ortak şeyleri ifade eder. Ne giyeceği, şemsiye alıp almayacağı, arabayı yıkatıp yıkatmayacağı, bir açık hava programı varsa ona gidip gitmeyeceği gibi… Bunun için hava durumu haberlerini dinlemek ya da o gün sabah gökyüzündeki bulutlara bakıp kişisel deneyimleriyle karar vermek en çok kullanılan yollardır. Oysa kırsal bölgelerde yaşayanlar için hava durumu bambaşka şeyler ifade eder. Sürekli açık havada olan bu kişiler tarım ve hayvancılıkla ilgilendikleri için havayı da özellikle izlerler. Esen rüzgârın yönü ve bulutların konumu havanın nasıl olacağına ilişkin doğru öngörülerde bulunmalarına yeter.

Bulut gider Ada’ya, çek eşeği odaya.
Bulut gelir Söke’ye, çek eşeği köşeye.
Bulut gider Aydın’a, bak işine kaydına.
Bu deyim Aydın yöresinde Kuşadası ve Söke ilçelerinin hava durumuna gönderme yapan, yüzlerce yılın deneyiminden damıtılıp gelmiş harika bir deyimdir. Türkiye’nin bu en verimli ovalarından biri bulunan Söke’de pamuk, ayçiçeği, buğday, mısır, zeytin, incir tarımı yaygındır. Dolayısıyla hava ve yağış durumu yöre halkı için büyük önem taşır. Eğer bulutlar Kuşadası’na (Ada’ya) doğru ilerliyorsa hava bütün gün yağışlı olacak; eğer Söke’ye doğru gidiyorlarsa kısa süreli yağmur yağacak; eğer Aydın’a doğru gidiyorlarsa da güneşli bir hava olacak demektir.

bulutlar ne soyler Gökyüzünün Geçit Töreni

Çeşitli Dillerde Bulut

Gökyüzü… Aklınıza neler getiriyor bu sözcük? Yıldızlar, gezegenler, gökadalar, karadelikler… Peki, bunlarla ilgili hissettiğiniz şey büyük bir heyecan mı? Geceleyin gökyüzüne bakmayı seviyor ve onun içindeki her şeyi merak mı ediyorsunuz? Takımyıldızları öğrenmeyi, gezegenlerin hareketini izlemeyi, Ay’ın kraterlerini, Satürn’ün halkalarını, Jüpiter’in uydularını, bulutsuları ve daha birçok şeyi incelemek mi istiyorsunuz? Kuyrukluyıldız avcılığı yapmak, Güneş’teki patlamaların sırrını çözmek, göktaşı yağmurlarının nedenini ve gökyüzüyle ilgili daha birçok şeyi öğrenmek için can mı atıyorsunuz? O halde siz bir amatör gökbilimci adayısınız! Ve işte, sizi amatör gökbilimci yapmak için hazırladığımız gözlem rehberi…

Birinci Kural
Gözlerini Aç

amatör gökbilimci

Gözlem olmadan amatör gökbilim olmaz. Amatör gökbilimci, gökyüzüne bakmayı seven; gözlemi parasal bir getiri ya da bilime katkı sağlamak için değil, zevk için yapan kişidir. Üniversitelerdeki ya da gözlemevlerindeki profesyonel gökbilimciler (astronomlar) acayip matematik hesaplarıyla, karmakarışık denklemlerle ve çoğu zaman da masa başında, bilgisayar karşısında uğraşır dururlar. Oysa amatör gökbilimciler, gökyüzüne bakarak yani gözlem yaparak ilgilenir gökbilimle.

Peki, gözlem neyle yapılır? Amatör gökbilim için gereksinim duyacağınız tek şey, şu an bu yazıyı okurken de kullandığınız şeydir. Yani, gözleriniz. Ne dürbün ne de teleskop gerekir; ilk başta size bir çift göz yeter. O halde, bir numaralı kuralımızı yineleyelim: Gözlerini aç!

İkinci Kural
Işık Kirliliğinden Kurtul

amatör gökbilimci

Çoğumuz kentlerde yaşıyor ve geceleyin gökyüzüne baktığında ışık kirliliğinden dolayı birkaç yıldızdan fazlasını göremiyor. Neyse ki her gece değişik bir evreyle karşımıza çıkan Ay ve bazen yolunu şaşırıp yıldızların arasına karışıveren –ve genellikle onlardan daha parlak görünen– gezegenler var. Ancaaak… Madem artık amatör gökbilime merak saldınız, daha keyifli bir gözlem için gökyüzünü rahat rahat görebileceğiniz yerlere gitmenizde yarar var. Ay ya da gezegen gözlemini evinizden de yapabilirsiniz; ama takımyıldızları görmek, bunların arasından uzanan Samanyolu’nu izlemek, dürbün ya da teleskopla uzayın derinliklerindeki nesnelere bakmak için hiç ışık kirliliği olmayan yerlere gitmelisiniz. Bunun için de çevresi açık bir yeri ve bulutsuz bir geceyi seçmelisiniz. Bulduğunuz yere kentin ışıkları uzaktan bile gelmesin, hatta o gece gökyüzünde Ay da olmasın. Gözlem yaptığınız ortam ne kadar karanlık olursa, gördüğünüz yıldızlar da o kadar çok olur. Ama dikkat! Geceler özellikle kırsal alanda soğuk olur. Gözlem sırasında uzun süre hareketsiz kalacağınız için daha çok üşüyebilirsiniz. Sizi sıcak tutacak giysileri, molalarda içinizi ısıtacak içecekleri yanınıza almayı unutmayın.

Samanyolu’nu görebilmek için ışık kirliliğinin olmadığı bir yere gitmeniz şart. Ama Samanyolu’nu böyle görebilmek için, uzun süre pozlayabilen bir fotoğraf makinesiyle fotoğraf çekmeniz gerekir.

Üçüncü Kural
Yönünü Bul

ag kutup yildizi Amatör Gökbilimcinin Gözlem Rehberi

Amatör gökbilimci, geceleyin yönünü kolayca bulur. Çünkü hep kuzeyi gösteren Kutup Yıldızı’nı iyi tanır. (Kutup Yıldızı neden hep kuzeyi gösterir, hiç düşündünüz mü?) Öteki yıldızlara göre çok da parlak bir yıldız değildir Kutup Yıldızı. Ama çevresinde daha parlak başka yıldız olmadığı için onu bulmak kolaydır. İşte, size Kutup Yıldızı’nı bulmanın en kolay yöntemi: Önce Büyük Ayı Takımyıldızı’nı bulun. Bu takımyıldızın bir parçası olan kepçe (ya da cezve) gökyüzünde kolayca fark edilir. Daha sonra da yukarıdaki şekilde gördüğünüz gibi, kepçenin sonundaki iki yıldız arasındaki uzaklığın beş katı kadar ilerleyin. Karşınıza çıkan yıldız Kutup Yıldızı’dır; onun bulunduğu yön de kuzeydir. Bu durumda arkanız güney, sağınız doğu, solunuz da batıdır; işte, hepsi bu kadar…

Dördüncü Kural
Teleskop İçin Acele Etme

amatör astronom

Bir çift göz ve gökyüzüne duyulan ilgi, amatör gökbilim için yeterlidir; ama yine de her amatör gökbilimcinin hayallerini bir teleskop almak süsler. Oysa birçok gözlem, çıplak gözle yapılır. Örneğin takımyıldızları dürbün ya da teleskopla göremezsiniz. Ay tutulması, Güneş tutulması gibi eşsiz görsel olaylar da çıplak gözle ya da özel tutulma gözlükleriyle izlenir. Yıldız kayması olarak bildiğimiz göktaşı yağmurları da çıplak gözle izlenir. Gezegenlerin yörüngelerini takip etmek için de bir gökyüzü haritasına ya da defter-kaleme gereksinim duyarsınız. Erken alınan bir teleskop sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Oysa önce gökbilimle biraz daha haşır neşir olmak, birçok temel bilgiyi edinmek gerekir. O nedenle acele etmeyin. Teleskopla Ay’ın kraterlerini, Jüpiter’in uydularını, Satürn’ün halkalarını, bulutsuları ve yıldız kümelerini görmek için biraz daha sabredin. Bu sırada da gözlerinizle gördüklerinizin keyfini çıkarın, onları aklınıza iyice yerleştirin. Eh, belki bir dürbün de şimdilik heyecanınızı yatıştırmaya yetebilir! Üstelik dürbün sayesinde çıplak gözle tek olarak gördüğünüz bazı yıldızların çift olduğunu, yıldız zannettiğiniz bir nesnenin aslında yıldız kümesi ya da gökada olduğunu da anlayabilirsiniz. Hatta şansınız yaver giderse bir kuyrukluyıldız bile keşfedebilirsiniz!

Beşinci Kural
Takımyıldızları Tanı

Aslında ilk takımyıldızı –Büyük Ayı’yı– yönünüzü bulmaya çalışırken öğrendiniz bile. Gökyüzü eski çağlardan beri takımyıldızlar olarak adlandırılan bölgelere ayrılmış. Yan yana duran yıldızlar, geceleyin gökyüzüne bakmaya daha çok zamanı olan eski zaman insanlarınca çeşitli varlıklarla özdeşleştirilmişler. Bazıları vahşi hayvanlara, bazıları da krallara, kraliçelere, kahramanlara benzetilmiş ve onların adlarını almış. Bu adlandırma modern zamanlarda da bazı değişikliklerle sürdürülmüş ve gökyüzü 88 takımyıldıza –ya da 88 bölgeye– ayrılmış. İşte, bu bölgeleri öğrenmek, gökyüzünde yıldızlar arasında hayali çizgiler çizerek onları adlarıyla tanımak, amatör gökbilimcilerin ilk yaptıkları işlerdendir. Siz de takımyıldızların konumlarını ve ne zaman gözlenebileceklerini gösteren bir gök atlası ya da gökyüzü haritası edinerek bu zevkli serüvene başlayabilirsiniz. Takımyıldızları tanıdıktan sonra, onların içinde kalan öteki gök nesnelerini –bulutsular, çift yıldızlar, yıldız kümeleri, gökadalar vs– bulmak da çok kolay olacak. Tıpkı hangi mahalle ya da sokakta olduğunu bildiğiniz bir evi bulmak gibi.
ag besinci kural Amatör Gökbilimcinin Gözlem Rehberi
ag perspektif Amatör Gökbilimcinin Gözlem Rehberi

Takımyıldız oluşturan yıldızlar, gerçekte yan yana ya da bir grup halinde duran yıldızlar değildir. Bizim onlara Dünya’dan baktığımız açıdan, sanki yan yana dizilmiş gibi görünseler de gerçekte uzayda farklı uzaklıklarda yer alırlar ve değişik parlaklıkları vardır.

Birkaç Gözlem Önerisi: Ay, Gezegenler ve Takımyıldızlar

Hey, amatör gökbilimciler! İlk gözlem için hazır mısınız? İşte, size birkaç öneri… Üstelik bu gözlemleri çıplak gözle yapabilirsiniz. Ama elinizin altında bir gökyüzü haritası –ya da fotokopisi– mutlaka olsun.

İşte, size evinizin penceresinden bile yapabileceğiniz bir gözlem önerimiz var: Ay’ın evrelerini ve gezegenlerin konumunu izlemek. Ay’ın yeniaydan dolunaya kadar olan evrelerini, elinizdeki gökyüzü haritası üzerine, arka plandaki yıldızlara göre konumunu göstererek ve günbegün yazarak işaretleyin. Bunu en az iki hafta boyunca her gece aynı saatte yapmaya çalışın. Sonuçta Ay’ın evrelerini görmüş ve yörüngesini çıkarmış olacaksınız.

ag ay fazlari Amatör Gökbilimcinin Gözlem Rehberi

Benzer bir işlemi gezegenler için de yapın. Peki, gökyüzünde neyin gezegen olduğunu nasıl anlayacaksınız? İşte, bu önemli bir soru. Gezegenlerin ışığı sabittir, oysa yıldızların ışığı parıldayarak gelir. Bir de gezegenler, sabit yıldızların oluşturduğu sanal düzlem üzerinde “gezerler”. O nedenle de elinizdeki yıldız haritalarında yer almazlar. Venüs ve Jüpiter, parlaklıkları nedeniyle en çok görünen gezegenlerdir. Bunları Mars ve Satürn izler. Merkür’ü görmek zordur, Uranüs ve Neptün’ü ise dürbün olmadan görmek çok güçtür. Bu nedenle gezegen olduğunu düşündüğünüz gökcisimlerini haritanızın üzerine işaretleyin ve bunu birkaç günde bir yineleyin. Birkaç hafta sonra arka plandaki yıldızlara göre hareket ettiklerini göreceksiniz ve yörüngelerini ortaya çıkaracaksınız. Bunun hangi gezegen olduğunu anlamak içinse biraz daha araştırma yapmanız gerek.

Ay’ın olmadığı bir gece ışık kirliliğinden uzak bir yerde takımyıldızları keşfe çıkın. Yıldız haritanızda gördüğünüz takımyıldızları gökyüzünde bulmaya çalışın. Zodyak takımyıldızları olarak bilinen İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Boğa gibi takımyıldızların yan yana ve güneyde yer aldığını fark edeceksiniz. Gece boyunca takımyıldızların hareket ettiğini, doğup battıklarını keşfedeceksiniz! Amatör gökbilim dünyasına hoş geldiniz…

Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı

b k y giris1 Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
b k y giris2 Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
b k y giris3 Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
b k y giris4 Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
Gökadamız Samanyolu’nda 200 milyar dolayında yıldız olduğu hesaplanıyor. Her şeyin olduğu gibi bu yıldızların da bir ömrü vardır: Doğar, yaşar ve ölürler. Bütün yıldızların doğumu hemen hemen aynıdır. Normal yaşamları da benzer; ama ölümleri çok farklı olabilir. Yıldızımız Güneş gibi küçük kütleli yıldızlar sessiz sedasız ve yavaş yavaş ölürken büyük kütleli yıldızların yaşamı görkemli patlamalarla son bulur. Güneş’imizden büyük kütleli yıldızların yaşamlarının nasıl sona erdiğine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz?

Yıldız Doğumhanesi

Bir yıldızın yaşamının her aşaması milyarlarca yıl sürer. Bütün yıldızlar “nebula” denen olağanüstü büyük (yüzlerce hatta binlerce ışık yılı genişliğinde) gaz ve toz bulutlarında doğar. Yani aslında yıldızlar gaz ve tozdan oluşur. Kütleçekimi gaz ve tozu giderek yoğunlaştırır ve dönen, devasa, sıcak topaklar oluşturur.
b k y yildiz dogumu Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı

Genç ve Parlak

Zamanla bu topaklar o kadar ısınır ki merkezlerinde nükleer tepkimeler gerçekleşir. Parlamaya başlarlar ve yıldızlara dönüşürler. Çevrelerinde yoğun bir gaz ve toz diski olur. Bu diskin içinde yerel topaklanmalar oluşmuştur. Bunlar bir süre sonra gezegenlere dönüşecektir.

Ana Kol Yıldızı

Yavaş yavaş yıldız daha da ısınır ve daha parlaklaşır. Yaşamının sabit ve kararlı bir şekilde süreceği en uzun aşamasına girer. Buna “ana kol” aşaması denir. Ana kol aşaması boyunca yıldızın merkezindeki hidrojen, füzyon tepkimeleriyle helyuma dönüştürülür. Ortaya çıkan muazzam enerji, yıldızın büyük kütleçekimi nedeniyle kendi içine doğru çökmesini engeller. Bu arada uzaya ısı ve ışık yayılır. Bütün yıldızlar ömürlerinin büyük bölümünü “ana kol” aşamasında geçirir.
b k y gunes Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı

Kütlesi Yıldızın Ömrünü Belirler

Güneş küçük bir yıldızdır. Bununla birlikte Samanyolu gökadasındaki yıldızların çoğundan daha büyüktür. Güneş’ten büyük kütleli yıldızların sayısıysa görece azdır. Küçük kütleli yıldızlar daha az sıcak, sarı ve kırmızı renkte olurken büyük kütleli yıldızlar daha sıcak, beyaz ve mavi renkli olurlar. Büyük kütleli yıldızların kütleçekim etkisi çok daha büyüktür. Yani yıldızı, kendi içine çökertmeye çalışan kuvvet çok güçlüdür. Bu kuvvet, yıldızın merkezindeki basıncı ve sıcaklığı çok yükseltir. Büyük kütleli yıldızlar merkezlerindeki hidrojeni çok hızlı bir şekilde helyuma dönüştürür. Dolayısıyla “ana kol” yıldızı olarak ömürleri çok kısa olur. Ana kol evresinden çıktıktan sonra kalan ömürlerini de çok daha hızlı yaşarlar. Kısacası büyük kütleli yıldızların ömrü çok kısa olur.
b k y rigel Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
Rigel (Güneş’in yaklaşık 20 katı)
b k y gunes Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
Güneş
b k y Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
Proxima Centauri (Güneş’in yaklaşık yüzde 12,5’u)

Süpernova

Büyük kütleli yıldızlar ana kol evresinden çıkınca enerji üretimi için çekirdeklerinde helyumdan daha ağır elementler (karbon, oksijen, neon, silisyum vb.) oluşturmaya başlarlar. Bu nükleer füzyon süreçleri, yıldızın iç basıncını ve sıcaklığını çok yüksek tutar ve kendi kütleçekiminin çökmeye neden olan etkisine karşı koyar. Çekirdekte giderek daha ağır elementler üretilir. Bu üretimin sonunda demire ulaşılır. Demir oluştuktan sonra füzyon süreçleri artık enerji üretemez; tersine enerji tüketmeye başlar. Bu durum, yıldızın iç basıncının aniden düşmesine ve yıldızın kendi içine doğru çökmesine yol açar. Yıldızın bütün iç katmanları, çekirdeğe doğru olağanüstü bir hızla çöker. Hızla düşen katmanlar çekirdeğe çarpınca muazzam bir şok dalgası oluşur. Bu şok dalgası, yıldızın maddesinin büyük bölümünü uzaya doğru hızla savurur. İşte, bu olaya süpernova (ya da süpernova patlaması) denir.

b k y supernova Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı

Süpernova

Büyük kütleli yıldızlar ana kol evresinden çıkınca enerji üretimi için çekirdeklerinde helyumdan daha ağır elementler (karbon, oksijen, neon, silisyum vb.) oluşturmaya başlarlar. Bu nükleer füzyon süreçleri, yıldızın iç basıncını ve sıcaklığını çok yüksek tutar ve kendi kütleçekiminin çökmeye neden olan etkisine karşı koyar. Çekirdekte giderek daha ağır elementler üretilir. Bu üretimin sonunda demire ulaşılır. Demir oluştuktan sonra füzyon süreçleri artık enerji üretemez; tersine enerji tüketmeye başlar. Bu durum, yıldızın iç basıncının aniden düşmesine ve yıldızın kendi içine doğru çökmesine yol açar. Yıldızın bütün iç katmanları, çekirdeğe doğru olağanüstü bir hızla çöker. Hızla düşen katmanlar çekirdeğe çarpınca muazzam bir şok dalgası oluşur. Bu şok dalgası, yıldızın maddesinin büyük bölümünü uzaya doğru hızla savurur. İşte, bu olaya süpernova (ya da süpernova patlaması) denir.

Süpernovalar evrende gözlemlenen en enerjik olaylardan biridir. O sırada yayılan ışık yüz milyarlarca yıldızın ışığına denktir. Uzaktan bakıldığından neredeyse içinde bulunduğu gökada kadar parlak olduğu görülür.
b k y sn1994d Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
SN 1994D (sol altta görülen parlak benek), 55 milyon ışık yılı ötedeki gökada NGC 4526’daki bir süpernovadır.
Görsel kaynağı: NASA

Süpernovanın Ardından

Süpernovadan sonra yıldızdan geriye ne kalacağı, tabii ki yıldızın başlangıç kütlesine bağlıdır.
b k y notron yildizi Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı

Nötron Yıldızı

Eğer yıldızın başlangıç kütlesi Güneş’in kütlesinin 10 ila 25 katı arasındaysa, süpernovanın ardından geriye çok yoğun bir nötron yıldızı kalır. Nötron yıldızları yaklaşık bir kent (örneğin Ankara) büyüklüğünde olur. Neredeyse tümüyle nötronlardan oluşur ve inanılmaz derecede yoğundurlar. Bir çay kaşığı nötron yıldızı maddesi, yaklaşık Everest Dağı kadar ağırdır.

b k y kara delik Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı

Kara Delik

Eğer yıldızın başlangıç kütlesi Güneş’in 25 katından daha büyükse, süpernovanın ardından geriye bir kara delik kalır. Kara delikler o denli yoğun nesnelerdir ki ışık bile onlardan kaçamaz. Kısacası onlar gerçekten de karadır.

Ancak özel teleskoplarla ve yıllar süren gözlemler sonucunda gökada merkezlerindeki süper kütleli karadelikler gözlenebilir. Bunların nasıl oluştuğu da henüz tam olarak anlaşılabilmiş değildir.
b k y messier Büyük Kütleli Yıldızların Yaşamı
Messier 87 gökadasının çekirdeğinde bulunan (süper kütleli) kara deliğin radyo dalgalarıyla çekilmiş ilk doğrudan görüntüsü.
Görsel kaynağı: Wikipedia (Event Horizon Telescope)
Güneş’in gökyüzünde gün içinde değişen konumuna dikkat etmişsinizdir: Güneş doğudan, ufuktan doğar, zamanla yükselir, gün ortasında en yüksek konumuna ulaşır ve sonra da batıya doğru giderek alçalır. Peki, Güneş’in gün ortasında ulaştığı en yüksek konumun mevsimden mevsime değiştiği hiç dikkatinizi çekti mi? Güneş’in kışın ulaştığı en yüksek nokta ile yazın ulaştığı en yüksek nokta arasında belirgin bir fark vardır. Ama bu fark çok uzun bir dönemde yavaş yavaş oluştuğu için pek dikkat çekmeyebilir.

Güneş’in gökyüzünde gün içinde değişen konumuna dikkat etmişsinizdir: Güneş doğudan, ufuktan doğar, zamanla yükselir, gün ortasında en yüksek konumuna ulaşır ve sonra da batıya doğru giderek alçalır. Peki, Güneş’in gün ortasında ulaştığı en yüksek konumun mevsimden mevsime değiştiği hiç dikkatinizi çekti mi? Güneş’in kışın ulaştığı en yüksek nokta ile yazın ulaştığı en yüksek nokta arasında belirgin bir fark vardır. Ama bu fark çok uzun bir dönemde yavaş yavaş oluştuğu için pek dikkat çekmeyebilir.

Buna Dünya’nın ekseninin eğikliği yol açar. Eğer Dünya’nın ekseni eğik olmasaydı, yıl boyunca Güneş gökyüzünde hep aynı yolu izlerdi.

Ekinoks
ekinoks gunes mobil 2 Ekinoks

Eksen Eğikliği

Eksen Eğikliği

Eksen, bir nesnenin ağırlık merkezinden geçen ve nesnenin döndüğü varsayımsal çizgidir. Dönen bu nesne atom altı bir parçacık da olabilir, bir gezegen ya da Güneş gibi bir yıldız da olabilir.

Dünya’nın da döndüğü bir ekseni vardır. Bu eksen Dünya’nın coğrafi kutup noktalarından geçer. Dünya kendi eksenindeki bir dönüşünü 23 saat 56 dakikada tamamlar. Biz bu süreye, gün deriz ve 24 saat olduğunu kabul ederiz.

Ne var ki Dünya’nın ekseni, Dünya’nın Güneş’in çevresinde döndüğü düzleme (ekliptik) dik değildir; hafif eğiktir.

Ekliptikten çıkan dik çizgi ile Dünya’nın ekseninin arasında 23 derece 27 dakikalık (23° 27’) bir açı vardır. Ekseninin bu hafif eğik oluşunun Dünya için çok önemli sonuçları vardır. Bunların başında da yıl boyunca (yani Dünya Güneş’in çevresinde dönerken) güneş ışınlarının geliş açısının ve süresinin değişmesi yani alınan enerji miktarının değişmesi gelir. Bir başka deyişle mevsimlerin oluşması gelir.

Ekinoks
ekinoks eksen mobil Ekinoks

150 Yıllık Aylara Göre Dünya’daki
Ortalama Hava Sıcaklıkları

150 yillik ortalama hava sicakliklari grafik4 Ekinoks
150 yillik ortalama hava sicakliklari grafik mobil Ekinoks
gezegenler gunes 2 Ekinoks

Ekseninin eğik olması Dünya’ya özgü bir durum değildir. Güneş’in çevresinde dönen 8 gezegenin hepsinin eksenleri de eğiktir.

Ekseninin eğik olması Dünya’ya özgü bir durum değildir. Güneş’in çevresinde dönen 8 gezegenin hepsinin eksenleri de eğiktir.

gezegenler merkur Ekinoks

Merkür
0ºC

gezegenler venus Ekinoks

Venüs
177ºC

gezegenler dunya Ekinoks

Dünya
23ºC

gezegenler mars Ekinoks

Mars
25ºC

gezegenler jupiter Ekinoks

Jüpiter
3ºC

gezegenler saturn Ekinoks
Satürn 27ºC
gezegenler uranus Ekinoks

Uranüs
98ºC

gezegenler neptun Ekinoks

Neptün
28ºC

Ekinoks

Eksen eğikliğinin Dünya’mız için bir başka sonucu da gece ve gündüz sürelerinin yıl boyunca değişmesidir. Ancak yılda iki gün dünyanın her yerinde gündüz ve gece eşit olur ve on ikişer saat sürer. Bu günlere ekinoks denir.

Ekinoks sözcüğü latince aequinox birleşik sözcüğünden gelir -aequi “eşit” ve nox “gece” demektir. Ekinoks gece ile gündüz sürelerinin eşit olduğu gün olarak bilinir. Türkçe ılım da denir.

ekinoks gecegunduz mobil Ekinoks

Yılda iki ekinoks (ılım) olur. Kuzey Yarımküre’de 21 Mart’ta gerçekleşen ilkbahar ekinoksu (ilkbahar ılımı) birçok toplumda ilkbaharın (hatta yeni yılın) ilk günü olarak kabul edilir. 22 ya da 23 Eylül’de gerçekleşen sonbahar ekinoksu (sonbahar ılımı) da sonbaharın ilk günü olarak kabul edilir. Bu iki günde bütün dünyada gündüz ve gece on ikişer saat sürer. İlkbahar ekinoksundan sonra gündüzler gecelerden uzun olmaya başlar. Sonbahar ekinoksundan sonra da geceler daha uzun olmaya başlar.

Bu yıl sonbahar ekinoksu 22 Eylül’dür. Bu günden sonra gündüzler gecelerden daha kısa olmaya başlayacaktır.

Ekinoks

Eksen eğikliğinin Dünya’mız için bir başka sonucu da gece ve gündüz sürelerinin yıl boyunca değişmesidir. Ancak yılda iki gün dünyanın her yerinde gündüz ve gece eşit olur ve on ikişer saat sürer. Bu günlere ekinoks denir.

Ekinoks sözcüğü latince aequinox birleşik sözcüğünden gelir -aequi “eşit” ve nox “gece” demektir. Ekinoks gece ile gündüz sürelerinin eşit olduğu gün olarak bilinir. Türkçe ılım da denir.

Yılda iki ekinoks (ılım) olur. Kuzey Yarımküre’de 21 Mart’ta gerçekleşen ilkbahar ekinoksu (ilkbahar ılımı) birçok toplumda ilkbaharın (hatta yeni yılın) ilk günü olarak kabul edilir. 22 ya da 23 Eylül’de gerçekleşen sonbahar ekinoksu (sonbahar ılımı) da sonbaharın ilk günü olarak kabul edilir. Bu iki günde bütün dünyada gündüz ve gece on ikişer saat sürer. İlkbahar ekinoksundan sonra gündüzler gecelerden uzun olmaya başlar. Sonbahar ekinoksundan sonra da geceler daha uzun olmaya başlar.

Bu yıl sonbahar ekinoksu 22 Eylül’dür. Bu günden sonra gündüzler gecelerden daha kısa olmaya başlayacaktır.

Herhalde bu soruyu her çocuk en az bir kez sormuştur. Tabii içinde merak duygusu olan yetişkinler de! Ama merak edilmeyecek gibi de değil hani… Acaba gökyüzü neden kırmızı, sarı, yeşil ya da mor değil de mavidir? Geceleri yıldızlar ve gezegenler kapkara bir fon üzerinde ışıldarken şafak vakti göğün rengi yavaş yavaş değişmeye, kızıllaşmaya başlar ve sonra bir de bakmışsınız ki masmavi!

İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah.
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.

“Dalgacı Mahmut” şiirinde Orhan Veli böyle diyor. Ama tabii o işin edebiyatında! Peki, gerçekte gökyüzünü kim maviye boyuyor? Tabii ki güneş ışınları ve atmosferimiz… Biliyorsunuz Güneş’ten gelen görünür ışığın (çünkü gözle göremediğimiz kızılötesi ve morötesi ışınlar var), mordan kırmızıya kadar değişik renklerdeki ışınları bir araya gelir ve bize beyaz olarak görünür. Bir prizmadan geçince renklerine ayrılan ya da yağmur damlalarının içinden geçerken kırılarak gökkuşağını oluşturan güneş ışınlarını düşünsenize…

gökyüzü neden mavidir
Beyaz ışığı oluşturan renklerden kırmızı ve turuncunun dalga boyu daha büyük, mavi ve morun daha küçüktür.
İşte beyaz güneş ışığını oluşturan bütün renkler arasında en çok mavi renk atmosferde saçılmaya uğrar. Neden mi? Atmosferimizdeki azot ve oksijen gibi gaz molekülleri, dalga boyu kısa olan ışığı (yani mavi ve mor) uzun dalga boylu ışığa (kırmızı ve turuncu) göre daha çok saçar da ondan. Biraz karışık geldiyse şöyle düşünün: Güneş ışığı atmosferden geçerken engellere takılıp saçılıyor; ortalıkta çok fazla mavi ve mor renkli foton uçuşurken sarı, turuncu ve kırmızı tonlardakiler daha az oluyor. Biz de gündüzleri gökyüzünü bu nedenle mavi görüyoruz. Aslında mor ışık maviye göre daha fazla saçılır; ama gözümüz mor renge mavi kadar duyarlı olmadığı için gökyüzü bize mordan çok mavi görünür.
gökyüzü neden mavidir
Peki, güneş batarken ya da doğarken gökyüzü niye daha kırmızı tonlarda görünür? İşte, o zaman işler biraz değişir. Çünkü gün doğumu ile gün batımına yakın saatlerde atmosfere daha dar bir açıyla giren güneş ışınları daha kalın bir atmosfer tabakasından geçer. Daha çok yol kat ederken artık neredeyse tamamı saçılan mavi ışıktan geriye pek bir şey kalmaz ve daha az saçılan kırmızı ile turuncu ışınlar gözümüze daha çok ulaşır. Zaten Güneş de bu nedenle kızıllaşır gibi görünür. Elbette kırmızılar da kalın atmosfer tarafından soğurulur ve batmak üzere olan yıldızımız parlaklığını epey yitirdiği için ona rahatça bakabiliz. Tabii siz gene de bakmayın; çünkü Güneş’e doğrudan bakmak, gözlerde kalıcı hasara neden olabilir.
Güneş ışınları gündüzleri (1) daha dik bir açıyla ve daha ince bir atmosfer tabakasından geçerek dünyaya ulaşır. Akşamları ya da sabahları, yani günbatımı ve gündoğumu dolayındaysa (2) güneş ışınları daha eğik bir açıyla gelir ve daha kalın bir atmosfer tabakasının içinden geçer, dolayısıyla daha çok saçılır.
Bitirmeden şuna da değinelim: Geceleri güneşten gelen ışık olmadığı için gökyüzü karanlık görünür. Peki, uzayda ya da Ay’da, Güneş tam tepede ışıldarken niye gökyüzü yine kapkara görünür? Bunun nedeni de atmosferin olmamasıdır! Atmosfer, yani güneşten gelen ışınların içinden geçip çarpacağı atomlar olmayınca, dolayısıyla beyaz ışığı oluşturan renklerin saçılması gerçekleşmeyince Güneş bembeyaz bir tabak gibi parlarken gökyüzünün geri kalanı zifiri karanlık görünür.
gökyüzü neden mavidir
Atmosferin olmadığı Ay’dan ya da uzaydan bakınca Güneş tepede parlarken bile gökyüzü kapkaradır.
Görsel kaynağı: NASA
Kısacası gökyüzünün mavi rengi, kısa dalga boylu mavi ışığın atmosfer tarafından daha çok saçılması ve gözümüzün bu ışığa daha duyarlı olmasıyla ilgilidir. Gündüzleri daha çok saçılan mavi ve mor renkler, gökyüzünde daha baskın renk olarak görünürken akşamın ya da sabahın alacakaranlığında tükenip egemenliği kırmızıya teslim ederler. Gökyüzünü mavi renkte görmemizin bütün nedeni budur.
acaba ne olurdu kutu3 Gökyüzü Neden Mavidir?

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen çok basit görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!

b b 022025 giris yildizlar3 Bunları Biliyor muydunuz? Gezegenimiz Dünya
b b 022025 giris yildizlar4 Bunları Biliyor muydunuz? Gezegenimiz Dünya
b b 022025 giris dunya2 Bunları Biliyor muydunuz? Gezegenimiz Dünya

Bunları Biliyor muydunuz?

Gezegenimiz Dünya

dünyanın çapı
Dünya’nın çapı 12.742 kilometredir.
dünyanın kütlesi
Dünya’nın kütlesi yaklaşık 6×1024 kilogramdır.
dünyada karaların toplamı
Karaların toplam yüzölçümü yaklaşık 148 milyon 940 bin kilometrekaredir.
denizlerin toplam yüzölçümü
Denizlerin toplam yüzölçümü yaklaşık 361 milyon 132 bin kilometrekaredir.
b b hotspot dunya Bunları Biliyor muydunuz? Gezegenimiz Dünya

Dünya’nın yaşı yaklaşık 4,54 milyardır.

Karaların ortalama rakımı 840 metredir.

Denizlerin ortalama derinliği 3.688 metredir.

Dünya’nın yüzey alanı yaklaşık 510 milyon kilometrekaredir.

b b 022025 kacis hizi Bunları Biliyor muydunuz? Gezegenimiz Dünya

Dünya’dan kaçış hızı saniyede 11,2 kilometredir.

b b 022025 olu deniz Bunları Biliyor muydunuz? Gezegenimiz Dünya
Karaların en derin noktası Ölü Deniz’dir. Rakımı -430,5 metredir.
everest dağı ve mariana çukuru
Dünya’nın en yüksek yeri Everest Dağı 8.848 metre yüksekliğindedir. Okyanusların en derin noktası da Mariana Çukuru’dur ve derinliği 11.034 metredir.
dünyanın dönüş hızı
Dünya’nın ekseninde dönüş hızı Ekvator’da saatte 1.670 kilometredir. Güneş’in çevresinde dönüş hızı da ortalama saatte 107.000 kilometredir.

Dünya’nın Dönüşünü
Neden Hissetmeyiz?

Dünya hem kendi ekseninde hem de Güneş’in çevresinde döner. Biz bu dönüşlerden ilkini bir gün içinde gündüz ve gece olarak fark ederiz. Yani 24 saatlik bir çevrim içinde bulunduğumuz yer aydınlıktan karanlığa, sonra da karanlıktan aydınlığa geçer. Bunu her saat azar azar (gündüzleri Güneş’in gökyüzündeki hareketiyle, geceleri de aynı gökyüzündeki yıldızların hareketiyle) görürüz. Dünya’nın ikinci dönme hareketini de yıl boyunca doğada ve çevremizde mevsimden mevsime değişen olaylar olarak fark ederiz.
dünyanın dönüşünü neden hissetmeyiz
dunya donus mobil Dünya’nın Dönüşünü Neden Hissetmeyiz?
Dünya’nın her iki hareketi de çok hızlıdır. Ekseninde dönerken Dünya’mızın Ekvator’daki hızı saatte yaklaşık 1.670 kilometredir. Bu hız kutuplara doğru gidildikçe yani enlemler büyüdükçe azalır. Dünya’mızın Güneş’in çevresinde dolanırkenki hızı da yaklaşık olarak saatte 108.000 kilometredir. Yolcu uçaklarının saatte yaklaşık 1.000 kilometre hızla gittiğini düşünürsek, Dünya’nın her iki hareketinin hızının da çok yüksek olduğunu anlarız. Peki, bu denli hızlı hareket eden Dünya’nın yüzeyindeki bizler nasıl olur da bu hızı hiç hissetmeyiz? Okurlarımızdan Batuhan’ın da aklına takılan bu soruyu gelin birlikte yanıtlayalım.
dünyanın dönüşünü neden hissetmeyiz

Aslında bu sorunun yanıtı yukarıda hız karşılaştırması yapılan “uçak”ta gizlidir. Uçakta saatte 1.000 kilometre hızla havada ilerlerken de yolcular hiçbir şey hissetmez. Koltuklarından kalkıp koridorda rahatça yürürler; kabin görevlileri de rahatça servis yapar. Çünkü uçağın içindeki her şey -yolcular, koltuklar, kabin valizleri vs- uçakla aynı hızda ilerler. Aynı şey Dünya’nın dönüşü için de geçerlidir.

Çevremizdeki şeylere baktığımızda Dünya’nın döndüğünü fark edemeyiz; çünkü hepsi de bizimle birlikte ve daha da önemlisi Dünya ile birlikte aynı şekilde ve hızda hareket ediyor, dönüyordur. Dünya dönerken hava bile bizimle birlikte hareket eder, döner. Hepimiz yerçekimi tarafından sabit tutuluruz ve Dünya ile birlikte döneriz.

dünyanın dönüşünü neden hissetmeyiz
acaba ne olurdu kutu3 Dünya’nın Dönüşünü Neden Hissetmeyiz?

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen çok basit görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!

1 Temmuz 1911’de Kandilli Rasathanesi’nde sürekli ve sistemli meteoroloji ölçümlerine başlandı.

 

neler oldu 2020 temmuz 01 1 Temmuz

 

Haziran 1910’da Türkiye’de astronomi ve jeofizik çalışmalarının öncülerinden Fatin Gökmen yeni kurulacak rasathanenin müdürlüğüne getirildi. Fatin Bey ve ekibi, Kandilli Rasathanesi’nde 1 Temmuz 1911’den itibaren sürekli ve sistemli meteoroloji ölçüm ve kayıtlarına başladı. Uluslararası kabul edilen 7, 14 ve 21 saatlerinde günlük gözlemler yapıldı, deftere kaydedildi ve gerekli yerlere bildirildi.

AYIN TAMAMI