Hayvanların Savunma Yöntemleri







Armadillo
Güney Amerika düzlüklerinde yaşayan armadillolar, doğanın minik panzerleridir. Bu memeli hayvanların sırtı, birbirine eklemlerle bağlı sert ve kemiksi plakalardan oluşan doğal bir zırhla kaplıdır. Yumuşak olan tek yerleri karınlarıdır. Bir tehlike sezdiklerinde ilk işleri bu bölgeyi korumaktır. Bir avcı yaklaştığında armadillo, bedenini katlayıp yuvarlayarak sert bir top haline getirir. Başı, bacakları ve kuyruğu bu sert kabuğun içinde kalır. Karşısında taş gibi sert bir topu gören saldırgan, bu kabuğu ısıramayacağını anlayıp pes eder ve başka avların peşine düşer.

Kaplumbağalar da tıpkı armadillolar gibi sert kabuklarının içine çekilerek kendilerini savunurlar.

Kirpi
Kirpiler küçük olmalarına karşın, sırtlarını kaplayan yüzlerce sert diken sayesinde birçok avcıdan kolayca korunabilirler. Bu dikenler aslında değişime uğramış, sertleşmiş kıllardır. Normal zamanlarda kirpiler rahatça yürür ve yiyecek ararlar. Ancak tehlike hissettiklerinde hemen başlarını ve ayaklarını içeri çekerler. Ardından güçlü kasları sayesinde (tıpkı armadillo gibi) yuvarlak bir top hâline gelirler. Böylece sivri dikenleri her yöne bakar. Tehlike geçene kadar sabırla bu şekilde bekleyip sonra yeniden açılarak yollarına devam ederler.

Kirpi balığı da tehlike anında su ya da hava yutarak dikenli bedenini balon gibi şişirir. Böylece yutulması çok zor hâle gelir.

Bombardıman böceği
Bu minik böcek, sıradan görünüşünün ardında çok tuhaf bir özelliğe sahiptir. Kendini tehlikede hissettiğinde, bedenindeki özel iki farklı kimyasal maddeyi arka kısmındaki bir kesede birleştirir. Bu birleşim anında müthiş bir tepkime olur ve kaynayan, zehirli bir sıvı ortaya çıkar. Bombardıman böceği, neredeyse 100 derece sıcaklıktaki bu sıvıyı düşmanının üzerine büyük bir basınçla ve küçük bir patlama sesi çıkararak püskürtür. Bu ani, gürültülü ve yakıcı saldırı karşısında neye uğradığını şaşıran saldırgan, arkasına bile bakmadan kaçmak zorunda kalır.

Opossum
Opossumların saldırgan yapıları yoktur; tehlikeyle karşılaştıklarında önce kaçmaya çalışırlar. Ama kaçamazlarsa çok enteresan bir savunma yöntemi kullanırlar. Birden yere düşer, hareketsiz kalır ve ölmüş gibi görünürler. Bu davranışa “ölü taklidi yapmak” denir. Opossum, ölü taklidi yaparken yalnızca gözlerini kapatmaz. Solunumu yavaşlar, kasları gevşer ve ağzı hafifçe açık kalır. Hatta kötü kokulu bir sıvı salgılayarak gerçekten ölmüş bir hayvan izlenimi verir. Birçok yırtıcı hayvan, ölmüş bir avı tercih etmediği için ilgisini hemen kaybeder ve uzaklaşır. Opossum da tehlike geçince ağaya kalkıp yoluna devam eder.

Kokarca
Kokarcalar genellikle sessiz ve sakin hayvanlardır. Tehlike hissettiklerinde önce kaçmaya çalışırlar. Eğer kaçamazlarsa önce saldırganı uyarmaya çalışırlar. Bunun için kuyruklarını kaldırır, ayaklarını yere vurur ve bedenlerini de saldırıya hazırmış gibi gösterirler. Bu davranışlar, “Bana yaklaşma!” anlamına gelir. Karşıdaki hayvan yine de yaklaşırsa, kokarca son ve etkili savunmasını kullanır. Kuyruğunun altındaki bezlerden çok kötü kokulu bir sıvıyı saldırgan hayvana doğru püskürtür. Bu sıvı birkaç metre gidebilir ve göze gelirse şiddetli yanmaya neden olur. Koku ise saatlerce hatta günlerce çıkmayabilir. Bu yüzden birçok hayvan kokarcalara saldırmayı aklından bile geçirmez.