İnsanın Uçuş Serüveni

İnsanın Uçuş Serüveni

Başınızı iki elinizin arasına koyup pencereden dışarıyı izlerken gözünüze takılan kuşlara hayran hayran baktınız mı? Onların bir iki kanat çırpmadan sonra gökyüzünde süzülmeye başlayışına “keşke…” diyerek iç geçirdiniz mi? “Keşke ben de uçabilseydim!” Bu sözü ilk söyleyen siz değilsiniz. İnsanlar, yüzyıllardır kuruyor bu düşü ve uçabilmek için yüzyıllardır çeşitli yollar arıyor. Günümüzde bu tatlı hayal artık gerçekleşmiş durumda. Hatta kuşlardan çok daha uzaklara, uzaya gidebiliyoruz. Peki, insanın ayağını yerden kesmek için şimdiye kadar nelerin yapıldığını hiç düşündünüz mü?

Başınızı iki elinizin arasına koyup pencereden dışarıyı izlerken gözünüze takılan kuşlara hayran hayran baktınız mı? Onların bir iki kanat çırpmadan sonra gökyüzünde süzülmeye başlayışına “keşke…” diyerek iç geçirdiniz mi? “Keşke ben de uçabilseydim!” Bu sözü ilk söyleyen siz değilsiniz. İnsanlar, yüzyıllardır kuruyor bu düşü ve uçabilmek için yüzyıllardır çeşitli yollar arıyor. Günümüzde bu tatlı hayal artık gerçekleşmiş durumda. Hatta kuşlardan çok daha uzaklara, uzaya gidebiliyoruz. Peki, insanın ayağını yerden kesmek için şimdiye kadar nelerin yapıldığını hiç düşündünüz mü?

Başınızı iki elinizin arasına koyup pencereden dışarıyı izlerken gözünüze takılan kuşlara hayran hayran baktınız mı? Onların bir iki kanat çırpmadan sonra gökyüzünde süzülmeye başlayışına “keşke…” diyerek iç geçirdiniz mi? “Keşke ben de uçabilseydim!” Bu sözü ilk söyleyen siz değilsiniz. İnsanlar, yüzyıllardır kuruyor bu düşü ve uçabilmek için yüzyıllardır çeşitli yollar arıyor. Günümüzde bu tatlı hayal artık gerçekleşmiş durumda. Hatta kuşlardan çok daha uzaklara, uzaya gidebiliyoruz. Peki, insanın ayağını yerden kesmek için şimdiye kadar nelerin yapıldığını hiç düşündünüz mü?

Kâğıt Üzerinde

Kâğıt Üzerinde

Bazı yazılı kaynaklarda, insanların MÖ 300’lü yıllardan beri uçmak için çeşitli araçlar geliştirdiğine ilişkin kayıtlara rastlanır. Bunlar kimi zaman Yunanlı düşünür Arkitas’ın geliştirdiği “güvercin” olarak çıkar karşımıza, kimi zaman da Çin’de kullanıldığı ileri sürülen insanlı uçurtmalar biçiminde… Bazı kaynaklarsa Avrupa kıtasındaki ilk insanlı uçuşun 9. yüzyılda Endülüslü Müslümanlar tarafından planör benzeri bir araçla yapıldığını yazar. 17. yüzyılda Hezarfen Ahmet Çelebi’nin İstanbul’daki Galata Kulesi’nden kollarına taktığı kanatlarla atlayıp Boğaz’ı süzülerek geçtikten sonra Üsküdar sırtlarına indiğini de bir tek Evliya Çelebi anlatır.

Ancak bu kaynaklara güvenmek zordur. Sözü geçen uçan araçların gerçekten yapılıp yapılmadığı ve insanlı uçuşun gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak söylenemez. Bir de çizimleri günümüze ulaşan uçan araçlar vardır. Uçmayı aklına koyan ilk kişilerden biri olan Leonardo da Vinci’nin düşsel tasarımları 15. yüzyıl insanlarını heyecanlandırmış olmalı. Ancak bazısı bir helikoptere bazısı da bir planöre benzeyen bu araçları Leonardo hiç yapmaya kalkışmamış. Dolayısıyla hep kâğıt üzerinde kalan bu denemelerin uçabilirliği sınanamamış. Ama 20. yüzyılda bilim insanları Leonardo’nun bir tasarımını elyazmalarındaki eskizlere dayanarak yaptıklarında bunun uçabildiğini görmüşler.

Bazı yazılı kaynaklarda, insanların MÖ 300’lü yıllardan beri uçmak için çeşitli araçlar geliştirdiğine ilişkin kayıtlara rastlanır. Bunlar kimi zaman Yunanlı düşünür Arkitas’ın geliştirdiği “güvercin” olarak çıkar karşımıza, kimi zaman da Çin’de kullanıldığı ileri sürülen insanlı uçurtmalar biçiminde… Bazı kaynaklarsa Avrupa kıtasındaki ilk insanlı uçuşun 9. yüzyılda Endülüslü Müslümanlar tarafından planör benzeri bir araçla yapıldığını yazar. 17. yüzyılda Hezarfen Ahmet Çelebi’nin İstanbul’daki Galata Kulesi’nden kollarına taktığı kanatlarla atlayıp Boğaz’ı süzülerek geçtikten sonra Üsküdar sırtlarına indiğini de bir tek Evliya Çelebi anlatır.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Leonardo’nun elyazması defterlerindeki uçma makinesi çizimi.

Ancak bu kaynaklara güvenmek zordur. Sözü geçen uçan araçların gerçekten yapılıp yapılmadığı ve insanlı uçuşun gerçekleşip gerçekleşmediği kesin olarak söylenemez. Bir de çizimleri günümüze ulaşan uçan araçlar vardır. Uçmayı aklına koyan ilk kişilerden biri olan Leonardo da Vinci’nin düşsel tasarımları 15. yüzyıl insanlarını heyecanlandırmış olmalı. Ancak bazısı bir helikoptere bazısı da bir planöre benzeyen bu araçları Leonardo hiç yapmaya kalkışmamış. Dolayısıyla hep kâğıt üzerinde kalan bu denemelerin uçabilirliği sınanamamış. Ama 20. yüzyılda bilim insanları Leonardo’nun bir tasarımını elyazmalarındaki eskizlere dayanarak yaptıklarında bunun uçabildiğini görmüşler.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Leonardo’nun elyazması defterlerindeki helikopter çizimi.

Balonla İlk Uçuş

Balonla İlk Uçuş​

Leonardo’dan başkaları da uçuş için tasarımlar yapmıştı. Bazıları bunları imparatorlara sunmuş, hatta bu araçları yapmaya çalışmıştı. Ama gerçek bir uçuş 1783’e kadar gerçekleşemedi… Bu yıl insanın uçma düşü adına gerçekten bir altın yıl oldu. Üst üste beş “ilk” yaşandı ve hepsi de yöntem olarak havadan daha hafif uçuşu, yani sıcak hava balonlarını ya da hidrojen balonlarını kullandı.

Görsel kaynak: wikipedia.org

21 Kasım 1783’te Montgolfier Kardeşler’in yaptığı balonla serbest olarak uçan ilk insanlar Jean-François Pilâtre de Rozier ve François d’Arlandes ve onları merakla izleyenler.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Hidrojen balonuyla havalanan Jacques Charles ve Nicolas-Louis Robert’in 1 Aralık 1783’teki ilk yolculukları iki saat sürmüştü. İkili 550 m’ye kadar yükselmişti.

4 Haziran 1783: Fransız Montgolfier Kardeşler insansız sıcak hava balonunu tanıttılar.
27 Ağustos 1783: Jacques Charles ve Robert Kardeşler ilk insansız hidrojen balonunu Paris’te uçurdular.
19 Ekim 1783: Montgolfier Kardeşler bu kez ilk insanlı uçuşu gerçekleştirdiler. Bu deneyimi yaşayanlar, bilim insanı Jean-François Pilâtre de Rozier, Jean-Baptiste Réveillon ve Giroud de Villette idi. Ancak onları uçuran sıcak hava balonu yere bir iple bağlıydı.
21 Kasım 1783: Montgolfier Kardeşler bu kez de balonlarını tümüyle serbest olarak uçurdular. Bu uçuşun pilotları Jean-François Pilâtre de Rozier ve François d’Arlandes’ti. Kumaştan yapılmış balonları odun ateşiyle ısınan havayla uçuyordu. Havada 8 km kadar sürüklendikten sonra yere indiler.
1 Aralık 1783: Jacques Charles ve Nicolas-Louis Robert, kendi geliştirdikleri hidrojenli balonun ilk yolcusu oldular. İlk uçuşları 2 saat 5 dakika sürdü ve 550 m’ye yükseldiler. Güneş battığı sırada yere inen ikiliden Charles, yeniden yükselmeye karar verdi. Bu kez hızla 3000 m’ye çıkıp Güneş’i bir kez daha gördü. Ama yükseklikten dolayı kulaklarında korkunç bir ağrı hissetti. O yüzden bundan sonra bir daha balona binmedi.

Havadan Ağır Araçlarla Uçuş

Havadan Ağır Araçlarla Uçuş

Sonraki yıllarda balonculuk hızla popülerleşti. Kontrol edilebilir balonlar geliştirildi. Öte yandan havadan ağır araçlarla uçmak için yollar aranmaya devam ediyordu. 1799’da İngiliz mühendis George Carley, uçmak için gerekli olan kuvvetleri ve temel ilkeleri ilk kez tam olarak ortaya koyduktan sonra bunları, 1804’te geliştirdiği bir planör üzerinde gösterdi. Bu planörün yön kontrolü için bir kuyruğu vardı. Pilot aracın ağırlık merkezinin tam altına oturuyordu. Carley, elli yıl boyunca bu modelin kusurları üzerinde çalışıp günümüzün aerodinamik yasalarını ortaya çıkardı. İlk uçuşunu da 1853’te İngiltere’deki Yorkshire’da yaptı.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Otto Lilienthal 1890’lı yıllarda uçarken fotoğraflanan ilk kişi olmuştur.

19. yüzyılın ikinci yarısı, art arda birçok uçma denemesine sahne oldu. Bu denemeler, George Carley’inki gibi, planör benzeri araçlarla kısa mesafeli ve fazla yükselemeyen denemeler olarak kaldı. Örneğin Fransız Le Bris’nin 1856’da geliştirdiği Albatros II adlı araç bir at tarafından çekilerek hızlandıktan sonra 100 m havalanmış ve 200 m öteye uçmuştu. Alman Otto Lilienthal ise hem uçuşla ilgili bilimsel çalışmalara büyük katkılar sağlamış hem de 1890’larda kendi yaptığı planörle uçarken fotoğraflanan ilk kişi olmuştur. Ne var ki bu denemelerin bazıları –Otto Lilienthal’in 1896’daki son uçuşu gibi– uçucuların ölümüne yol açan kazalarla sonlanmıştı. Bu da 20. yüzyıldaki motorlu uçakların uçuş kontrolünün yüksek olması için daha çok çalışmayı zorunlu kıldı.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Fransız Le Bris, kendi geliştirdiği ve bir at tarafından çekilen Albatros II ile 100 metre havalanıp 200 metre uzağa uçmuştu.

19. yüzyılın ikinci yarısı, art arda birçok uçma denemesine sahne oldu. Bu denemeler, George Carley’inki gibi, planör benzeri araçlarla kısa mesafeli ve fazla yükselemeyen denemeler olarak kaldı. Örneğin Fransız Le Bris’nin 1856’da geliştirdiği Albatros II adlı araç bir at tarafından çekilerek hızlandıktan sonra 100 m havalanmış ve 200 m öteye uçmuştu. Alman Otto Lilienthal ise hem uçuşla ilgili bilimsel çalışmalara büyük katkılar sağlamış hem de 1890’larda kendi yaptığı planörle uçarken fotoğraflanan ilk kişi olmuştur. Ne var ki bu denemelerin bazıları –Otto Lilienthal’in 1896’daki son uçuşu gibi– uçucuların ölümüne yol açan kazalarla sonlanmıştı. Bu da 20. yüzyıldaki motorlu uçakların uçuş kontrolünün yüksek olması için daha çok çalışmayı zorunlu kıldı.

Zeplinler

Zeplinler

Kontrollü bir uçuş yöntemi arama çalışmaları dört koldan sürerken, Fransızlar balon denemelerini ilerletip 1884’te La France adlı bir hava aracı geliştirdiler. Tümüyle kontrol edilebilir ilk hava aracı olan La France 52 metre boyundaydı ve hidrojenle dolu bir balonu vardı. İtici gücünü 8 kilometreyi 23 dakikada almasını sağlayacak bir elektrik motorundan alıyordu.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Fransızların geliştirdiği La France, uçuş için hangardan çıkarılırken.

Fransızların bu çalışmalarını daha güçlü bir motorla birleştiren Alman Ferdinand von Zeppelin’in geliştirdiği hava aracı, 2 Temmuz 1900’de ilk başarılı uçuşunu gerçekleştirdi. 128 m uzunluğundaki devasa LZ1’in hızı La France’ın iki katıydı. Sonraları mucidinden dolayı zeplin adını alacak aracı ilerleten iki motoru vardı.

Görsel kaynak: wikipedia.org

İlk zeplin LZ1’in Almanya’daki Constance Gölü üzerinden kalkışı.

Fransızların bu çalışmalarını daha güçlü bir motorla birleştiren Alman Ferdinand von Zeppelin’in geliştirdiği hava aracı, 2 Temmuz 1900’de ilk başarılı uçuşunu gerçekleştirdi. 128 m uzunluğundaki devasa LZ1’in hızı La France’ın iki katıydı. Sonraları mucidinden dolayı zeplin adını alacak aracı ilerleten iki motoru vardı.

Uçaklar Geliyor

Uçaklar Geliyor

Takvimler 17 Aralık 1903’ü gösterirken, son üç yılını aerodinamik yasaları ve uçuş kontrolü üzerinde uzun çalışmalar ve sayısız testler yaparak geçiren Wright Kardeşler, bugünkü uçakların atası sayılabilecek motorlu, tam kontrollü, Flyer (Uçucu) adlı aracı ABD’deki bir kumsalda uçurmayı başardılar. İlk önce pilot koltuğuna Orville Wright oturdu ve 12 saniyelik kısa bir uçuşun ardından 37 metre öteye indi. Dördüncü denemede Wilbur Wright, 59 saniyelik uçuşun sonunda 260 metre öteye uçmayı başardı. İki katlı kanatları olan bu ilk uçak, sonraki birkaç yıl içinde Wright Kardeşler tarafından daha çok geliştirildi ve ilk denemelerdeki ufak kazalar olmaksızın 39 dakika boyunca uçtu.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Dünyanın jet motorlu ilk yolcu uçağı DH Comet.

Wright Kardeşler ABD’de çalışmalarını sürdürürken Brezilya asıllı mucit Alberto Santos-Dumont, 13 Ekim 1906’da Fransa’da ilk uçuşunu yaptı ve Avrupa’daki ilk havadan ağır, motorlu uçuşu gerçekleştirmiş oldu. Sonraki yıllarda savaşlarda uçaklara gerek duyulması, bu alandaki çalışmaları hızlandırdı. Özellikle iki dünya savaşı arasındaki dönemde (1918-1939) pervaneli çok sayıda yeni model geliştirildi. 1927’de Charles Lindbergh Atlas Okyanusu’nu hiç durmadan tek başına geçti. 1930’da Frank Whittle jet motorunu geliştirdi. İlk yolcu uçağı Boeing 247, 1933’te, jet motorlu tarifeli ilk yolcu uçağı da 1952’de havalandı. Sesten hızlı uçabilen Concorde adlı ilk uçaklarsa 2 Mart 1969’da denendi. Sesten beş kat hızlı (hipersonik) uçakların ilk denemesi 2002’de gerçekleştirildi. 39 dakika boyunca uçtu.

Görsel kaynak: wikipedia.org

Wright Kardeşler’in ilk uçuşu.

Wright Kardeşler ABD’de çalışmalarını sürdürürken Brezilya asıllı mucit Alberto Santos-Dumont, 13 Ekim 1906’da Fransa’da ilk uçuşunu yaptı ve Avrupa’daki ilk havadan ağır, motorlu uçuşu gerçekleştirmiş oldu. Sonraki yıllarda savaşlarda uçaklara gerek duyulması, bu alandaki çalışmaları hızlandırdı. Özellikle iki dünya savaşı arasındaki dönemde (1918-1939) pervaneli çok sayıda yeni model geliştirildi. 1927’de Charles Lindbergh Atlas Okyanusu’nu hiç durmadan tek başına geçti. 1930’da Frank Whittle jet motorunu geliştirdi. İlk yolcu uçağı Boeing 247, 1933’te, jet motorlu tarifeli ilk yolcu uçağı da 1952’de havalandı. Sesten hızlı uçabilen Concorde adlı ilk uçaklarsa 2 Mart 1969’da denendi. Sesten beş kat hızlı (hipersonik) uçakların ilk denemesi 2002’de gerçekleştirildi. 39 dakika boyunca uçtu.

Helikopter

Helikopter

Uçaklar için yapılan çalışmalar Dünya’nın birçok yerinde son hızla ilerlerdi. Bu sırada başka bir uçma yöntemini deneyen mucitler helikopter benzeri ilk araçları geliştirdi. Bunların ilki 1877’deki insansız uçuş sırasında yerden 13 metre havalanabilen ve havada 20 saniye kalan İtalyan Enrico Forlanini’nin tasarımıydı. İlk insanlı uçuş Eylül 1907’de Fransa’da yapıldı. Bunlar otojir adı verilen araçlardı. Gerçek bir helikopter ancak 1936’da, Almanya’da geliştirildi.

Helikopterler uçaklardan farklı bir uçma yöntemi kullandığı için gelişimleri de farklı olmuştur.

Helikopter

Helikopter

Uçaklar için yapılan çalışmalar Dünya’nın birçok yerinde son hızla ilerlerdi. Bu sırada başka bir uçma yöntemini deneyen mucitler helikopter benzeri ilk araçları geliştirdi. Bunların ilki 1877’deki insansız uçuş sırasında yerden 13 metre havalanabilen ve havada 20 saniye kalan İtalyan Enrico Forlanini’nin tasarımıydı. İlk insanlı uçuş Eylül 1907’de Fransa’da yapıldı. Bunlar otojir adı verilen araçlardı. Gerçek bir helikopter ancak 1936’da, Almanya’da geliştirildi.

Helikopterler uçaklardan farklı bir uçma yöntemi kullandığı için gelişimleri de farklı olmuştur.

Uzaya Giden Araçlar

Uzaya Giden Araçlar

Uçmayı başaran ve bunu ulaşımda –ve ne yazık ki savaşlarda– kullanmaya başlayan insanlık için yeni bir hedef vardı sırada: uzay. Bu kez uçulacak mesafe çok arttığı ve Dünya’nın çekim kuvvetinden kurtulmak söz konusu olduğu için çok güçlü araçlara gereksinim vardı. Bu da ancak roket teknolojisiyle gerçekleştirilebilirdi. Ciddi bir ekip çalışmasıyla ve çok büyük paralar harcanarak geliştirilen araçların ilki, Sputnik 1 uydusunu 4 Ekim 1957’de Dünya çevresindeki yörüngesine taşıyan Sputnik roketiydi.

Dört yıl sonra, takvimler 12 Nisan 1961’i gösterirken insanlık tarihindeki en önemli olaylardan biri daha yaşandı. Vostok 1 uzay aracı, Yuri Gagarin’i uzaya taşıdı. Gagarin, Dünya çevresinde bir tur attıktan sonra başarılı bir şekilde yeryüzüne döndü. İnsanın en büyük düşlerinden biri daha gerçek olmuş, bir insan Dünya’yı uzaydan görebilmişti.

Görsel kaynak: NASA

Yuri Gagarin

Bu üç önemli uçuş Sovyetler Birliği tarafından gerçekleştirilmişti. ABD’li bilim insanları bu büyük adımlara karşılık verebilmek için hedeflerini Ay’a yolculuk olarak belirlediler. Uzun ve çok aşamalı çalışmaların ardından 20 Temmuz 1969’da Apollo 11 uzay aracının taşıdığı astronotlar Neil Armstrong ve Edwin Aldrin, Ay’ın yüzeyine ayak bastılar. Neil Armstrong’un dediği gibi bu onlar için küçük ancak insanlık için büyük bir adımdı.

Gördüğünüz gibi, her şey düş kurmakla başlıyor. Kuşlara bakarak uçma düşleri kuran insan, artık uzayın derinliklerine uzanan yolculuklar yapıyor. Bu nedenle siz de pencereden bakıp düş kurarken bunun bir gün gerçeğe dönüşebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Görsel kaynak: NASA

Ay’a ayak basan ilk insanlar: Fotoğraftaki Edwin Aldrin ve fotoğrafı çeken Neil Armstrong’dur.

Bu üç önemli uçuş Sovyetler Birliği tarafından gerçekleştirilmişti. ABD’li bilim insanları bu büyük adımlara karşılık verebilmek için hedeflerini Ay’a yolculuk olarak belirlediler. Uzun ve çok aşamalı çalışmaların ardından 20 Temmuz 1969’da Apollo 11 uzay aracının taşıdığı astronotlar Neil Armstrong ve Edwin Aldrin, Ay’ın yüzeyine ayak bastılar. Neil Armstrong’un dediği gibi bu onlar için küçük ancak insanlık için büyük bir adımdı.

Gördüğünüz gibi, her şey düş kurmakla başlıyor. Kuşlara bakarak uçma düşleri kuran insan, artık uzayın derinliklerine uzanan yolculuklar yapıyor. Bu nedenle siz de pencereden bakıp düş kurarken bunun bir gün gerçeğe dönüşebileceğini aklınızdan çıkarmayın.