İki Dünyayı Birleştiren Kâşif Kristof Kolomb

Görsel kaynağı: Wikipedia

İki Dünyayı Birleştiren Kâşif Kristof Kolomb

Büyük kâşifler arasında Kristof Kolomb’un kuşkusuz ayrı bir yeri vardır. Çünkü Kolomb o ana değin hiçbir kâşifin yapamadığını yapıp yepyeni bir kıta keşfetti. Ne var ki onun gerçek amacı yeni yerler keşfetmek değildi. O yalnızca Hindistan’a, Çin’e ve Japonya’ya giden yeni ve daha kısa bir deniz yolu bulmak istiyordu. Yani ün değil de para kazanma peşindeydi.

İtalyan kâşif Kristof Kolomb, 1451’de Cenova’da doğdu. Uzun süre Lizbon’da yaşadı. Gemilere ve gemiciliğe ilgisi burada başladı. Coğrafya, gökbilim ve tarih kitapları okuyarak kendini yetiştirdi. Gençken bir tüccarın himayesinde birkaç kez Akdeniz’e ve Ege’ye düzenlenen yolculuklara katıldı. Gençliğinde İspanya’ya taşındı. Burada da Afrika’ya düzenlenen seferlere katılarak bilgisini, görgüsünü ve deneyimini artırdı. Harita yapmayı ve gemi kaptanlığını öğrendi.

O dönemde doğunun zenginliklerine giden kara ve deniz yolları, İtalyanların ve Osmanlıların denetimindeydi. Bütün Avrupalı kâşifler Hindistan’a ve Çin’e giden yeni yollar keşfetme peşindeydi.

Kolomb, doğudaki bu ülkelere Atlas Okyanusu’nda sürekli batıya doğru giderek ulaşmayı planlıyordu. Böylece denizden çok daha kısa bir ticaret yolu açılacaktı. O dönemin eğitimli kişileri ve denizciler, Dünya’nın küre biçiminde olduğunu biliyorlardı. Bu aslında Eski Yunan’dan beri bilinen bir gerçekti. Ancak Dünya’nın çapının ve çevresinin ne kadar olduğunu tam olarak kimse bilemiyordu. Kolomb, matbaa sayesinde çoğaltılmış ve aralarında Antik Çağ’ın ünlü coğrafyacılarının haritalarının da bulunduğu birçok haritayı incelemişti. Bu incelemelerden yola çıkarak Dünya’nın çevresine yönelik çeşitli hesaplar da yapmıştı. Amacı, sürekli batıya giderek kaç ayda Çin’e varılabileceğini bulmaktı. Haritalardaki bazı yanlış bilgileri doğru zannedip hesaplarına temel alan Kolomb, Dünya’nın çevresini gerçekte olduğundan yaklaşık 11.000 kilometre eksik hesapladı.

Bu yanlış hesaptan yola çıkarak sürekli batıya doğru gidildiği takdirde (eğer uygun rüzgârlar da yakalanırsa) yalnızca iki ay gibi bir zamanda Çin’e ulaşılabileceği sonucuna vardı.

Kolomb’un kullandığı haritalardan biri de ünlü matematikçi, gökbilimci, coğrafyacı ve doktor Paolo dal Pozzo Toscanelli’nin haritasıdır -kısaca Toscanelli Haritası olarak bilinir.- Bu haritadaki Cathay, Kuzey Çin’dir; Mangi, Güney Çin ve Cipangu da Japonya’dır. Görüldüğü gibi haritada Avrupa ve Afrika ile Japonya’nın arasında yalnızca engin bir okyanustan başka bir şey bulunmuyor.
İspanya Kralı Ferdinand ve Kraliçe Isabela
Görsel Kaynağı: Wikipedia
Kolomb’un üç gemisinin yeniden yapılmış bire bir kopyaları.

Kolomb yapacağı yolculukları parasal olarak destekleyecek birilerini bulmak için yıllarca uğraştı. Başvurduğu kişiler arasında Portekiz Kralı 2. John da vardı. Ne var ki kral onun fikriyle ilgilenmedi. Kolomb son olarak İspanya Kralı Ferdinand ve Kraliçe Isabella ile görüştü. Onları yolculuğun büyük bir ticari başarı olacağına inandırdı. Kral ve kraliçeyle anlaşan Kolomb, ele geçireceği zenginliğin yüzde 10’unu alacaktı.

Niña, Pinta ve Santa Maria adlı üç gemi ve 90 denizciyle birlikte 3 Ağustos 1492’de Atlas Okyanusu’na açıldı. Eğer gideceği yolun 11.000 kilometre daha uzun olduğunu bilseydi ne Kolomb ne de gemiciler böyle uzun bir yolculuğa çıkmaya cesaret edemezdi.

Kolomb komutasındaki üç gemi 70 gün sonra 12 Ekim 1492’de (bugün Bahamalar’daki) küçük bir adaya ulaştı. Bugün San Salvador olarak bilinen adaya gelmişlerdi. Kolomb’un Avrupa’dan Çin’e gitmeyi planladığı yolun tam ortasında, o güne değin Eskidünya’da (Asya, Avrupa ve Afrika’ya birlikte verilen ad) yaşayan hiç kimsenin varlığından haberi olmayan bir kıta duruyordu.

San Salvador’dan sonra Küba ve Hispaniola keşfedildi ve adlandırıldı. Kolomb yepyeni bir kıtaya değil, Hindistan’a geldiğini düşündüğünden karşılaştığı yerli halka Hintliler diyordu. Mürettebat yerlilerle çeşitli ürünleri ve malları takas etti.

Adamlarının bir bölümünü geride bırakıp tek gemiyle geri dönerken Kolomb yerlilerden birkaçını da beraberinde İspanya’ya götürdü. 15 Mart 1493’te İspanya’ya vardı. Orada çok güzel karşılandı. Ona ‘Yedi Denizin Amirali’ unvanı verildi. Yaptığı yolculuk ve keşifleri Avrupa’da hızla yayıldı. Herkes Kolomb’un Asya’ya giden yeni bir deniz yolu bulduğunu konuşmaya başladı.

Delacroix, Eugene’in Kristof Kolomb’un Dönüşü adlı tablosu.
Görsel Kaynağı: Wikipedia

İlk seferinden sonra Kolomb, 1504’ün sonlarına kadar üç sefer daha yaptı. Hepsinde de yeni yerler keşfetti. Ancak 1506’da 54 yaşındayken hastalandı ve öldü. Kolomb büyük hedefi olan Asya’ya ulaşamadı ve yeni ticaret yolu keşfedemedi. Ama kendinden önce ve sonra hiçbir kâşifin yapamadığını yaptı: Birbirinden habersiz ve bağımsız gelişen iki dünyayı birleştirdi. Dünyayı tek bir dünya haline getirdi ve küreselleşmeyi başlattı.

ilk yolculuk

ikinci yolculuk

üçüncü yolculuk

dördüncü yolculuk

ilk yolculuk

ikinci yolculuk

üçüncü yolculuk

dördüncü yolculuk

Kolomb Takası

1492’de Kristof Kolomb’un ayak basmasından sonra Avrupalıların Amerika kıtalarını keşfi, binlerce yıldır birbirinden habersiz olarak gelişmiş iki büyük bölgeyi, Eski Dünya (Asya, Avrupa ve Afrika) ile Yeni Dünya’yı (Kuzey ve Güney Amerika) ilişkiye geçirdi. Bu olayın dünya tarihindeki yeri başka hiçbir olayla karşılaştırılamayacak denli büyüktür. Her iki taraf da daha önce hiç görmediği, varlığından haberdar olmadığı bitkilerle, hayvanlarla ve mikroplarla tanıştı. Örneğin, bu tarihten önce Anadolu’da domates, patates, mısır, ayçiçeği ve hindi bilinmiyordu. Amerika kıtalarında yaşayanlar da kedi, at, tavuk, eşek, inek, deve, koyun, buğday, pirinç, zeytin, soğan, elma, limon, muz ve havucu bilmiyorlardı.
kabak, ayçiçeği, mısır, domates, papaya, kakao, yerfıstığı, patates, ananas, hindi
buğday, pirinç, arpa, yulaf, çavdar, marul, lahana, havuç, patlıcan, elma, armut, şeftali, limon, muz, şeker kamışı, at, koyun, inek, tavuk
Yeni ürünler ve hayvanlar her iki tarafta da hızla benimsendi. Ama insanların yaşamında asıl etkili olanlar daha önce hiç karşılaşmadıkları mikroplardı. Avrupalı gemicilerin beraberlerinde fark etmeden getirdikleri sıtma, kızamık, verem, kolera, çiçek ve veba mikropları Amerika kıtalarında on milyonlarca kişinin yaşamına mal oldu.