Tesadüfün Böylesi!

Tesadüfün Böylesi!

Ünlü bir bilim insanı olmak için sabah akşam laboratuvarda çalışıyorsunuz. Maddeleri o tüpten şu tüpe aktarıyor, bilgisayarda yeni formüller yazıyor ama bir türlü aradığınız “mucize”yi elde edemiyorsunuz. Sonra dalgınlıkla yanlış tüpteki sıvıları karıştırıyorsunuz ya da yaramaz kediniz bilgisayarın bir tuşuna dokunuyor ve…

Ta-taaaam! Aradığınız şey değil belki ama bilim dünyasını sarsacak başka bir buluş tesadüfen ortaya çıkıveriyor. İşte, buna şans değil, “serendipiti” denir! Çünkü bilim dünyası “kazara” gerçekleşen buluşlarla dolu ve bunlara serendipiti adı veriliyor. Haydi gelin, tesadüfen gerçekleşen bazı ilginç buluşlara bakalım…

Ünlü bir bilim insanı olmak için sabah akşam laboratuvarda çalışıyorsunuz. Maddeleri o tüpten şu tüpe aktarıyor, bilgisayarda yeni formüller yazıyor ama bir türlü aradığınız “mucize”yi elde edemiyorsunuz. Sonra dalgınlıkla yanlış tüpteki sıvıları karıştırıyorsunuz ya da yaramaz kediniz bilgisayarın bir tuşuna dokunuyor ve…

Ta-taaaam! Aradığınız şey değil belki ama bilim dünyasını sarsacak başka bir buluş tesadüfen ortaya çıkıveriyor. İşte, buna şans değil, “serendipiti” denir! Çünkü bilim dünyası “kazara” gerçekleşen buluşlarla dolu ve bunlara serendipiti adı veriliyor. Haydi gelin, tesadüfen gerçekleşen bazı ilginç buluşlara bakalım…

Teflon

Teflon

Çoğu insan teflonun NASA’nın uzay çalışmaları sırasında üretildiğini zanneder. Oysa bu yapışmaz kaplama maddesi, Roy Plunkett adlı bilim insanının gazları kullanarak yeni bir soğutucu yapmaya çalışırken tesadüfen bulduğu bir “yan ürün”dür. Plunkett laboratuvarda patlamasın diye kuru buzun (donmuş karbondioksit) içine koyduğu bir gazın, ertesi gün mumsu ve kaygan bir hal aldığını fark etmiş. Sonra bakmış ki bu madde ısıya, suya hatta aside bile dayanıklı… Başka bir mühendis bu maddeyi alüminyuma yapıştırmayı başarınca da ortaya teflon tava çıkıvermiş!

Tesadüfen Bulunan İcatlar

Penisilin

Penisilin

Alexander Fleming, çok iyi bir biyologdu ama laboratuvarı hep dağınıktı. 1928 yılında tatilden döndüğü sabah laboratuvarına gidip de ortalığı toplamaya giriştiğinde, üzerinde çalıştığı bakterilerin bulunduğu kabın bir kısmının mantarla kaplı olduğunu fark etti. Diğer kaplardaki bakteriler yaşarken o kaptakiler ölmüştü. Penicillium cinsi bu mantar, hastalık yapan bakterileri yok eden mucizevi bir ilaçtı. Gelecekte birçok hastayı sağlığına kavuşturacak olan penisilin, dağınık ve biraz sakar bir bilim insanının laboratuvarında, işte böyle şans eseri keşfedildi.

Tesadüfen Bulunan İcatlar
Tesadüfen Bulunan İcatlar

Alexander Fleming, Londra’daki laboratuvarında çalışırken.

Kısa Mesaj (SMS)

Kısa Mesaj (SMS)

1987 yılında Avrupa’da mühendisler dijital cep telefonlarını geliştirmeye çalışıyordu. Tüm dünyayı kapsamasa bile, Avrupa’nın tamamında cepten konuşabilmeyi mümkün kılacak bir ağ oluşturmak için uğraşıyorlardı. Hummalı çalışmaları sırasında mühendislerin bu ağı test edebilmeleri için birbirlerine yazılı kısa mesajlar gönderebilecekleri bir sistem de düşünülmüştü. Ancak test amaçlı bu mesaj servisi, kullanıcıların o kadar hoşuna gitti ki herkesin kullanımına sunuldu. Ve o gün bugündür birbirimize kısa mesajlar gönderip duruyoruz!

Mikrodalga Fırın

Mikrodalga Fırın

Percy Spencer iyi bir mühendisti ve İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD ordusu için radar geliştirmeye çalışıyordu. Bir gün radyasyon laboratuvarında, üzerinde çalıştıkları “magnetron” adlı parçanın yanında test yaparken cebindeki çikolatanın eridiğini fark etti. Şaşkınlık içinde başka yiyecekleri de aynı yere koyarak deneyler yaptı. Çok ilginç, mısır taneleri bile patlıyordu! İşte o an, gazlı fırınlara alternatif yeni bir yemek pişiricinin yanında durduğunu anladı. Sonraki yıllarda bu alanda çalışmaya devam etti ve ortaya mikrodalga fırın çıktı. Okuldan eve karnı zil çalarak dönen çocuklar yemeklerini hızlıca pişirip bir an önce yiyebilsinler diye…

Röntgen

Röntgen

Wilhelm Röntgen adlı bir fizikçi 1895 yılında laboratuvarında katot ışınlarıyla uğraşıyordu. Laboratuvar karanlıkken ekranda ortaya çıkan titrek bir ışıltıyı tesadüfen fark etti. Bu görüntünün bir el iskeleti olduğunu görünce şaşkınlıktan donup kaldı. Gizemli bir ışın elinden geçiyor ve kemiklerinin gölgesini ekrana düşürüyordu. Keşfettiği şey, ileride kendi adıyla anılacak olan röntgen ışınlarıydı ve kısa sürede tıpta yaygın bir şekilde kullanılmaya başlandı. Bu rastlantısal buluş Röntgen’e de bir Nobel Ödülü kazandırdı.

Wilhelm Röntgen’in çektiği ilk röntgen filmi, eşinin yüzüklü eliydi.

Wilhelm Röntgen’in çektiği ilk röntgen filmi, eşinin yüzüklü eliydi.