ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Adayları

Zaman Yolculuğu: Laodikeia Antik Kenti

Denizli şehir merkezine sadece 6 kilometre uzaklıkta, binlerce yıl öncesinden kalma büyülü bir şehir var: Laodikeia Antik Kenti. Burayı ziyaret ettiğinizde, sanki eski zamanlarda yolculuk yapıyor gibi hissedebilirsiniz.
unesco laodikeia kral Zaman Yolculuğu: Laodikeia Antik Kenti
Şehrin kurucusu Kral II. Antiokhos
Görsel kaynağı: Wikipedia (By Classical Numismatic Group, Inc.)
Burası sadece eski taşlardan ibaret sessiz bir yer değil; bir zamanlar şırıl şırıl suların aktığı, insanların alışveriş yaptığı, sporla ilgilendiği, teknolojisiyle şaşırtan, capcanlı bir şehirdi! Laodikeia’nın hikâyesi yaklaşık 2200 yıl önce başladı. Kral II. Antiokhos bu şehri kurdu ve çok sevdiği eşinin adını (Laodike) verdi.

Zengin ve Güçlü Bir Şehir

Laodikeia, ticaret yollarının tam ortasında olduğu için çok hızlı büyüdü. O kadar zengindi ki, kendi parasını bile basabiliyordu. Roma döneminde ise sağlık, eğitim ve kültür alanında çok önemli bir merkez haline geldi. Bir diğer özelliği ise İncil’de geçen meşhur Yedi Kilise’den birinin de bu topraklarda almasıydı. Bu özelliğiyle geçmişten günümüze Hristiyanlık için de ayrı bir yeri oldu.

Antik Dünyanın “Su Mühendisleri”

Laodikeia’yı diğer antik şehirlerden ayıran ve “Vay canına!” dedirten en havalı özelliği su sistemiydi.

  • Taştan Borular: O zamanlar elektrik veya motor pompaları yoktu. Ama Laodikeialı mühendisler o kadar zekiydi ki, dev taşları oyarak borular yapıp kilometrelerce uzaktaki dağlardan tertemiz suyu şehre getirmeyi başardılar. 
  • Süper Basınç (Sifon Sistemi): Laodikeialılar suyu tepelerden aşağı indirip tekrar yukarı çıkarmak için “sifon” denilen özel bir basınç sistemi kullandılar. Bu, öyle gelişmiş bir sistemdi ki bugün bile mühendisler bu sisteme hayranlık duyuyor!
  • Dünyanın İlk Su Kanunu: Laodikeia’da suya o kadar değer veriliyordu ki, bu konuda önemli kurallar da belirlenmişti. Bu kurallara göre suyu kirletenler veya borulara zarar cezalandırılıyordu. Hatta bu kuralları mermer taşlara yazıp herkesin görmesini de sağladılar. Bu da bize, Laodikeia toplumunda ta o zamanlarda bile yerleşik bir çevre bilincinin hakim olduğunu gösteriyor!

Laodikeia’da Neler Var?

Bir zamanlar insanlar buraya alışveriş yapmaya, göz tedavisi olmaya ve eğitim görmeye geliyordu. Bugün ise Laodikeia’yı gezdiğinizde göreceğiniz birbirinden etkileyici yapılar, kendinizi antik temalı bir macera filmindeymiş gibi hissetmenize neden olabilir! Örneğin;

  • Anadolu’nun en büyük stadyumlarından biri olan ve o dönemdeki spor karşılaşmalarının yapıldığı devasa stadyumda, o zamanın müsabakalarında olduğunuzu hayal edebilirsiniz!
  • Şehrin dört bir yanına su dağıtan anıtsal çeşmeleri hayranlıkla inceleyebilirsiniz.
  • Eğlence ve temizlik için yapılan devasa tiyatrolar ve hamamların fısıldayacağı hikayelere kulak verebilirsiniz.
  • Eskiden dükkanların sıralandığı, insanların yürüdüğü düzenli caddelerde bir Laodikeialı gibi dolaşabilirsiniz.

Kazılar ve Destekçiler

Laodikeia’nın taşların altında uyuyan tarihini ortaya çıkarmak için Pamukkale Üniversitesi’nden arkeologlar yıllardır çalışıyor. Bu kazılara Türkiye İş Bankası da sponsor olarak destek veriyor. Bu çalışmalar sayesinde antik tiyatrolar, stadyumlar ve su yolları yeniden gün yüzüne çıkıyor.

Bugün Laodikeia

Laodikeia artık kocaman bir açık hava müzesi gibi. Burada yürürken binlerce yıl önce insanların nasıl yaşadığını hayal edebilirsiniz. Sanki bir zaman makinesine binmiş gibi, geçmişin kapıları aralanıyor.

Keşfetmeye Hazır mısınız?

2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne giren bu şehir, şimdi kocaman bir açık hava müzesi. Eğer Denizli’ye yolunuz düşerse, Lykos Nehri’nin kenarındaki bu teknoloji harikası antik kentte yürümeyi ve o meşhur su borularını yakından incelemeyi unutmayın!

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Adayları

Zaman Yolculuğu: Laodikeia Antik Kenti

Denizli şehir merkezine sadece 6 kilometre uzaklıkta, binlerce yıl öncesinden kalma büyülü bir şehir var: Laodikeia Antik Kenti. Burayı ziyaret ettiğinizde, sanki eski zamanlarda yolculuk yapıyor gibi hissedebilirsiniz.
unesco laodikeia kral Zaman Yolculuğu: Laodikeia Antik Kenti
Şehrin kurucusu Kral II. Antiokhos
Görsel kaynağı: Wikipedia (By Classical Numismatic Group, Inc.)
Burası sadece eski taşlardan ibaret sessiz bir yer değil; bir zamanlar şırıl şırıl suların aktığı, insanların alışveriş yaptığı, sporla ilgilendiği, teknolojisiyle şaşırtan, capcanlı bir şehirdi! Laodikeia’nın hikâyesi yaklaşık 2200 yıl önce başladı. Kral II. Antiokhos bu şehri kurdu ve çok sevdiği eşinin adını (Laodike) verdi.

Zengin ve Güçlü Bir Şehir

Laodikeia, ticaret yollarının tam ortasında olduğu için çok hızlı büyüdü. O kadar zengindi ki, kendi parasını bile basabiliyordu. Roma döneminde ise sağlık, eğitim ve kültür alanında çok önemli bir merkez haline geldi. Bir diğer özelliği ise İncil’de geçen meşhur Yedi Kilise’den birinin de bu topraklarda almasıydı. Bu özelliğiyle geçmişten günümüze Hristiyanlık için de ayrı bir yeri oldu.

Antik Dünyanın “Su Mühendisleri”

Laodikeia’yı diğer antik şehirlerden ayıran ve “Vay canına!” dedirten en havalı özelliği su sistemiydi.

  • Taştan Borular: O zamanlar elektrik veya motor pompaları yoktu. Ama Laodikeialı mühendisler o kadar zekiydi ki, dev taşları oyarak borular yapıp kilometrelerce uzaktaki dağlardan tertemiz suyu şehre getirmeyi başardılar. 
  • Süper Basınç (Sifon Sistemi): Laodikeialılar suyu tepelerden aşağı indirip tekrar yukarı çıkarmak için “sifon” denilen özel bir basınç sistemi kullandılar. Bu, öyle gelişmiş bir sistemdi ki bugün bile mühendisler bu sisteme hayranlık duyuyor!
  • Dünyanın İlk Su Kanunu: Laodikeia’da suya o kadar değer veriliyordu ki, bu konuda önemli kurallar da belirlenmişti. Bu kurallara göre suyu kirletenler veya borulara zarar cezalandırılıyordu. Hatta bu kuralları mermer taşlara yazıp herkesin görmesini de sağladılar. Bu da bize, Laodikeia toplumunda ta o zamanlarda bile yerleşik bir çevre bilincinin hakim olduğunu gösteriyor!

Laodikeia’da Neler Var?

Bir zamanlar insanlar buraya alışveriş yapmaya, göz tedavisi olmaya ve eğitim görmeye geliyordu. Bugün ise Laodikeia’yı gezdiğinizde göreceğiniz birbirinden etkileyici yapılar, kendinizi antik temalı bir macera filmindeymiş gibi hissetmenize neden olabilir! Örneğin;

  • Anadolu’nun en büyük stadyumlarından biri olan ve o dönemdeki spor karşılaşmalarının yapıldığı devasa stadyumda, o zamanın müsabakalarında olduğunuzu hayal edebilirsiniz!
  • Şehrin dört bir yanına su dağıtan anıtsal çeşmeleri hayranlıkla inceleyebilirsiniz.
  • Eğlence ve temizlik için yapılan devasa tiyatrolar ve hamamların fısıldayacağı hikayelere kulak verebilirsiniz.
  • Eskiden dükkanların sıralandığı, insanların yürüdüğü düzenli caddelerde bir Laodikeialı gibi dolaşabilirsiniz.

Kazılar ve Destekçiler

Laodikeia’nın taşların altında uyuyan tarihini ortaya çıkarmak için Pamukkale Üniversitesi’nden arkeologlar yıllardır çalışıyor. Bu kazılara Türkiye İş Bankası da sponsor olarak destek veriyor. Bu çalışmalar sayesinde antik tiyatrolar, stadyumlar ve su yolları yeniden gün yüzüne çıkıyor.

Bugün Laodikeia

Laodikeia artık kocaman bir açık hava müzesi gibi. Burada yürürken binlerce yıl önce insanların nasıl yaşadığını hayal edebilirsiniz. Sanki bir zaman makinesine binmiş gibi, geçmişin kapıları aralanıyor.

Keşfetmeye Hazır mısınız?

2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne giren bu şehir, şimdi kocaman bir açık hava müzesi. Eğer Denizli’ye yolunuz düşerse, Lykos Nehri’nin kenarındaki bu teknoloji harikası antik kentte yürümeyi ve o meşhur su borularını yakından incelemeyi unutmayın!

1 Haziran 1831’de James Clark Ross, manyetik kuzey kutbunun yerini saptadı.

 

01 haziran wiki 1 Haziran

 

neler oldu haziran 2020 01 3 1 Haziran

Dünya’nın manyetik kutupları coğrafi kutuplarıyla çakışmaz.
Manyetik kutuplar sürekli hareket halindedir. Zamanla yer değiştirirler.

 

İngiliz deniz kuvvetleri subayı James Clark Ross, 1819 ile 1833 arasında Kuzey Kutup Bölgesi’ne düzenlenen beş araştırma seferine katıldı. Bunların sonuncusunda olan 1 Haziran 1831’de Kanada’nın kuzeyindeki Boothia Yarımadası’na yaptığı seferde Dünya’nın manyetik kuzey kutbunun yerini saptadı.

AYIN TAMAMI