ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Yazarlar / Hasan Ürey

Türkiye’deki Önemli Tarihi Kazılar

Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

Binlerce yıl önce Denizli’nin Buldan ilçesinde, Büyük Menderes Nehri’nin kıyısından günümüze uzanan Tripolis Antik Kenti, sizi etkileyici bir zaman yolculuğuna davet ediyor! Burayı ziyaret ettiğinizde, kendinizi geçmişin canlı sokaklarında dolaşırken bulacaksınız.
tripolis tabela Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

Kentin Konumu ve Kökeni

Denizli il merkezinin yaklaşık 40 kilometre kuzeybatısında, Buldan ilçesi sınırlarında yer alan Tripolis, aynı zamanda Antik Dönem’de Lydia, Phrygia ve Karia bölgelerinin kesişim noktasında, çok önemli ticaret yollarının geçiş güzergâhında konumlanıyor. Yaklaşık 2 kilometrelik bir alana yayılan kent, Çürüksu Vadisi’nin kuzeybatı ucunda, vadiye hâkim bir tepenin güney yamacında geçmişi ve günümüzü bir araya getiriyor.

Batı Anadolu’nun en önemli nehirlerinden biri olan Büyük Menderes’in (Maiandros) beslediği kent; verimli toprakları, ılıman iklimi ve korunaklı yaşam alanlarıyla günümüzden yaklaşık yedi bin yıl öncesine kadar uzanan toplu yaşama ev sahipliği yaptı.

Tripolis İsmi Nereden Geliyor?

Helenistik Dönem’de çeşitli kaynaklarda ismi geçen kent, aslında ilk olarak sanat ve kültürün koruyucu tanrısı Apollon’a ithafen “Apollonia” olarak adlandırıldı. Geç Cumhuriyet Dönemi’ne gelindiğinde ise, Julius Caesar’ın yakın arkadaşı ve Kleopatra’nın sevgilisi olan Roma generali Marcus Antonius’a ithafen “Antoniopolis” adını aldı. Bu ünlü komutan, W. Shakespeare’in eserlerinde de ölümsüzleşmiş bir karakterdi. İmparator Augustus Dönemi’nden itibaren ise kentin adı üçüncü ve son kez değişerek “Tripolis” oldu.

Ticaretin ve Sosyal Yaşamın Kalbi

Tripolis, tarih boyunca stratejik konumu sayesinde önemli bir yerleşim yeri olmuştur. Burada yapılan arkeolojik çalışmalarda agora, sütunlu caddeler, kilise, tabernalar (ürün ve hizmet satılan tek odalı dükkanlar), granarium (tahıl ambarı), anıtsal çeşmeler, hamamlar, tiyatro, nekropoller ve konut alanları gibi yapılar da ortaya çıkarılmıştır. Bu da bize gösteriyor ki bu kent, o dönemler hem ticaretin hem de sosyal yaşamın kalbiydi.

Antik Dünyanın İzleri

Tripolis’i gezerken kendinizi bir tarih filmi içinde gibi hissedebilirsiniz. Sütunlu caddelerden geçerken yan yana dizilmiş dükkanlarda insanların alışveriş yaptığını, birbirleriyle sohbetler ettiğini hayal edebilirsiniz. Herkesin buluştuğu vakit geçirdiği agora ve tabernaların, ticaretin ve sosyal hayatın merkezi olduğunu görebilirsiniz. Tiyatro ve hamamları ziyaret ederek o dönemdeki toplumun kültür ve sanat anlayışını daha yakından tanıyabilirsiniz. Özellikle Mozaikli Ev ve yerleşim alanlarını gördükten sonra insanların günlük hayatını gözünüzde canlandırabilirsiniz.

tripolis kazi Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

Kazı Çalışmaları

Pamukkale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Bahadır Duman başkanlığında, Tripolis Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında bugüne kadar agora, Mozaikli Ev, tiyatro, çeşmeler gibi pek çok yapı ortaya çıkarıldı. Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle gerçekleştirilen bu kazılar ve arkeolojik çalışmalar sayesinde bölgede yeniden gün yüzüne çıkan tarihi eserler, etkileyici hikayelerini ziyaretçilere sunmaya devam ediyor.

Keşfetmeye Hazır mısınız?

Tripolis, Anadolu’nun zengin tarihini ve kültürel çeşitliliğini gözler önüne seren eşsiz bir durak. Günümüzde ziyaretçilere açık olan Tripolis Antik Kenti, size unutulmaz anlar yaşatacak.
Denizli’ye yolunuz düşerse Çürüksu Vadisi’nin kuzeybatısındaki bu antik kenti keşfetme, sütunlu caddelerinde dolaşma ve anıtsal yapılarını yakından inceleme fırsatını kaçırmayın!

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Adayları

Zaman Yolculuğu: Laodikeia Antik Kenti

Denizli şehir merkezine sadece 6 kilometre uzaklıkta, binlerce yıl öncesinden kalma büyülü bir şehir var: Laodikeia Antik Kenti. Burayı ziyaret ettiğinizde, sanki eski zamanlarda yolculuk yapıyor gibi hissedebilirsiniz.
unesco laodikeia kral Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Şehrin kurucusu Kral II. Antiokhos
Görsel kaynağı: Wikipedia (By Classical Numismatic Group, Inc.)
Burası sadece eski taşlardan ibaret sessiz bir yer değil; bir zamanlar şırıl şırıl suların aktığı, insanların alışveriş yaptığı, sporla ilgilendiği, teknolojisiyle şaşırtan, capcanlı bir şehirdi! Laodikeia’nın hikâyesi yaklaşık 2200 yıl önce başladı. Kral II. Antiokhos bu şehri kurdu ve çok sevdiği eşinin adını (Laodike) verdi.

Zengin ve Güçlü Bir Şehir

Laodikeia, ticaret yollarının tam ortasında olduğu için çok hızlı büyüdü. O kadar zengindi ki, kendi parasını bile basabiliyordu. Roma döneminde ise sağlık, eğitim ve kültür alanında çok önemli bir merkez haline geldi. Bir diğer özelliği ise İncil’de geçen meşhur Yedi Kilise’den birinin de bu topraklarda almasıydı. Bu özelliğiyle geçmişten günümüze Hristiyanlık için de ayrı bir yeri oldu.

Antik Dünyanın “Su Mühendisleri”

Laodikeia’yı diğer antik şehirlerden ayıran ve “Vay canına!” dedirten en havalı özelliği su sistemiydi.

  • Taştan Borular: O zamanlar elektrik veya motor pompaları yoktu. Ama Laodikeialı mühendisler o kadar zekiydi ki, dev taşları oyarak borular yapıp kilometrelerce uzaktaki dağlardan tertemiz suyu şehre getirmeyi başardılar. 
  • Süper Basınç (Sifon Sistemi): Laodikeialılar suyu tepelerden aşağı indirip tekrar yukarı çıkarmak için “sifon” denilen özel bir basınç sistemi kullandılar. Bu, öyle gelişmiş bir sistemdi ki bugün bile mühendisler bu sisteme hayranlık duyuyor!
  • Dünyanın İlk Su Kanunu: Laodikeia’da suya o kadar değer veriliyordu ki, bu konuda önemli kurallar da belirlenmişti. Bu kurallara göre suyu kirletenler veya borulara zarar cezalandırılıyordu. Hatta bu kuralları mermer taşlara yazıp herkesin görmesini de sağladılar. Bu da bize, Laodikeia toplumunda ta o zamanlarda bile yerleşik bir çevre bilincinin hakim olduğunu gösteriyor!

Laodikeia’da Neler Var?

Bir zamanlar insanlar buraya alışveriş yapmaya, göz tedavisi olmaya ve eğitim görmeye geliyordu. Bugün ise Laodikeia’yı gezdiğinizde göreceğiniz birbirinden etkileyici yapılar, kendinizi antik temalı bir macera filmindeymiş gibi hissetmenize neden olabilir! Örneğin;

  • Anadolu’nun en büyük stadyumlarından biri olan ve o dönemdeki spor karşılaşmalarının yapıldığı devasa stadyumda, o zamanın müsabakalarında olduğunuzu hayal edebilirsiniz!
  • Şehrin dört bir yanına su dağıtan anıtsal çeşmeleri hayranlıkla inceleyebilirsiniz.
  • Eğlence ve temizlik için yapılan devasa tiyatrolar ve hamamların fısıldayacağı hikayelere kulak verebilirsiniz.
  • Eskiden dükkanların sıralandığı, insanların yürüdüğü düzenli caddelerde bir Laodikeialı gibi dolaşabilirsiniz.

Kazılar ve Destekçiler

Laodikeia’nın taşların altında uyuyan tarihini ortaya çıkarmak için Pamukkale Üniversitesi’nden arkeologlar yıllardır çalışıyor. Bu kazılara Türkiye İş Bankası da sponsor olarak destek veriyor. Bu çalışmalar sayesinde antik tiyatrolar, stadyumlar ve su yolları yeniden gün yüzüne çıkıyor.

Bugün Laodikeia

Laodikeia artık kocaman bir açık hava müzesi gibi. Burada yürürken binlerce yıl önce insanların nasıl yaşadığını hayal edebilirsiniz. Sanki bir zaman makinesine binmiş gibi, geçmişin kapıları aralanıyor.

Keşfetmeye Hazır mısınız?

2013 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne giren bu şehir, şimdi kocaman bir açık hava müzesi. Eğer Denizli’ye yolunuz düşerse, Lykos Nehri’nin kenarındaki bu teknoloji harikası antik kentte yürümeyi ve o meşhur su borularını yakından incelemeyi unutmayın!

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Alanları

7

Sardes Antik Kenti ve Bin Tepe Lidya Tümülüsleri- Manisa

3 yaşımda annemin kuzeninin düğünü için Salihli’ye gittiğimizde  Sardes Antik Kenti’ni ziyaret etmişiz. Tabii, ben o zamanları hatırlayamıyorum. İlkokul 4. sınıfta Lidyalıların parayı ilk bulan medeniyet olduğunu öğrendiğim zaman, annem bana bu gezimizi anlatıp, fotoğraflarımızı gösterdi. O zamanlar, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde olan antik kent, 2025 yılı temmuz ayında asıl listeye alındı. Bu güzel haberi öğrenince, sizler için araştırdım ve şimdi babamın fotoğrafları ile birlikte öğrendiklerimi paylaşmak istiyorum.
unesco 7 lidya harita Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

Lidyalılar, Anadolu’da M.Ö. 687 ile 546 yılları arasında yaşayan bir krallıkmış. Günümüzde Sardes Antik Kenti, Manisa’nın Salihli ilçesine 9 kilometre uzaklıktaki Sart beldesinde yer alıyor. Lidya Krallığı’na başkentlik yapmış antik kent, tarihte paranın ilk basıldığı yer olarak biliniyormuş. Klasik değiş-tokuş usulü ticaretin yerine, parayı icat ederek bir değişim aracı oluşturan Lidyalılar, böylece dünya tarihinde ticaretin seyrini değiştiren önemli bir adım atmışlar.

Sardes Antik Kenti ve Bin Tepeler Lidya Tümülüsleri, Temmuz 2025’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş. Burası, M.Ö. 6. yüzyılda Perslerin Lidya Krallığı’na son vermelerinden sonra bir Pers idari merkezi haline gelmiş.

unesco 5 gobeklitepe sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Göbeklitepe için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Artemis Tapınağı

Artemis Tapınağı, Sardes’in yakınında bir dağ eteğinde bulunuyor. Bu yapı hem eski Yunan hem Roma döneminden izler taşıyormuş. Tapınak çok büyük ve etkileyici görünüyor. Eskiden insanlar burada dua eder, özel günlerini kutlarlarmış.

Bin Tepeler: Kralların Uyuduğu Yer

Sardes’in biraz kuzeyinde, “Bin Tepeler” denilen bir alan var. Burada Lidya krallarının ve önemli kişilerin mezarları bulunuyor. Bu mezarlar büyük toprak tepeler gibi görünüyor. Anadolu’daki en büyük mezar alanlarından birisi burasıymış. En büyüğü Kral Alyattes’e aitmiş ve neredeyse 70 metre yüksekliğindeymiş.

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Alanları

6

Gordion Antik Kenti - Ankara

unesco alanlari 6 gordion Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Ankara’da bulunan Gordion Antik Kenti, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 2023 yılında alınmış. 4.500 yıllık uzun bir zaman dilimi süresince Gordion ve çevresindeki yerleşim yerleri çok az kesintiye uğramış. Yaklaşık MÖ 2500 yıllarında başlayan yerleşim, günümüzde antik kentin bitişiğinde yer alan Yassıhöyük’te halen devam ediyormuş. Bu durum Gordion’u en uzun süre yerleşimin görüldüğü, dünyanın nadir alanlarından biri yapıyormuş. Arkeolojik bulgulara göre Frigler, Gordion’a Hititlerin yıkılması sonucu MÖ 12. yüzyılın sonları gibi erken bir tarihte gelmiş. Gordion, Frig Medeniyeti’nin tarihi başkentiymiş. Gordion ve çevresi, geniş bir alan üzerinde, tarihi MÖ 9. yüzyıla kadar uzanan çeşitli ölçülerdeki tümülüslerle kaplıymış. Frig soyluları ve ileri gelen kişilerin mezarlarına “Tümülüs” deniyormuş. Bu tümülüslerin içinde Büyük Tümülüs (Tümülüs MM), 300 metrelik çapı ve 50 metreyi aşan yüksekliği ile Anadolu’da bulunan en büyük tümülüslerinden biriymiş. Frig kalesi, surları ve anıtsal yapıları ile çok iyi korunmuş. Mozaik, ahşap ve tekstil ürünleri de Anadolu’da o döneme ait eşsiz örneklerdenmiş. Gordion Antik Kenti’nden çıkarılan buluntular, Gordion Müzesi’nde sergileniyormuş.
UNESCO tarafından Gordion'a verilen Dünya Mirası Sertifikası
Gordion için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Anadolu’nun Ortaçağ Dönemi Ahşap Hipostil Camiileri

unesco alanlari 6 beysehir Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Anadolu’da 13. yüzyılın sonu ile 14. yüzyılın ortaları arasında inşa edilen ve her biri Türkiye’nin farklı bir bölgesinde bulunan beş hipostil camii, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 2023 yılında alınmış. Hipostil, mimaride tavanın sütunlarla desteklendiği yapı anlamına geliyormuş. Bu beş camii, bazı ortak mimari özelliklere ve tarihi bağlantılara sahipmiş. Ayrıca konum, kullanım, tasarım ve malzeme açısından özgünlüklerini büyük ölçüde korumaları sebebiyle, en iyi korunmuş ve erken örnekler arasında hipostil tipi camiileri temsil eden bir grup olarak değerlendirilmiş.
UNESCO tarafından Anadolu’nun Ortaçağ Dönemi Ahşap Hipostil Camiilerine verilen Dünya Mirası Sertifikası
Hipostil Camiler için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

1. Afyonkarahisar Ulu Camii – Afyonkarahisar

Afyonkarahisar Ulu Camii, sütun destekli ahşap camii mimarisinin, en iyi erken dönem temsilcilerinden biriymiş. 1272-1277 yıllarında yapıldığı bilinen bu camiide oyukları çevreleyen bitkisel bezemeli bir bordür ve Ayet-el Kürsi’nin hatla yazılmış yazı kuşağı bulunuyormuş. Camiinin kendine has özelliklerinden biri de süslemeleri arasında kuş figürlerinin bulunmasıymış.

2. Ali Şerafeddin (Arslanhane) Camii – Ankara

13. yüzyıl başında yapıldığı kabul edilen Ali Şerafeddin Camii, batı duvarında bulunan aslan heykellerinden dolayı “Arslanhane Camii” olarak da anılıyormuş. Çini ve alçı malzemenin birlikte kullanıldığı Anadolu’daki ilk örneklerden biri olan mihrap, dönemin en özgün çini mozaik mihraplarından biri olarak değerlendiriliyormuş.

3. Beyşehir Eşrefoğlu Camii – Konya

Anadolu’daki ahşap direkli camiilerin en büyüğü ve orijinali olan Beyşehir Eşrefoğlu Camii, 1296-1299 yılları arasında inşa edilmiş. Selçuklu ulu camiilerinde görülen şu özelliklerin tamamını barındıran tek örnekmiş: Çoğul ahşap sütunlar, tamamen ahşap ve kalem işçiliği ile süslenmiş tavan ve Kündekari tekniği ile tamamen ahşaptan yapılan bir minber. Mihrabı ise dikdörtgen forma sahip olup cephesi geometrik, bitkisel ve yazılı bordürlerle süslenmiş, döneminin zengin mozaik çinileri ile kaplanmış.

4. Sivrihisar Ulu Camii – Eskişehir

Camiinin tavanı bindirme tekniği ile inşa edilmiş olup kirişlemesi üstten kaplamalı tavanlar grubunda yer alıyormuş. Camiinin ahşap minberi özgün olmayıp 1924 yılında yıkılan Kılıç Mescidi’nden getirilmiş.

5. Kasaba Köyü Mahmut Bey Camii – Kastamonu

Camii üst örtüsünün bindirme tekniğiyle inşa edilmesi nedeniyle “Çivisiz Camii” olarak biliniyormuş. 1366 yılında inşa edilen camiinin iç mekanında tamamen ahşap kullanılmış. Ahşap üzerine kalem işi tekniğinde yapılan süslemeler, kiremit kırmızısı, kahverengi ve sarı tonlarının hakim olduğu çok sayıda renk kullanımıyla öne çıkarılmış.

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Alanları

5

Göbeklitepe - Şanlıurfa

Göbeklitepe’ye henüz gitme fırsatım olmadı ama “Rafadan Tayfa Göbeklitepe” filmini sinemada izledim ve çok beğendim. Oradan öğrendiklerim ve okuduklarımla Göbeklitepe’yi sizlere anlatmak isterim.
unesco 5 gobeklitepe Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre uzağında olan Göbeklitepe Arkeolojik Alanı, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 2018 yılında dahil edilmiş. Göbeklitepe; avcı ve toplayıcı insanların zamanında, şehir hayatına henüz geçmeden inşa edilen bir yapıymış. Yaklaşık 12 bin yıl önce tasarlanan Göbeklitepe; Mısır Piramitleri ve İngiltere’deki Stonehedge’den yaklaşık 7.500 yıl önce inşa edilmiş. Göbeklitepe doğal bir tepe değilmiş, dümdüz kireçtaşı platosunda yükselen insan eliyle yapılmış devasa bir tepeymiş. Göbeklitepe’yi kimlerin yaptığı, 60 tonu bulan sütunların buraya nasıl taşındığı, neden toprak altına gömüldükleri ve ne amaçla yapıldığı gibi konular hala araştırılıyormuş.
unesco 5 gobeklitepe sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Göbeklitepe için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Ani Harabeleri - Kars

unesco 5 ani Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Ani Harabeleri, Kars şehir merkezine 48 kilometre uzaklıkta Türkiye-Ermenistan sınırında bulunuyormuş. Ani Harabeleri; Türkiye, Ermenistan ve Gürcistan kültürlerinin ilk buluşma noktası ve kültürel çeşitliliğin sembolü özellikleri ile 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil olmuş. Erken Demir Çağı’ndan 16. yüzyıla kadar yerleşimin sürekli olduğu Ani; Orta Çağ’ın şehircilik, mimarlık ve sanat çeşitliliğinin bir arada görüldüğü çok kültürlü bir İpek Yolu şehri olarak biliniyormuş. Ani’de dini inanç ve kültür açısından birbirinden farklı topluluklar yaşadığı için bu değerleri yansıtan yapılar da görebilirmişiz.
unesco 5 ani sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Ani Harabeleri için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Arslantepe Höyüğü - Malatya

unesco 5 arslantepe Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

Anadolu’nun en eski şehir devletinin kurulduğu 7 bin yıllık geçmişe sahip Malatya’daki Arslantepe höyüğü, 2021 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil olmuş. Arslantepe Höyüğü’nün Kültür Dolgusu 30 metre yüksekliğindeymiş. M.Ö.5500 yıllarından M.S.11.yy’a kadar yerleşim gören höyük, M.S.5-6yy’lar arasında Roma köyü olarak kullanılmış ve daha sonra Bizans Nekropolü (mezarlık) olarak yerleşimine devam etmiş. Höyükte yapılan kazılar sonucunda, M.Ö.3300-3000 yıllarına ait bir kerpiç saray, M.Ö.3600-3500’lere ait tapınak, iki bini aşkın mühür baskısı, kaliteli metal eserler bulunmuş.

unesco 5 arslantepe sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Arslantepe Höyüğü için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Ksantos (Xantos) - Letoon - Muğla, Antalya

unesco 5 xantos letoon Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

Antalya sınırında yer alan ve aralarında yaklaşık 4 kilometrelik mesafe bulunan Xanthos-Letoon Antik Kentleri de UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer alıyormuş. Bu iki kent, aralarında tarihsel bir bağ olduğu için listeye beraber dahil olmuş.  Tarihi MÖ 3000’lere kadar uzanan Xanthos, Antik Çağ’da Likya’nın en büyük idari merkezi ve başkentiymiş. Xanthos ile birlikte 1988 yılında UNESCO Dünya Kültür Miras Listesi’ne dahil olan Letoon ise bu dönemin en önemli dini merkezlerinden biriymiş. Likya diline ait en uzun ve en önemli yazıt bu bölgede keşfedilmiş. Xanthos’daki kaya mezarları ve lahitler antik mezar mimarisinin eşsiz örneklerindenmiş. Letoon’da Leto, Apollo ve Artemis tapınaklarının yanı sıra bir adet manastır, bir adet çeşme ve Roma Tiyatrosu kalıntıları bulunuyormuş.

unesco 5 xantos letoon sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Ksantos - Letoon için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Alanları

4

Nemrut Dağı - Adıyaman

Babam, geçtiğimiz ağustos ayında gerçekleşen meteor yağmurunun olduğu geceyi Nemrut Dağı’nda sabahlayarak geçirdi ve o gece çok güzel fotoğraflar çekti. Meteor yağmuru; kum tanesi ile çakıl taşı arasındaki büyüklüklerde olan meteorların atmosferde yanmasıyla oluşur. Gökyüzünde sanki yıldızlar kayıyormuş gibi harika görüntüler meydana gelir. Sizlerle o anlardan en güzel fotoğrafları ve Nemrut’un hikayesini paylaşmak istiyorum.
nemrut unesco sertifikasi Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Nemrut Dağı için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Adıyaman’ın Kâhta ilçesinde bulunan Nemrut Dağı, Kommagene Kralı Antiochos’a ait Tümülüs ve kutsal alanlarıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 1987 yılında dâhil olmuş. MÖ 163 ile MS 72 yılları arasında bölgede hüküm sürmüş Kommagene Krallığı’na ait kalıntılar, yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykeller ve metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle Nemrut, dünya üzerindeki en görkemli anıtsal varlıklar arasında yer alıyormuş. 2.150 metre rakımlı Nemrut Dağı’nın zirvesine ulaşmak için 40 dakika süren 800 metrelik dik bir yamaçta yürümek gerekiyormuş.

Zirvede bulunan ve boyu 10 metreye varan bu heykellerin, o dönemin ilkel koşullarında nasıl yapıldığı ve oraya nasıl taşındığı hala bir sırmış. Çok merak uyandırıcı değil mi? Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin yanında dünyanın en muhteşem gündoğumu ve gün batışının seyredilebildiği yer olmasıyla da ünlüymüş.

Bergama, Pergamon - İzmir

Yaz tatilinde bir gün İstanbul’dan okul arkadaşlarımla ve ailelerimizle Bergama’ya gittik. Çok güzel bir gün geçirdik. Bergama Antik Kenti’ni sıcakta gezmek kolay olmadı ama bizi antik kente çıkaran teleferiğe binmekten çok keyif aldık. Gittiğimiz gün Bergama’da 137. Bergama Şenliği vardı. Her yer çok kalabalıktı, halk oyunları gösterisini izledik, Bergama tulumu aldık ve mesir macunu yedik.

bergama ani foto Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

bergama unesco sertifikasi Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Bergama Antik Kenti için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Helenistik dönemden günümüze erişmiş tek başkent olan ve Helenistik, Roma, Doğu Roma ve Osmanlı dönemlerine ait katmanları içerisinde barındıran “Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı”, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 2014 yılında dahil edilmiş. Pergamon (çok katmanlı kent), Kibele Kutsal Alanı, İlyas Tepe, Yığma Tepe, İkili, Tavşan Tepe, X Tepe, A Tepe ve Maltepe Tümülüsleri olmak üzere dokuz bileşenden oluşuyor. Kale Dağı’nın tepesindeki antik Pergamon yerleşimi anıtsal mimarisiyle Helenistik dönem şehir planlamacılığının en iyi örneklerinden birini temsil ediyormuş. Athena Tapınağı, Trajan Tapınağı, Helenistik dönemin en dik tiyatro yapısı, kütüphane, Heroon, Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, agora ve gymnasion yapıları bu planlama sisteminin ve dönem mimarisinin en seçkin örnekleri arasında gösteriliyormuş. Helenistik Bergama Krallığı’nın başkenti olan kent, önemli bir eğitim merkeziymiş. Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun “Asya Eyaleti başkenti” olan Bergama, döneminin en önemli sağlık merkezlerinden Asklepion’a da ev sahipliği yapmış. Osmanlı Dönemi mimarisine ait pek çok cami, han, hamam ve ticari merkez ile de önemini korumuş.

Bursa ve Cumalıkızık

Ailemle Bursa’ya sık sık giderim. Bursa İskender Kebabı yemeyi, Uludağ’da kayak yapmayı çok severim. Şimdi size UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde olan Bursa ve Cumalıkızık’ı anlatacağım.

cumalikizik unesco sertifikasi Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Bursa ve Cumalıkızık için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olan Bursa ile aynı dönemde “Osmanlı Vakıf Köyü” olarak kurulan Cumalıkızık, 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiş. “Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu” Dünya Miras Alanı, Orhangazi Külliyesi ve çevresini içine alan Hanlar Bölgesi, Hüdavendigar (I. Murad) Külliyesi, Yıldırım (I. Bayezid) Külliyesi, Yeşil (I. Mehmed) Külliye, Muradiye (II. Murad) Külliyesi ve Cumalıkızık Köyü olmak üzere altı yerden oluşuyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti olarak kurulan Bursa’daki büyük hanlar, bedesten ve çarşılar şehrin tarih boyunca sahip olduğu önemli ticari rolü gösteriyormuş. Hanlar Bölgesi, 14. yüzyıldan bu yana kent ekonomisinin kalbi olmuş. Erken dönem Osmanlı kentine nadir bir örnek olan Bursa’nın kentleşme modeli, daha sonra kurulan Osmanlı-Türk şehirlerine de örnek olmuş. Cumalıkızık Köyü ve çevresindeki diğer vakıf köylerinin, başkent Bursa’nın kent merkezindeki hanlar ve külliyelerle ekonomik ilişkileri, Osmanlı’nın bütün kurumlarıyla bir beylikten imparatorluk haline dönüşmesine önemli bir katkı sağlamış. Bursa ve Cumalıkızık, bugün hala yaşayan ticari kültürü ve kente oldukça yakın kırsal yaşamın devamlılığı ile birlikte erken dönem Osmanlı kent kültürü ve yaşam şekline de iyi bir örnek olarak gösteriliyormuş.

Çatalhöyük - Konya

Geçtiğimiz yıl aralık ayında dolu dolu bir hafta sonu geçirdiğimiz Konya tatilimiz çok güzeldi. “Şeb-i Arus Mevlana’yı Anma Haftası” etkinlikleri sebebiyle babam bu tarihi seçti. Konya’daki Kelebekler Bahçesi’ne bayıldım. Renk renk kelebeklerin fotoğraflarını çektim. Burada çok büyük bir alanda binlerce harika kelebek görebilirsiniz. Ayrıca Sille Köyü’nü gezdik ve dönüş yolumuzda UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Çatalhöyük’e uğradık. konya ani foto Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
catalhoyuk unesco sertifikasi Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Çatalhöyük için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Konya sınırları içindeki Çatalhöyük Neolitik Alanı, 9.500 yıllık tarihi ile dünyanın en önemli arkeolojik alanlarından biriymiş ve 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine dâhil olmuş. Çatalhöyük, insanlığın avcı toplayıcılıktan, ilk kent modeline geçiş aşamasını temsil ediyormuş. Yaklaşık 8.000 insanı barındırmış olan bu neolitik alandaki yapıların en önemli özelliği, bir ailenin evdeki yaşam süresi bittiğinde evin toprakla doldurulup üzerine yenisinin yapılmasıymış. Yeni evlerin sürekli yapılması ile günümüzde 21 metre yüksekliğe sahip höyük oluşmuş ve höyükte 18 yapı katı açığa çıkarılmış. Eve damda açılan bir delikten, merdivenle giriliyormuş ve evler birbirlerine sırt vermiş gibi tamamen bitişik olarak inşa edilmiş. Evlerdeki resimler, kabartmalar, heykeller ve kil mühürler Çatalhöyük insanlarının aynı zamanda yoğun biçimde sanatla uğraştıklarını gösteriyor.

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Alanları

3

Efes Antik Kenti - İzmir

Okullar kapanır kapanmaz babaannemin ve dedemin Ege’deki yazlığına gitmek üzere yola çıktık. Yazlığa yerleştikten sonra ertesi gün hava kapalı olduğundan babam, “Bugün Efes’i gezmek için harika bir gün” dedi. Kısa süreli yaz yağmurunda, sırılsıklam Efes Antik Kenti’ni gezdik. Kütüphanede ve antik tiyatroda çok güzel fotoğraflar çekildik. efes alya Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
efes Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Efes Antik Kenti için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Efes Antik Kenti, 2015 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş. Doğu ile batı arasındaki bir liman kenti olan İzmir Efes Antik Kent tarihi, M.Ö. 8600 yılına kadar uzanıyormuş. Tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığı için çok önemli bir bölgeymiş. Romalılar, Bizans İmparatorluğu, Osmanlı İmparatorluğu ve pek çok Anadolu beyliklerine ev sahipliği yapmış. Liman kenti olması sebebiyle tarihteki önemli ticaret yollarının üzerinde bulunması ve sahip olduğu verimli topraklar burayı önemli bir konuma taşımış.

Efes Antik Kenti içinde görülecek birçok önemli yer var

  • Artemis Tapınağı; Dünya üzerindeki ilk mermer tapınak olarak biliniyormuş.
  • Celsus Kütüphanesi; Romalılar döneminde inşa edilen Celsus Kütüphanesi, Antik Çağın üçüncü büyük kütüphanesiymiş.
  • Antik Tiyatro; Dünyanın en büyük antik tiyatrosu kabul edilen Efes Antik Tiyatrosu, inşa edildiği dönemde gladyatör dövüşlerine ev sahipliği yapmış.
  • Agora Meydanı; Şehrin toplanma ve miting alanıymış.
  • Domitian Tapınağı; Roma İmparatoru Domitian adına yapıldığı ve daha sonra manastır olarak kullanılmaya başlandığı biliniyormuş. Kuretler Caddesi ve Herakles Kapısı Efes Antik Kenti’nde görülecek diğer yerlerden.

Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası - Sivas

Nisan ara tatili, Ramazan Bayramı ile birleşince annem ve babamla Unesco Dünya Mirası listesindeki eserlerin peşine düşüp 9 günlük tatil yaptık. Bu tatilin 3 gecesini geçirdiğimiz Kapadokya’yı daha önce anlatmıştım. Bu tatilde bir gecemizi de Sivas’ta geçirdik. Sivas’ta Atatürk Kongre Müzesi’ni gezdik. Atatürk’ün Sivas Kongresi’nde 3 ay süresince kullandığı bu binada, Sivas Kongresi’nin yapıldığı oda ve Atatürk’ün kişisel odası gezilebilir. Kongre çalışmaları ve alınan kararlar çok güzel sergilenmiş. Ertesi gün Sivas’ın ilçesi olan Divriği’deki Ulu Camii ve Darüşşifası’na gittik ama restorasyon yapıldığı için içini maalesef gezemedik. Belki sonra tekrar geliriz. Kapıdaki amca, bize güneşin, günün değişik saatlerinde kadın ve erkek figürleri gölgesi oluşturduğunu anlattı. Bu bilgiyi çok ilginç buldum.

divrigi Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Divriği Ulu Cami için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

İslam mimarisinin bu başyapıtları; iki kubbeli türbeye sahip bir cami ve ona bitişik bir hastaneden oluşuyor. Yapılar, mimari özelliklerinin yanı sıra, sergiledikleri zengin Anadolu geleneksel taş işçiliği örnekleriyle 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne girmiş. Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlı Mengücek Beyliği döneminde inşa edilmiş. Ulu Cami, Süleyman Şah’ın oğlu Ahmet Şah tarafından; Darüşşifa ise eşi Melike Turan Melek tarafından yaptırılmış. 1228 yılında başlanıp 1243 tarihinde tamamlanan yapı baş mimar Ahlatlı Hürrem Şah tarafından yaptırılmış. Ulu Cami ve Darüşşifa, dıştan yalın bir mimari görünüme sahip.

Ancak Darüşşifa Taç Kapısı, Cami Kuzey Taç Kapısı, Cami Batı Taç Kapısı ve Şah Mahfili Taç Kapısı’nın her biri birbirinden farklı eşsiz bezemeleri ile göz kamaştıran birer mimarlık ve mühendislik harikası gibiler. Taşın adeta bir dantel gibi işlendiği bu eserde üç boyutlu, asimetrik, bitkisel ve geometrik figürler heykele benzer kabartma tekniğinde işlenmiş. Bu eserin çok farklı bir özelliği de var. Uzaktan baktığınız zaman simetrik gibi düşünülen on binlerce motifin, aslında asimetrik ve birbirini tekrar etmediğini görüyorsunuz.

Camiiye bitişik olarak inşa edilen iki katlı, avlulu ve eyvanlı bir yapı olan Darüşşifa ise hastaların su sesi ile sağlıklarına kavuştuğu bir hastane olarak benzersiz özelliklere sahip.

Afrodisias Antik Kenti - Aydın

Okullar kapanır kapanmaz babaannemin ve dedemin Ege’deki yazlığına gitmek üzere yola çıktığımızdan bahsetmiştim. Yol üstünde, Aydın’ın Karacasu ilçesindeki Afrodisias’ı gezdik. Müzedeki heykellerle fotoğraf çekilmekten, antik tiyatroda anneme dans gösterisi yapmaktan ve antik kentin girişinde yeni doğmuş köpek yavrularını sevmekten çok keyif aldım.

afrodisyas Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Afrodisias Antik Kentiiçin UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

2017 yılında UNESCO Dünya Tarihi mirasına kabul edilmiş olan Afrodisias, 1958 yılında fotoğrafçı Ara Güler tarafından tesadüfen bulunmuş ve adını, mitolojide yer alan aşk ve güzellik tanrıçası olarak bilinen Afrodit’ten almış. Yerleşim tarihi MÖ 5.bin yıl ortalarına kadar uzanan Afrodisias, geçmişten günümüze çok dikkatli bir şekilde korunarak olarak gelmiş. Kentin en büyük zenginlik kaynağı şehrin kuzeyinde yer alan mermer ocaklarıymış. Afrodisias’ın arkeolojik önemi, Geç Helenistik dönemden Roma ve Bizans dönemlerine kadar süren mermerden inşa edilmiş yapıların, kabartma ve yazıtların çok iyi korunmuş olmasından geliyormuş. Afrodisias, MS 1.-5. yüzyıllar arasında bütün Akdeniz dünyasında büyük üne kavuşan heykeltıraşlar yetiştirmiş. Afrodisias Arkeolojik Alanı’nda gezilecek yerler arasında Afrodit Tapınağı, Tetrapylon, Antik Tiyatro, Stadyum, Tetrastoon, Piskoposluk Sarayı, Tiyatro Hamamı ve müze bulunuyor. Afrodisias Müzesi’nde eserlerin çoğunluğunu heykellerden oluşuyor.

Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri

Henüz Diyarbakır’a gitmedim ama okuduğum kadarıyla öğrendiklerimi sizinle de paylaşmak istiyorum.
diyarbakir kalesi Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Diyarbakır Kalesi için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı; Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri olmak üzere iki ana bileşenden oluşuyormuş. 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmiş. Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri, kültürel ve doğal güzellikleriyle gerek dünya gerekse de ülkemiz için eşsiz bir miras özelliğine sahipmiş. Kalenin ilk yapısından günümüze pek az kalıntı ulaşmış olsa bile surları ve burçları ile Diyarbakır Kalesi, 7 bin yıldır özgün kültürel ve tarihi yapısını koruyormuş. Hevsel Bahçeleri, bahçe kültürünün çok önemli olduğu bir coğrafyada yer alan tarihi boyunca halkın kullanımına açık sivil bir bahçe olarak önemli bir değer. 30’dan fazla uygarlığın izlerini taşıyan bu bölge, 8 bin yıl gibi çok uzun süredir bahçe olarak var olmasıyla, tarımsal değerinin dışında, kültürel ve tarihi olarak da özgün bir yere sahip.

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Alanları

2

Merhaba arkadaşlar, benim adım Alya. Bir önceki sayıda sizlere UNESCO Dünya Mirası’nı ve Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan bazı yerleri anlatmıştım. Bu sayıda da yine babamın drone ile çekip, 26 kareyi birleştirerek oluşturduğu 360 derece dairesel panorama fotoğrafları ile sizlere ülkemizdeki UNESCO Dünya Mirası’ndaki yerleri tanıtmaya devam ediyorum.

Göreme Milli Parkı ve Kapadokya - Nevşehir

Nisan ara tatili, Bayram tatili ile birleşince annem ve babamla UNESCO Dünya Mirası listesindeki eserlerin peşine düşüp 9 günlük tatil yaptık. 3 gece konakladığımız Kapadokya’yı çok sevdim. Sabah 5’te kalkmakta zorlansam da Aşıklar Vadisi’nde balonları izlemeye bayıldım. Ihlara Vadisi’nde 7 kilometre yürümek çok keyifliydi. Kapadokya gezimizde Göreme Açık Hava Müzesi, Üç Güzeller, Karain Köyü’nü ziyaret ettik ve bol bol fotoğraf çektik. Bunların dışında Avanos’ta çamurdan kalemlik yaptım. Derinkuyu, Kaymaklı ve Özkonak Yeraltı şehirlerini gezerken annem ve babam iki büklüm oldular. Ben küçük olduğum için rahat rahat gezdim ve çok eğlendim.
goreme sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Göreme için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

Göreme Milli Parkı ve Kapadokya 1985 yılında;
1. Göreme Milli Parkı,
2. Derinkuyu Yeraltı Şehri,
3. Kaymaklı Yeraltı Şehri,
4. Karlık (Karanlık) Kilisesi,
5. Aziz Theodore Kilisesi,
6. Karain Güvercinlikleri
7. Soğanlı Arkeolojik Alanı olarak yedi bölüm halinde UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiş.

Kapadokya, doğa ve tarihin çok özel bir şekilde birleştiği bir bölge. Buradaki peribacaları; 3 volkanik yanardağın (Erciyes Dağı, Hasan Dağı ve Melendiz Dağı) patlaması ile yayılan lav ve küllerden oluşan tabakaların, yağmur ve rüzgâr tarafından aşınmasıyla ortaya çıkmışlar ve çok özel bir görünüme sahipler. Doğa olayları, kayaların bu özel şekilleri almasını sağlarken tarihi süreçte insanlar da kayaların içine yerleşim yerleri ve ibadet yerleri oymuşlar. Bu yerleri fresklerle süsleyerek binlerce yıllık medeniyetlerin günümüze ulaşmasını sağlamışlar. Kapadokya, Roma dönemi ve sonrasında Hristiyanlık dininin yayılmasında önemli bir merkez olmuş. Göreme Açık Hava Müzesi ve Ihlara Vadisi’nde o dönemin izlerini görebilirsiniz.

Ayrıca Ürgüp, 3 Güzeller, Uçhisar Kalesi ve Ihlara Vadisi de görülmeye değer yerlerden.

Safranbolu - Karabük

Geçen sayıda şubat tatilinde Çankırı’ya gittiğimizi ve ziyaret ettiğimiz Hattuşaş’ı anlatmıştım. Şimdi de bir diğer durağımız olan Safranbolu’yu anlatmak istiyorum. Öncelikle Safranbolu’nun harika lokumlarını tatmanızı tavsiye ederim. Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan almış. Lokumların safranlı olanları da var. Safranbolu ile ilgili diğer çok güzel anım da ters evi gezmek ve çektiğimiz fotoğraflarla ailemi şaşırtmak oldu. Anneannem nasıl ters durduğumu hala anlayamadı sanırım.

safranbolu sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Safranbolu için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Karabük iline bağlı Safranbolu ilçesi, 18. ve 19. yüzyıl Osmanlı kent yaşamının ve tarihi dokusunun günümüze kadar korunarak geldiği özel bir yer. Konak görünümlü evleri, çeşme, köprü, han, hamam, türbe ve kaya mezarları ile bütünü sit alanı ilan edilmiş olan Safranbolu, UNESCO tarafından 1994’te Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Taş, ahşap ve kiremitten yapılmış olan geleneksel Türk mimarisi tarzındaki Safranbolu evleri genellikle üç katlı, 6-8 odalı, doğaya ve komşulara saygılı ve mükemmel mimarlık örnekleri sergiliyor. Safranbolu’daki 2.000 adet Türk evinin 800’ü koruma altındaymış. Geleneksel Türk evleri dışında, Cinci Hanı ve Hamamı, Köprülü Mehmet Paşa Camii, İzzet Mehmet Paşa Camii ve İncekaya Su Kemeri’ni ailece hepimiz çok beğendik.

Truva - Çanakkale

Babaannem, dedem ve amcam İzmir’de yaşadığı için sık sık İstanbul’dan İzmir’e gideriz. Vaktimiz olduğunda Çanakkale’ye uğrar, Truva’yı gezeriz. Bu yolda vapura binip martıları beslemeyi çok severim.
truva sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Truva için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Truva (Troya) Antik Kenti, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 1998 yılında girmiş. MÖ 3.000 yılına kadar uzanan tarihi geçmişi ile dünyanın en ünlü arkeolojik alanlarından biri olan kent, Çanakkale il sınırları içinde yer alıyor. Dünyanın ilk güzellik yarışması burada yapılmış, tarihteki ünlü Truva Savaşı da burada yaşanmış ve böylece Truva atı efsanesi burada hayat bulmuş. Hatta Yunan edebiyatının temelini oluşturan Homeros’un ünlü Iliada ve Odysseia destanı da burada doğmuş. Truva’da, 1871 yılından itibaren yapılan kazılar, kentin tarihi boyunca defalarca kurulup yıkıldığını ortaya koymuş. Dokuz kent katmanının yanında kırk iki yapı katı ortaya çıkarılmış. Daha sonraki yıllarda devam eden kazılar sonucu, tiyatro, hamamlar, çeşitli buluntular ile son derece gelişmiş bir kanalizasyon sistemi ve yapı temellerine de ulaşılmış.

Selimiye Camii - Edirne

Hem İstanbul’a yakın olduğu için hem de çok eğlenceli festivaller düzenledikleri için babamla birlikte Edirne’ye 3 kez gittim. Ciğeri meşhurmuş ama ben köftesini daha çok seviyorum. Tren garındaki heykellere bayılıyorum. Çikolata, Lavanta ve Kabak Festivali’ne gittik. Çikolata Festivali’nde çikolata yaptım, Lavanta Festivali’nde kocaman bir tuvali boyadım. Her gittiğimizde Selimiye Camii’ni gezdik, şimdi size bu camiyi tanıtmak istiyorum.
selimiye sertifika Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Selimiye Camisi için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)
Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’dan önce başkenti olan Edirne’deki Selimiye Camii ve Külliyesi, 2011 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiş. Selimiye Camii; 999 penceresi, dört zarif minaresi ve muhteşem kubbesi ile Edirne’nin her yerinden tüm ihtişamı ile görülebiliyor. Bu eşsiz yapı, dünya tarihinin ünlü mimarlarından birisi olan Mimar Sinan’ın eseriymiş. Döneminin ve sonraki zamanların en muhteşem eseri olan camii, Mimar Sinan “ustalık eserim” olarak tanımlamış. Camiinin ibadete açılması II. Selim vefat ettikten sonra olmuş ve Sultan II. Selim camiinin tamamlanışını görememiş.

Türkiye’deki UNESCO Dünya Mirası Alanları

1

Merhaba, benim adım Alya, 9 yaşındayım, ilkokul 3.sınıftayım. Benim babam bir seyahat sever. Dünyayı ve ülkemizi geziyor, çok güzel fotoğraflar çekiyor. Ben de okulumun olmadığı zamanlarda onunla birlikte geziyorum ve çok eğleniyorum. Babam, gezerken ve fotoğraf çekerken kendine hedef koymayı seviyor. Şimdiden 94 ülkeye gitti ve en az dünyadaki 100 ülkeyi görmeyi hedefliyor. Babamın drone ile çekip, 26 kareyi birleştirerek oluşturduğu 360 derece dairesel panorama fotoğrafları ile birlikte, sizlere bu yerleri tanıtmak istiyorum. Bu fotoğrafları döndürerek her açıdan bakabilirsiniz. Umarım siz de bu özel yerleri görme fırsatı bulursunuz. Gelin, öncelikle size “UNESCO Dünya mirası nedir” onu anlatayım.
unesco logo Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
cocuk eller Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

UNESCO (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization) Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü eğitim, sanat, bilim ve kültür alanlarında uluslararası iş birliği yoluyla dünya barışını ve güvenliğini koruma amacı olan bir kurum.

Belirli şartları sağlayan özel kültürel veya fiziksel öneme sahip yerlere, UNESCO tarafından “UNESCO Dünya Mirası” adı veriliyor. Bu yerler, eski zamanlarda insanların yaşadığı bir şehir, anıt gibi tarihi bir mekan ya da dağ veya göl gibi doğal güzellik olabiliyor. Bu liste, 21 UNESCO üyesi ülkenin oluşturduğu Dünya Miras Komitesi tarafından güncelleniyor. Aday gösterilen yerlerin bazı kriterleri sağlaması gerekiyor. Örneğin, benzersiz bir yaratıcılık eseri, yok olmuş bir uygarlık, insanlık tarihinin belli bir dönemini temsil eden bir mimari eser olabilir. Ya da eşsiz bir güzelliğe sahip bir doğa harikası, dünyanın doğal tarihine ilişkin bilgiler veren bir alan olabilir. 2021 yılı itibarıyla UNESCO Dünya Mirası listesinde 1.154 alan listelenmiş ve İtalya sahip olduğu 58 Dünya Mirası ile ilk sırada yer alıyor.  Ardından Çin (56), Almanya (51), Fransa (49), İspanya (49) geliyor. Türkiye’de ise 19 yer listede yer alıyor. Ayrıca geçici listede Türkiye’den 84 eser bekleniyor. Haydi, gelin şimdi bu güzellikleri birlikte keşfedelim.

bilgisayar Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis

Resme tıklayarak etkileşimli Dünya haritasından tüm ülkelerdeki eserleri bulabilirsiniz.

İstanbul’un Tarihî Alanları

Ülkemizdeki UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan 19 eserin tanıtımına “İstanbul’un Tarihi Alanları” ile başlıyorum. İstanbul’da yaşadığım için bu tarihi eserleri birkaç kez ziyaret etme fırsatım oldu. Ayrıca annem ve anneannem İstanbul Üniversitesi’nden mezun olduklarından dolayı onlarla birlikte yılda iki üç kez oraya gidiyorum. Onlar eski günleri konuşuyor, ben de Sultanahmet Meydanı’nda koşturuyorum.
unesco ist Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
İstanbul için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

1. Sultanahmet Arkeolojik Koruma Alanı

Bu tarihi alanda Ayasofya, Sultanahmet Camii, Topkapı Sarayı, Yerebatan Sarnıcı, Alman Çeşmesi, Dikilitaş, Yılanlı Sütun ve birçok müze bulunuyor. Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarına başkentlik etmiş olan İstanbul’un bu tarihi mekanının Unesco Dünya Mirası listesine girmesi hiç şaşırtıcı değil.

2. Süleymaniye Camii ve Çevresi Koruma Alanı

Süleymaniye Dünya Miras Alanı, Haliç’i gören bir tepe üzerinde Süleymaniye, Vefa, Vezneciler semtlerini kapsıyor. Mimar Sinan tarafından, Osmanlı İmparatorluğu’nu yöneten 39 padişahtan en uzun süre tahtta kalan Kanuni Sultan Süleyman’ın tahta çıkışının 30. yılı şerefine yapılmış. Ayrıca, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mehmed için Mimar Sinan’a yaptırdığı Şehzade Camii ve şehrin en eski su kemeri olan Bozdoğan Kemeri de bu alanda yer alıyor.

3. Zeyrek Camii (Pantokrator Kilisesi) ve Çevresi Koruma Alanı

Atatürk Bulvarı’nın batısında ve Haliç’i gören bir yamaç üzerinde yer alan Zeyrek Dünya Miras Alanı’nda Zeyrek Camii (Pantokrator Manastırı) ve çevresindeki sokaklar yer alıyor.

Alanda özellikle buraya ismini veren Zeyrek Camii (Pantokrator Manastırı) İstanbul’daki en büyük ve en eski Bizans Dönemi yapılarından biri. Burası Ayasofya’dan sonraki en büyük Bizans dini eseri olup, İstanbul’un fethinden sonra camiiye çevrilen ilk kilise olarak biliniyor. Bu alanda ayrıca Barbaros Hayrettin Paşa Hamamı, Haydar Paşa Medresesi, Zembilli Ali Efendi Sıbyan Mektebi ve mezarı gibi alanın geneline yayılan pek çok tarihi eser bulunuyor.

4. İstanbul Kara Surları Dünya Miras Alanı

Günümüzde Avrupa’da ayakta kalan en uzun ve en eski savunma sistemi olan Kara Surları, tarihi ve mimari açıdan önemli bir yere sahip. Yaklaşık 7 kilometre boyunca uzanan Kara Surları, İstanbul surlarının günümüze kadar devamlılığını en fazla korumuş olan bölümünü oluşturuyor. Surların üzerinde Yedikule Kapısı, Belgrad Kapısı, Silivri Kapı, Mevlana Kapı bulunuyor. Topkapı, Sulukule Kapı, Edirnekapı ve Eğrikapı günümüzde hala kullanılıyor. Tarihi eserlerden biri olan Yedikule Zindanları da bu surlar üzerinde yer alıyor.

Hattuşaş: Hitit (Eti) Başkenti - Çorum

Şubat tatilinde ailemle birlikte Hitit uygarlığını ziyaret ettik. İstanbul’dan yola çıkıp, Çankırı’da konakladığımız tatilimizin ikinci gününde Hattuşaş’ı gezdik. Gelin size babamın fotoğraflarıyla birlikte burayı da tanıtayım.
unesco hattusa Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Hattuşaş için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

1986 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan Hattuşa, Hitit İmparatorluğu’nun başkenti olarak Anadolu’da yüzyıllar boyu çok önemli bir merkez olmuş. Çorum’un 82 kilometre güneybatısındaki Boğazkale ilçesinde bulunuyor. Günümüzden yaklaşık 3.500 yıl önce kurulan Hitit İmparatorluğu, bıraktığı mimarlık ve sanat eserleriyle Anadolu’nun tarihine dair çok önemli bilgiler veriyor. Burada tapınaklar, kraliyet konutları ve surları gezebilirsiniz. Şehrin bu kadar geniş bir araziye yayılmış olması Hitit İmparatorluğunun ne kadar kudretli olduğunu gösteriyor. Şehir içinde yaya olarak da gezebilirsiniz ancak çok büyük bir alanı kapladığından yürümek zor olabilir.

Gelelim Aslanlı Kapı’ya… Kralın bölgeye giriş noktalarından birisi de bu kapı. Aslanlı kapının iki yanına yerleştirilmiş olan aslan motifleri Hitit taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Bu eşsiz motifleri mutlaka görmelisiniz.

Pamukkale ve Hierapolis Millî Parkı - Denizli

Pamukkale ve Hierapolis Milli Parkı, 1988 yılında hem kültürel, hem doğal miras olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiş. Pamukkale, Türkiye’nin güney batısında Denizli ilinde yer alıyor. Pamuksu görüntüsü ile benzersiz bir yapıya sahip olan Pamukkale bembeyaz terasları, kaplıcaları ve travertenleriyle ünlü. Traverten çeşitli nedenlere ve ortamlara bağlı, kimyasal reaksiyon sonucu çökelme ile oluşuyor. Kalsiyum oksit içerikli suyuyla dönemin terapi ve sağlık merkezlerinden biri olmuş. Çünkü sularının birçok hastalığa iyi geldiği düşünülüyor.

Hierapolis ise yine bu bölgede yer alan bir antik kent. Denizli’nin 18 kilometre kuzeyinde yer alan Hierapolis Antik Kenti’nin “Kutsal Kent” olarak adlandırılması, kentte bilinen birçok tapınak ve diğer dinsel yapının varlığından kaynaklanıyor. Kalıntıların büyük bölümü Roma döneminden kalmış.

unesco pamukkale Menderes’in Kıyısında Bir Antik Kent: Tripolis
Pamukkale için UNESCO sertifikası
(Büyütmek için resme tıklayın)

4 Haziran 1783’te Montgolfier kardeşler sıcak hava balonuyla halka açık ilk gösterilerini yaptı.

 

04 haziran wiki 1 4 Haziran

Görsel kaynağı: Wikipedia

 

Fransız kâğıt üreticisi Joseph-Michel ve Jacques-Étienne Montgolfier kardeşler kâğıtla sıkılaştırılmış çuval bezinden yaptıkları küreyi andıran büyük sıcak hava balonlarıyla 4 Haziran 1783’te halka açık bir gösteri yaptı. İnsansız balon 1.600-2.000 metre yüksekliğe kadar çıktı ve 10 dakika boyunca yaklaşık iki kilometre uçtu.

AYIN TAMAMI