Ay’da yaşam olsaydı, acaba
ne olurdu?

Ay’da yaşam olsaydı,
acaba ne olurdu?

Acaba biricik uydumuzda yaşam olsaydı, nasıl olurdu? Sanırım bu soru herkesin aklına gelmiştir. Ay’a bakıp da böyle bir hayal kurmayan yoktur. Okurlarımızdan Feray’ın da aklına aynı soru takılmış ve ne iyi etmiş de bize yazmış! Haydi, şimdi yanıtlayalım.

Acaba biricik uydumuzda yaşam olsaydı, nasıl olurdu? Sanırım bu soru herkesin aklına gelmiştir. Ay’a bakıp da böyle bir hayal kurmayan yoktur. Okurlarımızdan Feray’ın da aklına aynı soru takılmış ve ne iyi etmiş de bize yazmış! Haydi, şimdi yanıtlayalım.

Öncelikle ‘Ay’da yaşam olsaydı, ne olurdu?’ sorusunun sınırlarını çizelim. Çünkü bu çok boyutlu bir soru ve gerçekte Ay’da yaşam için insanlık çoktan işe koyuldu bile. 1969’da Ay’a ilk kez ayak basılması bu yolu açmıştı. Günümüzde birçok ülke Ay’da koloni kurmayı ciddi ciddi planlıyor. Ama şimdi biz bunu değil de Ay’da Dünya’daki gibi kendiliğinden gelişen bir yaşam olsaydı, nasıl olurdu diye düşünelim.

Aslında bundan 4 ila 4,5 milyar yıl önce Ay’da yaşam ortaya çıkmış bile olabilir! Yakın zamanlı araştırmalar gösteriyor ki uydumuzun oluşumundan -yani yaklaşık Mars büyüklüğündeki Theia adlı bir öngezegenin ilkel Dünya’ya çarpması sonucunda çevreye saçılan parçaların bir araya gelerek Ay’ı oluşturmasından- kısa bir süre sonra uydumuzun yüzeyindeki koşullar yaşama olanak vermişti belki de… Hatta sonrasında binlerce yıl boyunca süren yanardağ etkinlikleri bol miktarda su buharı üreterek bir atmosferin oluşmasını sağlamış, hatta bu atmosfer gündüzle gece arasındaki aşırı sıcaklık farklarını makul düzeylerde tutmuş olabilir. Dünya’da 3-4 milyar yıl önce ortaya çıkan ilk tek hücreli canlılar da benzer  koşullardan hoşlanıyormuş zaten!

Ama yanardağ etkinlikleri sona erince, yaşamın ortaya çıkmasını sağlayacak koşullar da ortadan kalkmış ve kendini sürdürebilecek bir yaşam olasılığı belki de bir daha ortaya çıkmamak üzere kaybolmuştur.

Acaba kısa bir süre için olsa bile Ay’ın yüzeyinde sığ göller oluşmuş mudur?

Bu soruların hepsini ve daha aklınıza gelebilecek birçoğunu burada (kısaca) yanıtlamak zor. Ama bir bölümünü düşünmeye başlayalım. Öncelikle Ay’da bir günün, bizim bir ayımız kadar sürdüğünü hatırlayalım. Hep aynı yüzü Dünya’ya dönük olarak yörüngesini turlayan Ay, kendi eksenindeki bir dönüşünü tam 29,5 günde tamamlardı. Yani Ay’da yaşıyor olsaydık, günler bitmek bilmezdi; tabii geceler de öyle! Bir yıl, yani Ay’ın Güneş çevresinde dolaşması da Dünya ile birlikte hareket ettiğinden yine bir yıl sürerdi. Ancak bu bir yıl içinde topu topu 12 gün olurdu. Bizdeki mevsimlerin benzerlerini, (Ay’ın da Dünya benzeri bir eksen eğikliği olduğundan) yaşamak mümkün olabilirdi: Üçer günlük yazlar, kışlar ve baharlar şeklinde…

Ay’ın Dünya’ya dönük yanından göğe baktığınızı hayal edin şimdi. Dünya’yı gökyüzünde hep aynı yerde görürdünüz. Dünya’nın evresi, tıpkı uydumuzun evreleri gibi yavaş yavaş değişirdi, bir ay süren o bir Ay günü içinde. Her yeni Ay gününde Dünyamız yeniden ilk evresine dönerdi. Gece olduğunda, yani Güneş yaklaşık 15 günlüğüne ufuk çizgisinin altına indiğinde, bizim Dünya’dan gördüğümüz takımyıldızların aynısını görürdük. Gezegenler de hemen hemen aynı ekliptik çizgisi üzerinde dolanırdı. Bazen de Ay tutulması gözlenirken aynı sırada çok uzun süren Güneş tutulmaları yaşanırdı! Ay’ın karanlık yüzünde de Dünya diye bir yer “hiç yok” sanabilirdiniz. Güneş ve öteki gezegenler görünse bile, uydumuzun gezegenimize sırtını dönmüş öte yana geçtiğinizde Dünya bir daha ortaya çıkmamak üzere kaybolurdu.

Ay’daki yaşamın nasıl şekilleneceği, karşımıza nasıl canlılar çıkacağı ve bunların neye benzeyeceği ise tümüyle sizin hayal gücünüze kalmış! Ama diyelim ki bizdekine çok benzer bir süreç yaşanmış ve Dünya’dakine benzer hayvan, bitki, bakteri ve mantarlar ortaya çıkmış olsun. Ancak yine de göz önünde tutmanız gereken bir gerçek daha var: Dünya’dakinin yaklaşık altıda biri olan yer çekimi nedeniyle uçmaya ve zıplamaya meyilli daha çok hayvan (belki de bitki bile) görebilirdiniz! Yer çekimine karşı daha az enerji harcayacakları için kasları da zayıf olurdu üstelik. Öte yandan ağaçların boyu daha uzun (çok daha uzun) olabilirdi.

Biz nasıl Ay’ı merak ediyorsak, Ay’da yaşayan canlılar da Dünya’yı çok merak ederdi herhalde. Belki de bizden önce Dünya’yla iletişime geçer, hatta buraya araçlar gönderir ve sık sık ana gezegenlerine gidip gelmek isterlerdi. Tek başına Asya’nın yüzey alanının, Ay’ınkinden daha büyük olduğunu düşünürseniz, onlar için görülecek çok yer olurdu! Özellikle de uzun süren -ve bir noktadan sonra sıkıcı olması muhtemel- günleri düşünecek olursanız, baş döndüren bir hızla dönen Dünya’ya gidip yerçekiminin ve çok daha güçlüsünün tadına varmak isteyenler sıraya girerdi! Kısacası Ay’da yaşam olsaydı, çok farklı, çok şaşırtıcı ve illa ki Dünya’yı özleten bir yaşam olurdu!

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen mantıksız görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!

İllüstrasyon: Sıla Dağdelen