Dünyadaki Bütün İnsanları Uzaya Göndermek Gerekseydi
Acaba Ne Olurdu?
Öncelikle buna gücümüz ve olanaklarımız yeter miydi acaba? Hepimizi uzaya, çok değil aslında, yeryüzünden 200 kilometrecik yukarıya götürmeye yetecek kadar enerji ve bunu yapabilecek zaman bulabilir miydik? Yoksa tüm insanları —yani yaklaşık 8 milyar kişiyi— uzaya göndermek, elimizdeki teknoloji ve enerji kaynaklarıyla olanaksız mıdır? Haydi gelin, kuramsal olarak neler gerektiğine bir bakalım.
Bir insanın ortalama ağırlığını 65 kg alarak başlayalım. En gelişmiş roketler, örneğin Falcon 9 bile bir kalkışta en çok 22.800 kg yükü alçak dünya yörüngesine taşıyabiliyor. Bu da tek seferde bir roketin ancak 350 insanı uzaya götürebileceği anlamına gelir. Tabii bu hesabı yaparken uzay için gerekli giysileri, yiyecekleri ve başka malzemeleri hiç hesaba katmıyoruz bile! Buna rağmen 8 milyar insanı uzaya taşıyabilmek için tam 23 milyon sefer yapmak gerekirdi!

Haydi, diyelim ki aynı anda kalkış yapabilecek 23 milyon adet Falcon 9 roketimiz var. Gerçi böyle bir roketi yapmak bile en az 3 ay sürüyor ama, neyse! Bu kadar çok rokete (ya da tek bir roketin 23 milyon seferine) ne kadar yakıt gerekeceğini hiç düşündünüz mü? Tek bir roketin bir seferde yaklaşık 500 ton yakıt harcadığını kabul edersek bu da toplamda 11,5 milyar ton yakıt anlamına gelir. Oysa dünyanın bir yıllık yakıt üretimi 2 milyar ton dolayındadır. Yani bu kadar yakıtı bulmak için bile 6 yıl beklemek gerekirdi!
Kısacası bütün sınırları zorlasak, 8 milyar insanı uzaya taşıyacak enerjiyi bulmak yine de olanaksız olurdu. İyi ki de öyle olurdu; çünkü bu kadar çok yakıtın kısa süre içinde tüketildiği bir gezegen zaten yaşanmaz bir yere dönüşürdü! Geride kalan canlılar bu kadar çok roket kalkışından açığa çıkan karbondioksit ve öteki zararlı gazların etkisiyle tam bir cehennemde bulurlardı kendilerini! Zaten son iki yüzyıldaki fosil yakıt tüketimimiz yüzünden gezegenimizi yeterince ısıtmış ve iklim değişimini başlatmış durumdayız! Fosil yakıtlarla çalışan roketlerle uzaya topluca gitmek, geride kalan gezegenimizin pimini çekmek olurdu!
“Olsun, yalnızca merak ediyorum; o kadar çok yakıtımız olduğunu varsaysak” diyor ve “acaba 23 milyon kalkış için ne kadar süre gerekirdi?” diye mi soruyorsunuz? O zaman önce, yeryüzünde aktif 23 roket fırlatma alanı bulunduğunu anımsatalım. Bu da peş peşe 1 milyon kalkış anlamına gelir! Her bir kalkış arasında en azından bir saat olması şart, çünkü rampaya yerleştirilen roketin yakıtını doldurması bile bu kadar sürüyor. Bu durumda günde 24 kalkıştan yılda 8.760 kalkış yapar ve bu bile 114 yıl sürer!

Azimlisiniz ve 8 milyar insanı, 23 milyon roketle, bütün dünyanın 6 yıllık yakıtını kullanarak uzaya göndermeye kararlısınız. Bunun için yeryüzünün her yerine roket fırlatma rampası yapmayı da göze aldınız! Ancak aralarında en azından 100 kilometre olmalı ki güvenli kalkışı garanti edebilesiniz. Böyle bir senaryoda, yani bütün kıtaları silme roket fırlatma alanıyla doldurursanız, 15 bin kalkış pistiniz olurdu. Her birinden günde 24 kalkış yapan roketlerinizin tümünün uzaya çıkması için de 64 gün gerekirdi. Yani insanlığın topluca uzaya göçü iki aydan biraz uzun sürerdi!
Bir kez daha anımsatalım: Bu çılgın projeyi yaşama geçirmek geride kaynakları tükenip aşırı ısınmış bir gezegen ve karbondioksite boğulup soluk alınmaz hale gelmiş bir atmosfer bırakırdı. Biz en iyisi, mavi gezegenimizde güzel güzel yaşayalım… Carl Sagan’ın dediği gibi “Uzay, insanlık için bir kaçış değil, bir keşif alanıdır. Asıl sorun, bu gemiyi (yani Dünya’yı) batırmamaktır!”

