İşaretlerin Dili

İşaretlerin Dili

Büyük olasılıkla okuma yazmayı öğrendiğinizden beri yaşamınız çok değişmiştir. Örneğin eskiden anne babanızın size okuduğu kitapları artık kendiniz okuyorsunuzdur. Hatta okuma yazma bildiğiniz için birçok şeyi kendiniz yapmaya başlamışsınızdır. Peki, hiç düşündünüz mü? Nasıl oluyor da kâğıdın üzerine basılmış bazı şekiller bir araya geliyor ve bunları okuduğunuzda beyniniz bir anlam çıkarıyor? Örneğin bir önceki cümlede “beyin” sözcüğü geçti ve siz farkında olmasanız bile kafanızda bir beyin imgesi canlandı. Beynin şekli, görüntüsü ya da onunla ilgili hiçbir şeyle bir benzerliği olmayan b-e-y-i-n harfleri size apayrı bir şey düşündürttü.

Çünkü aslında yazı dediğimiz şey bir kodlamadır ve somut ya da soyut şeyleri dönüştürerek bir iletişim kanalı oluşturur. Gerçi bu dönüştürme işini insanlar çok uzun yıllardan, yazının bulunmasından çok daha önceki zamanlardan beri yapıyor. Tarih öncesi dönemlerde yaşayan insanlar duygularını, düşüncelerini ya da yaşadıklarını mağaraların duvarlarına yaptıkları resimlerle anlatıyorlardı. Örneğin vahşi hayvanların karşısında elinde mızrağıyla duran bir insan resmi “Bugün arkadaşımla ava gittiğimizde karşımıza kocaman dört hayvan çıktı. Mızrağımı kaldırdım ve onları kovalamaya başladım,” diye yazmaktan çok da farklı değildir.

Mağaraların duvarlarındaki resimler zamanla yazıya dönüşmüştür. İnsanlar duygu ve düşüncelerini bir yandan da yazıyla anlatmaya başlamıştır. Mısır hiyeroglifleri bu geçişi gözler önüne seren güzel bir örnektir. Fotoğrafta gördüğünüz dikilitaş, İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nı süsler. Üzerindeki resimler aslında bir tür yazıdır ve dikilitaşın buraya nasıl, neden ve kimin adına dikildiğini açıklar.

Şekillerin zamanla nasıl harflere ve dolayısıyla yazıya dönüştüğünün izini günümüzde kolaylıkla sürebileceğimiz bir dil var. Hem de dünyada en çok insanın konuştuğu dil. Evet, doğru tahmin ettiniz: Çince. Birçok dilden farklı olarak Çincede yazı karakterleri harfleri değil doğrudan nesneleri tanımlar. Yandaki tablonun ilk sütunu bu şekillerin orijinal hallerini gösterir. Satır boyunca sağa doğru ilerlediğimizde şeklin zaman içindeki değişimini görebiliriz. Örneğin ilk satırdaki şekil insan anlamına gelir. Nitekim tablonun en başındaki şekil de gerçekten bir insanı andırır. Zamanla şekil değişmiş ve en sonunda bugünkü halini almıştır.

Şekillerin zamanla nasıl harflere ve dolayısıyla yazıya dönüştüğünün izini günümüzde kolaylıkla sürebileceğimiz bir dil var. Hem de dünyada en çok insanın konuştuğu dil. Evet, doğru tahmin ettiniz: Çince. Birçok dilden farklı olarak Çincede yazı karakterleri harfleri değil doğrudan nesneleri tanımlar. Yandaki tablonun ilk sütunu bu şekillerin orijinal hallerini gösterir. Satır boyunca sağa doğru ilerlediğimizde şeklin zaman içindeki değişimini görebiliriz. Örneğin ilk satırdaki şekil insan anlamına gelir. Nitekim tablonun en başındaki şekil de gerçekten bir insanı andırır. Zamanla şekil değişmiş ve en sonunda bugünkü halini almıştır.

Elbette şekil ve işaretlerle kurduğumuz ilişki yalnızca yazı ve dillerle sınırlı değildir. Bugün yaşamlarımızın çok farklı bölümlerinde bu işaret dilinden sıklıkla yararlanıyoruz. Diyelim ki daha önce hiç bulunmadığınız bir yerdesiniz ve acilen tuvalete gitmeniz gerekti. Hiç kimseye sormanıza bile gerek olmadan tuvalet işaretini izleyerek yolunuzu bulabilir sonra da kapının üzerindeki işaretlere bakarak hangi tuvaleti kullanmanız gerektiğini anlayabilirsiniz.

Çoğu zaman işaretler sözcüklerle uzun uzun anlatılması gereken istekleri, kuralları ya da durumları yalnızca basit bir şekille anlatıverir. Cep telefonu kullanılmaması gereken, yüksek sesle konuşmanın yasak olduğu ya da elinizdeki dondurmayla girmemeniz gereken yerleri size çok basit bir şekilde gösterirler.

Düşünsenize, ya trafik işaretleri olmasaydı. Yol kenarlarında sürücülere, yayalara ya da yolculara yönelik mesajlar yazıyla iletilseydi. İleride bir okul olduğu için yavaşlanması gerektiğini söyleyecek bir tabelayı sürücü nasıl okuyacaktı? Yazıyı okumak için tabelaya çok yaklaşması gerekecekti. Ayrıca bunu yaparken bir süreliğine de olsa dikkatini yoldan ayıracaktı.

İşaretler ya da simgeler hiç düşünmediğimiz zaman ve yerlerde bile sürekli karşımıza çıkar. Bir arabanın ön ve arkasında yanıp sönen sinyal lambalarını gördüğümüzde aracın sağa ya da sola döneceğini anlarız. Trafikte yeşil ışıkta geçmemiz, kırmızı ışıkta durmamız gerektiğini biliriz.

Biraz düşününce işaretlerin yaşamlarımızın ayrılmaz birer parçası olduğunu daha iyi anlıyor insan. İşte, işaretlerin vazgeçilmez olduğu bir alan daha, bilgisayar ve özellikle de internet. Bir düşünün, bilgisayar ekranında ne kadar çok işaretle karşılaşıyorsunuz. Çoğu zaman ekranda hiçbir yazılı bilgi olmadan bile nereye tıkladığınızda bir pencereyi kapayabileceğinizi, nereye basarsanız internete bağlanabileceğinizi size hep işaretler söylüyor. Yandaki şeklin olduğu yerde artık hemen hemen herkes kablosuz ağa erişim olanağı bulunduğunu biliyor.

Biraz düşününce işaretlerin yaşamlarımızın ayrılmaz birer parçası olduğunu daha iyi anlıyor insan. İşte, işaretlerin vazgeçilmez olduğu bir alan daha, bilgisayar ve özellikle de internet. Bir düşünün, bilgisayar ekranında ne kadar çok işaretle karşılaşıyorsunuz. Çoğu zaman ekranda hiçbir yazılı bilgi olmadan bile nereye tıkladığınızda bir pencereyi kapayabileceğinizi, nereye basarsanız internete bağlanabileceğinizi size hep işaretler söylüyor. Aşağıdaki şeklin olduğu yerde artık hemen hemen herkes kablosuz ağa erişim olanağı bulunduğunu biliyor.

Kullandığımız bilgisayarlarda, tabletlerde ya da cep telefonlarında yer alan pek çok işaret artık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir.
Kullandığımız bilgisayarlarda, tabletlerde ya da cep telefonlarında yer alan pek çok işaret artık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir.

İşaretlerin sıklıkla kullanıldığı bir başka alansa denizciliktir. Büyük ya da küçük tüm deniz taşıtları durumlarını belli eden işaret, bayrak ya da flamalar kullanmak zorundadırlar. Açıkta demirlemiş bir tekne, acil yardıma gereksinimi olan bir deniz taşıtı, hatta arızalı olduğu için başı boş sürüklenen bir geminin bile durumunu anlatacağı özel işaret ve görüntüler vardır. Denizciler arasında neredeyse bütünüyle farklı bir dil oluşmuştur. Bayraklarla simgelenen harflerden oluşan bir alfabe de vardır. Bu, tıpkı telgraflarda kullanılan, çizgi ve noktalardan oluşan Mors Alfabesi gibi bütünüyle özel bir alfabedir.