Kediler Olmasaydı Acaba Ne Olurdu?

Kediler Olmasaydı
Acaba Ne Olurdu?

Sizin de aklınıza bazen tuhaf sorular geliyor mu? Hani hiç olmayacak şeyler belki, ama “ya olsaydı” dediğiniz türden… “İmkânsız şeyler bunlar” deyip geçmeyin. Bunları hayal etmesi bile çok ilginç! Aklınıza takılanlar varsa, çekinmeyin, söyleyin…

Tüm kediler bir anda yok olsaydı,
ne olurdu?

Tüm kediler bir anda yok olsaydı, ne olurdu?

acaba ne olurdu

Evet, bizce de korkunç olurdu! Bu sevimli yaratıklar olmasa yaşam çoğumuz için çekilmezdi, değil mi? Ama varsayalım ki oldu; yeryüzündeki bütün kediler bir anda ortadan kayboldular ve yaşam da onlarsız sürmeye başladı… Acaba tek sıkıntımız oyun arkadaşı bulamamak ya da sevip okşayacak bir dosttan mahrum kalmak mı olurdu? Ya da kimilerinin tüylü ve uyuşuk bulduğu bu canlıların yokluğu herhangi bir etki yaratmaz mıydı? Böyle düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz…

Çünkü kediler küresel ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır. Onlar olmasaydı, yeryüzü kısa süre içinde kemirgenlerin istilasına uğrardı. Fareler ve sıçanlar tahıl stoklarımızı eritir, hastalık yayar ve bazı kuş türlerini de ortadan kaldırırlardı.

Yeni Zelanda’daki küçük bir adadaki kedileri bir süreliğine adadan uzaklaştırarak yapılan deney sonucunda farelerin tahıl ambarlarına büyük zarar verdiği görülmüş. Deniz kuşlarının yumurtalarıyla beslenen fareler, bu kuşların sayısını da azaltmış. Bu deneyi tüm dünyada yapmaya kalksanız ve yeryüzündeki 220 milyon kediyi bir yere kapatsanız, insanlar bir süre sonra aç kalırdı herhalde. O nedenle bir daha düşünmek lazım: Acaba biz mi kedileri besliyoruz yoksa onlar mı bizim beslenmemize yardımcı oluyor?

 

Acaba Ne Olurdu?

Sizin de aklınıza bazen tuhaf sorular geliyor mu? Hani hiç olmayacak şeyler belki, ama “ya olsaydı” dediğiniz türden… “İmkânsız şeyler bunlar” deyip geçmeyin. Bunları hayal etmesi bile çok ilginç! Aklınıza takılanlar varsa, çekinmeyin, söyleyin…

Tüm kediler bir anda yok olsaydı, ne olurdu?

acaba ne olurdu

Evet, bizce de korkunç olurdu! Bu sevimli yaratıklar olmasa yaşam çoğumuz için çekilmezdi, değil mi? Ama varsayalım ki oldu; yeryüzündeki bütün kediler bir anda ortadan kayboldular ve yaşam da onlarsız sürmeye başladı… Acaba tek sıkıntımız oyun arkadaşı bulamamak ya da sevip okşayacak bir dosttan mahrum kalmak mı olurdu? Ya da kimilerinin tüylü ve uyuşuk bulduğu bu canlıların yokluğu herhangi bir etki yaratmaz mıydı? Böyle düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz…

Çünkü kediler küresel ekosistemin vazgeçilmez bir parçasıdır. Onlar olmasaydı, yeryüzü kısa süre içinde kemirgenlerin istilasına uğrardı. Fareler ve sıçanlar tahıl stoklarımızı eritir, hastalık yayar ve bazı kuş türlerini de ortadan kaldırırlardı.

Yeni Zelanda’daki küçük bir adadaki kedileri bir süreliğine adadan uzaklaştırarak yapılan deney sonucunda farelerin tahıl ambarlarına büyük zarar verdiği görülmüş. Deniz kuşlarının yumurtalarıyla beslenen fareler, bu kuşların sayısını da azaltmış. Bu deneyi tüm dünyada yapmaya kalksanız ve yeryüzündeki 220 milyon kediyi bir yere kapatsanız, insanlar bir süre sonra aç kalırdı herhalde. O nedenle bir daha düşünmek lazım: Acaba biz mi kedileri besliyoruz yoksa onlar mı bizim beslenmemize yardımcı oluyor?

 

Dünya’nın dönüşü bir dakikalığına dursa,
ne olurdu?

“Durdurun Dünya’yı başım dönüyor!” diyenleri duyan yerküremiz ekseninde dönmeyi bir dakikalığına bıraksa ne olurdu? Çok değil, yalnızca bir dakika duracak, sonra her zamanki gibi bir günde bir tur atacak şekilde batıdan doğuya doğru dönmeye devam edecek. “Döndüğünü bile hissetmiyoruz, dursa farkına varır mıydık acaba?” diyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz! Başımıza gelecekleri öğrenmek ister misiniz? Öncelikle böyle ani bir durma, bizi (yalnızca bizi mi, kedileri, köpekleri, kuşları, otomobilleri, hatta evleri bile) yerimizden kilometrelerce öteye savururdu. Çünkü Dünya’nın kendi çevresindeki dönüş hızı –biz farkına varmasak da– çok büyüktür: saatte 1670 km! Bu yüzden Dünya’nın “zınk diye” duruvermesi, yeryüzündeki her şeyin üzerinde, bu hızla giden bir otomobilin aniden frene basması gibi bir etki yaratacaktır. “Bu hızla savrulunca acaba uzaya fırlar mıyız?” diye de umutlanmayın, çünkü her şeyi darmadağın etmeye yetse bile yerçekimini yenmeye yetecek bir hız değil bu… Atmosfer de Dünya’nın bir parçası gibi ve aynı hızla hareket ettiği için Dünya durunca o da bizim gibi yapardı: Yani saatte 1670 km hızla ilerlemeye devam ederdi. Bu da rüzgârların saatte 1670 km hızla bir dakika boyunca esip durması anlamına gelir. Yerkabuğunu bile aşındıracak bu hız hayatta kalanlara zor anlar yaşatırdı herhalde! Biliyorsunuz, yerküre kutuplardan basık, ekvator çevresinde şişkin bir küredir. Suyun akışkanlığı, Dünya’nın dönüşü sırasında, deniz sularının ekvatora doğru birikmesine neden olur. Tıpkı bir mutfak robotunun içinde dönen sebzelerin plastik kabın kenarlarına savrulması gibi. Nasıl ki sebzeler robotu kapatınca kabın dibine dökülüyorsa, Dünya durunca deniz suları da kutuplara doğru çekilirdi. Ekvator civarında adalar ortaya çıkarken önceden kara parçası olan yüksek enlemlerdeki yerleri su basardı. Yalnızca bir dakika sürse bile suların böylesine yer değiştirmesi tam bir felaket olurdu! Herhalde şimdi “Oh, iyi ki Dünya dönüyor!” diyorsunuzdur…

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen mantıksız görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!

Dünya’nın dönüşü bir dakikalığına dursa,
ne olurdu?

“Durdurun Dünya’yı başım dönüyor!” diyenleri duyan yerküremiz ekseninde dönmeyi bir dakikalığına bıraksa ne olurdu? Çok değil, yalnızca bir dakika duracak, sonra her zamanki gibi bir günde bir tur atacak şekilde batıdan doğuya doğru dönmeye devam edecek. “Döndüğünü bile hissetmiyoruz, dursa farkına varır mıydık acaba?” diyorsanız, fena halde yanılıyorsunuz! Başımıza gelecekleri öğrenmek ister misiniz? Öncelikle böyle ani bir durma, bizi (yalnızca bizi mi, kedileri, köpekleri, kuşları, otomobilleri, hatta evleri bile) yerimizden kilometrelerce öteye savururdu. Çünkü Dünya’nın kendi çevresindeki dönüş hızı –biz farkına varmasak da– çok büyüktür: saatte 1670 km! Bu yüzden Dünya’nın “zınk diye” duruvermesi, yeryüzündeki her şeyin üzerinde, bu hızla giden bir otomobilin aniden frene basması gibi bir etki yaratacaktır. “Bu hızla savrulunca acaba uzaya fırlar mıyız?” diye de umutlanmayın, çünkü her şeyi darmadağın etmeye yetse bile yerçekimini yenmeye yetecek bir hız değil bu… Atmosfer de Dünya’nın bir parçası gibi ve aynı hızla hareket ettiği için Dünya durunca o da bizim gibi yapardı: Yani saatte 1670 km hızla ilerlemeye devam ederdi. Bu da rüzgârların saatte 1670 km hızla bir dakika boyunca esip durması anlamına gelir. Yerkabuğunu bile aşındıracak bu hız hayatta kalanlara zor anlar yaşatırdı herhalde! Biliyorsunuz, yerküre kutuplardan basık, ekvator çevresinde şişkin bir küredir. Suyun akışkanlığı, Dünya’nın dönüşü sırasında, deniz sularının ekvatora doğru birikmesine neden olur. Tıpkı bir mutfak robotunun içinde dönen sebzelerin plastik kabın kenarlarına savrulması gibi. Nasıl ki sebzeler robotu kapatınca kabın dibine dökülüyorsa, Dünya durunca deniz suları da kutuplara doğru çekilirdi. Ekvator civarında adalar ortaya çıkarken önceden kara parçası olan yüksek enlemlerdeki yerleri su basardı. Yalnızca bir dakika sürse bile suların böylesine yer değiştirmesi tam bir felaket olurdu! Herhalde şimdi “Oh, iyi ki Dünya dönüyor!” diyorsunuzdur…

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen mantıksız görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!