Herkesin dört mevsimi bilip yaşadığını zanneden birçok insan var. Halbuki 60 derece enlemin kuzeyi ile 40 milyon metre uzunluğundaki Ekvator’un çevresinde ve 60 derece güney enleminin kuzeyindeki ülkelerde dört mevsim görülmez.

Herkesin dört mevsimi bilip yaşadığını zanneden birçok insan var. Halbuki 60 derece enlemin kuzeyi ile 40 milyon metre uzunluğundaki Ekvator’un çevresinde ve 60 derece güney enleminin kuzeyindeki ülkelerde dört mevsim görülmez.

4 Mevsim Az Sayıda Ülkede Yaşanır

İsveç, Norveç ve Finlandiya, yazı pek yaşayamayan ülkelerdir. Buna karşılık Kolombiya, Ekvador, Kenya, Endonezya, Maldivler, Singapur ve kuzey bölümüyle Brezilya’da yalnızca yaz mevsimi yaşanır. Kuzey yarım küredeki ülkelerin eylül, ekim ve kasım aylarında yaşadıkları mevsim sonbaharken aynı aylar güney yarım kürede yaşayanlar için ilkbahar mevsimine karşılık gelir. Onların sonbaharı da biz kuzey yarım kürelilerin ilkbahar aylarına denk gelir.

Şöyle sonbaharı hiç yaşamayan, sürekli tek mevsimi yaşayan ülkelere bir göz atalım. İşte, tropikal iklim tam da bu tanıma uyuyor. Bu bölgeler kar, kış, sonbahar, soğuk hava bilmeyen yerlerdir. Kırk milyon metrelik düşsel Ekvator çizgisi üzerinde ya da yakınında bulunan bu ülkeler; tropik kuşak ülkeleridir.

Mevsim Hep Aynı,
Hep Aynı

Mevsim Hep Aynı, Hep Aynı

Sürekli tek mevsimi yaşayan, tropik iklimli ülkelere bir örnek olarak Singapur verilebilir. Burada yıl boyunca yaşanan meteorolojik değişiklikler mevsim adlarıyla değil de Kuzeydoğu Musonu mevsimi ve Güneybatı Musonu mevsimi olarak anılır. Sıcaklıklar yıl boyu 23–26 derece aralığında değişir ve en yüksek de 34 derece olur. Böyle bir iklimde yüksek sıcaklık ve nem sayesinde, alabildiğince yeşil alan, ağaçlar ve başta orkideler olmak üzere çok çeşitli çiçekler, adeta toprağın hiç görünmediği yoğun bir bitki örtüsü egemendir. Bir de klimalar 365 gün çalışır.

Neredeyse yalnızca kumsallarda yeşillik yoktur! Elbette böyle azgın bir bitki örtüsünün olmasını sağlayan şey nem, ani ve kısa süreli yoğun yağışlardır. Singapur’un bitki örtüsü kış ve sonbahardan uzak, mutlu mesut yaşar.

Maldiv Adaları

Bir başka örnek de Maldiv Adaları. Bu ülke de tropik iklim kuşağında yer alır. 281 adasında insan yaşayan 1200 minik adadan oluşan bir ülkedir. En sıcak ayı nisan, en soğuk ayı da aralıktır… Sıkı durun: Sıcaklık ortalaması yıl boyu 29 ila 32 derece arasında değişir. Mayıs ve eylül yağışlı aylardır. Spiral şeklindeki yağmur bulutlarıyla gelen yağmurun ardından hafif bir serinleme ve sonra yine sıcak hissi kaçınılmazdır!

Spiral bulutlarla gelen yağmur
1200 adadan yalnızca dördü…

Bir de eşsiz kumsalları o kadar beyaz ki “kızgın kumlardan serin sulara” cümlesi, Maldivlerde değişmiş: “Serin kumlardan sıcak sulara” şeklinde söyleniyor.

Ne yazık ki küresel ısınma yüzünden yüz yıl içinde sular altında kalacağı öngörülüyor. Tek mevsimin yaşandığı bu ülkenin vatandaşlarına bu nedenle Avustralya sığınma hakkı tanımış.

Hepimizin pek sevdiği Nemo ve arkadaşları Hint Okyanusu’nun bu olağanüstü su altı güzelliklerinin arasında yaşar. Gerçekten de dünyanın en zengin, en renkli sualtı canlılarını barındırması nedeniyle bir dalış cennetidir Maldivler.

Grönland

Bu kez Kuzey Kutbu’na yaklaşarak hep kış mevsimini yaşayan bir ülkeye, dünyanın en büyük adasına göz atalım. Buradan Güneş öylesine eğik bir açıyla görünür ki güneşlenme süresi uzun olmasına karşın, sıcaklık yıl boyunca sıfır derecenin altında kalır. Hatta -40 ve daha da altı olağandır.

Nemin az olduğu ve yağışın elbette hep kar olarak görüldüğü, ne yazık ki bitki örtüsünün olmadığı, yerin hep buzla kaplı olduğu bir yerdir burası… Bu iklim tipine “soğuk çöl iklimi” de denir. Demiryolu ve su yolu bulunmayan 60.000 nüfuslu bu “buzlar ülkesi”nde yalnızca 150 km’lik karayolu vardır. Zaten ulaşım da genellikle köpeklerin çektiği kızaklarla yapılır.

Burada yaşayan İnuitler (Eskimolar olarak da bilinir) balıkçılık ve avcılıkla geçinirler. Danimarka’ya bağlı olan bu ada ülkesinde petrol, doğalgaz, uranyum gibi son derece değerli doğal kaynaklar vardır.

Peki, burada kutup ayısı dışında hangi hayvanlar yaşar? Ren geyiği, beyaz ve mavi tilki, kutup tavşanı, balina, ayıbalığı, köpekbalığı ve fırtına kuşları sayılabilir.

Mevsimlerden Mahrum Olunca...

Sürekli bahar ve hatta yazı yaşıyor olmak, insanlara duygusal olarak neler hissettiriyor ve düşündürüyor olabilir acaba? Aslında bunu anlamak için sonbaharı hiç yaşamadığınızı düşünebilirsiniz. Ya da kış mevsimini hatta kar nedir bilmediğinizi, yaz sıcağını hiç görmediğinizi düşlemeye çalışın. Olanaksız gibi gelebilir…

Mevsimlerin tamamını yaşamak demek aslında zengin bitki örtüsüne, çok çeşitli meyve ve sebzelere, zengin bir mutfak kültürüne sahip olmak ve aynı zamanda birçok hayvan türünün yaşayabildiği topraklarda yaşıyor olmak demektir. Değişik mevsimleri yaşamak demek farklı zevkleri yaşamak, kardan adam yapmak veya yüzmek ya da yağmurda yürümek demektir. Kırlarda yuvarlanıp papatya toplamak, bazen kuru yaprakların hışırtısını dinleyerek yürümek demektir.

Ne Var, Ne Yok?

Ülkemizde çocukların okul yolu, genellikle yapraklarını döken ağaçların yerlerde oluşturduğu renk cümbüşüyle canlanır. Okullar, havaların serinlemesi, kimi zaman ılık hatta sıcak, kimi zaman serin ve yağmurlu sürprizli günlerde açılır. Bu durum sonbaharı yaşayanlar için geçerli tabii. Yoksa şortları ve sandaletleriyle okulu açılan, yıl boyu da hep böyle okula giden çocuklar da var –örneğin Maldivler’de…

Yeri gelmişken söylemekte yarar var: Bizim gibi dört mevsimi hakkıyla yaşayan ülkelerde okullar genellikle haziran ayında kapanır. Bunun nedeni tabii ki iklimdir. Eğitim dönemleri çocukların yüksek sıcaklıklarda tatile gireceği şekilde düzenlenir. Yazı şiddetli yaşamayan ama sonbaharı uzun süren birçok Avrupa ülkesinde okullar temmuz ayında kapanır.

Sonuç olarak biraz basit düşünecek olursak dünyanın bazı yerlerinde mont ya da kalın çoraplar giymeden, kış hazırlıkları yapılmadan geçirilen eylül, ekim, kasım ayları var; öte yandan bir başka coğrafyada kış dışında bir başka mevsime hazırlık yapanlar da yok. Çok şanslı değil miyiz?