ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Yazarlar / Ayşenur Erkmen

Gökyüzüne bakıp da bulutlardan hayal kurmamış kimse yoktur. Bazen yüce dağların üzerinden ağaçların uzandığı, bazen ağaçsız tepelere şapka olan, kimi zaman da yaşadığımız yerlerde evlerimizin çatılarına kadar yaklaşan bulutlar… Günün farklı saatlerinde, farklı hava koşullarında gökyüzü ile birlikte beyaza, maviye, turuncuya, griye boyanan hayal pamukları. Hepimiz bulutların oluşturduğu şekilleri mutlaka bir şeylere benzetmişizdir: Bir köpeğe, pamuk şekere, kucağında bebeği olan bir kadına, bisikletli bir çocuğa… Ancak tuval gibi gökyüzünü resmeden, güneşle, yıldızlarla ve Ay’la sürekli saklambaç oynayan, kimi zaman kızıp kararıp şimşekler saçan, yağmura, kara neden olan; bazen de alıp başını giden bulutların, aslında birer ailesi var.
Bulut deyip de geçmeyin. Hepsi, görünüşlerine ve yol açtıkları hava değişimlerine göre adlandırılmıştır. Aslında bulutlardan “dört büyük aile” olarak söz edebiliriz. Birçok bilimsel tanım gibi bulut çeşitleri de Latince adlar almıştır. Birbirinden farklı özellikler taşıyan bulut ailelerinin ortak özelliği, elbette hepsinin su damlacıklarından oluşuyor olmasıdır. Bulutlar atmosferdeki su buharının görünür halidir -bir diğeri de sistir. Ilık ve nemli hava, yükselir. Yükselirken de soğur. Soğuk hava, ılık hava kadar çok su buharı tutamadığından doygunlaşır. Fazla buhar toz zerrelerini sarar ve onların üzerinde su damlacıkları olarak yoğunlaşır. Sonunda bulut olarak görülür. Yani milyarlarca damlacığın bir araya gelmesi sonucu bulut ortaya çıkar.

Bulutların Rengi

Bulutlar aslında beyazdır. Ancak gri ya da siyah görünmelerinin nedeni kalınlıkları nedeniyle güneş ışınlarının geçişine daha az izin vermeleridir. Yani kalın ve yoğun bir bulutun gri ya da siyaha yakın görünme nedeni, güneş ışınlarının bu kalın tabakayı aşamamasıdır.

Hava Sıcaklığı ve Bulutlar

Bulutsuz gecelerde havanın bulutlu gecelere göre daha soğuk olduğunu fark ettiniz mi? Bulutların tıpkı bir yorgan gibi ısıyı yeryüzünde tutucu bir etkisi vardır. Bulut olmayınca yani bu etki olmayınca, yeryüzünden daha çok enerji uzaya geri yansır. Yani bulutların yorgan etkisi olmayınca, hava daha serin olur.

Bildiğiniz Bulut Tipleri Var mı?

bulutlar stratus Gökyüzünün Geçit Töreni

Stratus

Bazı bulutlar yer yüzeyinden yansıyan enerjiyi tutup, geri yansıtır. Yani yorgan etkisi yaratır. Yeryüzünü yatak olarak düşünecek olursak, bu bulut tipi de yeryüzünün üzerine örtülmüş bir yorgan gibi sıcaklığı koruma görevi üstlenir. Bunların adı stratus’tur. Latince sözcük karşılığı örtü, battaniye, tabakadır. Gerçekten de yorgan gibi düz, kıvrımları az olan bulut tipidir. Ama stratus bulutları arkasında kalan güneşin hatlarını net olarak belli etmesine izin verir.

bulutlar sirus Gökyüzünün Geçit Töreni

Sirrüs

Birbirinden ayrılmış, ipliksi bir dokuda olan hatta pamuktan bir parça koparırken arada uzayan pamukçuklar görünümündeki bulut ailesine de sirrüs denir. Sirrüs Latincede saç buklesi, kıvrım anlamına gelir. İpeksi görünümdeki sirrüsler gökyüzünün en narin ve romantik görünümlü bulutlarıdır.

bulutlar kumulus Gökyüzünün Geçit Töreni

Kümülüs

Adı Latincede yığın, küme anlamına gelen “cumulus” sözcüğünden gelen kümülüs bulutları patlamış mısırı ya da karnabaharı andırır. Bunlar insanda üzerine atlayıp içine gömülme duygusu yaratan tombik bulutlardır. Güneşe dönük bölümleri parlak beyaz olan kümülüslerin alt bölümleri gridir.

bulutlar nimbus Gökyüzünün Geçit Töreni

Nimbüs

Bir başka bulut grubu da Latincede bulut, yağmur anlamına gelen nimbüslerdir. Bunlar Güneş’i de Ay’ı da saklayacak kadar kalın gri yağış bulutlarıdır. İç karartıcı havalara ve yağışa neden olmaları yüzünden pek de sevilmezler.

Bulutlar = Uçan Filler

bulutlar fil Gökyüzünün Geçit Töreni
Bulutların büyüklüğünü anlatabilmek için “fil ağırlığı” gibi popüler bir ölçü kullanılır. Ortalama bir kümülüs bulutunun 100 fil ağırlığında olduğu düşünülür. Bir fırtına bulutunun ağırlığının 200 bin file ulaştığı tahmin ediliyor. Neyse ki başımıza minik yağmur ve kar tanelerine dönüşerek düşüyorlar. Ancak 2010’da Amerika Birleşik Devletleri’nde Güney Dakota’da, bir futbol topu büyüklüğünde ve ağırlığı bir kiloyu bulan dolu tanelerinin yağdığını da unutmamak gerek.

Filler Neden Düşmüyor?

Çapı iki kilometre olan bir bulutun ağırlığının dört milyon kilo dolayında olduğu biliniyor. Söylerken bile inanması güç! Bu ağırlığın başımıza düşmeden havada dolaşıyor olması ne ilginç, değil mi? Düşmüyor ve havada asılı kalıyorlar; çünkü bu dev kütleler aynı zamanda dev bir alana yayılmış minicik su zerrecikleriyle buz kristallerinden oluşuyor. Yani bulutların yoğunluğu gerçekte çok çok düşüktür. Bulutlarda bulunan en büyük damlacığın çapı milimetrenin yüzde 1’i kadardır ve bir çay kaşığını doldurmak için buluttan binlerce su damlacığı almanız gerekir.

Bulutlar Ne Söyler?

Bazı öyküler ve deyimler, bilimsel araştırmaların da doğruladığı gerçekleri yansıtır. Hava durumu ve bulutlar; büyük kentlerde yaşayan ve günlük yaşamını sürekli kapalı yerlerde geçiren kişiler için ortak şeyleri ifade eder. Ne giyeceği, şemsiye alıp almayacağı, arabayı yıkatıp yıkatmayacağı, bir açık hava programı varsa ona gidip gitmeyeceği gibi… Bunun için hava durumu haberlerini dinlemek ya da o gün sabah gökyüzündeki bulutlara bakıp kişisel deneyimleriyle karar vermek en çok kullanılan yollardır. Oysa kırsal bölgelerde yaşayanlar için hava durumu bambaşka şeyler ifade eder. Sürekli açık havada olan bu kişiler tarım ve hayvancılıkla ilgilendikleri için havayı da özellikle izlerler. Esen rüzgârın yönü ve bulutların konumu havanın nasıl olacağına ilişkin doğru öngörülerde bulunmalarına yeter.

Bulut gider Ada’ya, çek eşeği odaya.
Bulut gelir Söke’ye, çek eşeği köşeye.
Bulut gider Aydın’a, bak işine kaydına.
Bu deyim Aydın yöresinde Kuşadası ve Söke ilçelerinin hava durumuna gönderme yapan, yüzlerce yılın deneyiminden damıtılıp gelmiş harika bir deyimdir. Türkiye’nin bu en verimli ovalarından biri bulunan Söke’de pamuk, ayçiçeği, buğday, mısır, zeytin, incir tarımı yaygındır. Dolayısıyla hava ve yağış durumu yöre halkı için büyük önem taşır. Eğer bulutlar Kuşadası’na (Ada’ya) doğru ilerliyorsa hava bütün gün yağışlı olacak; eğer Söke’ye doğru gidiyorlarsa kısa süreli yağmur yağacak; eğer Aydın’a doğru gidiyorlarsa da güneşli bir hava olacak demektir.

bulutlar ne soyler Gökyüzünün Geçit Töreni

Çeşitli Dillerde Bulut

Ailecek ya da arkadaşlarınızla dışarıda yemeğe gittiğiniz bir gün rahatlıkla bu gösteriyi yapabilirsiniz. Bunun için ihtiyacımız olan şey pipetli bir ortam. Yapacağınız gösteri sözünüzü dinleyen bir pipetiniz olduğunu göstermek üzerine. Nasıl mı? Tabii ki durgun (statik) elektrik yardımıyla!
illuzyon pipet malzemeler Pipetler Sözünüzü Dinler

Malzemeler

• Kâğıdından çıkarılmamış bir pipet
• Pipeti üzerine koyacağınız herhangi bir şişe

illuzyon pipet 1 Pipetler Sözünüzü Dinler

Kâğıdını yırtıp açtığınız pipeti dışarı çıkarmadan önce kılıfının içinde birkaç kez sokup çıkarın (kâğıtla pipet birbirine iyice sürtünsün ve pipet bir güzel durgun elektrik yüklensin).
illuzyon pipet 2 Pipetler Sözünüzü Dinler

Şişeyi önünüze koyup kâğıt kılıfından çıkardığınız pipeti de büyük bir dikkatle şişenin tepesine yerleştirin. Dilerseniz “abra kadabra”dan yardım isteyin. Gösteriye gizem katın yani…
illuzyon pipet 3 Pipetler Sözünüzü Dinler

Pipet elinizi hareket ettirdiğiniz yöne doğru dönecektir. Siz de bu sırada pipetinize, sözlerinize uymasını ya da birtakım başka şeyler söyleyip gizemi arttırabilirsiniz.
illuzyon pipet 4 Pipetler Sözünüzü Dinler

Sürtünmeyle oluşturduğunuz statik elektrik sayesinde pipeti (kimseye belli etmeden) yola getirdiniz. Fırıl fırıl dönüyor. Tabii bunun aslında güçlerinizin yalnızca ufak bir bölümü olduğunu arkadaşlarınıza anımsatmayı da ihmal etmeyin…

Ona Kim “Hayır” Diyebilir?
Sen, Ben, Hepimiz!

o k h d bordur 1 Ona Kim “Hayır” Diyebilir?

Çoğumuzun yemeğe bayıldığı şekerden söz ediyorum. Pek “hayır” diyemediğimiz ama fazlası pek de hayırlı olmayan bir gıda. İyi haber şu: Hepimiz şekerin zararlarını az çok biliyoruz. Kötü haber, bildiklerimize rağmen bazen umursamadan bolca şekerli şeyler yemeyi sürdürüyoruz.

Kısa süre önce ağrılı bir deneyimle şekerin dişleri çürütmesi dışında neler yaptığı konusunda bir sürü yeni şey öğrendim. Tahmin ettiğiniz gibi diş doktorumdan…

Şeker gerekli ama…

Şeker ve nişasta, vücudumuza enerji veren besin maddeleri olan karbonhidratların içinde yer alırmış. Onların yapısında bulunurlarmış. Bu görevi nedeniyle şeker aslında çok değerli. Gelelim toz şekere. Onun geçmişi 1800’lü yıllara dayanıyormuş. Yani insan mağaralarda yaşadığı dönemden bugüne kadar aslında bisküvi yemeden gelebilmiş.
şeker
o k h d bordur 2 Ona Kim “Hayır” Diyebilir?

İyi şeker de neyin nesi?

Diş doktorum “Şeker dendiği zaman iyi şeker ve kötü şeker diye düşünmelisin” dedi. Anladığım en basit haliyle anlatayım: Yediğimiz şeylerin içinde “doğal olarak bulunan” karbonhidratların içindeki iyi şeker. Bunları yediğimizde karbonhidrat almış oluyoruz. Vücudumuz onu glikoz denen bir başka tür şekere dönüştürüp kana karıştırıyormuş. Kan da bunun gerekli bölümünü enerji olarak kullanıyormuş. Fazlası da yağa dönüşüp istemediğimiz bölgelerde birikiyormuş. Bu da tabii ki kilo almak anlamına geliyor.
şeker

İyi haber: Önemli bir enerji kaynağı olan iyi şeker, sevdiğimiz birçok şeyde var. Yani portakal, elma, havuç, mercimek, fasulye gibi meyve, sebze ve baklagiller ile esmer ekmek gibi tam tahıllı gıdalarda bulunuyormuş.

“Bundan sonra sabah akşam hep elma, kivi, portakal yiyeceğim” dediğimde doktor yine uyardı. “Bunlar nasılsa iyi şeker diye de istediğin kadar yememelisin. Unutma ki her şeyin fazlası zarar” dedi. Meyveyi lifleri ve posasıyla yemek daha sağlıklıymış. Bir bardak meyve suyu normalde yiyemeyeceğimiz kadar meyvenin suyunu içerdiğinden, iki üç katı iyi şekeri içmek anlamına geliyormuş. Yani bir oturuşta iki üç portakal yiyebilenimiz var mı arkadaşlar?

şeker

Taze sıkma meyve suyu bile olsa abartmamalı hatta meyveyi yemeyi tercih etmeliymişiz.

şeker

İyi şeker içeren lifli karbonhidratlardan bazıları. İyi de ekmek, mercimek ya da yumurta tatlı değil ki, içinde şeker olsun; ama var..

o k h d bordur 3 Ona Kim “Hayır” Diyebilir?

Şekere her zaman “şeker” denmezmiş.

Şekerin birçok türü ve dolayısıyla da birçok adı var. Şunların hepsi aslında şeker: sakaroz, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, bal, laktoz, maltoz, akçaağaç şurubu, melas, turbinado, amazake… Yediğimiz hazır gıdaların etiketlerini okuma alışkanlığı edinirsek, başka bir dili de sökmüş olacağız anlaşılan.

şeker

Hayal kırıklığından sıyrılış

Dişlerimizi çürütmek için pusuda bekleyen şey şeker. Yetmezmiş gibi büyümenin yavaşlamasına, şişmanlığa, göz bozukluğuna ve baş ağrısına da yol açabiliyormuş. Evet, genç ve sağlıklıyız ama büyümemizin yavaşlamasını ve gözlerimizin bozulmasını da pek istemeyiz herhalde… Diş doktorum hayal kırıklığıma tanık olunca “Bunları öğren ki ne yediğini, neye dikkat edeceğini bilesin” diyerek moral verdi.

Diş doktorumun son bir önerisi daha oldu. Bol bol elma yememi söyledi. Çok lezzetli ve vitamin dolu olan elma aynı zamanda dişlerimizi de temizliyormuş. Hepimize az şekerli güzel günler!

şeker
Meyvelerde de şeker var; hem de ekşi olanlarda bile.
o k h d bordur 4 Ona Kim “Hayır” Diyebilir?

Bu illüzyon gösterimizde, kopmayacak şekilde dikkatle ortalarından kırdığımız kürdanlardan bir yıldız yapacağız.

kurdan yildiz 01 malzemeler Açılan Yıldız

Yalnızca 5 adet kürdan ve birkaç damla suyla arkadaşlarınıza ya da ailenize güzel bir gösteri yapabileceğinizi biliyor musunuz?

kurdan yildiz giris yildiz Açılan Yıldız
kurdan yildiz 02a Açılan Yıldız

Beş adet kürdanı neredeyse kopmaya yakın şekilde kırıp bükün.
kurdan yildiz 02b Açılan Yıldız

Kürdanları koparmadan bükmelisiniz.
kurdan yildiz 03a Açılan Yıldız

Gösteriyi yaptığınız kişilere, bu yıldız şeklini oluşturduktan sonra “Sizce bu yıldızı hiç dokunmadan nasıl büyütebilirim?” diye sorun.
kurdan yildiz 03b Açılan Yıldız

Gelen yanıtların içinde bu işi nasıl yapacağınızı bilen (büyük olasılıkla) çıkmayacaktır. Belki, "üfleyerek" ya da "masaya vurarak" gibi yanıtlar gelebilir. Aslında o kadar kolay ki...
kurdan yildiz 04a Açılan Yıldız

Kürdanları yıldız şeklinde güzelce dizdiniz. Pipetle, damlalıkla ya da gagalı bir kapla, dikkatle kürdanların tam orta noktasına birkaç damla su dökün ve biraz bekleyin.
kurdan yildiz 05 final Açılan Yıldız

Hepsi bu kadar! Suyun itme gücünden yararlanan kürdanlar açılarak daha büyük bir yıldıza dönüşecek.
Masa, kapı, bardak, tabak, kalem, bozuk para diye listeyi uzatabiliriz. Aslında ritim tutmak ve müzikal sesler çıkarmak için kelimenin tam anlamıyla “elimizin altında” hep bir şeyler var. İnsanlar farklı ülkelerde bambaşka müzik aletleri çalarak müzik yapıyorlar. Gelin, yaygın olmasa da bazı grup ve sanatçıların kullandığı ya da filmlerde görüp duyduğumuz ama hakkında çok da bilgimiz olmayan bazı çalgılara bir göz atalım.

Yağmur Çubuğu

Latin müziğinin vazgeçilmez çalgılarındandır. Sesi çok tanıdıktır. Çünkü yağmur çubuğundan huzur dolu yağmur damlalarının ve akan suyun çıkardığı sesler çıkar. Çalgı, Orta Amerika tarihinin büyük uygarlıklarından Azteklerin zengin kültürünün ürünüdür. Yağmur çağırma törenlerinde kullanıldığı düşünülüyor.

yagmur cubugu Az Bilinen Müzik Aletleri

İçinde ne var?

Ne yok ki! Aslında güneşte iyice kurumuş ve içi boşalmış kaktüslerin dikenleri çıkarılarak yapılırmış. Sonraları başka ağaçlar da kullanılır olmuş. Boyu 30 santimetre ile 1 metre arasında değişebiliyor. İçine çeşitli tohumlar, minik çakıl taşları, deniz kabukları hatta fasulye taneleri konuyor. İki yanından ağaçla mühürleniyor yani sıkıca kapatılıyor. Borunun içi oluklu ve engebeli bir dokuda oluyor. Bu nedenle sağa sola hareketlerde içerideki nesneler takılarak ilerliyor. Kaliteli bir yağmur çubuğuyla bir dakika kadar kesintisiz yağmur sesi çıkarılabiliyor. Gösterilerinizde, arkadaşlarınızı etkileyecek güzel bir efekt aracı olabilir.

Aynı kıtadan yakın akrabası marakas da benzeri sesler çıkarır. Evdeki bakliyatı, boş bir şişeye ya da metal ilaç kutusuna koyup kendi çalgınızı yapabilirsiniz.

marakas Az Bilinen Müzik Aletleri

Bu enstrumanın sesini dinlemek ister misiniz?

Dijiridu (Didgeridoo)

Bin yıllık geçmişiyle ilk nefesli çalgılardan biridir. Aborijinlerin yani Avustralya yerlilerinin geleneksel bir çalgısıdır. Boyu 1,5 metre kadardır.
dijiridu Az Bilinen Müzik Aletleri

Hayvanların yaptığı bir müzik aleti

“O da ne demek?” dediğinizi duyar gibiyiz. Hemen açıklayalım… Beyaz karıncaların yani termitlerin olduğu yere, dijirudu olmaya aday okaliptüs ağacı dalları bırakılır. Termitler dalların içini oyup boşaltır. Sonra insanlar bu dalları alıp parlatır. Çalmayı kolaylaştırmak ve daha da önemlisi üflenen havanın kaçmasını önlemek için de ağız kısmını balmumuyla sıvarlar. Sonra da çalgıyı göz alıcı resimlerle süslerler.
aborjin dijiridu Az Bilinen Müzik Aletleri
Dijiridu çalan bir aborjin.
dijiridular Az Bilinen Müzik Aletleri
Her müzik aleti gibi dekoratif değeri de var.

"Bunu çalmakta ne var?" diye düşünmeyin

Evet nota bilgisi gerektirmediği için kolay gibi görünebilir. Ancak dudakların titreşimiyle çalınan dijiridudan güzel sesler çıkarmak büyük beceri ister. Kısaca tarif etmek gerekirse, dijiriduyu çalarken ciğerlerde kalan son hava yanaklarda tutulur ve bu sırada burundan küçük küçük soluk alınır. Çalışıp tekniğini öğrenme konusunda azimli değilseniz, kolay iş değildir.

Beatbox yani hiç çalgı kullanmadan yalnız ağızla seslerin taklit edildiği müzik türüyle uğraşanların daha çok ilgi duyduğu söylenebilir. Değişik tınısının yanında hırlama, horlama, tıslama, kedi gurultusu gibi nice hayvan sesini çıkarabilen ender müzik aletlerinden biridir.

Bu enstrumanın sesini dinlemek ister misiniz?

Dokunmadan Çalınan Garip Çalgı: Teremin

“Yok artık” dediğiniz buradan duyuluyor. Dokunmadan çalınan bu çalgıyla, ilk iş olarak korku filmi müziği yaparak arkadaşlarınızın tüylerini diken diken edebilirsiniz. Şaka bir yana teremin çalan birini izleyen kişi, bu çalgıyı bilmiyorsa, ortaya çok kafa karıştırıcı bir tablo çıkacağı kesin. Karşınızda garip el hareketleri yapan ve böylece güzel sesler çıkaran birini düşünün.

Bu ilginç çalgıyı 1920’li yıllarda Leon Theremin adlı bir Rus mucit icat etmiş. Müthiş değil mi? Aslında teremin, elektronik müzik alanındaki en eski çalgılardan biri.

teremin Az Bilinen Müzik Aletleri
Teremin, içinde radyodakilere benzeyen elektronik devreler olan bir çalgıdır.

Bilim yoluyla çalınıyor…

Üretilen manyetik alanın el hareketleriyle değiştirilmesiyle çalınıyor. İçinde değişik frekanslarda ses dalgaları üreten tüpler var. Üzerindeki anten görevi gören çubuğun da yardımıyla ses perdeleri kontrol ediliyor. Aslında bunu bir radyo ya da televizyon antenine yaklaşıp uzaklaştığımızda değişen kanal görüntüsü ya da sesi gibi düşünebilirsiniz. Sesi soprano gibi ince bir kadın sesini andırır. Tondan tona rahatça geçilebilmesi nedeniyle ses olanakları zengindir; ama iyi çalınması da zordur.
teremin cocuk Az Bilinen Müzik Aletleri
Bu çocuk ne yapıyor? Bu bir çalgı mı? Yoksa beyin gücüyle mi çalınıyor?

Bu enstrumanın sesini dinlemek ister misiniz?

Kalimba

Ritim konusunda çok özel yetenekler taşıyan Afrika kıtasının insanlarında, doğuştan müzik ve dans yeteneğinin olduğunu söylersek yanlış olmaz.
kalimba Az Bilinen Müzik Aletleri
Yedi ana ses tuşu bulunan, ilkel bir piyano gibidir. Bu işe alet olmuş eski kaşık saplarına bakın!

Başparmağın yarattığı masalsı müzik

Kalimba, Afrika’nın en eski çalgılarındandır. Çıkardığı ses, büyüleyiciliği nedeniyle “huzurun sesi” olarak betimlenebilir. Basit parmak hareketleriyle kolayca çalınıyormuş hissi veren ama hiç de öyle olmayan oyuncak görünümlü bir müzik aletidir. Batı ülkelerinde kalimbaya “parmak arpı ya da başparmak piyanosu” da denir.
kadin kalimba Az Bilinen Müzik Aletleri
Her an her yerde çalmaya uygun. At çantana, gittiğin yerlerde mini konserler ver!

Bu enstrumanın sesini dinlemek ister misiniz?

Avrupalı, Genç ve UFO Benzeri Vurmalı Çalgı: Hang

Hep binlerce yaşında olan çalgılardan söz ettik. Şimdi sizi 23 yaşına henüz başmış bir müzik aleti olan “hang” ya da “hang drum” ile tanıştırıyoruz. Hang, 2000 İsviçre doğumlu. Doğduğu kent Bern’in Almancasında “hang”, “el” demekmiş. Mucitleri Sabina Schärer ile Felix Rohner, onu yalnızca gerçek müzisyenlerin çalması amacıyla üretiyormuş.

Uçan daireye benzeyen hang içi boş iki paslanmaz çelik yarımkürenin birleşmesinden oluşuyor. İnternette hangın nasıl çalınacağına ve sesine ilişkin merakınızı giderebilirsiniz. Güzel olan bir şey de şu: Yeni bir müzik aleti yapma olanağımız hep var!

hang2 Az Bilinen Müzik Aletleri
Her ne kadar hang yalnızca gerçek müzisyenler için üretiliyor dense de onu asıl Avrupalı sokak sanatçıları ünlü yapmış.
hang1 Az Bilinen Müzik Aletleri
Söylentiye göre yılda yalnızca 400 adet üretilen hangdan satın almak için yaklaşık iki yıl sıra bekleniyormuş.
İnsanlar her kıtada ve her koşulda güzel sesler çıkaran birtakım çalgılar üretmişler. Üflemişler, vurmuşlar, tel takıp germişler, hatta el değmeden bile müzik yapmışlar. İnsanların yaşamında müzik hep olmuş. Gerçekten de müziksiz bir hayat düşünebiliyor musunuz? Bu sorunun yanıtını düşünmek bile zor değil mi?

Bu enstrumanın sesini dinlemek ister misiniz?

“Uyusun da büyüsün…” Bu sözler ninnide güzel bir mısra olsun diye söylenmemiştir. Gerçekten de uykunun büyüme üzerindeki etkisi tam da budur. Yani uyursanız büyürsünüz!

Çocuklarda en hızlı büyüme elbette bebeklik döneminde, yani üç yaşına kadar olur. Biraz abartılı olacak ama neredeyse çıplak gözle büyüyüşü gözlemlenebilir. Kardeşiniz varsa, anımsamaya çalışın: Neredeyse bir hafta içinde kıyafetlerine sığmaz hale gelir bebekler.

Bu yaşlarda beden ve beyin gelişimi o kadar önemlidir ki; bebeklerin güne mutlu ve her şeyi öğrenmeye hazır başlaması için iyi bir uyku şarttır. Bu aslında yalnızca onlar için değil hepimiz için gereklidir.

uyuma buyume ogrenme gelisim Uyuma, Büyüme ve Öğrenme

Deriiiin Uyku

Derin uyku, uykunun en önemli ve ilginç evresidir. Çünkü gün boyu –uyanıkken– gördüğümüz, öğrendiğimiz şeyler belleğimize işte, bu evrede kaydedilir. Eğer o gün öğrendiğiniz şeyleri unutmamak istiyorsanız, o gece illa ki güzel bir uyku çekmelisiniz.
uyuma buyume ogrenme 1 Uyuma, Büyüme ve Öğrenme
Acaba neyi beynine kaydediyor?

“Uyku” Önemli Bir Konu

“Neden?” derseniz, sanılanın tersine “uyuyalım da beynimiz dinlensin” doğru bir ifade değil de ondan.

Yalnızca uyuduğumuz zaman beynimizin yapabildiği işler var. Anlayacağınız beyin, biz uyanıkken de, uyurken de sürekli çalışıyor. En çok rüya gördüğümüz derin uyku evresinde uyanıkken edindiğimiz tüm bilgiler işlenir, gruplara ayrılır ve belleğimize kaydedilir. Elbette ıvır zıvır bir sürü şey de buna dahil… Arkadaşınızın e-posta adresi, cuma gecesi televizyonda izlemeyi istediğiniz film, eve gelirken gördüğünüz garip şapkalı kadın gibi…

Beynin bu faaliyetinin sizin için en şahane bölümü de şudur: Beyniniz siz uyurken de bazı problemleri çözmek için çalışmaya devam eder.

uyuma buyume ogrenme cozum Uyuma, Büyüme ve Öğrenme
Beyin “Uyu ki ben de rahat rahat çalışayım” derken çok da haksız sayılmaz.

Uyurken Problem Çözmek

Amerika’da tam da bu konuyla ilgili ilginç bir araştırma yapılmış. Araştırmaya katılanlar iki gruba ayrılmış. Hepsinden birtakım karmaşık bilmeceleri çözmeleri istenmiş. Sonra gruplardan ilkinde yer alanlar bu çalışmanın ardından 90 dakika uyumuş. Öteki grup yalnızca dinlenmiş. Dinlenme ve uykunun ardından gruplar aynı bilmeceyi çözmeye devam etmişler. Peki, ne mi olmuş?

  • Uyumayanların başarısında hiç değişiklik olmamış.
  • Uyuyan ama rüya görmeyenlerin başarısı değişmemiş ya da çok az artmış.
  • Bilmecelerle ilgili rüya görenlerin problem çözme süresi yarıya inmiş ve başarı puanları artmış!

Yani beynimizin problemleri çözmek, bilgileri akılcı biçimde gruplayıp depolamak için uykuya gerçekten ihtiyacı var.

uyuma buyume ogrenme 2 Uyuma, Büyüme ve Öğrenme
Başarı için basit, ucuz ve çok eğlenceli bir yol değil mi? Çalış ve uyu ama yatağında!

Uykuda Nasıl Büyürüz?

Çocuklar uyurken büyür. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku gereksinimi de o kadar çok olur. Düzenli ve yeterli uyuyan çocuklar hızlı ve yeterince gelişir. Bunlarda öğrenme becerisinin ve hafızanın daha güçlü olduğu ortaya çıkmıştır.

Uykuda büyümeyi sağlayan şeylerden biri de büyüme hormonudur. Bu bedenimizde salgılanan birçok proteinden biridir. Uyku sırasında salgılanır. Hücrelerimizin yenilenmesini ve büyümesini sağlar. Çocuklardaki etkilerinden biri de boy uzamasına yardımcı olmasıdır.

Büyüme hormonunu geceleri artıran ve ona eşlik eden şey de “karanlıklar hormonu” olarak da bilinen melatonin. Bu ikisi yakın arkadaş. En büyük destekçileri de uyku! Ama uyunan yer zifiri karanlık olmalı ki bu iki arkadaş iyi çalışsın. En ufak ışığın bile büyümeyi, bedeni onarımını ve de dinlenmeyi azalttığını söylüyor doktorlar. Karanlıklar hormonu herkese gerekli.

Adı
İnsan büyüme hormonu.

Görevi
Büyüme yeteneği olan tüm dokuların büyümesini sağlamak ve bedenin gereksinim duyduğu protein üretimini arttırmak.

Protein üretiminin yararı
Dokuları yenilemek, enerji için yağ kullanımını arttırmak, kıkırdak ve kemik büyümesini sağlamak.

Çalışma saatleri
23:00 – 05:00

uyuma buyume ogrenme saat Uyuma, Büyüme ve Öğrenme
Bu hormon yalnızca gece 11 ile sabah 5 arasında çalışıyor. Az ve öz yani. Bu saatlerde uyanık olmak demek, hücrelerinizi karanlıklar hormonunun güzelliklerinden alıkoymak demek!

Kimse “Ben Bebek miyim?” Demesin!

Ne siz ne de büyükleriniz bebek değil. Uyku herkese, her zaman gerekli. Sizin hâlâ büyümeye devam ettiğiniz için ihtiyacınız var. Büyüklerin de sağlıklarını koruyabilmeleri için…

Uykusuzluğun mutsuzluk, yorgunluk, dalgınlık, unutkanlık, odaklanma sıkıntısı, stres, kilo artışı gibi olumsuz sonuçları herkeste görülebiliyor. Çünkü gerçekten de bu hormon biz uyurken harıl harıl çalışıp onarım yapan bir hormon.

Yani siz de büyüklerinize rahatlıkla “geç kalmayın, yatın” uyarısında bulunabilirsiniz. Ne de olsa böyle fırsatlar her zaman ele geçmiyor.

Uykunun geldiği anda bu gereksinime yanıt vermeyip o dalgayı atlamak da, uyanıklık dalgası geldiğinde uyumaya devam etmek de oldukça sakıncalı. Aslında uykuyu kaçırmak ve uyandıktan sonra yeniden uyumak marifet değil diyor doktorlar. Uykusuzluk ne yazık ki beyin hücrelerine zarar veriyor.

uyuma buyume ogrenme 3 Uyuma, Büyüme ve Öğrenme
Sürekli “Sen hâlâ yatmadın mı?” diye soran ağabeyinize tam da uykuyu anımsatma zamanı…

Yatmadan Önce Asla!

Cep telefonu, tablet bilgisayar, televizyondan yayılan ışığa maruz kalmayın. En az iki saat önce yemek yemeyi bitirmiş olun. Buna abur cubur da dahil! Çünkü bunlar karanlıklar hormonunu yavaşlatıyor.

uyuma buyume ogrenme 4 Uyuma, Büyüme ve Öğrenme
Büyüme ve uyku düşmanlarını yatağa sokmayın.
yumurta

Gerçekten de her yıl biraz daha zorlaşan sınıflardan hangisinde olursanız olun, gücü tam da bilinemeyen müthiş bir cephane keşfettik. Evet, sözünü ettiğimiz şey yumurta! Yalnızca öğrencilerin değil aslında büyük küçük herkesin ona müthiş gereksinimi var!

Bir Öğrencinin Önlenemez Yükselişi

Gelelim asıl konumuza…

Derslerin iyi olması için yalnızca çalışmanın yetmediğini hepimiz biliyoruz. Bunun düzenli ve yeterli uyuması var, sporu var, doğru beslenmesi var; yani “var da var”… Beslenmede en ama en ama en kıymetli öğünün kahvaltı olduğunu artık herkes öğrendi. Peynir, zeytin, süt çoğumuz için yemesi içmesi gayet kolay. Ama yumurta yeme konusunda sabahları mırın kırın edenlerimiz de yok değil. Oysa öğrenme yeteneğini en iyi destekleyen yumurta, eşsiz bir yardımcı olarak her an buzdolabımızda!

yumurta

Küçücük Bir Fıçıcık…

İçi tıka basa çok yararlı şeylerle dolu yumurtacık! Sağlıklı yaşam için gerekli altı temel besin grubunun tamamı bu küçücük fıçının içinde saklı. Protein, yağ, karbonhidrat, vitaminler, mineraller ve su.

Yumurtanın belki de en etkileyici yanı, anne sütünden sonra insanın gereksinimi olan tüm besin öğelerini barındırıyor oluşu. Sıradaki önemli özelliği: Yumurta, beynin, görevlerini tam olarak yapmasını sağlıyor. Bu içindeki “kolin” denen bir madde sayesinde oluyormuş. Bedenimiz yumurtadaki proteinin yüzde100’ünü depolayabiliyormuş. Meğerse et, süt ve balıkta tamamını depolayamıyormuşuz.

yumurta
Sonsuza kadar en iyi ve en yararlı iki arkadaş: süt ve yumurta.

Yumurtanın Renkleri Konusu

Sarısı daha sarı, daha mı yararlı peki? Hayır. Yumurtanın sarısının tonu tavuğun beslendiği yemle ilişkili olarak değişebiliyormuş. Kabuğunun beyaz ya da sarı olması da tavuğun rengine bağlıymış; yani beyaz tavuklar beyaz yumurtluyormuş.
yumurta
tavuklar Yardımcınız Yumurta!

Yumurtayı Değil, Elimizi Yıkamalıyız

Kabuğun üzerindeki mikroorganizmalar, yıkamayla birlikte yumurta yüzeyindeki pütürlü yüzeyden içeri sızıp, hastalıklara yol açabilirmiş. Yumurtayı yıkamıyoruz ama tuttuktan sonra ellerimizi kesinlikle iyice yıkıyoruz. Durduk yere hastalanmaya hiç gerek yok…

yumurta2 Yardımcınız Yumurta!
Bir yumurtanın üzerinde 17 bin kadar minik delik varmış.

Peki Tazesi Nasıl Anlaşılır?

Yumurta iyi bir yüzücü gibi suya batmıyorsa, kötü. Çünkü taze yumurtalar suyun dibinde kalmalıymış.
yumurta
Yemek istediğimiz yumurta soldaki. Öteki hemen çöpe gitmeli…

Mutlaka Sana Göre de Bir Yumurta Vardır

Yiyelim de nasıl olursa olsun demek isterdik ama diyemiyoruz. Kesinlikle çiğ tüketmemeli ama çok da pişirilmemeliymiş. Mümkünse yağa kırarak da pek yemeyin deniyor. B vitaminleri bu durumdan pek hoşlanmıyor, kayba uğruyorlarmış. Rafadan, haşlanmış, omlet, çılbır ve iyice karıştırılmış olanlar; içinde peynir, yeşil biber, maydanoz dereotu olan yumurtalar… Yiyelim de!

yumurta

Farkında Olmadan Yenenler!

“Yumurta sevmem” aslında pek de akıllıca bir laf değil. Çünkü poğaçadan, mantıya, kekten böreğe kadar yediğimiz her şeyin içinde ya da üzerine sürülmüş olarak yumurta var. Yani dört bir yandan yumurtayla kuşatılmış durumdayız!

yumurtali hamur isleri2 Yardımcınız Yumurta!

Yeni öğrendiğimiz bir sözcüğü de sizinle paylaşmak istiyoruz. İstiyoruz çünkü acayip bir sözcük ve hayatta aklınıza gelmez. Hatta bilgi yarışmalarında sorulacak türden. İşte o soru:

Aşağıdaki sözcüklerden hangisi atık malzemeden yapılmış özel yumurta kabı anlamındadır?

viyol Yardımcınız Yumurta!
A-TRAK
B-KARGO
C-VİYOL
D-KASNAK
Neden mi? Bugünlere kolay gelinmemiş de o nedenle. Bir sabah uyanıp da bir dikdörtgen alan içinde yirmi iki kişi bir yuvarlağın peşinde koşalım, bir de kale olsun denmemiş. Ya da bir file gerelim, karşılıklı küçük bir topu uzun saplı fileli bir sopayla birbirimize atalım diye başlamamış hikaye. İnsan işte! Oyun oynamak ve eğlenmek için binlerce yıldır hep bir arayış içinde olmuş.

Mayaların Topla İlgisi

Topun tarihine ait en eski bulgular, Orta Amerika’da yer alan çok eski ama gerçekten çok eski bir uygarlık olan Mayalar döneminden…

Mayalar yaklaşık 2.500 yıl önce Dünya’nın güneş çevresinde 365 günde döndüğünü hesaplamışlar. Gelişmiş bir matematikleri ve mimarileri varmış; diş dolgusu ve çamur sıva yapabiliyorlarmış. Evet, basit ve yeni sandığınız top konusu gördüğünüz gibi aslında çok eskiye dayanıyor.

top
top
İşte, size Maya uygarlığından kalma çok iyi durumda, binlerce yıllık bir top sahası.

Futbolda Durum

Mayalar kauçuktan yapılmış toplarla oynarlarmış. Çin’de, Eski Yunan’da, Roma’da ve Japonya’da domuzun ve koyunun idrar kesesine, tüy, kepek, yele vs. doldurup havayla şişiriyorlarmış. Ne mutlu ki, 1800’lü yılların sonunda toplar tıpkı 3.500 yıl önceki gibi yine kauçuktan üretilmeye başlanmış.

  • Renkleri ve kullanılan malzeme değişse bile dünyanın en sevilen oyuncağıdır.
  • Çevresi en az 68 en çok 70 santimetre olmalıdır.
  • En çok 450 gram en az 410 gram olur. Bir şişe süt kadar ağır diyebiliriz.
  • 1920’li yıllarda koyu renkli deri toplar, 1960’lı yıllarda da beyaz toplar modaymış; bugün çok renkli toplar gözde.
  • “Meşin yuvarlak” olarak da söz edilir. (İşlenmiş koyun derisine meşin denir.)
top
futbol cocuk Top Deyip Geçmeyin

Sarı ve Tüylü Yuvarlak:
Tenis Topu

Kesin olan şu: resimdeki tenis topu sarı ve tüylü bir köpek tarafından delik deşik edilsin diye yapılmadı.

Tenis topları her ne kadar izleyiciler tarafından yeşil gibi algılansa da aslında sarıdır. 1960’lı yıllara kadar da beyaz olarak üretilmişler. Sonra izleyicilerin “göremiyoruz” şikayetleri üzerine rengi sarıya dönmüş. O zamandan beri gece gündüz tüm maçlarda rahat görülür olmuş.

Ağırlığı 56,70 ila 58,47 gram arasında olmalıdır. Yani yaklaşık bir yumurta kadar ağırdır.

Çapı 6,35 santimetre ila 6.67 santimetre arasında olup, 2 metre 54 santimetre yüksekten beton bir zemine bırakıldığında, 135 santimetre ila 147 santimetre yüksekliğe sıçramalıdır. Bunun için en basit test, başınızın hizasından topu yere bırakarak yapılır. Eğer yerden seken top çenenize kadar geliyorsa, oynamaya başlayabilirsiniz.

tenis topu kopek Top Deyip Geçmeyin
top

Basketbolda Herkese Göre Top!

Bu da ne demek oluyor? Tıpkı futboldaki gibi dört farklı büyüklük ve ağırlıkta top var. Bu demek oluyor ki her santimin önemi var. Dikkat! Yetişkinlerin oynadığı basketbol, voleybol ya da futbol topu ile oynamak, çocukların sakatlanma riskini artırıyor.

11 yaş yaklaşık 450 gramlık topla oynarken, 13 yaş ve üzeri büyükler ağırlığı en çok 650 gram olan toplarla oynuyor.

  • Bizlerin günlük oyunlarımızda kullandığımız toplar kauçuktur.
  • Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) resmi maçlara deri topla oynama kuralı koymuş.
  • Elbette topun sıçrama kalitesi çok önemlidir. Deneme ölçütü de şu: 1,80 metre yüksekten bıraktığınızda top 1,30 metre kadar sıçramalıdır.
  • 1958’e kadar sarı ya da kahverengi olan basketbol topları ABD’deki Butler Üniversitesi’nin basketbol takımının koçunun “Turuncu topu hem oyuncular hem hakem daha kolay görür. Ayrıca kahverenginin kötü çağrışımları var” demesi üzerine bugünkü rengini almış.
basketbol topu kopek Top Deyip Geçmeyin
top

Masa Tenisi, Diğer Adıyla
Ping Pong

İngiltere ve Uzak Doğu’da yemek masalarında oynanmaya başlayan oyun, topun masaya çarptığında çıkardığı sesten esinlenilerek “ping pong” adını almış.

ping pong ayi Top Deyip Geçmeyin

findiklar Top Deyip Geçmeyin

Bir fındık tanesi 1,2 gram kadardır. Bir ping pong topu iki fındık tanesi hafifliğindedir. O kadar hafif, o kadar hafiftir ki! Sadece 2,5 gram. Çapı 3,8 santimetredir. Açık ara en hafi toptur.

ping pong seti Top Deyip Geçmeyin
pingpong cocuklar Top Deyip Geçmeyin

Küçük, Beyaz Bir Top:
Golf Topu

Bu top niye beyaz anlatmaya gerek yok herhalde. Elbette yemyeşil çimler üzerinde uzaklardan görülebilsin diye.

Yere çarptıktan sonra sekme hareketini olabildiğince ileriye yapabilmesi ve uzun bir mesafe gidebilmesi için yüzeyi bol çukurlu bir toptur. Çapı 4,2 santimetre, ağırlığı 46 gr’dır ki bu da epey bir miktar fındık eder! Küçük diye golf topunu hafife almayalım lütfen…

Bol oyuklu derken 250 ila 450 adet kadardır. Peki “dimple” denen o oyuklar ne işe yarar derseniz? Topun havada daha uzun kalmasını ve düz ya da kavisli gitmesini sağlar.

golf devekusu Top Deyip Geçmeyin
golf cocuk Top Deyip Geçmeyin

Hem Kocaman Hem Delikli

Bowling toplarının üzerinde topu tutabilmek için üç delik bulunur. Topun çapı 21,6 santimetredir. Mayaların zamanında bu kadar ağır top var mıydı bilmiyoruz ama günümüzde daha ağır top yok. Kesin olan şu ki insanlar binlerce yıldır eğlenmek için türlü türlü top oyunu icat etmiş. Bunca top içinden mutlaka size göre olanı vardır?

bowling boga Top Deyip Geçmeyin

İsterseniz bowling topunun fındık hesabını da siz yapın. Çünkü oldukça fazla fındık edeceği kesin. 2,7 kilogram ile 7,2 kilogram arasında değişen tam on bir farklı bowling topu çeşidi vardır. Polyester denen bir malzemeden üretilir.

bowling boga Top Deyip Geçmeyin

İsterseniz bowling topunun fındık hesabını da siz yapın. Çünkü oldukça fazla fındık edeceği kesin. 2,7 kilogram ile 7,2 kilogram arasında değişen tam on bir farklı bowling topu çeşidi vardır. Polyester denen bir malzemeden üretilir.

bowling seti Top Deyip Geçmeyin
bowling cocuklar Top Deyip Geçmeyin

Ünlü Ağaçlar

Görme olasılığımız çok az olan ağaçlardan bazılarını tanımaya ne dersiniz? Olur da bir gün yolunuz İrlanda’ya, Japonya’ya ya da Endonezya’ya düşerse ya da bir belgeselde görürseniz, “Hey ben bu ağaçları tanıyorum” demek sizi mutlu edecektir. Bol gezili bir gelecek dileğiyle huzurlarınızda ünlü ağaçlarımız!

Adı: İrlanda Kayını

18. yüzyılda İrlanda’da köşke giden yolu etkileyici bir hale getirmek amacıyla dikilmiş. Işığın ve mevsimlerin masalsı bir görünüme kavuşturduğu ve meraklıların bolca fotoğrafını çektiği İrlanda Kayını 200 yılda bu hale gelerek meşhur olmuş.
unlu agaclar 1 Ünlü Ağaçlar

Acelem Var, Hemen Büyümem Lazım Ağacı: Pavlonya

Namı “en hızlı büyüyen ağaç” olan bu Çinli ve aceleci ağacın, havayı temizleme, iklimi yumuşatma gibi güzellikleri var. Dikilmesi, çiçek açması ve 5-6 metre kadar büyümesi bir yıl içinde oluyor. Tekrarlayalım: Bir yılda 5-6 santimetre değil, 5-6 metre büyüyor! “Keşke biz de bu kadar çabuk büyüsek” diyor musunuz? Hızlı boy atan bu ağacın kerestesi de kaliteli olduğundan mobilya yapımı ve kırtasiyecilik gibi çeşitli alanlarda kullanılıyor. Ayrıca geniş yapraklarıyla bol karbondioksit emdiğinden kentlerdeki hava kirliliğini önlemede de yaygın olarak yararlanılıyor.
unlu agaclar 2 Ünlü Ağaçlar

Kendini Ahtapot Sanan Ağaç

Meşe ağaçları alışılmışın tersine yukarı doğru değil de yanlara doğru sarkarak büyür. Farklı türleriyle dünyanın hemen her yerinde yetişirler. Tarih boyunca kutsal ve uğurlu sayılan ağaçlardan olmuş. Hatta bir zamanlar kâhinler yapraklarının hışırtısını dinleyip, gelecekten haberler verirlermiş. Geleceği hışırdayan yapraklar!

Kasırgalar, seller ve depremler atlatmış olan Amerikalı melek meşe ağacının yaşı 1.500’ün üzerindedir. Çevresi 2,5 metreyi bulan gövdesi, 27 metre kadar uzanan dallarıyla 1.500 metrekarelik bir alanı kaplayan dev bir şemsiye gibi duruyor. Amerika’da Charleston kent parkında yaşıyor.

Bahar aylarında süslenmiş bir meşe, ağacın tohumu diyebileceğimiz meşe palamutları ve cüce bir meşe yani bonsai denen saksıda ağaç yetiştirilmiş hali. Her türlü ağacı evimizde bonsai olarak büyütebilmek de harika fikir!

Tırmanılamaz Ağaç: Baobab

unlu agaclar 7 mobil Ünlü Ağaçlar

Baobab boyu 25-30 metreyi bulabilen ve Madagaskar’a özgü yani endemik bir ağaç. Ne var ki soyu tehlike altında bir tür. Baobab adı şekeri anımsatıyor sanki… Kabuğundan ateş düşürücü ilaç, odunundan kâğıt yapılan bu heykelimsi ağaçların meyvesi de yeniyor. Artık resim dersinde sınırları zorlayabilirsiniz!

Küçük Prens’i okumuş olanlar bu ilginç ağacın adını hatırlayabilir. Küçük Prens romanda gezegenini baobab ağaçlarından korumaya çalışmaktadır. Kitabın olağanüstü masalsı havası içinde “baobab” ağacının da, Küçük Prens’in hayal dünyasının bir ürünü olduğunu sanmıştık.

Gösteri Yapan Mor Saçlı Kız Mor Salkım

Çevresine yapılmış büyük bir kafese dalları ve çiçekleriye sarmaşık gibi dolanmış masalsı bir ağaçla karşı karşıyayız: Wisteria da denen mor salkım ağacı. Japonya kökenli bu ağacın –fotoğrafta görülenin– adresini soracak olursanız, hemen söyleyelim: Tochigi kentindeki Ashikaga Çiçek Parkı. Ağacımız da yaklaşık 150 yaşında. 1000 metrekareyi aşan çiçekler, gece ışıklandırmasıyla birlikte tam bir peri masalı atmosferi yaratıyor. Doğum tarihini merak edenler için 1870 yılında dikildiğini söyleyelim.

Ağaçların Bukalemunu: Gökkuşağı Okaliptüsü

Yeni Gine, Endonezya ve Filipinler’de yetişen bu okaliptüs ağacı tıpkı akrabaları gibi bataklık kurutma ve kâğıt yapımı alanlarında kullanılıyor. Gövde kabuğu yılın belli dönemlerinde iklim koşullarına ve havayla temasına bağlı olarak soyulup renk değiştirerek bu şahane görüntüyü sergiliyor.
unlu agaclar 12 Ünlü Ağaçlar
Dünya dikkatimizi çekmeyi bekleyen sayısız ağaçla dolu. Bu ilginç ağaçlardan olmasa da hepimizin bir yerlerde kendi diktiğimiz ağaçlar olmalı.

Sonbahar mı?
O da Ne?
Sonbahar mı?
O da Ne?

Sonbahar mı?
O da Ne?
Sonbahar mı?
O da Ne?

Herkesin dört mevsimi bilip yaşadığını zanneden birçok insan var. Halbuki 60 derece enlemin kuzeyi ile 40 milyon metre uzunluğundaki Ekvator’un çevresinde ve 60 derece güney enleminin kuzeyindeki ülkelerde dört mevsim görülmez.

Herkesin dört mevsimi bilip yaşadığını zanneden birçok insan var. Halbuki 60 derece enlemin kuzeyi ile 40 milyon metre uzunluğundaki Ekvator’un çevresinde ve 60 derece güney enleminin kuzeyindeki ülkelerde dört mevsim görülmez.

4 Mevsim Az Sayıda Ülkede Yaşanır

İsveç, Norveç ve Finlandiya, yazı pek yaşayamayan ülkelerdir. Buna karşılık Kolombiya, Ekvador, Kenya, Endonezya, Maldivler, Singapur ve kuzey bölümüyle Brezilya’da yalnızca yaz mevsimi yaşanır. Kuzey yarım küredeki ülkelerin eylül, ekim ve kasım aylarında yaşadıkları mevsim sonbaharken aynı aylar güney yarım kürede yaşayanlar için ilkbahar mevsimine karşılık gelir. Onların sonbaharı da biz kuzey yarım kürelilerin ilkbahar aylarına denk gelir.

Şöyle sonbaharı hiç yaşamayan, sürekli tek mevsimi yaşayan ülkelere bir göz atalım. İşte, tropikal iklim tam da bu tanıma uyuyor. Bu bölgeler kar, kış, sonbahar, soğuk hava bilmeyen yerlerdir. Kırk milyon metrelik düşsel Ekvator çizgisi üzerinde ya da yakınında bulunan bu ülkeler; tropik kuşak ülkeleridir.

mevsimler Sonbahar mı? O da Ne?

Mevsim Hep Aynı,
Hep Aynı

Mevsim Hep Aynı, Hep Aynı

Sürekli tek mevsimi yaşayan, tropik iklimli ülkelere bir örnek olarak Singapur verilebilir. Burada yıl boyunca yaşanan meteorolojik değişiklikler mevsim adlarıyla değil de Kuzeydoğu Musonu mevsimi ve Güneybatı Musonu mevsimi olarak anılır. Sıcaklıklar yıl boyu 23–26 derece aralığında değişir ve en yüksek de 34 derece olur. Böyle bir iklimde yüksek sıcaklık ve nem sayesinde, alabildiğince yeşil alan, ağaçlar ve başta orkideler olmak üzere çok çeşitli çiçekler, adeta toprağın hiç görünmediği yoğun bir bitki örtüsü egemendir. Bir de klimalar 365 gün çalışır.

Neredeyse yalnızca kumsallarda yeşillik yoktur! Elbette böyle azgın bir bitki örtüsünün olmasını sağlayan şey nem, ani ve kısa süreli yoğun yağışlardır. Singapur’un bitki örtüsü kış ve sonbahardan uzak, mutlu mesut yaşar.

Maldiv Adaları

Bir başka örnek de Maldiv Adaları. Bu ülke de tropik iklim kuşağında yer alır. 281 adasında insan yaşayan 1200 minik adadan oluşan bir ülkedir. En sıcak ayı nisan, en soğuk ayı da aralıktır… Sıkı durun: Sıcaklık ortalaması yıl boyu 29 ila 32 derece arasında değişir. Mayıs ve eylül yağışlı aylardır. Spiral şeklindeki yağmur bulutlarıyla gelen yağmurun ardından hafif bir serinleme ve sonra yine sıcak hissi kaçınılmazdır!

coconut 1 Sonbahar mı? O da Ne?
bulutlar maldivler Sonbahar mı? O da Ne?
Spiral bulutlarla gelen yağmur
adalar maldivler 2 Sonbahar mı? O da Ne?
1200 adadan yalnızca dördü…

Bir de eşsiz kumsalları o kadar beyaz ki “kızgın kumlardan serin sulara” cümlesi, Maldivlerde değişmiş: “Serin kumlardan sıcak sulara” şeklinde söyleniyor.

Ne yazık ki küresel ısınma yüzünden yüz yıl içinde sular altında kalacağı öngörülüyor. Tek mevsimin yaşandığı bu ülkenin vatandaşlarına bu nedenle Avustralya sığınma hakkı tanımış.

maldivler 2 Sonbahar mı? O da Ne?

Hepimizin pek sevdiği Nemo ve arkadaşları Hint Okyanusu’nun bu olağanüstü su altı güzelliklerinin arasında yaşar. Gerçekten de dünyanın en zengin, en renkli sualtı canlılarını barındırması nedeniyle bir dalış cennetidir Maldivler.

nemo 3 Sonbahar mı? O da Ne?

Grönland

Bu kez Kuzey Kutbu’na yaklaşarak hep kış mevsimini yaşayan bir ülkeye, dünyanın en büyük adasına göz atalım. Buradan Güneş öylesine eğik bir açıyla görünür ki güneşlenme süresi uzun olmasına karşın, sıcaklık yıl boyunca sıfır derecenin altında kalır. Hatta -40 ve daha da altı olağandır.

Nemin az olduğu ve yağışın elbette hep kar olarak görüldüğü, ne yazık ki bitki örtüsünün olmadığı, yerin hep buzla kaplı olduğu bir yerdir burası… Bu iklim tipine “soğuk çöl iklimi” de denir. Demiryolu ve su yolu bulunmayan 60.000 nüfuslu bu “buzlar ülkesi”nde yalnızca 150 km’lik karayolu vardır. Zaten ulaşım da genellikle köpeklerin çektiği kızaklarla yapılır.

Burada yaşayan İnuitler (Eskimolar olarak da bilinir) balıkçılık ve avcılıkla geçinirler. Danimarka’ya bağlı olan bu ada ülkesinde petrol, doğalgaz, uranyum gibi son derece değerli doğal kaynaklar vardır.

Peki, burada kutup ayısı dışında hangi hayvanlar yaşar? Ren geyiği, beyaz ve mavi tilki, kutup tavşanı, balina, ayıbalığı, köpekbalığı ve fırtına kuşları sayılabilir.

Mevsimlerden Mahrum Olunca...

Sürekli bahar ve hatta yazı yaşıyor olmak, insanlara duygusal olarak neler hissettiriyor ve düşündürüyor olabilir acaba? Aslında bunu anlamak için sonbaharı hiç yaşamadığınızı düşünebilirsiniz. Ya da kış mevsimini hatta kar nedir bilmediğinizi, yaz sıcağını hiç görmediğinizi düşlemeye çalışın. Olanaksız gibi gelebilir…

Mevsimlerin tamamını yaşamak demek aslında zengin bitki örtüsüne, çok çeşitli meyve ve sebzelere, zengin bir mutfak kültürüne sahip olmak ve aynı zamanda birçok hayvan türünün yaşayabildiği topraklarda yaşıyor olmak demektir. Değişik mevsimleri yaşamak demek farklı zevkleri yaşamak, kardan adam yapmak veya yüzmek ya da yağmurda yürümek demektir. Kırlarda yuvarlanıp papatya toplamak, bazen kuru yaprakların hışırtısını dinleyerek yürümek demektir.

Ne Var, Ne Yok?

Ülkemizde çocukların okul yolu, genellikle yapraklarını döken ağaçların yerlerde oluşturduğu renk cümbüşüyle canlanır. Okullar, havaların serinlemesi, kimi zaman ılık hatta sıcak, kimi zaman serin ve yağmurlu sürprizli günlerde açılır. Bu durum sonbaharı yaşayanlar için geçerli tabii. Yoksa şortları ve sandaletleriyle okulu açılan, yıl boyu da hep böyle okula giden çocuklar da var –örneğin Maldivler’de…

Yeri gelmişken söylemekte yarar var: Bizim gibi dört mevsimi hakkıyla yaşayan ülkelerde okullar genellikle haziran ayında kapanır. Bunun nedeni tabii ki iklimdir. Eğitim dönemleri çocukların yüksek sıcaklıklarda tatile gireceği şekilde düzenlenir. Yazı şiddetli yaşamayan ama sonbaharı uzun süren birçok Avrupa ülkesinde okullar temmuz ayında kapanır.

Sonuç olarak biraz basit düşünecek olursak dünyanın bazı yerlerinde mont ya da kalın çoraplar giymeden, kış hazırlıkları yapılmadan geçirilen eylül, ekim, kasım ayları var; öte yandan bir başka coğrafyada kış dışında bir başka mevsime hazırlık yapanlar da yok. Çok şanslı değil miyiz?

sonbahar Sonbahar mı? O da Ne?

İkiye Bölünmeyen İp

Gerekenler İkiye Bölünmeyen İp

Gerekenler

• Bir pipet
• 30 santimetre kadar kalınca bir ip
• Makas

1
slide 1 İkiye Bölünmeyen İp Bu yanılsama için yalnızken yapmanız gereken bir ön hazırlık var. Pipeti karnıyarık gibi bir yanını makasla boylamasına kesmek.
2
slide 2 İkiye Bölünmeyen İp 3–4 santimetrelik bir yarık açmanız yeterlidir.
3
slide 3 İkiye Bölünmeyen İp Sonra ipi iki ucundan 5-10 santimetre sarkacak şekilde pipetin içinden geçirin. Unutmayın pipeti tutarken, kesik attığınız kısım izleyiciye bakan yönde olmasın.
4
slide 4 İkiye Bölünmeyen İp Bu anı izleyici elbette görmemeli. Adeta A harfine benzeyen pipeti bükme sırasında, parmağınız ipin üzerinde olmalı ve izleyici bu hileyi de anlamamalı.
5
slide 5 İkiye Bölünmeyen İp İzleyicinin göreceği durum bu olmalıdır. Yani parmağınız bükme sırasında, A harfi gibi bükülmüş pipeti ve gerginleşmiş ipi gizleyecek şekilde tutuyor olmalı.
6
slide 6 İkiye Bölünmeyen İp İşte pipeti hiç tereddüt etmeden keseceğiniz an geldi!
7
slide 7 İkiye Bölünmeyen İp Pipeti kestikten sonra kararlı hareketlerle ipin ucundan çekin.
8
slide 8 İkiye Bölünmeyen İp Sonuç:
Zafer! Pipet ikiye ayrılmış ama ipte tık yok.

Kaşığı Bükelim

Havalar ısınınca üzerimizdeki elbiseler de bir anda hafifleyiverdi. Biz de mevsime uysun diye bu sayıda hafif mi hafif, uygulaması kolay mı kolay bir oyun seçtik sizler için. Yalnız kolay dediğimiz için sakın
izleyicilerinizi etkileyemeyeceğinizi sanmayın. Oyunlarımız garantilidir… Bu kadar söz yeter, hemen oyunumuza geçelim.

Kaşıkbüken adında bir kahraman var mıdır bilinmez ama siz birazdan bu adı hak edeceksiniz. Elbette her zaman olduğu gibi göz yanılsamasının yardımıyla. Oyun için gereken şey yalnızca bir tatlı kaşığı.

bk1
1. Kaşığın sapını buradaki gibi elinize alarak ucuyla masaya dokunun.
bk2
2. Kaşığın ellerinizin arasında nasıl durması gerektiğini göstermek için elin diğer tarafına bakalım. Kaşığı böyle tutacaksınız.
bk4
3. Şimdi sanki büyük bir güç uygulayarak kaşığı masaya doğru bastırıyormuşsunuz gibi yaparken bir yandan da kaşığı olabildiğince aşağı doğru kaydırın. Elinizin doğrultusunu ve kaşığın masaya değdiği noktayı kaydırmamaya özen gösterin.
bk5
4. Nasıl mı? Eli sırf sizin için bir kez daha diğer taraftan görüyoruz.
Unutmayın, illüzyonun en önemli kurallarından biri oyunlarınızı izleyicilerden belirli bir uzaklıkta yapmaktır.

Kaşığı Bükelim

Havalar ısınınca üzerimizdeki elbiseler de bir anda hafifleyiverdi. Biz de mevsime uysun diye bu sayıda hafif mi hafif, uygulaması kolay mı kolay bir oyun seçtik sizler için. Yalnız kolay dediğimiz için sakın izleyicilerinizi etkileyemeyeceğinizi sanmayın. Oyunlarımız garantilidir… Bu kadar söz yeter, hemen oyunumuza geçelim.

Kaşıkbüken adında bir kahraman var mıdır bilinmez ama siz birazdan bu adı hak edeceksiniz. Elbette her zaman olduğu gibi göz yanılsamasının yardımıyla. Oyun için gereken şey yalnızca bir tatlı kaşığı.

1

bk1 Kaşığı Bükelim
Kaşığın sapını buradaki gibi elinize alarak ucuyla masaya dokunun.

2

bk2 Kaşığı Bükelim
Kaşığın ellerinizin arasında nasıl durması gerektiğini göstermek için elin diğer tarafına bakalım. Kaşığı böyle tutacaksınız.

3

bk4 Kaşığı Bükelim
Şimdi sanki büyük bir güç uygulayarak kaşığı masaya doğru bastırıyormuşsunuz gibi yaparken bir yandan da kaşığı olabildiğince aşağı doğru kaydırın. Elinizin doğrultusunu ve kaşığın masaya değdiği noktayı kaydırmamaya özen gösterin.

4

bk5 Kaşığı Bükelim

Nasıl mı? Eli sırf sizin için bir kez daha diğer taraftan görüyoruz.

Unutmayın, illüzyonun en önemli kurallarından biri oyunlarınızı izleyicilerden belirli bir uzaklıkta yapmaktır.

4 Haziran 1783’te Montgolfier kardeşler sıcak hava balonuyla halka açık ilk gösterilerini yaptı.

 

04 haziran wiki 1 4 Haziran

Görsel kaynağı: Wikipedia

 

Fransız kâğıt üreticisi Joseph-Michel ve Jacques-Étienne Montgolfier kardeşler kâğıtla sıkılaştırılmış çuval bezinden yaptıkları küreyi andıran büyük sıcak hava balonlarıyla 4 Haziran 1783’te halka açık bir gösteri yaptı. İnsansız balon 1.600-2.000 metre yüksekliğe kadar çıktı ve 10 dakika boyunca yaklaşık iki kilometre uçtu.

AYIN TAMAMI