Tunç Tezel ile Bir Gözlem Gecesi

Tunç Tezel ile
Bir Gözlem Gecesi

Türkiye’nin en tanınmış amatör gökbilimcilerinden biriyle gözleme çıkmaya ne dersiniz? Aynı zamanda çok iyi bir gökyüzü fotoğrafçıcı olan Tunç Tezel’in birçok fotoğrafı NASA’nın Günün Astronomi Resmi olarak yayınlandı ve belgesellerde yer aldı. Çocukluktan başlayan gökbilim merakı onu üniversitedeki ilk gününde ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu’na yönlendirdi. 2006’dan beri hiçbir Güneş tutulmasını kaçırmayan Tunç Tezel, sadece COVID 19 salgınından dolayı, 14 Aralık’taki Güney Amerika tutulmasına katılamadı. Tezel, en büyük hobisi olan gökyüzü gözlemini hayatının bir parçası haline getirdi.

Türkiye’nin en tanınmış amatör gökbilimcilerinden biriyle gözleme çıkmaya ne dersiniz? Aynı zamanda çok iyi bir gökyüzü fotoğrafçıcı olan Tunç Tezel’in birçok fotoğrafı NASA’nın Günün Astronomi Resmi olarak yayınlandı ve belgesellerde yer aldı. Çocukluktan başlayan gökbilim merakı onu üniversitedeki ilk gününde ODTÜ Amatör Astronomi Topluluğu’na yönlendirdi. 2006’dan beri hiçbir Güneş tutulmasını kaçırmayan Tunç Tezel, sadece COVID 19 salgınından dolayı, 14 Aralık’taki Güney Amerika tutulmasına katılamadı. Tezel, en büyük hobisi olan gökyüzü gözlemini hayatının bir parçası haline getirdi.

Tunç Tezel ile çok özel bir gecede gözleme çıkıyoruz. Yılın en uzun gecesinde! Hem o geceki Jüpiter-Satürn yakınlaşmasını gözleyecek hem de bir gökyüzü gözlemi nasıl yapılır, başından sonuna kadar izleyeceğiz. Bursa’da buluştuğumuz noktadan gözlem yerimiz olan Uludağ’a kadar birlikte gidiyoruz. Yolda Tunç Tezel’le sohbet ediyor ve onu yakından tanıma şansını yakalıyoruz.

Kumbara: Biraz kendinizden söz eder misiniz?

Tunç Tezel: 1977, Bursa doğumluyum. Üniversite için Ankara’ya gidene kadar Bursa’da yaşadım ve okudum. ODTÜ’de inşaat mühendisliği okurken üniversitenin Amatör Astronomi Topluluğu’na (AAT) üye oldum. Mezun olduktan sonra yurt içinde ve yurt dışında çeşitli şantiyelerde çalıştım. Bu sırada fotoğrafçılığı hobi edindim. Ayrıca bir bilim okuyucusu olarak çeşitli pozitif bilim çalışmalarına ilişkin popüler bilim ve biyografik eserlerle ilgilendim.

Kumbara: Peki gökbilime ilginiz nasıl başladı?

Tunç Tezel: Çocukluktan beri bu konulara ilgim vardı. Örneğin tatilde gittiğimiz yerlerde, jeofizik mühendisi babamın sayesinde ben de abim de yerbilimle ilgili yalın ve temel bilgiler edinirdik. Evde bulunan kitaplar ve ansiklopedi serilerini okumak da bir altlık oluşturmuştu.

Kumbara: İlk gözleminizi ne zaman yapmıştınız? İlk nelere bakmıştınız?

Tunç Tezel: Hakkında okuduğum şeylerin gökyüzünde asıllarını gördüğümü fark ettiğim ve tanımaya başladığım zamanlardaki ilk gözlemim 29 Şubat 1992 akşamındaydı. Orion takımyıldızını bulduktan sonra çevresindeki öteki kış takımyıldızlarını buldum. Doğudaki Aslan takımyıldızını bulduğumda onun içinde gökyüzünde görünen tüm yıldızlardan daha parlak bir göknesnesi bulunduğunu fark ettim. Onun gerçekte Jüpiter olduğunu anlamak ilk gözlem için eğlenceli olmuştu.

1992’den önce de gökyüzüne bakıp dikkatimi çeken şeyler görmüşlüğüm olmuştu tabii. Bunların ilki, bir yaz akşamı sokakta oynarken gördüğümü anımsadığım güzel bir Ay-yıldız manzarasıydı. Bilgisayarda çalışan gökyüzü programları yaygınlaşınca kontrol edip, bunun 14 Haziran 1983 akşamı gerçekleşen bir Ay-Venüs yakınlaşması olduğunu bulmuştum.

Kumbara: Peki ilk teleskopunuzu ne zaman aldınız?

Tunç Tezel: İlk teleskopumu 1993’te İstanbul, Beyazıt’ta kurulan Polonya pazarından aldım. Rus yapımı, 80 milimetre çapında aynalı bir teleskoptu. Bunu 1997’ye kadar kullandım, hâlâ bir köşede durur.

Kumbara: Bugün yanınızda nasıl bir teleskop var? Gözleme dürbün de götürüyor musunuz?

Tunç Tezel: 1997’den beri 8 inçlik (yaklaşık 20 santimetre) bir Schmidt-Cassegrain tipi teleskop kullanıyorum. Dürbün olarak da 7×50’lik bir dürbünüm var. Ama her ikisini de çok sık değil, özel bir gök olayı olduğunda ya da bazı yolculuklarda kullanıyorum.

Kumbara: Sık sık gözlemlere çıkıyorsunuz. Bize bir gözlem konusunu nasıl seçtiğinizi, gözlem öncesinde nasıl hazırlıklar yaptığınızı anlatır mısınız?

Tunç Tezel: En çok gözlemini yaptığım şeyler gezegen hareketleri ile Ay ve Güneş tutulmalarıdır. Bunun dışında ışık kirliliğinin olmadığı, karanlık gökyüzü olan yerlerde, ilgi çekici yapıların ya da doğal güzelliklerin bulunduğu mekânlarda gece manzarası çekimi yapmak için yolculuk yaptığım da oluyor.

Gezegen hareketleri deyince, Ay-gezegen yakınlaşmaları (bunları gezegen buluşmaları olarak genelliyorum) ya da gezegenlerin uzun dönemli hareketlerini gözlemek ve fotoğraflamak en çok yaptığım şey denebilir. Gökyüzünde çok sık olmasa da yinelenen gezegen buluşmalarını izlemek nedense hep hoşuma gitmiştir. Ay-gezegen buluşmaları, birkaç gezegenin ve çevredeki parlak yıldızların göründüğü durumlar, ışık kirliliğinin çok olduğu ortamlarda bile kolayca izlenen ve güzel fotoğraf veren olaylardır.

Sıkça yaptığım bir başka gözlem de gezegenlerin tersinir hareketlerini (geri gitme ya da retro olarak da bilinir) izlemek ve fotoğraflamaktır. Güneş’in çevresinde dolanırken gezegenlerin tümü, Güneş’e olan uzaklıklarının ve yörünge hızlarının farklı olması nedeniyle bize, belirli zamanlarda gökyüzünde geri gidiyorlarmış gibi görünür. Bir araba bir başkasını sollarken yavaş arabanın geride kalması gibi yani.

11 Ağustos 1999, tam Güneş tutulması, Kastamonu

Kuzeydoğuda parlayan Neowise kuyrukluyıldızının çatıdan çekilen fotoğrafı

Kumbara: Gözlem yapacağınız yeri nasıl belirliyorsunuz?

Tunç Tezel: Gidilecek yerlerin bir özelliği olmasını yeğliyorum; karanlık gökyüzü, ilgi çekici yapılar, doğal güzellikler gibi. Genellikle hemen çıkıp, yakın bir yerde gözlem yapıp geri gelmek gibi bir durum oluyor. Bu belirli bir gök olayı içinse, o olayın görüleceği yöndeki gökyüzünün temiz olması bir etken olabilir. Bazen de önceden plan yapıp daha uzun bir yolculuğa çıkmak ve gidilecek bölgedeki birkaç yerde gözlem yapıp, fotoğraf çekmek şeklinde gerçekleşiyor. Özellikle kent dışı ya da yurt dışı yolculuklar için önceden araştırma yapıp nerelerde, ne şekilde gözlem yapılabileceğini ve bunun için neler gerekebileceğini öğrenmek önemlidir. Yurt dışı yolculuklarda farklı zaman dilimi ya da enleme gidileceği için buralardan izlenebilecek gök olayları evdekinden farklı olabiliyor.

Ayrıca Ay ve Güneş tutulmalarını izlemek için yaptığım yolculuklardan söz edebilirim. Özellikle Güneş tutulmaları için gözlem konumunun önemli olduğunu belirtmem gerek. Tam ya da halkalı Güneş tutulmaları, çok dar, örneğin 100-200 km, bazen 20 hatta 10 km genişliğinde şeritler boyunca izlenebildiğinden gözlem için doğru yere gitmek çok önemlidir. Çünkü tam tutulmada şeridin içi ve dışı arasında gece ve gündüz kadar fark olur -kesinlikle abartmıyorum. Ay tutulmalarında durum buna göre çok daha kolaydır; tutulma sırasında gece olacak yarımkürede bulunmak yeterlidir.

Kumbara: Peki, gözleme nasıl başlıyorsunuz ve bir gözleminiz ne kadar sürüyor? Örneğin bugün nasıl olacak?

Tunç Tezel: Son zamanlarda yolculuk yapmak, hatta evden dışarı çıkmak bile sınırlı olduğu için hareket planı yakın yerlere gidip, kısa bir gözlem yapıp hemen dönmek şeklinde oluyor. Genelde Uludağ yolunda, Milli Park girişi öncesinde sıkça uğradığım birkaç noktadan birini seçiyorum. Ya da Bursa’nın batısında, Uluabat Gölü çevresinde bazı yerlere gidiyorum.

Tabii bir de apartmanın çatısında yaptığım kısa çekimler var. Uzun dönemli hareketlerin ya da gezegen buluşmalarının çekimi için çatı hâlâ fena bir yer değil, neyse ki.

Kumbara: Bu kadar süre dışarıda üşümüyor musunuz? Uykunuz gelmiyor mu?

Tunç Tezel: Özellikle yazın, yakın çevredeki görece karanlık yerlerde gözlem, hatta oralarda gecelemek gayet güzel bir etkinlik oluyor. Özellikle dağda ya da kışın gözlem durumunda soğuktan korunmak, doğru giyinmek ve beslenmek önemli tabii.

Kumbara: Peki gözlem bitince, çektiğiniz fotoğraflarla ne yapıyorsunuz?

Tunç Tezel: Bu fotoğrafları işlemek gerekiyor tabii ki. Havanın kötü olduğu ya da parlak Ay nedeniyle gözlem yapılmayan günlerde görüntü işlemek için yeterince zamanım olur.

Bu fotoğrafları değişik yerlerde paylaşıyorum. Örneğin 2007’de kurulan Geceleyin Dünya (The World At Night / TWAN) grubuna davet edilmiştim. Bu grubun etkinliklerinde, internet sayfasında ve yayınlarında görülebilecek fotoğraflarım var.

1995’te yayın hayatına başlayan NASA Günün Astronomi Resmi (Astronomy Picture Of the Day / APOD) sayfasında çok sayıda (60 küsur) fotoğrafım yayınlandı. Özellikle APOD ve TWAN sayfalarında yayınlanan fotoğraflar için, basılı yayınlarda, kitaplarda, filmlerde, müzik albümlerinde kullanılması için istekler oluyor. Elimde tam bir kaydı olmasa da bu şekilde kullanılan çok sayıda eserim oldu.

Kumbara: Çektiğiniz fotoğraflar muhteşem. Bazılarını videoya da dönüştürüyorsunuz. Bunları nereden görebiliriz?

Tunç Tezel: Az önce söz ettiğim APOD ve özellikle TWAN sayfaları iyi bir giriş olacaktır.

APOD sayfasında “ara” sekmesine Tezel yazılırsa, burada yayınlanan fotoğraflarıma kolayca ulaşılabilir.

Şu sayfa da Geceleyin Dünya (TWAN) sayfasıdır. Yakın zamanda yeni bir arayüzle sayfa yenilendi.

Çektiğim uzun dönemli gezegen hareketlerinin videolarının yayınlandığı -şimdilik amatör olsa da- bir Vimeo sayfam var. Umarım zamanla içeriği biraz daha zenginleştirebilirim.

tunc-tezel-gozlem-01
11 Ağustos 1999’daki tam Güneş tutulmasında Tunç Tezel teleskopun başında, Kastamonu
tunc-tezel-gozlem-02
8 inçlik Schmidt-Cassegrain tipi teleskopla çekilen 21 Ağustos 2017 tam Güneş tutulması fotoğrafı
tunc-tezel-gozlem-05
Mars'ın 2018'de yaptığı tersinir hareket
tunc-tezel-gozlem-18
24 Mayıs 2020 akşamı çatıdan çekilen Ay, Merkür ve Venüs fotoğrafı. Öndeki yapı Bursaspor stadı, Timsah Arena’dır. Neyse ki lambaları tümüyle kapalı. Fotoğrafta Venüs'ün hilali de sağ altta ayrıntılı olarak görülüyor.
tunc-tezel-gozlem-06
Uludağ'da Fatintepe'de 2020 yaz manzarası: Satürn, Jüpiter ve Samanyolu
tunc-tezel-gozlem-08
21 Ağustos 2017 tam Güneş tutulması, Redfish Gölü, Stanley, Idaho, ABD. Tunç Tezel teleskop başında.
tunc-tezel-gozlem-10
Yine çatıdan bir doğu manzarası, İkizler takımyıldızındaki Ay-Venüs ile Orion kentin üzerinde yükseliyor.

Tunç Tezel ile çok özel bir gecede gözleme çıkıyoruz. Yılın en uzun gecesinde! Hem o geceki Jüpiter-Satürn yakınlaşmasını gözleyecek hem de bir gökyüzü gözlemi nasıl yapılır, başından sonuna kadar izleyeceğiz. Bursa’da buluştuğumuz noktadan gözlem yerimiz olan Uludağ’a kadar birlikte gidiyoruz. Yolda Tunç Tezel’le sohbet ediyor ve onu yakından tanıma şansını yakalıyoruz.

Kumbara: Biraz kendinizden söz eder misiniz?

Tunç Tezel: 1977, Bursa doğumluyum. Üniversite için Ankara’ya gidene kadar Bursa’da yaşadım ve okudum. ODTÜ’de inşaat mühendisliği okurken üniversitenin Amatör Astronomi Topluluğu’na (AAT) üye oldum. Mezun olduktan sonra yurt içinde ve yurt dışında çeşitli şantiyelerde çalıştım. Bu sırada fotoğrafçılığı hobi edindim. Ayrıca bir bilim okuyucusu olarak çeşitli pozitif bilim çalışmalarına ilişkin popüler bilim ve biyografik eserlerle ilgilendim.

Kumbara: Peki gökbilime ilginiz nasıl başladı?

Tunç Tezel: Çocukluktan beri bu konulara ilgim vardı. Örneğin tatilde gittiğimiz yerlerde, jeofizik mühendisi babamın sayesinde ben de abim de yerbilimle ilgili yalın ve temel bilgiler edinirdik. Evde bulunan kitaplar ve ansiklopedi serilerini okumak da bir altlık oluşturmuştu.

Kumbara: İlk gözleminizi ne zaman yapmıştınız? İlk nelere bakmıştınız?

Tunç Tezel: Hakkında okuduğum şeylerin gökyüzünde asıllarını gördüğümü fark ettiğim ve tanımaya başladığım zamanlardaki ilk gözlemim 29 Şubat 1992 akşamındaydı. Orion takımyıldızını bulduktan sonra çevresindeki öteki kış takımyıldızlarını buldum. Doğudaki Aslan takımyıldızını bulduğumda onun içinde gökyüzünde görünen tüm yıldızlardan daha parlak bir göknesnesi bulunduğunu fark ettim. Onun gerçekte Jüpiter olduğunu anlamak ilk gözlem için eğlenceli olmuştu.

1992’den önce de gökyüzüne bakıp dikkatimi çeken şeyler görmüşlüğüm olmuştu tabii. Bunların ilki, bir yaz akşamı sokakta oynarken gördüğümü anımsadığım güzel bir Ay-yıldız manzarasıydı. Bilgisayarda çalışan gökyüzü programları yaygınlaşınca kontrol edip, bunun 14 Haziran 1983 akşamı gerçekleşen bir Ay-Venüs yakınlaşması olduğunu bulmuştum.

11 Ağustos 1999, tam Güneş tutulması, Kastamonu

Kuzeydoğuda parlayan Neowise kuyrukluyıldızının çatıdan çekilen fotoğrafı

Kumbara: Peki ilk teleskopunuzu ne zaman aldınız?

Tunç Tezel: İlk teleskopumu 1993’te İstanbul, Beyazıt’ta kurulan Polonya pazarından aldım. Rus yapımı, 80 milimetre çapında aynalı bir teleskoptu. Bunu 1997’ye kadar kullandım, hâlâ bir köşede durur.

Kumbara: Bugün yanınızda nasıl bir teleskop var? Gözleme dürbün de götürüyor musunuz?

Tunç Tezel: 1997’den beri 8 inçlik (yaklaşık 20 santimetre) bir Schmidt-Cassegrain tipi teleskop kullanıyorum. Dürbün olarak da 7×50’lik bir dürbünüm var. Ama her ikisini de çok sık değil, özel bir gök olayı olduğunda ya da bazı yolculuklarda kullanıyorum.

Kumbara: Sık sık gözlemlere çıkıyorsunuz. Bize bir gözlem konusunu nasıl seçtiğinizi, gözlem öncesinde nasıl hazırlıklar yaptığınızı anlatır mısınız?

Tunç Tezel: En çok gözlemini yaptığım şeyler gezegen hareketleri ile Ay ve Güneş tutulmalarıdır. Bunun dışında ışık kirliliğinin olmadığı, karanlık gökyüzü olan yerlerde, ilgi çekici yapıların ya da doğal güzelliklerin bulunduğu mekânlarda gece manzarası çekimi yapmak için yolculuk yaptığım da oluyor.

Gezegen hareketleri deyince, Ay-gezegen yakınlaşmaları (bunları gezegen buluşmaları olarak genelliyorum) ya da gezegenlerin uzun dönemli hareketlerini gözlemek ve fotoğraflamak en çok yaptığım şey denebilir. Gökyüzünde çok sık olmasa da yinelenen gezegen buluşmalarını izlemek nedense hep hoşuma gitmiştir. Ay-gezegen buluşmaları, birkaç gezegenin ve çevredeki parlak yıldızların göründüğü durumlar, ışık kirliliğinin çok olduğu ortamlarda bile kolayca izlenen ve güzel fotoğraf veren olaylardır.

Sıkça yaptığım bir başka gözlem de gezegenlerin tersinir hareketlerini (geri gitme ya da retro olarak da bilinir) izlemek ve fotoğraflamaktır. Güneş’in çevresinde dolanırken gezegenlerin tümü, Güneş’e olan uzaklıklarının ve yörünge hızlarının farklı olması nedeniyle bize, belirli zamanlarda gökyüzünde geri gidiyorlarmış gibi görünür. Bir araba bir başkasını sollarken yavaş arabanın geride kalması gibi yani.

tunc-tezel-gozlem-pan1

Kumbara: Gözlem yapacağınız yeri nasıl belirliyorsunuz?

Tunç Tezel: Gidilecek yerlerin bir özelliği olmasını yeğliyorum; karanlık gökyüzü, ilgi çekici yapılar, doğal güzellikler gibi. Genellikle hemen çıkıp, yakın bir yerde gözlem yapıp geri gelmek gibi bir durum oluyor. Bu belirli bir gök olayı içinse, o olayın görüleceği yöndeki gökyüzünün temiz olması bir etken olabilir. Bazen de önceden plan yapıp daha uzun bir yolculuğa çıkmak ve gidilecek bölgedeki birkaç yerde gözlem yapıp, fotoğraf çekmek şeklinde gerçekleşiyor. Özellikle kent dışı ya da yurt dışı yolculuklar için önceden araştırma yapıp nerelerde, ne şekilde gözlem yapılabileceğini ve bunun için neler gerekebileceğini öğrenmek önemlidir. Yurt dışı yolculuklarda farklı zaman dilimi ya da enleme gidileceği için buralardan izlenebilecek gök olayları evdekinden farklı olabiliyor.

Ayrıca Ay ve Güneş tutulmalarını izlemek için yaptığım yolculuklardan söz edebilirim. Özellikle Güneş tutulmaları için gözlem konumunun önemli olduğunu belirtmem gerek. Tam ya da halkalı Güneş tutulmaları, çok dar, örneğin 100-200 km, bazen 20 hatta 10 km genişliğinde şeritler boyunca izlenebildiğinden gözlem için doğru yere gitmek çok önemlidir. Çünkü tam tutulmada şeridin içi ve dışı arasında gece ve gündüz kadar fark olur -kesinlikle abartmıyorum. Ay tutulmalarında durum buna göre çok daha kolaydır; tutulma sırasında gece olacak yarımkürede bulunmak yeterlidir.

Kumbara: Peki, gözleme nasıl başlıyorsunuz ve bir gözleminiz ne kadar sürüyor? Örneğin bugün nasıl olacak?

Tunç Tezel: Son zamanlarda yolculuk yapmak, hatta evden dışarı çıkmak bile sınırlı olduğu için hareket planı yakın yerlere gidip, kısa bir gözlem yapıp hemen dönmek şeklinde oluyor. Genelde Uludağ yolunda, Milli Park girişi öncesinde sıkça uğradığım birkaç noktadan birini seçiyorum. Ya da Bursa’nın batısında, Uluabat Gölü çevresinde bazı yerlere gidiyorum.

Tabii bir de apartmanın çatısında yaptığım kısa çekimler var. Uzun dönemli hareketlerin ya da gezegen buluşmalarının çekimi için çatı hâlâ fena bir yer değil, neyse ki.

Kumbara: Bu kadar süre dışarıda üşümüyor musunuz? Uykunuz gelmiyor mu?

Tunç Tezel: Özellikle yazın, yakın çevredeki görece karanlık yerlerde gözlem, hatta oralarda gecelemek gayet güzel bir etkinlik oluyor. Özellikle dağda ya da kışın gözlem durumunda soğuktan korunmak, doğru giyinmek ve beslenmek önemli tabii.

Kumbara: Peki gözlem bitince, çektiğiniz fotoğraflarla ne yapıyorsunuz?

Tunç Tezel: Bu fotoğrafları işlemek gerekiyor tabii ki. Havanın kötü olduğu ya da parlak Ay nedeniyle gözlem yapılmayan günlerde görüntü işlemek için yeterince zamanım olur.

Bu fotoğrafları değişik yerlerde paylaşıyorum. Örneğin 2007’de kurulan Geceleyin Dünya (The World At Night / TWAN) grubuna davet edilmiştim. Bu grubun etkinliklerinde, internet sayfasında ve yayınlarında görülebilecek fotoğraflarım var.

1995’te yayın hayatına başlayan NASA Günün Astronomi Resmi (Astronomy Picture Of the Day / APOD) sayfasında çok sayıda (60 küsur) fotoğrafım yayınlandı. Özellikle APOD ve TWAN sayfalarında yayınlanan fotoğraflar için, basılı yayınlarda, kitaplarda, filmlerde, müzik albümlerinde kullanılması için istekler oluyor. Elimde tam bir kaydı olmasa da bu şekilde kullanılan çok sayıda eserim oldu.

Kumbara: Çektiğiniz fotoğraflar muhteşem. Bazılarını videoya da dönüştürüyorsunuz. Bunları nereden görebiliriz?

Tunç Tezel: Az önce söz ettiğim APOD ve özellikle TWAN sayfaları iyi bir giriş olacaktır.

APOD sayfasında “ara” sekmesine Tezel yazılırsa, burada yayınlanan fotoğraflarıma kolayca ulaşılabilir.

Şu sayfa da Geceleyin Dünya (TWAN) sayfasıdır. Yakın zamanda yeni bir arayüzle sayfa yenilendi.

Çektiğim uzun dönemli gezegen hareketlerinin videolarının yayınlandığı -şimdilik amatör olsa da- bir Vimeo sayfam var. Umarım zamanla içeriği biraz daha zenginleştirebilirim.

tunc-tezel-gozlem-pan2

Tunç Tezel’in bir de unutamadığı şöyle bir gözlem anısı var.

“ODTÜ’deyken, dönem ortalarında uygun zaman denk getirebildiğimde bir otobüse atlar ve Antalya, Kaş taraflarında haftasonu 2-3 günlük ılık hava ve karanlık gökyüzü kaçamakları yapardım. Bunların birini 2001’in Aslan (Leonid) göktaşı yağmuruna (16-18 Kasım günleri) denk getirmiştim. O zamanlarda, 1998-2002 arası yani, Aslan göktaşı yağmurları çok yoğun ve zengin gerçekleşiyordu; çünkü bu göktaşlarının kaynağı olan Tempel-Tuttle kuyrukluyıldızı günberi geçişi yapmıştı.

İkinci gece Kaş’ın arkasındaki yamaçlarda, çevrede kent ışığı olmayan ve Akdeniz’e tepeden bakan bir noktaya yerleştim. Gece boyunca çekim yaptım. Parlak göktaşları, ateş topları özellikle geceyarısından sonra giderek arttı. Her göktaşı kaydığında, acaba fotoğraf filmi yakaladı mı diye düşünürken, aynı anda haydi bir tane daha diye de aklımdan geçiriyordum. Göktaşı yağmurlarında bir şakamız vardır, dilek tutacaksan “bir göktaşı daha” diye tut ki göktaşı yağmuru devam etsin.

Sabah saat 4 gibi, o enlemden ucu ucuna görülebilen parlak yıldız Canopus da doğduktan sonra, gökyüzünü tam çekebilen makineyle pozlamaya başladım. İlk dakikalarda parlak birkaç göktaşı kaydı. Bir süre sonra da güneyde, denize doğru aşırı parlak bir göktaşı indi, öyle ki denizden ışığı yansıyacak kadar parlaktı. İşte, yakaladım diye düşünürken bir yandan da, şunu deniz manzarası çekerken yakalasam ne iyi olurdu diye içimden geçirdim. Çünkü tam gökyüzü çekimi sırasında yeryüzü manzarasını da aynı görüntüye sığdırmak pek mümkün olmuyor.

Sabahın ilk ışıkları doğudan gelmeye başlayınca geniş açı merceğini makineye taktım ve şu Akdeniz manzarasını şafakla birlikte çekeyim diye kareyi ayarladım. Hazırlığımı yaptım. Manzaranın ve gökyüzünün yeterince belirgin çıkması için makineyi, o dönemde her zaman kullandığım elle takip sistemine (buna izleç de diyorduk) taktım. 2 dakika poz süresi verecektim. Mekanizmayı çevirip etrafa bakarken yine güneyden yarımay kadar parlak bir göktaşı inmeye başladı. O parlak ışık denizden de yemyeşil yansıyordu. Ağır çekim gibi izledim. Ani bir uyanma, ayılma ve psikolojik bir ısınma hissi geldi. Göktaşı yanıp bittikten sonra saatime baktım: 5:39:16. Pozun 1 dakika 44 saniyesi daha vardı yani takip mekanizmasını çevirmeye devam etmem gerekiyordu. Bir yandan “O ne biçim bir ateş topuydu öyle!” diye, bir yandan da “Şu pozun başına bir kaza gelmeden 2 dakikayı tamamlayayım” diye düşündüğümü anımsıyorum. Pozu bitirince de derin bir soluk verdim. O standart “Bir göktaşı daha gelsin” dileğine de gerek kalmamıştı; bu kadarı fazlasıyla yeterdi. Zaten hava aydınlanınca başka göktaşı da görünmedi.

Sonuç olarak da bu, fena bir yolculuk anısı olmadı.”

tunc-tezel-gozlem-12
Yalnızca bir saat içinde çektiği 120 dolayında fotoğrafın yakaladığı Perseid göktaşlarını bir araya getirdiği birleştirilmiş görüntüde öndeki diğer fotoğraf makinesini kontrol eden Tunç Tezel.
tunc-tezel-gozlem-13
7 Aralık 2001 tarihli NASA Günün Astronomi Resmi (APOD).
tunc-tezel-gozlem-pan3-2