Sayılar olmasaydı,
acaba ne olurdu?

Hiç düşündünüz mü, yaşamın her alanında, başımızı çevirdiğimiz her yerde, dilimizde, aklımızda, defterimizde, kitabımızda sürekli karşımıza çıkan sayılar olmasaydı, acaba ne olurdu? Sayıların olmadığı bir yaşam, aynı zamanda düşük not almamak anlamına geleceği için daha mı keyifli olurdu? Yoksa her şey daha zor ve karmaşık mı olurdu? Ne dersiniz, biraz düşünelim mi? Haydi bakalım!

Hiç düşündünüz mü, yaşamın her alanında, başımızı çevirdiğimiz her yerde, dilimizde, aklımızda, defterimizde, kitabımızda sürekli karşımıza çıkan sayılar olmasaydı, acaba ne olurdu? Sayıların olmadığı bir yaşam, aynı zamanda düşük not almamak anlamına geleceği için daha mı keyifli olurdu? Yoksa her şey daha zor ve karmaşık mı olurdu? Ne dersiniz, biraz düşünelim mi? Haydi bakalım!

Bu ilginç soruyu ortaya atan okurumuz Duru’ya göre “sayılar olmasaydı dünya berbat bir yer olurdu; örneğin fırında yemek yapman gerektiğinde fırının derecesini ayarlayamazdın ve yangın çıkabilirdi. Yangın çıkınca da itfaiyeyi arayamazdın ve evin kül olurdu. Sonra bir başka eve taşınman gerekirdi ama taşındığın evin hangi katta ve hangi dairede olduğunu bilmediğin için boş olan herhangi bir daireye girmeye çalışman gerekirdi. Yeni evine bir şekilde girdiğinde de mobilya alman gerekirdi ama santimetre ve metre olmadığı için doğru düzgün bir şey alamazdın. Sonra aileni aramak isterdin ve arayamazdın, sayılar olmadığı için…”

Gerçekten de günlük yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası olan sayıların olmaması, daha birçok şeyi alt üst ederdi. Örneğin şu anda okuduğunuz bu yazı, her ne kadar çoğunlukla sayılardan değil de harflerden ve noktalama işaretlerinden oluşuyor olsa da yazılamazdı ve okunamazdı. Çünkü bu yazıları hazırlarken kullandığımız bilgisayarlar ve siz onları okurken baktığınız tabletler ya da telefonlar, ikili sayma sistemine, en basit anlamıyla 0 ve 1 rakamlarıyla elde edilen kodlara dayanır. Aslına bakarsanız, yalnızca bilgisayarlar değil, aklınıza gelen her türlü elektronik aygıt, arka planda sayılarla yapılan işlemlere dayandığı için var olamazdı.
Günlük yaşamımızda en sık kullandığımız nesnelerden para da anlamını yitirirdi. Yapacağımız alışverişler çok eskiden olduğu gibi değiş tokuş yöntemiyle yapılabilirdi ancak. Markete giderken yanınızda kasiyerin ilgisini çekecek nesneler götürmeniz gerekirdi! Borçlar, alacaklar, banka hesapları, borsalar… Miktarı belli eden sayılar olmayınca, parayla ilgili ne varsa hepsi hikâye olurdu!
E, tabii matematik dersleri, yanlarına fen derslerini de alıp kayıplara karışırdı! Bu belki matematiği sevmeyenlerin hoşuna gidebilir ama sayısız ve dört işlemsiz pozitif bilimler kolay kolay gelişemezdi ve yaşam çok zor olurdu. Ne kaç yaşında olduğunuzu söyleyebilirdiniz ne iki elma ile üç havuç isteyebilirdiniz ne de ağırlıkları, uzunlukları tarif edebilirdiniz. Aslına bakarsanız, işin içine en ufak hesap giren her şey tam bir çileye dönerdi! Ölçü birimleri olmadan bırakın uyduları, robotları, basit aletleri yapmak bile bir işkence olurdu.
Bir başka büyük değişiklik de zaman konusunda yaşanırdı. Zamanı ölçmek için kullandığımız sayılar olmayınca, saatin tam olarak kaç olduğunu kestirmek zor olurdu. (Kolunuzdaki ya da cebinizdeki saatlere sık bakmıyorsanız; derse yetişmek, arkadaşlarla buluşmak ya da sabah kalmak eğer sizin için hep geç kalınan bir şeyse, o ayrı bir konu!) Ama saatlerle düzenlenen tek şey ders programı değil; tren, otobüs, metro, uçak, vapur saatleri, toplantılar, buluşmalar… Hepsinde karmaşa yaşanır ve sizin için de tam bir kabus olurdu!
Ancak zaman konusunda imdadımıza hemen doğal takvim ve saatlerimiz, yani yıldızlar, Güneş ve Ay yetişirdi. Eskiden olduğu gibi yılı aylara, ayı günlere ve günü saatlere bu gökcisimlerinin hareketleriyle bölebilirdik. Tabii gökyüzüyle ilgilenenler, Güneş’in ve Ay’ın hareketlerine aşina olanlar için iş daha kolay olurdu. Yoksa herkesin şöyle bir güneş saati bulundurması gerekirdi!
Kısacası sayılar olmasaydı, Duru’nun dediği gibi dünya berbat bir yer olurdu! İyi ki çok eski çağlarda yaşayan insanlar bir şeyleri sayma gereği duymuşlar. İyi ki taşlarla ya da boncuklarla nesnelerin miktarını belirtme fikrine ulaşmışlar. Ve iyi ki Mısırlılar, Yunanlılar, Hintliler ve öteki uygarlıklar rakam dediğimiz simgelerle sayıları göstermeyi akıl etmişler. Varsın, matematik notumuz düşük olsun!

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen mantıksız görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!