Tabletten Kitaba… Sonra Yeniden Tablete!

Eskiden daha cep telefonları ve tablet bilgisayarlar yokken yani, insanlar nereye yazıyordu? Peki, nereden okuyordu? Sanki öykünün en başına dönmüşüz gibi hissettiren ilginç bir serüveni okumaya var mısınız?

Taş, ağaç, kemik…

jiahu Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!Yazıyı keşfeden insanlar, herhalde bu büyük keşfin heyecanıyla olsa gerek (!) çevrelerinde gördükleri birçok sert nesnenin üzerine yazmışlar: Taşlara, ağaçlara, kemiklere, hatta kaplumbağa kabuklarına… Şu ana kadar bulunan en eski yazıyı, Çin’in Jiahu bölgesi sakinleri kaplumbağa kabuklarına yazmış. Eski bir mezardan çıkarılan, tam 8600 yıllık yazılar bunlar! Bildiğimiz kadarıyla yazının serüveni böyle başlamış. Ama daha sağlam yazı araçlarının ortaya çıkması biraz zaman almış.

Tabletler

Hayır, hayır! Bunlar dokunmatik ekranlı, internete bağlanabilen tabletler değil! Kilden yapılan ve üzerine çivi yazısı yazılan tabletler… MÖ 3000’li yıllardan beri Mezopotamya uygarlıklarında, örneğin Sümerlerde ve Asurlularda önemli bilgiler tabletlerle yazılırmış. Kilden küçük tabletlerin üzerine sivri bir çubukla çivi yazısı yazılır, sonra bu tabletler fırınlarda pişirilip sertleştirilirmiş. Bugünkü Irak’ta yer alan Ninova kentinde MÖ 7. yüzyıldan kalan tam 22 bin tablet bulunmuş! Anlayacağınız burada, Asurluların büyük bir kütüphanesi varmış.
kil tablet Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
Üzerinde çivi yazısıyla bir Asur kil tableti… Taşıması zor bir kitap!

Papirüs

Eski Mısırlılar işi biraz daha ileri götürmüş. Papirüs denen ve bitki liflerinden yapılan ince tabakaların üzerine, ince uçlu kamışlarla, bazen de kuş tüyleriyle yazılar yazmışlar. Papirüsler, rulo yapılarak ve bir iple bağlanarak saklanıyormuş. Kil tabletlerden sonraki kitaplar işte, böyle rulolarmış.
papiru rulo Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
papirus acik Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!

Balmumu tabletler

Romalılar bir başka çeşit tablet daha kullanmışlar: Bir yüzü balmumuyla kaplı ahşap tabletler. Bunların üzerine, bir ucu sivri çubukla yazmak ve çubuğun öteki yuvarlak ucuyla yanlışları silmek mümkünmüş. İtalya’da bulunan ve MS 50’den kalan bu duvar resminde genç bir kadın, elinde balmumu tabletleri ve arkası “silgili” kalemiyle poz vermiş.
romali kadin Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
Görsel kaynağı: Wikipedia
roma balmumu tablet Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!

Parşömen

Papirüsün yerini MÖ 5. yüzyıldan itibaren parşömen denen, işlenmiş deriler almaya başlamış. Bergama kenti, parşömen üretiminde öne çıkmış. Hatta bir rivayete göre parşömen sözcüğü de İzmir, Bergama’dan geliyormuş. Parşömen sayesinde bugünküne benzer ciltli kitaplar yapmak mümkün olmuş. Üzerine elle yazılan parşömen tabakalarının üst üste konarak ciltlenmesinden oluşan kitaplara “kodeks” deniyormuş. (Bütün bir kitabı elle yazmak ne kadar zor olmalı!)
kodeks wiki Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
1385 yılından bir kodeks örneği.
Görsel kaynağı: Wikipedia (Britta Lauer)

Kâğıt

Kâğıt da –başka birçok şey gibi– yine Çin icadı! Çin İmparatoru’nun emrindeki Cai Lun MS 105’te, bitki lifi, balık ağı ve artık kumaşları kullanarak üzerine yazı yazılabilecek bir tür kâğıt yapmış. Kâğıt yapmayı Çinlilerden öğrenen Avrupalılar, 11. yüzyılda kâğıt üreten makineler icat etmişler. Böylece kâğıt ucuzlamış ve parşömenin yerini almış. İster parşömen isterse kâğıt üzerine olsun, daha uzun yıllar kitaplar elle yazılmaya devam etmiş. Genellikle zengin ya da soylu kişilerin ısmarladığı elyazması kitapları, bu işte ustalaşmış yazıcılar yazıyor ve resimliyormuş. Kitap sahibi olmak o zamanlar pahalı bir zevkmiş!
cin kagit uretimi Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
Çin’de kâğıt yapımı.
Görsel kaynağı: Wikipedia
bambu wiki Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
Çinliler, kâğıdı keşfetmeden önce bambu kamışlarının üzerine yazdıkları yazıları, işte böyle kitap haline getirmişler!
Görsel kaynağı: Wikipedia (vlasta2)

Matbaa

“Matbaayı, ilk olarak Johannes Gutenberg adlı bir Alman 1440’ta icat etmiştir” dense de inanmayın! Çünkü Kore’de 1377’de basılan Jikji adlı kitap, matbaa ürünü ilk kitap… Ama dünyayı değiştiren tabii ki Gutenberg’in matbaası olmuş. Çünkü tam o sıralarda başlayan Rönesans döneminde ve arkasından gelen Aydınlanma Çağı’nda, çok sayıda kitap basılmış ve Avrupa’nın her köşesine yayılmış. Artık bir kişinin düşündüğü ve yazdığı şeyler binlerce kişiye ulaşmaya başlamış. Ve sonrası çığ gibi gelmiş… İlerleyen baskı teknikleri sayesinde yüz binlerce kitap, dergi, gazete basılmaya ve okunmaya başlanmış!
jikji Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
1337 yılında Kore’de basılan Jikji isimli kitap.
Görsel kaynağı: Wikipedia
gutenberg tipo Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!
hurufat Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!

Eskiden kitaplar bunun gibi ahşap baskı makinelerinde basılıyor, yazılar küçük metal harflerle tek tek diziliyordu.

Yeniden tabletler

Sanki başladığımız yere geri döndük. Yine bir tablet devri yaşıyoruz. Ama bu kez tabletler kil ya da balmumundan değil, elektronik! Hızla yaygınlaşan tablet bilgisayarlara, e-kitap da denen elektronik kitapların yüzlercesi hatta binlercesi sığıyor. Artık çantanızda ağırlık yapan kitaplar yok; çünkü hepsi –dergiler, gazeteler ve tabii oyunlarla birlikte– ancak bir tablet ağırlığında! Kim bilir gelecekte bizi nasıl kitaplar bekliyor?
tablet ve cocuk Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!

einstein Tabletten Kitaba…<br>Sonra Yeniden Tablete!Yazı olmasaydı, bugünkü teknolojilerin çoğu da olmazdı. Çünkü bilginin paylaşılması ve geleceğe aktarılması yazı sayesinde hızlanmıştır. Sözle anlatılan ve dilden dile yayılan bilginin yanında yazılı bilgi, hem daha güvenilirdir hem de bilginin çığ gibi birikmesini sağlamıştır. Yıllar içinde öğrenilenler, kazanılan deneyimler, yapılan hatalar kitaplara aktarılınca, sonraki kuşakların işi kolaylaşmıştır. Yeni fikirler ve buluşlar, öncekilerin üzerinde yükselmiştir. Örneğin Einstein, Newton’un formüllere döktüğü yerçekimi yasasını yeniden bulmak zorunda kalmamış … Okumuş Newton’ın kitabını, sonra da kendi kuramlarını geliştirmiş!