ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Oyun oynamak eskiden çocuklara özgü bir etkinlikti. Oyun dendiğinde akla ya masada oynanan kutu oyunları ya da sokakta oynanan saklambaç, körebe, yakan top gibi oyunlar gelirdi. Günümüzdeyse oyunlar, birçok yetişkinin hem tek başına hem de grup halinde büyük keyif alarak zaman geçirdiği bir eğlence türü halini aldı. Peki, günümüzde popüler kültürün keyifli ve vazgeçilmez birer öğesi olan video oyunları acaba ilk kez ne zaman ve nasıl ortaya çıktı? Gelin, video oyunlarının geçmişten günümüze gelişen dünyasına birlikte göz atalım.

Laboratuvarda Atılan İlk Adım (1950’ler-1960’lar)

Video oyunları ilk olarak bilgisayarların devasa olduğu dönemlerde ortaya çıkmaya başladı. 1958’de William Higinbotham, bir osiloskop ekranını kullanarak “İki Kişilik Tenis (Tennis for Two)” adında çok basit bir tenis oyunu tasarladı. Ekrandaki tek görüntü, aşağı yukarı zıplayan küçük bir ışık noktası ve ortadaki ağ çizgisinden ibaretti. Daha sonra MIT üniversitesindeki öğrenciler, uzay gemilerinin olduğu “Uzay Savaşı (Spacewar!)” oyununu kodlayarak ilk gerçek bilgisayar oyununu ürettiler. Bu oyunları oynamak için oda büyüklüğündeki bilgisayarların başında sıra beklemek gerekiyordu. Tabii o dönemlerde henüz hiç kimsenin evinde bilgisayar veya oyun konsolu yoktu. Dolayısıyla, bu oyunları oynamak için oda büyüklüğündeki bilgisayarların başında sıra beklemek gerekiyordu.
v o osiloskop Video Oyunları
Osiloskop, elektrik sinyallerini ekranda çizgiler hâlinde gösteren bir ölçüm cihazıdır.
Görsel kaynağı: Wikipedia
v o bordur 1 Video Oyunları

Atari Salonları ve Jetonların Çağı (1970’Ler)

1970’lere gelindiğinde, video oyunları çoktan sokaklardaki çocukların arasına karışmaya başlamıştı. “Pong” adlı basit masa tenisi oyunu, televizyonu andıran oyun makinelerinin içine girdi ve bu makineler, fuayeler ve oyun salonlarının baş köşelerine kuruldu. O dönemde çocuklar okul çıkışlarında ceplerindeki harçlıkları jetona dönüştürmek için bu salonların önünde kuyruklar oluşturuyordu. “Space Invaders” oyunu çıktığında o kadar büyük bir çılgınlık yaşandı ki, Japonya’da oyunu oynamak için kullanılan madeni paralar bir süreliğine piyasada tükendi. Ekranda üzerinize doğru yavaşça inen uzaylıları engellemeye çalışmak, o dönemin çocukları için dünyanın en heyecanlı etkinliğiydi.
v o arcade Video Oyunları
v o bordur 2 Video Oyunları

Tesisatçı Mario ve Nintendo Devrimi (1980’ler)

Bir süre sonra insanlar oyunları yalnızca salonlarda değil, evlerinde de oynamaya başladı. Atari ve Nintendo gibi şirketler ev konsolları üretti. Televizyona bağlanan bu aygıtlar büyük ilgi gördü. Çocuklar kasetleri ya da kartuşları değiştirerek farklı oyunlar oynuyordu. 1985’te “Süper Mario” oyunu ile oyun dünyası, bu dönemin yıldızı olan Mario isimli kırmızı şapkalı, bıyıklı bir İtalyan tesisatçıyla tanıştı. Bu oyun sayesinde, oyunların yalnızca tek bir ekranda dönüp duran basit hareketlerden ibaret olmadığı da gösterilmiş oldu. Mario, prensesi kurtarmak için soldan sağa doğru sürekli ilerleyen, gizli geçitlerle ve borularla dolu devasa bir dünyada koşuyordu. Çocuklar ilk kez “bölüm geçme” ve sürekli değişen haritaları keşfetme duygusunu yaşadılar. Oyunun arkasındaki neşeli müzikler, dönemin çocuklarının zihnine öyle bir kazındı ki bugün bile popülerliğini korumaktadır. Oyunun geliştiricisi Nintendo, oyunların içine öykü, merak unsuru ve akıllıca tasarlanmış engeller yerleştirerek oyun dünyasına yeni standartlar getirdi. Mario sayesinde video oyunları evlerin vazgeçilmez eğlencesi haline geldi.
v o super mario Video Oyunları
Görsel kaynağı: Adriana - stock.adobe.com
v o nintendo Video Oyunları
Görsel kaynağı: Gudellaphoto - stock.adobe.com
v o pacman Video Oyunları

1980’de piyasaya çıkan Pac-Man adlı oyun da hızla yayılmış ve tüm dünyada sevilen bir oyun olmuştur.

v o bordur 1 Video Oyunları

Cepteki Eğlence: Game Boy ve Tetris Çılgınlığı

1989’da Nintendo, yeşilimsi tonlarda renksiz bir ekranı olan ikonik bir plastik oyuncak üretti; Game Boy! Bu minik aygıt, oyun dünyasını çocukların arka cebine, okul otobüslerine ve parktaki banklara taşıdı. Game Boy ile birlikte gelen “Tetris” oyunu, yalnızca çocukları değil, anne ve babaları bile minik ekranın başına kilitledi. Yukarıdan düşen farklı şekillerdeki blokları yan yana dizerek yok etmek, tam bir küresel çılgınlığa dönüştü.
v o game boy Video Oyunları
Görsel kaynağı: amolyus - stock.adobe.com

Üçüncü Boyutun Büyüsü: Pikselden Derinliğe (1990’lar)

Oyun dünyası, 1990’lı yılların ortasında tarihinin en büyük devrimlerinden birini yaşayarak 2D piksellerin ötesine geçti. Sony PlayStation ve Nintendo 64 konsolları, oyunları iki boyutlu çizgi filmlerden çıkarıp üç boyutlu dünyalara taşıdı. Artık karakterler yalnızca sağa sola değil, ekranın derinliklerine doğru da koşabiliyor, zıplayabiliyor ve çevrelerine bakabiliyordu.

CD teknolojisinin gelişiyle oyunların içine sinematik videolar ve gerçek orkestra müzikleri de eklenmeye başladı. Oyunlar, artık çocuklar tarafından sadece oynanmıyor, adeta onları bir sinema filminin kahramanı haline getiriyordu.

v o ps 1 Video Oyunları
Görsel kaynağı: Matthieu Tuffet - stock.adobe.com
v o bordur 2 Video Oyunları

Çevrimiçi Dünyalar (2000’ler)

2000’lere girildiğinde evlerdeki bilgisayarlara ve konsollara sihirli bir değnek dokundu; İnternet! Artık dünyanın öbür ucundaki kişilerle bile birlikte oyun oynanabiliyordu. Çevrimiçi oyunlar, milyonlarca insanı aynı dijital kentlerde ve cephelerde buluşturdu. Arkadaşlarla internet kafelerde buluşup saatlerce turnuvalar yapmak, 2000’li yılların gençlik kültüründe özel bir yer edindi. Oyun oynamak, bilgisayarda yapılan bir etkinlik olmaktan çıkıp gerçek insanlarla sosyalleşmenin yeni bir yolu haline geldi.
v o ps futbol Video Oyunları
Görsel kaynağı: Rokas - stock.adobe.com

Herkes Oyuncu: Akıllı Telefonlar ve Mobil Çağ (2010’lar)

2010’lu yıllarda oyun dünyasında sessiz bir devrim daha gerçekleşti. Akıllı telefonların yaşamımıza girmesiyle yediden yetmişe herkes birer oyuncuya dönüştü. Durakta bekleyen gençler ve okuldaki çocuklar aynı oyunları oynamaya başladı. “Angry Birds” ile sapanla kuş fırlatmak ya da “Candy Crush” ile şekerleri patlatmak günlük yaşamın bir parçası oldu. Oyun oynamak için artık pahalı bilgisayarlar ya da özel konsollar satın alma zorunluluğu ortadan kalktı. Cebinde dokunmatik ekranlı bir telefonu olan herkes, saniyeler içinde binlerce ücretsiz oyuna ulaşabiliyordu.
v o mobil oyun Video Oyunları
v o bordur 1 Video Oyunları

Gelişmiş Grafikler ve espor (Günümüz)

Bugün ulaştığımız noktada oyun grafikleri, gerçeğiyle neredeyse ayırt edilemeyecek kadar muazzam bir görsel kaliteye ulaştı. Karakterlerin yüzündeki gözenekler, gözlerindeki ıslaklık ve kıyafetlerinin kumaş dokusu en ince ayrıntısına kadar ekrana yansıtılıyor. Bilgisayarlar ışık ışınlarını gerçek zamanlı hesaplayarak sudaki yansımaları ve gölgeleri tıpkı dışarıdaki dünya gibi simüle ediyor. Oyunlar artık o kadar büyük bir sektör ki, “Espor” adı verilen profesyonel oyun turnuvaları düzenleniyor. Profesyonel oyuncular dev stadyumlarda on binlerce seyircinin önünde yarışıyor ve maçları internetten milyonlarca insan canlı izliyor. Bir zamanların o küçümsenen piksel kutuları, bugün sinema endüstrisini bile geride bırakan devasa bir sanat ve spor dalına dönüştü. Oyun oynamak artık bir meslek, bir kariyer haline geldi.
v o espor Video Oyunları
v o bordur 2 Video Oyunları

Sanal Gerçeklik ve Metaverse (Gelecek)

Yolculuğumuzun son durağında başımızı ekranlardan kaldırıyor ve tamamen dijital dünyaların içine adım atıyoruz. Bugün, sanal gerçeklik (VR) gözlükleri sayesinde artık oyuna dışarıdan bakmıyor, doğrudan o dünyanın içinde yaşıyoruz. Başımızı sağa çevirdiğimizde devasa bir ejderha ile karşılaşabiliyor, ellerimizi uzattığımızdaysa dijital nesneleri kavrayabiliyoruz. Artık amaç, yalnızca oyun oynamak değil, “metaverse” adı verilen bu yapay evrenlerde yaşamak, ders işlemek ve arkadaşlarla buluşmak. Yapay zeka destekli karakterler, bizimle tıpkı gerçek bir insan gibi sohbet edebiliyor ve oyunun gidişatını tümüyle bizim kararlarımıza göre değiştirebiliyor. Gelecekte oyunların tamamen bulut sistemlerine taşınacağı, yani hiçbir bilgisayara gerek duymadan doğrudan beynimizle ya da gözümüzle kontrol edileceği tahmin ediliyor. Piksellerle başlayan oyun serüveni, insanlığa tümüyle yeni ve kusursuz bir dijital evren armağan etmek üzere.
v o vr Video Oyunları
v o retro joystick Video Oyunları

Bitmeyen Serüven

Laboratuvardaki o tek bir yeşil noktadan içine tamamen gömüldüğümüz sanal dünyalara uzanan bu yaklaşık 70 yıllık yolculuk, teknolojinin sınır tanımayan gücünü gözler önüne seriyor. Gördüğümüz gibi video oyunları, yalnızca bir bilgisayar yazılımı değildir; arkasında insan zekasının, mühendisliğinin ve sanatının muazzam bir ortaklığı yatar. Mario’nun zıpladığı ilk tuğladan, VR gözlüğüyle dokunduğumuz yapay gökyüzüne kadar her aşama, insanlığın hayal kurma ve o hayali gerçeğe dönüştürme arzusunun birer kanıtıdır. Artık siz de bilgisayarınızda veya telefonunuzda bir oyunu açtığınızda arkasında yatan 70 yıllık devasa bilimsel birikimin bilincinde olarak ekstra keyif alacaksınız.

Oyun oynamak eskiden çocuklara özgü bir etkinlikti. Oyun dendiğinde akla ya masada oynanan kutu oyunları ya da sokakta oynanan saklambaç, körebe, yakan top gibi oyunlar gelirdi. Günümüzdeyse oyunlar, birçok yetişkinin hem tek başına hem de grup halinde büyük keyif alarak zaman geçirdiği bir eğlence türü halini aldı. Peki, günümüzde popüler kültürün keyifli ve vazgeçilmez birer öğesi olan video oyunları acaba ilk kez ne zaman ve nasıl ortaya çıktı? Gelin, video oyunlarının geçmişten günümüze gelişen dünyasına birlikte göz atalım.

Laboratuvarda Atılan İlk Adım (1950’ler-1960’lar)

Video oyunları ilk olarak bilgisayarların devasa olduğu dönemlerde ortaya çıkmaya başladı. 1958’de William Higinbotham, bir osiloskop ekranını kullanarak “İki Kişilik Tenis (Tennis for Two)” adında çok basit bir tenis oyunu tasarladı. Ekrandaki tek görüntü, aşağı yukarı zıplayan küçük bir ışık noktası ve ortadaki ağ çizgisinden ibaretti. Daha sonra MIT üniversitesindeki öğrenciler, uzay gemilerinin olduğu “Uzay Savaşı (Spacewar!)” oyununu kodlayarak ilk gerçek bilgisayar oyununu ürettiler. Bu oyunları oynamak için oda büyüklüğündeki bilgisayarların başında sıra beklemek gerekiyordu. Tabii o dönemlerde henüz hiç kimsenin evinde bilgisayar veya oyun konsolu yoktu. Dolayısıyla, bu oyunları oynamak için oda büyüklüğündeki bilgisayarların başında sıra beklemek gerekiyordu.
v o osiloskop Video Oyunları
Osiloskop, elektrik sinyallerini ekranda çizgiler hâlinde gösteren bir ölçüm cihazıdır.
Görsel kaynağı: Wikipedia
v o bordur 1 Video Oyunları

Atari Salonları ve Jetonların Çağı (1970’Ler)

1970’lere gelindiğinde, video oyunları çoktan sokaklardaki çocukların arasına karışmaya başlamıştı. “Pong” adlı basit masa tenisi oyunu, televizyonu andıran oyun makinelerinin içine girdi ve bu makineler, fuayeler ve oyun salonlarının baş köşelerine kuruldu. O dönemde çocuklar okul çıkışlarında ceplerindeki harçlıkları jetona dönüştürmek için bu salonların önünde kuyruklar oluşturuyordu. “Space Invaders” oyunu çıktığında o kadar büyük bir çılgınlık yaşandı ki, Japonya’da oyunu oynamak için kullanılan madeni paralar bir süreliğine piyasada tükendi. Ekranda üzerinize doğru yavaşça inen uzaylıları engellemeye çalışmak, o dönemin çocukları için dünyanın en heyecanlı etkinliğiydi.
v o arcade Video Oyunları
v o bordur 2 Video Oyunları

Tesisatçı Mario ve Nintendo Devrimi (1980’ler)

Bir süre sonra insanlar oyunları yalnızca salonlarda değil, evlerinde de oynamaya başladı. Atari ve Nintendo gibi şirketler ev konsolları üretti. Televizyona bağlanan bu aygıtlar büyük ilgi gördü. Çocuklar kasetleri ya da kartuşları değiştirerek farklı oyunlar oynuyordu. 1985’te “Süper Mario” oyunu ile oyun dünyası, bu dönemin yıldızı olan Mario isimli kırmızı şapkalı, bıyıklı bir İtalyan tesisatçıyla tanıştı. Bu oyun sayesinde, oyunların yalnızca tek bir ekranda dönüp duran basit hareketlerden ibaret olmadığı da gösterilmiş oldu. Mario, prensesi kurtarmak için soldan sağa doğru sürekli ilerleyen, gizli geçitlerle ve borularla dolu devasa bir dünyada koşuyordu. Çocuklar ilk kez “bölüm geçme” ve sürekli değişen haritaları keşfetme duygusunu yaşadılar. Oyunun arkasındaki neşeli müzikler, dönemin çocuklarının zihnine öyle bir kazındı ki bugün bile popülerliğini korumaktadır. Oyunun geliştiricisi Nintendo, oyunların içine öykü, merak unsuru ve akıllıca tasarlanmış engeller yerleştirerek oyun dünyasına yeni standartlar getirdi. Mario sayesinde video oyunları evlerin vazgeçilmez eğlencesi haline geldi.
v o super mario Video Oyunları
Görsel kaynağı: Adriana - stock.adobe.com
v o nintendo Video Oyunları
Görsel kaynağı: Gudellaphoto - stock.adobe.com
v o pacman Video Oyunları

1980’de piyasaya çıkan Pac-Man adlı oyun da hızla yayılmış ve tüm dünyada sevilen bir oyun olmuştur.

v o bordur 1 Video Oyunları

Cepteki Eğlence: Game Boy ve Tetris Çılgınlığı

1989’da Nintendo, yeşilimsi tonlarda renksiz bir ekranı olan ikonik bir plastik oyuncak üretti; Game Boy! Bu minik aygıt, oyun dünyasını çocukların arka cebine, okul otobüslerine ve parktaki banklara taşıdı. Game Boy ile birlikte gelen “Tetris” oyunu, yalnızca çocukları değil, anne ve babaları bile minik ekranın başına kilitledi. Yukarıdan düşen farklı şekillerdeki blokları yan yana dizerek yok etmek, tam bir küresel çılgınlığa dönüştü.
v o game boy Video Oyunları
Görsel kaynağı: amolyus - stock.adobe.com

Üçüncü Boyutun Büyüsü: Pikselden Derinliğe (1990’lar)

Oyun dünyası, 1990’lı yılların ortasında tarihinin en büyük devrimlerinden birini yaşayarak 2D piksellerin ötesine geçti. Sony PlayStation ve Nintendo 64 konsolları, oyunları iki boyutlu çizgi filmlerden çıkarıp üç boyutlu dünyalara taşıdı. Artık karakterler yalnızca sağa sola değil, ekranın derinliklerine doğru da koşabiliyor, zıplayabiliyor ve çevrelerine bakabiliyordu.

CD teknolojisinin gelişiyle oyunların içine sinematik videolar ve gerçek orkestra müzikleri de eklenmeye başladı. Oyunlar, artık çocuklar tarafından sadece oynanmıyor, adeta onları bir sinema filminin kahramanı haline getiriyordu.

v o ps 1 Video Oyunları
Görsel kaynağı: Matthieu Tuffet - stock.adobe.com
v o bordur 2 Video Oyunları

Çevrimiçi Dünyalar (2000’ler)

2000’lere girildiğinde evlerdeki bilgisayarlara ve konsollara sihirli bir değnek dokundu; İnternet! Artık dünyanın öbür ucundaki kişilerle bile birlikte oyun oynanabiliyordu. Çevrimiçi oyunlar, milyonlarca insanı aynı dijital kentlerde ve cephelerde buluşturdu. Arkadaşlarla internet kafelerde buluşup saatlerce turnuvalar yapmak, 2000’li yılların gençlik kültüründe özel bir yer edindi. Oyun oynamak, bilgisayarda yapılan bir etkinlik olmaktan çıkıp gerçek insanlarla sosyalleşmenin yeni bir yolu haline geldi.
v o ps futbol Video Oyunları
Görsel kaynağı: Rokas - stock.adobe.com

Herkes Oyuncu: Akıllı Telefonlar ve Mobil Çağ (2010’lar)

2010’lu yıllarda oyun dünyasında sessiz bir devrim daha gerçekleşti. Akıllı telefonların yaşamımıza girmesiyle yediden yetmişe herkes birer oyuncuya dönüştü. Durakta bekleyen gençler ve okuldaki çocuklar aynı oyunları oynamaya başladı. “Angry Birds” ile sapanla kuş fırlatmak ya da “Candy Crush” ile şekerleri patlatmak günlük yaşamın bir parçası oldu. Oyun oynamak için artık pahalı bilgisayarlar ya da özel konsollar satın alma zorunluluğu ortadan kalktı. Cebinde dokunmatik ekranlı bir telefonu olan herkes, saniyeler içinde binlerce ücretsiz oyuna ulaşabiliyordu.
v o mobil oyun Video Oyunları
v o bordur 1 Video Oyunları

Gelişmiş Grafikler ve espor (Günümüz)

Bugün ulaştığımız noktada oyun grafikleri, gerçeğiyle neredeyse ayırt edilemeyecek kadar muazzam bir görsel kaliteye ulaştı. Karakterlerin yüzündeki gözenekler, gözlerindeki ıslaklık ve kıyafetlerinin kumaş dokusu en ince ayrıntısına kadar ekrana yansıtılıyor. Bilgisayarlar ışık ışınlarını gerçek zamanlı hesaplayarak sudaki yansımaları ve gölgeleri tıpkı dışarıdaki dünya gibi simüle ediyor. Oyunlar artık o kadar büyük bir sektör ki, “Espor” adı verilen profesyonel oyun turnuvaları düzenleniyor. Profesyonel oyuncular dev stadyumlarda on binlerce seyircinin önünde yarışıyor ve maçları internetten milyonlarca insan canlı izliyor. Bir zamanların o küçümsenen piksel kutuları, bugün sinema endüstrisini bile geride bırakan devasa bir sanat ve spor dalına dönüştü. Oyun oynamak artık bir meslek, bir kariyer haline geldi.
v o espor Video Oyunları
v o bordur 2 Video Oyunları

Sanal Gerçeklik ve Metaverse (Gelecek)

Yolculuğumuzun son durağında başımızı ekranlardan kaldırıyor ve tamamen dijital dünyaların içine adım atıyoruz. Bugün, sanal gerçeklik (VR) gözlükleri sayesinde artık oyuna dışarıdan bakmıyor, doğrudan o dünyanın içinde yaşıyoruz. Başımızı sağa çevirdiğimizde devasa bir ejderha ile karşılaşabiliyor, ellerimizi uzattığımızdaysa dijital nesneleri kavrayabiliyoruz. Artık amaç, yalnızca oyun oynamak değil, “metaverse” adı verilen bu yapay evrenlerde yaşamak, ders işlemek ve arkadaşlarla buluşmak. Yapay zeka destekli karakterler, bizimle tıpkı gerçek bir insan gibi sohbet edebiliyor ve oyunun gidişatını tümüyle bizim kararlarımıza göre değiştirebiliyor. Gelecekte oyunların tamamen bulut sistemlerine taşınacağı, yani hiçbir bilgisayara gerek duymadan doğrudan beynimizle ya da gözümüzle kontrol edileceği tahmin ediliyor. Piksellerle başlayan oyun serüveni, insanlığa tümüyle yeni ve kusursuz bir dijital evren armağan etmek üzere.
v o vr Video Oyunları
v o retro joystick Video Oyunları

Bitmeyen Serüven

Laboratuvardaki o tek bir yeşil noktadan içine tamamen gömüldüğümüz sanal dünyalara uzanan bu yaklaşık 70 yıllık yolculuk, teknolojinin sınır tanımayan gücünü gözler önüne seriyor. Gördüğümüz gibi video oyunları, yalnızca bir bilgisayar yazılımı değildir; arkasında insan zekasının, mühendisliğinin ve sanatının muazzam bir ortaklığı yatar. Mario’nun zıpladığı ilk tuğladan, VR gözlüğüyle dokunduğumuz yapay gökyüzüne kadar her aşama, insanlığın hayal kurma ve o hayali gerçeğe dönüştürme arzusunun birer kanıtıdır. Artık siz de bilgisayarınızda veya telefonunuzda bir oyunu açtığınızda arkasında yatan 70 yıllık devasa bilimsel birikimin bilincinde olarak ekstra keyif alacaksınız.

6 Temmuz 1885’te ilk kuduz aşısı bir insana uygulandı.

 

06 temmuz A. Edelfeldt 1885 wikipedia 6 Temmuz

Louis Pasteur’ün Bir Tablosu – A. Edelfeldt, 1885 (Görsel kaynağı: Wikipedia)

 

Kuduz hastalığı 1885 yılına kadar tehlikeli bir hastalıktı. O yıl kimyacı ve biyolog Louis Pasteur ile doktor arkadaşı Emile Roux bir kuduz aşısı geliştirdi. Bu aşı ilk kez 6 Temmuz 1885’te kuduz bir köpek tarafında ısırılan Joseph Meister adlı 9 yaşındaki çocuğa uygulandı. 11 günde 13 aşı yapıldı ve küçük Joseph kuduzdan kurtulan ilk insan oldu.

AYIN TAMAMI