ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Şu anda bu yazıyı okumanızı olanaklı kılan harflerin aralarında anlaşıp birdenbire yok olduğunu düşünsenize! “Geriye resimlerden başka bir şey kalmazdı” mı, diyorsunuz. “Peki, nasıl okuyacak, nasıl yazacak ve nasıl mesajlaşacaktık o zaman; dumanla mı?” dediğinizi duyar gibiyiz. Şakayı bir yana bırakıp bu durum gerçek olsaydı, neler olurdu bir bakalım…

Okurlarımızdan Hena’nın aklına bu soru takılmış ve bizden bu konuyu araştırmamızı istemiş. Biz de yalnızca harflerin değil, yazının da olmadığı bir senaryoya da bakacağız. Ama önce şöyle düşünelim: Harfler şu anda, birdenbire yok olsaydı, acaba ne olurdu? Bu durumda bir dildeki seslere karşılık gelen işaretler olmayınca onların yerini ne alırdı diye düşünmemiz gerekiyor. Evet, doğru tahmin ettiniz. Sözcükleri ve sonra cümleleri oluşturmak için gereken harflerin yerini bu kez doğrudan sözcük ya da cümlelerin anlamlarına karşılık gelen simgeler alırdı. Yani en başta, alfabenin ortaya çıkışından önce olduğu gibi…

İsterseniz bir zaman makinesine atlayıp harflerin olmadığı dönemlere kısa bir yolculuk yapalım. Yazının atası sayılan çivi yazısı, MÖ 4. binyılda Mezopotamya’da Sümerler tarafından geliştirilmişti. Onunla hemen hemen aynı zamanlarda Eski Mısır’da hiyeroglif denen bir başka yazı sistemi ortaya çıkmıştı. Her ikisinde de somut nesneleri ya da soyut duygu ve düşünceleri temsil eden işaretler ya da simgeler vardı. Yani her sözcük ya da cümle için bir resim! Tıpkı bugünkü emojiler gibi! Aslında bu açıdan eskiye döndüğümüz söylenebilir.

Dolayısıyla daha harfler, yani her dilin kendine özgü seslerine ayrı ayrı karşılık gelen işaretler yokken ne yapılmışsa bugün de harfler olmasaydı, olasılıkla yine öyle bir sisteme geçerdik. Aslına bakarsanız, ne zaman yolculuğu yapıp geçmişe gitmeye ne de yanıtı başka yerlerde aramaya gerek var. Çünkü böylesi bir yazı sistemi dünyada hâlâ oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Çince, seslere karşılık gelen bir alfabesi olmayan, bunun yerine sözcüklere karşılık gelen simgelerden oluşan bir dildir. Çinliler de hem bilim ve teknolojide çok ileriler hem de kendilerine özgü büyük bir kültürel birikimleri var. Dolayısıyla harflerin yaratacağı boşluğu doldurmak pek de zor olmazdı, diyebiliriz.
h o n o cinli kiz Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?

Pek yazı olmasaydı, acaba ne olurdu?

Evet, şimdi bir de bunu düşünelim… Mezopotamya’da ya da Mısır’da MÖ 4. binyılda sözcüklere karşılık gelen simgelerle başlayan, daha sonra MÖ 1500’lü yıllarda Fenikelilerin sesleri temsil eden harfleri, yani ilk alfabeyi kullanmasıyla gelişen yazı hiç olmasaydı, acaba ne olurdu? “Kitaplar olmazdı, dersler olmazdı, e o zaman ödevler de olmazdı!” diye işin içinden çıkmayın hemen… Gelin bakalım neler olurdu…

Yazı olmasaydı, insanlar arasındaki iletişim tümüyle sözlü olarak kalırdı. Bilgiler, öyküler ve duygular yalnızca sözlü olarak aktarılırdı. Bu durumda ancak akılda tutulabilen, belleklerimize eksiksiz olarak aktarabildiğimiz bilgiler korunabilirdi. Bugünkü bilgi üretim hızını düşünecek olursanız mevcut ya da yeni üretilen bilginin çok az bir bölümünün sonraki kuşaklara aktarılabileceğini düşünebilirsiniz. Yazılı kayıtlar olmadığı için anca sözlü anlatılar, öyküler ya da destanlar, bilgi aktarım aracı olurdu. Sözlü olarak aktarılamayan ya da akılda tutulamayan çoğu bilginin kaybolacağını söylemeye gerek bile yok.

h o n o unutan cocuk Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?

Eğitim ve öğretim de tümüyle sözlü ve uygulamalı olarak yapılırdı. Kitaplar ve öteki yazılı malzemeler olmayınca öğrenme süreçleri de değişir ve güçleşirdi. Üstelik yazı, karmaşık matematiksel, bilimsel ve teknik bilgilerin geliştirilmesi ve korunması için de gereklidir. Aslında bilim, yazının icadından beri birikerek gelen bilginin ürünüdür. Eğer yazı olmasaydı, bu tür karmaşık sistemlerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi çok zor olurdu. Dolayısıyla bugünkü bilim ve teknolojinin de, günlük yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelen elektronik aygıtların da yerinde yeller eserdi. “Yazılı mesaj atamazsam sesli mesaj gönderirdim” mi diyorsunuz? Unutun gitsin, telefon da bilgisayar da olmazdı ki!

Bilim, teknoloji, eğitim alanları dışında neler olup biterdi, işe bir de oradan bakalım. Hukuki belgeler, yasalar, sözleşmeler ve yönetim kayıtları olmayınca, toplumsal karışıklıklar ortaya çıkabilirdi. Daha basit, daha küçük çaplı ve daha düzensiz yönetim sistemlerimiz olurdu. Yapılan işlemler sözlü ifadelere dayanır ve bu durum birçok anlaşmazlığa yol açabilirdi. Öte yandan edebiyat, şiir, tiyatro gibi sanat dalları yazılı dilin eksikliği nedeniyle çok farklı biçimlerde gelişir; müzik ve performans sanatlarının önü daha çok açılırdı.

h o n o quill Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?
Kısacası harfler değil ama yazı olmasaydı, hayat bugünkünden bambaşka olur, işaretlerle ve sözlü iletişimle anlaşmaya çalışsak da karışık günler bizi beklerdi!
acaba ne olurdu kutu3 Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen çok basit görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!

Şu anda bu yazıyı okumanızı olanaklı kılan harflerin aralarında anlaşıp birdenbire yok olduğunu düşünsenize! “Geriye resimlerden başka bir şey kalmazdı” mı, diyorsunuz. “Peki, nasıl okuyacak, nasıl yazacak ve nasıl mesajlaşacaktık o zaman; dumanla mı?” dediğinizi duyar gibiyiz. Şakayı bir yana bırakıp bu durum gerçek olsaydı, neler olurdu bir bakalım…

Okurlarımızdan Hena’nın aklına bu soru takılmış ve bizden bu konuyu araştırmamızı istemiş. Biz de yalnızca harflerin değil, yazının da olmadığı bir senaryoya da bakacağız. Ama önce şöyle düşünelim: Harfler şu anda, birdenbire yok olsaydı, acaba ne olurdu? Bu durumda bir dildeki seslere karşılık gelen işaretler olmayınca onların yerini ne alırdı diye düşünmemiz gerekiyor. Evet, doğru tahmin ettiniz. Sözcükleri ve sonra cümleleri oluşturmak için gereken harflerin yerini bu kez doğrudan sözcük ya da cümlelerin anlamlarına karşılık gelen simgeler alırdı. Yani en başta, alfabenin ortaya çıkışından önce olduğu gibi…

İsterseniz bir zaman makinesine atlayıp harflerin olmadığı dönemlere kısa bir yolculuk yapalım. Yazının atası sayılan çivi yazısı, MÖ 4. binyılda Mezopotamya’da Sümerler tarafından geliştirilmişti. Onunla hemen hemen aynı zamanlarda Eski Mısır’da hiyeroglif denen bir başka yazı sistemi ortaya çıkmıştı. Her ikisinde de somut nesneleri ya da soyut duygu ve düşünceleri temsil eden işaretler ya da simgeler vardı. Yani her sözcük ya da cümle için bir resim! Tıpkı bugünkü emojiler gibi! Aslında bu açıdan eskiye döndüğümüz söylenebilir.

Dolayısıyla daha harfler, yani her dilin kendine özgü seslerine ayrı ayrı karşılık gelen işaretler yokken ne yapılmışsa bugün de harfler olmasaydı, olasılıkla yine öyle bir sisteme geçerdik. Aslına bakarsanız, ne zaman yolculuğu yapıp geçmişe gitmeye ne de yanıtı başka yerlerde aramaya gerek var. Çünkü böylesi bir yazı sistemi dünyada hâlâ oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Çince, seslere karşılık gelen bir alfabesi olmayan, bunun yerine sözcüklere karşılık gelen simgelerden oluşan bir dildir. Çinliler de hem bilim ve teknolojide çok ileriler hem de kendilerine özgü büyük bir kültürel birikimleri var. Dolayısıyla harflerin yaratacağı boşluğu doldurmak pek de zor olmazdı, diyebiliriz.
h o n o cinli kiz Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?

Pek yazı olmasaydı, acaba ne olurdu?

Evet, şimdi bir de bunu düşünelim… Mezopotamya’da ya da Mısır’da MÖ 4. binyılda sözcüklere karşılık gelen simgelerle başlayan, daha sonra MÖ 1500’lü yıllarda Fenikelilerin sesleri temsil eden harfleri, yani ilk alfabeyi kullanmasıyla gelişen yazı hiç olmasaydı, acaba ne olurdu? “Kitaplar olmazdı, dersler olmazdı, e o zaman ödevler de olmazdı!” diye işin içinden çıkmayın hemen… Gelin bakalım neler olurdu…

Yazı olmasaydı, insanlar arasındaki iletişim tümüyle sözlü olarak kalırdı. Bilgiler, öyküler ve duygular yalnızca sözlü olarak aktarılırdı. Bu durumda ancak akılda tutulabilen, belleklerimize eksiksiz olarak aktarabildiğimiz bilgiler korunabilirdi. Bugünkü bilgi üretim hızını düşünecek olursanız mevcut ya da yeni üretilen bilginin çok az bir bölümünün sonraki kuşaklara aktarılabileceğini düşünebilirsiniz. Yazılı kayıtlar olmadığı için anca sözlü anlatılar, öyküler ya da destanlar, bilgi aktarım aracı olurdu. Sözlü olarak aktarılamayan ya da akılda tutulamayan çoğu bilginin kaybolacağını söylemeye gerek bile yok.

h o n o unutan cocuk Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?

Eğitim ve öğretim de tümüyle sözlü ve uygulamalı olarak yapılırdı. Kitaplar ve öteki yazılı malzemeler olmayınca öğrenme süreçleri de değişir ve güçleşirdi. Üstelik yazı, karmaşık matematiksel, bilimsel ve teknik bilgilerin geliştirilmesi ve korunması için de gereklidir. Aslında bilim, yazının icadından beri birikerek gelen bilginin ürünüdür. Eğer yazı olmasaydı, bu tür karmaşık sistemlerin geliştirilmesi ve sürdürülmesi çok zor olurdu. Dolayısıyla bugünkü bilim ve teknolojinin de, günlük yaşamımızın vazgeçilmezi haline gelen elektronik aygıtların da yerinde yeller eserdi. “Yazılı mesaj atamazsam sesli mesaj gönderirdim” mi diyorsunuz? Unutun gitsin, telefon da bilgisayar da olmazdı ki!

Bilim, teknoloji, eğitim alanları dışında neler olup biterdi, işe bir de oradan bakalım. Hukuki belgeler, yasalar, sözleşmeler ve yönetim kayıtları olmayınca, toplumsal karışıklıklar ortaya çıkabilirdi. Daha basit, daha küçük çaplı ve daha düzensiz yönetim sistemlerimiz olurdu. Yapılan işlemler sözlü ifadelere dayanır ve bu durum birçok anlaşmazlığa yol açabilirdi. Öte yandan edebiyat, şiir, tiyatro gibi sanat dalları yazılı dilin eksikliği nedeniyle çok farklı biçimlerde gelişir; müzik ve performans sanatlarının önü daha çok açılırdı.

h o n o quill Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?
Kısacası harfler değil ama yazı olmasaydı, hayat bugünkünden bambaşka olur, işaretlerle ve sözlü iletişimle anlaşmaya çalışsak da karışık günler bizi beklerdi!
acaba ne olurdu kutu3 Harfler Olmasaydı Ne Olurdu?

Sizin de aklınıza takılan ilginç sorular varsa bize yazın, burada yanıtlayalım. Unutmayın, bazen çok basit görünen sorular büyük buluşlar ortaya çıkarabilir!

1 Haziran 1831’de James Clark Ross, manyetik kuzey kutbunun yerini saptadı.

 

01 haziran wiki 1 Haziran

 

neler oldu haziran 2020 01 3 1 Haziran

Dünya’nın manyetik kutupları coğrafi kutuplarıyla çakışmaz.
Manyetik kutuplar sürekli hareket halindedir. Zamanla yer değiştirirler.

 

İngiliz deniz kuvvetleri subayı James Clark Ross, 1819 ile 1833 arasında Kuzey Kutup Bölgesi’ne düzenlenen beş araştırma seferine katıldı. Bunların sonuncusunda olan 1 Haziran 1831’de Kanada’nın kuzeyindeki Boothia Yarımadası’na yaptığı seferde Dünya’nın manyetik kuzey kutbunun yerini saptadı.

AYIN TAMAMI