ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
Herhalde o tatlı kalp çarpıntımızın kaynağı yaş günü pastası ve gelen hediyeler kadar hediyelerin desenli paketleri, rengârenk balonlar, süslemeler ve birbirinden güzel tebrik kartlarıdır. Bizim için yazılmış bir iki cümle kadar mutlu eden başka ne vardır? Üstelik bir de kart özel olarak tasarlandıysa, mutluluk daha da büyür. Kendisine özel hazırlanmış kartları sevmeyen yoktur herhalde. Çok sevilen bir arkadaşa bir kart hazırlayıp vermek de bazen hediye almaktan bile daha çok mutlu eder insanı.


Birçok Afrika kültüründe bir çocuğun dünyaya geldiği gün, özel bir gün olarak görülmüyor. Onun yerine başka bir kutlama yapılıyor. Çocuğun kabilesine ait kuralları, davranışları, şarkıları ve dansları öğrenebilecek yaşa gelip topluluğa kabul edilmesi kutlanıyor. Bu “kabul edilme” kutlamaları da bireysel olarak değil, aynı yaşa gelmiş çocuklardan oluşan bir grup çocuk için yapılıyor.

Hindistan’da yaş günü değil de çocuğa adının verildiği gün kutlanıyor. Çocuklar bu günde rengârenk kıyafetler giyiyor ve okuldaki bütün sınıf arkadaşlarına çikolata ikram ediyorlar. Özel yemek ve tatlıların hazırlanması, tapınağa giderek dua edilmesi de yaş günlerinin vazgeçilmezlerinden.

Hollanda’da 5, 10, 15, 20 ve 21. yaş gününün olduğu yıllara “taç” yıllar deniyor. Bu taç yıllarda çocuklara büyük hediyeler veriliyor. Aile, yemek masasında yaş günü çocuğunun oturacağı sandalyeyi mevsim çiçekleriyle, kâğıttan çiçeklerle, renkli rafya iplerle ve balonlarla süslüyor. Çocuklar üzerine pudra şekeri serpilmiş krep ve değişik içlerle yapılmış çeşit çeşit tart yiyor, yanında da limonata ve sıcak çikolata içiyorlar.
İlginç bir inanışları da var: Taç günlerinde siyah-beyaz paket kâğıdıyla paketlenmiş bir hediye almanın kötü şans getireceğine inanıyorlar.

Danimarka’da anne babalar yaş günü hediyelerini gece çocukları uyurken onun yatağının çevresine sıralıyorlar ki yaş günü çocuğu sabah uyandığında güzel sürprizle karşılaşsın. Bir başka gelenek de yaş günü olan evin penceresine bayrak asılması.

İngiltere’de yaş günü pastasının hamuruna birtakım sembolik nesneler karıştırmak ortaçağdan bugüne ulaşmış bir gelenek. O dönemlerde pastasından demir para çıkanın zengin olacağına, yüzük çıkanın da hiçbir zaman evlenemeyeceğine inanılırmış. Günümüzde sahte para, değişik küçük figürler ve mumlar kullanılıyor genellikle. Davetliler bu minik hazineleri yutmasınlar ya da dişlerine zarar vermesinler diye önceden uyarılıyorlar.

Meksika’daki yaş günü partilerinin en büyük heyecanı pinyatalar. Bunlar rengârenk kâğıtlarla yapılmış süsler. Sevimli kâğıt eşekler de en yaygın olanları. Böyle bir kâğıttan eşeğin karnı şeker, çikolata, sakız ve minik oyuncaklar gibi sürprizlerle dolduruluyor. Sonra evin tavanına ya da bir ağacın dalına asılıyor. Yaş günü çocuğu gözleri bağlı bir biçimde elindeki sopayla kâğıttan eşeğe vurmaya çalışıyor. Birkaç vuruştan sonra eşeğin karnı yarılıyor ve ortalığa saçılan sürprizler, yaş günü partisine davetli çocuklar tarafından toplanıp paylaşılıyor.
Bugünden bakıldığında emojilerin geleceğini kestirmek olası değil. İnsanlar her geçen gün yeni emoji simgelerine gereksinim duyduklarını dile getiriyorlar. Ne var ki bugün popüler yaşamın vazgeçilmez bir parçası olan bu sevimli işaretler bundan beş yıl sonra ortadan kaybolabilirler. Teknolojinin kuşaklar arasındaki farkı her geçen gün daha büyük bir hızla açtığı bir zamanda yaşıyoruz. Ardımızda bıraktığımız belgelere başvurmadan bundan on yıl öncesini bile anımsamak artık çok güç. Bu nedenle yazmak, günlük tutmak, yaşadıklarımızı öykülemek belki de hiçbir çağda bu kadar önemli olmamıştı.
Oyunla ilgili birçok değişiklik yapılmak istenmiş. Ancak Dünya Taş Makas Kâğıt Derneği standartlara sadık kalınmasından yana. Yanlış okumadınız. Evet, böyle bir dernek var! Her yıl düzenlenen uluslararası taş-makas-kâğıt turnuvaları bu dernek tarafından denetleniyor. Derneğin yıllar boyunca yaptığı gözlemlere göre oyunda şekiller rastgele seçilmiyor. Erkek oyuncular oyuna taşla, kadın oyuncularsa makasla başlama eğiliminde.
Çin’deki Zhejiang Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı bir araştırmaya göre de oyunda bir eli kazanan oyuncu bir sonraki elde de aynı şekli kullanıyor. Aynı şekilde kaybeden oyuncu da kaybettiği eldeki şekli bir sonraki elde değiştiriyor. En ilginci de değişikliklerin oyunun adındaki sıralamaya göre yapılması.
Tokyo Üniversitesi Ishikawa Oku Laboratuvarı’nda taş-makas-kâğıt oynayan bir robot el üretilmiş. Bu robot el, insan rakiplerine meydan okuyor. Yüksek hızlı bir kameranın kullanıldığı robot, karşısındaki oyuncunun eliyle yapacağı şekli yaklaşık bir milisaniye öncesinde belirleyip ona üstün gelecek şekli yapabiliyor. Böylece yenilmezlik unvanını hiç kaybetmiyor.
Bugün hep yağmurla özdeşleştirdiğimiz şemsiyenin adı aslında güneşlik anlamındaki Arapça bir sözcükten gelir. Ne kadar saçma demeyin hemen, çünkü bugün bizlerin yağmurdan korunmak için kullandığı şemsiye aslında –adından da anlaşılacağı gibi– daha başka bir işlevi olsun diye icat edilmiş. Şemsiye güneşten korunmak amacıyla ilk olarak Mezopotamya’da kullanılmış. Sonra Eski Mısır, Eski Yunan ve Roma kültürlerinde de aynı amaçla kullanılmış.
Kişisel kullanım dışında aslında bugün hâlâ güneşli havalarda dışarıda masaları olan kafelerde ya da yaz aylarında plajlarda kocaman şemsiyeler güneşten korunmak için kullanılıyor. Ne var ki yazı daha yeni geride bıraktık. Gelin biz şemsiyelerimizle bol yağmurlu sonbahar mevsiminin tadını çıkaralım.
Suya dayanıklı ilk şemsiyeyi Çinliler üretmiş; ancak deriden yapılan bu şemsiyelerin maliyeti o kadar yüksekmiş ki yalnızca soylular arasında yaygınlaşabilmiş. Şemsiye Avrupa’ya Çin’den İpek Yolu üzerinden ulaşmış. Başlangıçta İtalya, Fransa ve İngiltere’de yalnızca kadınların kullandığı, küçük ve pahalı bir aksesuar olarak görülen bu yararlı icadın esin kaynağının İpek Yolu’yla taşınan öyküler ve resimler olduğu düşünülüyor.
Şemsiyeyi erkeklerin de kullanımına sunan kişi ünlü İngiliz tüccar ve gezgin Jonas Hanway olmuş. Jonas Hanway sayesinde kısa sürede İngiliz centilmenlerinin vazgeçilmezi olan şemsiyenin iskeleti başlangıçta tahta ve balina kemiklerinden yapılıyormuş. Yine bir İngiliz, Samuel Fox, 1852’de ilk çelik şemsiye iskeletini yaparak ağırlık sorununu çözmüş. Şemsiye, İngiltere’den tüm Avrupa’ya yayılmış. O tarihlerden günümüze kadar da temel tasarımı neredeyse hiç değişmeden gelmiş.
Aniden bastıran yağmurlarda imdadımıza yetişen, değişik model ve boylardaki şemsiyeler belki de en çok unutulan eşya olma rekoruna da sahiptir. Güneş açar ve artık gerek duyulmayan şemsiye, okulda, otobüste, serviste, trende, lokantada ya da bir arkadaşın evinde unutulur. Yine yağmurlu bir günde unutulduğu yerden bir başkasının yardımına koşar.
Şemsiyelerimiz elimizden tutup mis gibi toprak kokan yağmurlu sonbaharda çıktığımız o güzelim yürüyüşlerde bize eşlik ederler. Pıtır pıtır üzerlerine düşen yağmur damlalarının anlattığı birbirinden güzel öykülerin tadına doyum olmaz.
Söz şemsiyeden açılmışken sihirli şemsiyesiyle Londra semalarında süzülürken görebileceğimiz Mary Poppins’i anmadan geçmek olmaz! Bu gizemli dadıyla henüz tanışmadıysanız Mary Poppins çocuk klasikleri dizisinin kitaplarından okuyarak kendinizi birbirinden eğlenceli maceraların içinde bulabilirsiniz.
Çalgılar çok değişik şekillerde ve büyüklüklerde olur. Hepsinin de kendine özgü, güzel bir sesi vardır. Bir çalgı tek başına çalınırsa, buna solo denir. Çalgılar daha çok armoni ve ses yaratabilmek için genellikle birlikte çalınır. Böyle birçok müzisyenin ve değişik çalgının yer aldığı büyük gruplara orkestra denir.
Siz hangi çalgıyı çalmak istersiniz? Belki de bir süredir zaten çalıştığınız, bir hayli ilerlediğiniz hatta konserlerde çaldığınız bir çalgı vardır. Belki de şu sıralar tam da bir çalgıda karar kılmak üzeresiniz.
Tek başına hiçbir çalgı piyano kadar etkileyici değildir. Piyanist bir orkestrayla birlikte olduğu kadar tek başına da eşsiz bir müzik yaratabilir. Piyanonun 36 siyah, 52 beyaz olmak üzere toplam 88 tuşu olan bir klavyesi vardır. Klavyedeki bir tuşa basıldığında içerideki tahta bir çekiç bir tele çarparak ses oluşturur. Piyanonun müziğe başlamak için en iyi enstrüman olduğu düşünülür. Çünkü çok yönlüdür ve en geniş ses aralığına sahiptir. Piyano bu güçlü özelliklerini adeta kendisini çalan kişiye de geçirir: Belleği, odaklanma ve ince motor becerilerini geliştirir. İster kuyruklu piyano olsun, ister duvar piyanosu bu etkileyici çalgı duygularımızı ifade etmek ve rahatlamak için birebirdir.
Yaylılar ailesinin adı İtalyanca’dan gelen, bu iri yapılı üyesinin en ilginç özelliği klasik müzik orkestrasının bukalemunu gibi olmasıdır. Çellonun sesi bir orkestra eserinde bazı bölümlerinde herhangi bir yaylı çalgının sesi gibi duyulabilir. En çok da insan sesine benzer; hem sesi hem gövdesiyle çalgıların en insana benzeyenidir o. Çello öğrenmek zor olmasa da sabır ve düzenli çalışmayı gerektirir. Çello çalmak hem ekip çalışması hem de liderlik becerilerini geliştirir. Müzik alanında genel kültür sahibi olmak ve özgüvenimizi artırmak için harika bir çalgıdır.
Klarnet ‘küçük trompet’ anlamına gelir ve nefesli çalgılar ailesinin bir üyesidir. Sert ve dayanıklı ağaçlardan genellikle de abanoz ağacından yapılır. Gövdesinde de ses deliklerini açmaya ve kapatmaya yarayan metal bir mekanizma vardır. Tek kamış ağızlık kullanılarak çalınır. Klarnetin kendine özgü seslerinden silindir biçimindeki şekli sorumludur. Ton kalitesi müzisyenin, çalınan eserin ya da çalgının niteliklerine göre büyük ölçüde değişim gösterir. En popüler çalgılardan biridir. Böyle olmasının nedeni yeni başlayanlar için kolay bir çalgı olmasıdır. Klarnet ustalaştıkça inceliklerini gösterecek ve sizi zorlamaya başlayacaktır. Tüm nefesli çalgılar gibi klarnet çalarken de rahat ve açık soluk alıp kontrollü ve doğru soluk vermenizi sağlayan harika bir egzersiz yaparsınız.
Yaylı çalgılar ailesinin en hafif ve en tiz sesli çalgısı kemandır. Tıpkı piyano gibi bir orkestrayla birlikte ya da solo çalınabilir. Keman en önemli orkestra çalgısıdır. Orkestranın en önünde kemanlar yer alır. Hemen hemen bütün besteciler keman için eser üretmiştir. Ayakta olduğu gibi oturarak da çalınan keman çocuklar arasında en popüler çalgılardan biridir. Keman çalmak hem koordinasyon becerilerini hem de belleği geliştirir. Çalanın duruşunu düzeltir ve özgüvenini artırır.
Gitar belki de dünyada ne yaygın olarak çalınan çalgıdır. Hem yetişkinler hem de çocuklar arasında çok popülerdir. Parmaklarla ya da penayla çalınan gitarla birçok müzik türü çalınabilir. 7-8 yaşında gitar çalmaya başlanabilir. Gitar çalmak da el becerilerini, konsantrasyon yeteneğini arttırır ve belleği güçlendirir.

Görsel kaynağı: NASA
ABD’nin Gemini 4 uzay aracı 3 Haziran 1965’te fırlatıldı. Gemini 4, yörüngede 4 gün kaldı ve 66 kez Dünya’nın çevresinde döndü. Fırlatıldığı ve yörüngeye oturduğu ilk gün, 3 Haziran 1965’te astronot Edward White uzay aracının dışına çıkıp 20 dakika süren bir uzay yürüyüşü yaptı. Bu, ABD’li bir astronotun yaptığı ilk uzay yürüyüşüydü.