




SONAR Sistemi - Yarasalar ve Yunuslar
Yarasalar karanlıkta kusursuz biçimde uçabilir. Bunun sırrı gözlerinde değildir, çünkü yarasaların gözleri pek iyi görmez. Yarasalar ağızlarından çok yüksek frekanslı bir ses çıkarır. Bu ses çevredeki nesnelere çarpıp yankılandığında, bulundukları konumu ve süreyi hesaplayarak yönlerini bulurlar. Bu olağanüstü doğal sisteme "ekolokasyon" denir. Yunuslar ile balinalar da denizde aynı yöntemi kullanır.
Yirminci yüzyılın başında mühendisler denizaltıları saptamak için benzer bir sistem geliştirdi: SONAR. SONAR, su altına ses dalgaları gönderir ve yansıyan dalgaları analiz ederek nesnelerin konumunu ve uzaklığını belirler. SONAR cihazları aynı zamanda günümüzde balık avcılığından su altı haritalamasına kadar birçok alanda da kullanılır. Hatta doktorların iç organlarımızı görmek için kullandığı ultrason cihazları da aynı sistemle çalışır.
Velcro (Cırt Cırtlı Bant) - Arctium lappa
Ayakkabılarımızda ya da çantalarımızda bulunan cırt cırtlı bantlar, İsviçreli mühendis George de Mestral’in köpeğiyle yaptığı bir doğa yürüyüşü sayesinde icat edilmiştir. Yürüyüş sırasında köpeğinin tüylerine ve kendi pantolonuna yapışan Arctium lappa tohumlarını inceleyen Mestral, bu bitkinin neden bu kadar sıkı tutunduğunu merak etmiştir. Mikroskop altında yaptığı incelemede, bitkinin yüzeyinde yüzlerce küçük kanca olduğunu ve bu kancaların kumaş liflerine ve hayvan kürklerine kolayca takıldığını fark etmiştir. Bu basit ama etkili mekanizmayı tekstil dünyasına uyarlayarak, birbirine kenetlenen kancalı ve ilmekli yüzeylerden oluşan cırt cırtları tasarlamıştır. Bu icat, düğme ve fermuar dünyasına pratik, hızlı ve dayanıklı bir alternatif getirerek günlük yaşamımızı büyük ölçüde kolaylaştırmıştır.
Doğadaki bir bitkinin tohumlarını yaymak için geliştirdiği bu yöntem, bugün astronot giysilerinden çocuk ayakkabılarına kadar her yerde kullanılıyor.
Bina Havalandırması - Termit Yuvaları
Görünüşleri nedeniyle "beyaz karınca" da denen termitler, genellikle sıcak ve nemli bölgelerde yaşayan böceklerdir. Höyüğü andıran devasa yuvalar yaparlar. Bu yuvaların içerideki sıcaklığı sabit tutabilen, etkileyici bir havalandırma sistemi olur. Termitler, yuvanın altındaki nemli toprakla üstteki hava akımını birleştiren baca benzeri kanallar oluşturarak doğal bir soğutma sağlarlar. Sıcak hava yukarı çıkarken taze ve serin hava alttan çekilir. Böylece sürekli bir hava dolaşımı sağlanır.
Mimarlar bu sistemi inceleyerek bazı modern binaları aynı ilkeyle tasarlamıştır. Bu binalar, iç mekanın havasını klimalara gerek duymadan sürekli olarak tazeleyebilir. Bu sayede binada, standart binalara göre yüzde 90 daha az enerji tüketilir. Örneğin, Zimbabweli mimar Mick Pearce, başkent Harare’deki büyük iş merkezi Eastgate Center’ın havalandırma sistemini tasarlarken termit yuvalarını örnek almıştır.
Şinkansen Treninin Burnu - Yalıçapkınının Gagası
Japonya’nın ünlü yüksek hızlı treni Şinkansen, 1990’lı yıllarda tünellere girişte cidli bir sorun yaşıyordu. Tren tünele girdiğinde önündeki havayı sıkıştırıyor, bu sıkışan hava tünelin öteki ucundan patlama sesine benzer bir gürültüyle çıkıyordu. Bu ses kirliliği de tünellerin çevresindeki sakinleri rahatsız ediyor ve şikayetlere yol açıyordu. Şinkansen’in baş tasarımcısı mühendis Eiji Nakatsu aynı zamanda bir kuş gözlemcisiydi. Nakatsu bir gün yalıçapkınlarının suya dalarken neredeyse hiç su sıçratmadığını fark etti; çünkü gagaları iki ortam (hava ile su) arasındaki basınç farkını mükemmel biçimde ayarlıyordu. Bunun üzerine hızlı trenin burnunu yalıçapkınının gagasına benzer biçimde uzun, sivri ve belli bir açı verilmiş şekilde yeniden tasarladı. Sonuç şaşırtıcı ve etkileyiciydi; patlama sesi tümüyle ortadan kalkıyordu. Ayrıca trenler yüzde 15 daha az enerji tüketiyordu ve hızları da artıyordu.
Denizaltılar - Notilüs
Denizaltıların suya dalıp yeniden suyun yüzeyine çıkabilmesini sağlayan karmaşık sistemler, aslında bir deniz canlısı olan notilüsten esinlenilmiştir. Notilüs, kabuğunun içindeki minik odacıklara su doldurarak denizin derinliklerine dalabilir. Sonra da gövdesine aldığı bu suyu gazla boşaltarak suyun yüzeyine doğru yükselebilir. İnsanlar da denizaltıların gövdesine yerleştirdikleri “safra tankları” ile tam olarak bu doğal mekanizmayı taklit etmiştir. Denizaltı, dalacağı zaman tanklara deniz suyu alınır ve araç ağırlaşarak derinlere iner. Yüzeye çıkması istendiğinde de tanklardaki su yüksek basınçlı havayla tahliye edilerek aracın ağırlığının azalması sağlanır.

Bilimkurgu edebiyatının kurucularından, ünlü yazar Jules Verne’in, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah ile Gizemli Ada romanlarında yer alan ve döneminin çok ötesinde, elektrikle çalışan kurgusal denizaltının adı da Notilüs’tü.

Uçak Kanatları - Kartallar
Modern uçakların kanat uçlarında yukarı doğru kıvrılan küçük bir parça bulunur. Bu detay aslında kartalların ve bazı başka büyük yırtıcı kuşların kanat uçlarındaki tüylerden esinlenilerek geliştirilmiştir.
Duvarda Yürüyen Robotlar - Geko Ayak Tabanları
Duvarda hatta tavanda yürüyebilen küçük kertenkelelere "keler" ya da "geko" denir. Bunu ayak tabanlarının mikroskobik yapısı sayesinde başarırlar. Bu yapıdan esinlenen bilim insanları da gelecekte, pürüzsüz cam yüzeylerde bile kaymadan yürüyen robotlar geliştirmeyi planlıyor.
Mayolar - Köpekbalığı Derisi
Köpekbalıkları çok hızlı yüzebilir. Bunun nedeni derilerinin özel dokusudur. Derilerinde çok küçük yarıklar vardır. Bu yarıklar suyun bedenlerinden akışını düzenler. Bilim insanları bu yapıyı inceleyerek yeni mayolar geliştirmiştir. Bu mayolar suyun direncini azaltır. Böylece yüzücüler daha hızlı ilerleyebilir. Bazı gemilerin dış yüzeylerinde de benzer tasarımlar kullanılır.

Doğayı korumanın yanı sıra onu dev bir kütüphane, çok deneyimli bir usta ve öğretmeye hazır bir öğretmen olarak görmemiz, vizyonumuzun da gelişmesini sağlar.
