ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
Sayfadaki yıldız haritalarını üzerlerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz.
Perseidler, en etkileyici göktaşı yağmurlarından biridir. Zirve yaptıklarında saatte 140 göktaşına kadar ulaşabilirler. 1862’de keşfedilen Swift-Tuttle kuyruklu yıldızının geride bıraktığı döküntülerin -tozların ve taşların- atmosferimize girmesiyle oluşan Perseidler, aynı zamanda ateş topu denen parlak göktaşları üretmesiyle de ünlüdür. Her yıl 17 Temmuz – 24 Ağustos tarihleri arasında aktif olan yağmurun bu yılki en yoğun zamanı, 12 Ağustos’u 13 Ağustos’a bağlayan gece yaşanacak.
Dolunaydan üç gün sonra, küçülen şişkin ay evresindeki uydumuz, bu göktaşlarının bir kısmının görünmesini engelleyecek. Parlak olanlar hariç tabii! Eğer sabırlı olursanız, yine de etkileyici bir “Perseid duşu” alabilirsiniz. En iyi gözlem koşulları için geceyarısından sonra kent ışıklarından uzakta, karanlık bir yer seçin, bir matın ya da battaniyenin üzerine uzanın ve gözlerinizi dört açın. Meteorlar her ne kadar Kahraman takımyıldızından saçılıyormuş gibi görünecek olsa da gökyüzünün herhangi bir yerinde ortaya çıkabilirler. Dilerseniz Perseidlerle ilgili ayrıntıları bu içeriğimizden anımsayabilirsiniz. Aşağıdaki gökyüzü haritasını kullanarak da, göktaşlarının hangilerinin Perseidlere, hangilerinin başka “yağmur”lara ait olduğunu tespit edebilirsiniz
Sayfadaki yıldız haritalarını üzerlerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz.









Sayfadaki yıldız haritalarını üzerlerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz.
Not: Bu sayfadaki gezegen ve yıldız haritaları, Stellarium yazılımıyla oluşturulmuştur. Siz de stellarium-web.org adresinden ya da mobil uygulamadan anlık haritalara ulaşabilir, yazıda söz edilen gökcisimlerini bulmak için kullanabilirsiniz.
Öncelikle buna gücümüz ve olanaklarımız yeter miydi acaba? Hepimizi uzaya, çok değil aslında, yeryüzünden 200 kilometrecik yukarıya götürmeye yetecek kadar enerji ve bunu yapabilecek zaman bulabilir miydik? Yoksa tüm insanları —yani yaklaşık 8 milyar kişiyi— uzaya göndermek, elimizdeki teknoloji ve enerji kaynaklarıyla olanaksız mıdır? Haydi gelin, kuramsal olarak neler gerektiğine bir bakalım.
Bir insanın ortalama ağırlığını 65 kg alarak başlayalım. En gelişmiş roketler, örneğin Falcon 9 bile bir kalkışta en çok 22.800 kg yükü alçak dünya yörüngesine taşıyabiliyor. Bu da tek seferde bir roketin ancak 350 insanı uzaya götürebileceği anlamına gelir. Tabii bu hesabı yaparken uzay için gerekli giysileri, yiyecekleri ve başka malzemeleri hiç hesaba katmıyoruz bile! Buna rağmen 8 milyar insanı uzaya taşıyabilmek için tam 23 milyon sefer yapmak gerekirdi!

Haydi, diyelim ki aynı anda kalkış yapabilecek 23 milyon adet Falcon 9 roketimiz var. Gerçi böyle bir roketi yapmak bile en az 3 ay sürüyor ama, neyse! Bu kadar çok rokete (ya da tek bir roketin 23 milyon seferine) ne kadar yakıt gerekeceğini hiç düşündünüz mü? Tek bir roketin bir seferde yaklaşık 500 ton yakıt harcadığını kabul edersek bu da toplamda 11,5 milyar ton yakıt anlamına gelir. Oysa dünyanın bir yıllık yakıt üretimi 2 milyar ton dolayındadır. Yani bu kadar yakıtı bulmak için bile 6 yıl beklemek gerekirdi!
Kısacası bütün sınırları zorlasak, 8 milyar insanı uzaya taşıyacak enerjiyi bulmak yine de olanaksız olurdu. İyi ki de öyle olurdu; çünkü bu kadar çok yakıtın kısa süre içinde tüketildiği bir gezegen zaten yaşanmaz bir yere dönüşürdü! Geride kalan canlılar bu kadar çok roket kalkışından açığa çıkan karbondioksit ve öteki zararlı gazların etkisiyle tam bir cehennemde bulurlardı kendilerini! Zaten son iki yüzyıldaki fosil yakıt tüketimimiz yüzünden gezegenimizi yeterince ısıtmış ve iklim değişimini başlatmış durumdayız! Fosil yakıtlarla çalışan roketlerle uzaya topluca gitmek, geride kalan gezegenimizin pimini çekmek olurdu!
“Olsun, yalnızca merak ediyorum; o kadar çok yakıtımız olduğunu varsaysak” diyor ve “acaba 23 milyon kalkış için ne kadar süre gerekirdi?” diye mi soruyorsunuz? O zaman önce, yeryüzünde aktif 23 roket fırlatma alanı bulunduğunu anımsatalım. Bu da peş peşe 1 milyon kalkış anlamına gelir! Her bir kalkış arasında en azından bir saat olması şart, çünkü rampaya yerleştirilen roketin yakıtını doldurması bile bu kadar sürüyor. Bu durumda günde 24 kalkıştan yılda 8.760 kalkış yapar ve bu bile 114 yıl sürer!

Azimlisiniz ve 8 milyar insanı, 23 milyon roketle, bütün dünyanın 6 yıllık yakıtını kullanarak uzaya göndermeye kararlısınız. Bunun için yeryüzünün her yerine roket fırlatma rampası yapmayı da göze aldınız! Ancak aralarında en azından 100 kilometre olmalı ki güvenli kalkışı garanti edebilesiniz. Böyle bir senaryoda, yani bütün kıtaları silme roket fırlatma alanıyla doldurursanız, 15 bin kalkış pistiniz olurdu. Her birinden günde 24 kalkış yapan roketlerinizin tümünün uzaya çıkması için de 64 gün gerekirdi. Yani insanlığın topluca uzaya göçü iki aydan biraz uzun sürerdi!
Bir kez daha anımsatalım: Bu çılgın projeyi yaşama geçirmek geride kaynakları tükenip aşırı ısınmış bir gezegen ve karbondioksite boğulup soluk alınmaz hale gelmiş bir atmosfer bırakırdı. Biz en iyisi, mavi gezegenimizde güzel güzel yaşayalım… Carl Sagan’ın dediği gibi “Uzay, insanlık için bir kaçış değil, bir keşif alanıdır. Asıl sorun, bu gemiyi (yani Dünya’yı) batırmamaktır!”

Sayfadaki yıldız haritalarını üzerlerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz.
Not: Bu sayfadaki gezegen ve yıldız haritaları, Stellarium yazılımıyla oluşturulmuştur. Siz de stellarium-web.org adresinden ya da mobil uygulamadan anlık haritalara ulaşabilir, yazıda söz edilen gökcisimlerini bulmak için kullanabilirsiniz.

Gözlem olmadan amatör gökbilim olmaz. Amatör gökbilimci, gökyüzüne bakmayı seven; gözlemi parasal bir getiri ya da bilime katkı sağlamak için değil, zevk için yapan kişidir. Üniversitelerdeki ya da gözlemevlerindeki profesyonel gökbilimciler (astronomlar) acayip matematik hesaplarıyla, karmakarışık denklemlerle ve çoğu zaman da masa başında, bilgisayar karşısında uğraşır dururlar. Oysa amatör gökbilimciler, gökyüzüne bakarak yani gözlem yaparak ilgilenir gökbilimle.
Peki, gözlem neyle yapılır? Amatör gökbilim için gereksinim duyacağınız tek şey, şu an bu yazıyı okurken de kullandığınız şeydir. Yani, gözleriniz. Ne dürbün ne de teleskop gerekir; ilk başta size bir çift göz yeter. O halde, bir numaralı kuralımızı yineleyelim: Gözlerini aç!

Çoğumuz kentlerde yaşıyor ve geceleyin gökyüzüne baktığında ışık kirliliğinden dolayı birkaç yıldızdan fazlasını göremiyor. Neyse ki her gece değişik bir evreyle karşımıza çıkan Ay ve bazen yolunu şaşırıp yıldızların arasına karışıveren –ve genellikle onlardan daha parlak görünen– gezegenler var. Ancaaak… Madem artık amatör gökbilime merak saldınız, daha keyifli bir gözlem için gökyüzünü rahat rahat görebileceğiniz yerlere gitmenizde yarar var. Ay ya da gezegen gözlemini evinizden de yapabilirsiniz; ama takımyıldızları görmek, bunların arasından uzanan Samanyolu’nu izlemek, dürbün ya da teleskopla uzayın derinliklerindeki nesnelere bakmak için hiç ışık kirliliği olmayan yerlere gitmelisiniz. Bunun için de çevresi açık bir yeri ve bulutsuz bir geceyi seçmelisiniz. Bulduğunuz yere kentin ışıkları uzaktan bile gelmesin, hatta o gece gökyüzünde Ay da olmasın. Gözlem yaptığınız ortam ne kadar karanlık olursa, gördüğünüz yıldızlar da o kadar çok olur. Ama dikkat! Geceler özellikle kırsal alanda soğuk olur. Gözlem sırasında uzun süre hareketsiz kalacağınız için daha çok üşüyebilirsiniz. Sizi sıcak tutacak giysileri, molalarda içinizi ısıtacak içecekleri yanınıza almayı unutmayın.
Amatör gökbilimci, geceleyin yönünü kolayca bulur. Çünkü hep kuzeyi gösteren Kutup Yıldızı’nı iyi tanır. (Kutup Yıldızı neden hep kuzeyi gösterir, hiç düşündünüz mü?) Öteki yıldızlara göre çok da parlak bir yıldız değildir Kutup Yıldızı. Ama çevresinde daha parlak başka yıldız olmadığı için onu bulmak kolaydır. İşte, size Kutup Yıldızı’nı bulmanın en kolay yöntemi: Önce Büyük Ayı Takımyıldızı’nı bulun. Bu takımyıldızın bir parçası olan kepçe (ya da cezve) gökyüzünde kolayca fark edilir. Daha sonra da yukarıdaki şekilde gördüğünüz gibi, kepçenin sonundaki iki yıldız arasındaki uzaklığın beş katı kadar ilerleyin. Karşınıza çıkan yıldız Kutup Yıldızı’dır; onun bulunduğu yön de kuzeydir. Bu durumda arkanız güney, sağınız doğu, solunuz da batıdır; işte, hepsi bu kadar…

Bir çift göz ve gökyüzüne duyulan ilgi, amatör gökbilim için yeterlidir; ama yine de her amatör gökbilimcinin hayallerini bir teleskop almak süsler. Oysa birçok gözlem, çıplak gözle yapılır. Örneğin takımyıldızları dürbün ya da teleskopla göremezsiniz. Ay tutulması, Güneş tutulması gibi eşsiz görsel olaylar da çıplak gözle ya da özel tutulma gözlükleriyle izlenir. Yıldız kayması olarak bildiğimiz göktaşı yağmurları da çıplak gözle izlenir. Gezegenlerin yörüngelerini takip etmek için de bir gökyüzü haritasına ya da defter-kaleme gereksinim duyarsınız. Erken alınan bir teleskop sizi hayal kırıklığına uğratabilir. Oysa önce gökbilimle biraz daha haşır neşir olmak, birçok temel bilgiyi edinmek gerekir. O nedenle acele etmeyin. Teleskopla Ay’ın kraterlerini, Jüpiter’in uydularını, Satürn’ün halkalarını, bulutsuları ve yıldız kümelerini görmek için biraz daha sabredin. Bu sırada da gözlerinizle gördüklerinizin keyfini çıkarın, onları aklınıza iyice yerleştirin. Eh, belki bir dürbün de şimdilik heyecanınızı yatıştırmaya yetebilir! Üstelik dürbün sayesinde çıplak gözle tek olarak gördüğünüz bazı yıldızların çift olduğunu, yıldız zannettiğiniz bir nesnenin aslında yıldız kümesi ya da gökada olduğunu da anlayabilirsiniz. Hatta şansınız yaver giderse bir kuyrukluyıldız bile keşfedebilirsiniz!

Takımyıldız oluşturan yıldızlar, gerçekte yan yana ya da bir grup halinde duran yıldızlar değildir. Bizim onlara Dünya’dan baktığımız açıdan, sanki yan yana dizilmiş gibi görünseler de gerçekte uzayda farklı uzaklıklarda yer alırlar ve değişik parlaklıkları vardır.
Hey, amatör gökbilimciler! İlk gözlem için hazır mısınız? İşte, size birkaç öneri… Üstelik bu gözlemleri çıplak gözle yapabilirsiniz. Ama elinizin altında bir gökyüzü haritası –ya da fotokopisi– mutlaka olsun.
İşte, size evinizin penceresinden bile yapabileceğiniz bir gözlem önerimiz var: Ay’ın evrelerini ve gezegenlerin konumunu izlemek. Ay’ın yeniaydan dolunaya kadar olan evrelerini, elinizdeki gökyüzü haritası üzerine, arka plandaki yıldızlara göre konumunu göstererek ve günbegün yazarak işaretleyin. Bunu en az iki hafta boyunca her gece aynı saatte yapmaya çalışın. Sonuçta Ay’ın evrelerini görmüş ve yörüngesini çıkarmış olacaksınız.

Benzer bir işlemi gezegenler için de yapın. Peki, gökyüzünde neyin gezegen olduğunu nasıl anlayacaksınız? İşte, bu önemli bir soru. Gezegenlerin ışığı sabittir, oysa yıldızların ışığı parıldayarak gelir. Bir de gezegenler, sabit yıldızların oluşturduğu sanal düzlem üzerinde “gezerler”. O nedenle de elinizdeki yıldız haritalarında yer almazlar. Venüs ve Jüpiter, parlaklıkları nedeniyle en çok görünen gezegenlerdir. Bunları Mars ve Satürn izler. Merkür’ü görmek zordur, Uranüs ve Neptün’ü ise dürbün olmadan görmek çok güçtür. Bu nedenle gezegen olduğunu düşündüğünüz gökcisimlerini haritanızın üzerine işaretleyin ve bunu birkaç günde bir yineleyin. Birkaç hafta sonra arka plandaki yıldızlara göre hareket ettiklerini göreceksiniz ve yörüngelerini ortaya çıkaracaksınız. Bunun hangi gezegen olduğunu anlamak içinse biraz daha araştırma yapmanız gerek.
Ay’ın olmadığı bir gece ışık kirliliğinden uzak bir yerde takımyıldızları keşfe çıkın. Yıldız haritanızda gördüğünüz takımyıldızları gökyüzünde bulmaya çalışın. Zodyak takımyıldızları olarak bilinen İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Boğa gibi takımyıldızların yan yana ve güneyde yer aldığını fark edeceksiniz. Gece boyunca takımyıldızların hareket ettiğini, doğup battıklarını keşfedeceksiniz! Amatör gökbilim dünyasına hoş geldiniz…
Sayfadaki yıldız haritalarını üzerlerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz.
Her yıl nisan ayının ikinci yarısında gerçekleşen Çalgı (Lyrid) göktaşı yağmuru, 2025 yılındaki zirvesine 22 Nisan gecesi ulaşacak. Bu tarihte ve tabii ideal koşullarda saatte ortalama 18 göktaşı gözlenebilecek. Işık kirliliğinden uzak, karanlık bir bölgede, saat 21:00’den sonra kuzeydoğu ufkuna doğru bakarak “kayan yıldızları” izleyebilirsiniz. Çalgı takımyıldızından geliyormuş gibi görünen göktaşları, yani Lyridler, 16-25 Nisan arası da karşınıza çıkabilir!
23 Nisan’da da Pupa (π-Puppid) göktaşı yağmuru zirveye ulaşacak. Aslında 15-28 Nisan arasında da Puppidler aktif olacak; ancak bu tarihlerde Pupa Takımyıldızı Türkiye’den bakıldığında gündüzleri ufkun üzerinde kalacağı için onları görmek mümkün olmayacak. Yani göktaşları atmosfere gündüz girerken yanacakları için onları göremeyeceğiz. Tabii ateş topu denen çok parlak bir göktaşı denk gelmezse!
Not: Bu sayfadaki gezegen ve yıldız haritaları, Stellarium yazılımıyla oluşturulmuştur. Siz de stellarium-web.org adresinden ya da mobil uygulamadan anlık haritalara ulaşabilir, yazıda söz edilen gökcisimlerini bulmak için kullanabilirsiniz.

Merhaba gökyüzüseverler! Mart ayında bizleri gökyüzünde yine gezegenler geçidi, çeşitli Ay-gezegen yakınlaşmaları ve bir de ekinoks bekliyor. Hatta iki de tutulma var; ama ne yazık ki Türkiye’den görülmüyor. Kıl payı kaçırıyoruz! Haydi gelin, önce mart ayında öne çıkanlara, sonra da ayrıntılara bakalım.
Anımsarsanız, geçen ayki ve önceki ayki içeriklerimizde sizlere Güneş Sistemi’mizin üyelerinin gökyüzündeki geçit töreninden söz etmiştik! İşte, aynı gösteri, bu ayın ilk birkaç gününde yedi gezegenli olarak sahne alacak. Ayın ortasına kadar Satürn ve Neptün dışındaki beş gezegeni, mart ayının ikinci yarısındaysa Satürn, Neptün, Venüs ve Merkür dışındaki üç gezegeni göreceğiz. Uranüs ve Neptün’ü görmek için yine dürbün, hatta teleskop lazım; ama diğerlerini gün batımından itibaren çıplak gözle görebileceksiniz. Aşağıdaki haritalar size yardımcı olacak.
Sayfadaki yıldız haritalarını üzerlerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz.
Not: Bu sayfadaki gezegen ve yıldız haritaları, Stellarium yazılımıyla oluşturulmuştur. Siz de stellarium-web.org adresinden ya da mobil uygulamadan anlık haritalara ulaşabilir, yazıda söz edilen gökcisimlerini bulmak için kullanabilirsiniz.
İşim gücüm budur benim,
Gökyüzünü boyarım her sabah.
Hepiniz uykudayken.
Uyanır bakarsınız ki mavi.
“Dalgacı Mahmut” şiirinde Orhan Veli böyle diyor. Ama tabii o işin edebiyatında! Peki, gerçekte gökyüzünü kim maviye boyuyor? Tabii ki güneş ışınları ve atmosferimiz… Biliyorsunuz Güneş’ten gelen görünür ışığın (çünkü gözle göremediğimiz kızılötesi ve morötesi ışınlar var), mordan kırmızıya kadar değişik renklerdeki ışınları bir araya gelir ve bize beyaz olarak görünür. Bir prizmadan geçince renklerine ayrılan ya da yağmur damlalarının içinden geçerken kırılarak gökkuşağını oluşturan güneş ışınlarını düşünsenize…


Mutlu yıllar gökyüzüseverler! Umarız 2025’te tüm dilekleriniz gerçek olur ve keşif dolu yeni başlangıçlar yaparsınız. Biz de bu yıla bir değişiklikle başladık ve yepyeni bir görünümle karşınıza çıktık! Artık her ayın gökyüzü olaylarını daha bir keyifli okuyacak, sizi bekleyen sürprizlerden kolayca haberdar olacaksınız. Haydi, hemen başlayalım. Önce özetler:
Sayfadaki yıldız haritalarını üzerlerine tıklayarak daha büyük görebilirsiniz.






Aşağıdaki tabloyu inceleyerek Ocak ayında sizleri hangi göktaşı yağmurlarının beklediğini, bunların hangi gecelerde zirve yapacağını, ideal koşullarda saatte ortalama kaç göktaşı sayabileceğinizi, göktaşlarının hangi takımyıldızdan geliyormuş gibi görüneceğini ve Ay’ın o geceki aydınlanmasını (dolayısıyla gözleminizi ne derece etkileyeceğini) öğrenebilirsiniz.
Not: Bu sayfadaki gezegen ve yıldız haritaları, Stellarium yazılımıyla oluşturulmuştur. Siz de stellarium-web.org adresinden ya da mobil uygulamadan anlık haritalara ulaşabilir, yazıda söz edilen gökcisimlerini bulmak için kullanabilirsiniz.
Bazı köylüler işi bir adım öteye götürüp tarlalarına reklam almaya karar vermiş! Bu resimler en iyi nereden görünür? Havadan, yani uçaktan, öyle değil mi? O halde bu tarlalara kim reklamını vermek ister? Tabii ki havayolu şirketleri! Bir şirketin logosunu ortaya çıkaracak tohumlar tarlalara ekilmiş, ancak diğer köylüler işin “ruhuna” aykırı olduğu için bu durumu protesto edip o tohumları tarlalardan toplatmışlar.

Haziran 1910’da Türkiye’de astronomi ve jeofizik çalışmalarının öncülerinden Fatin Gökmen yeni kurulacak rasathanenin müdürlüğüne getirildi. Fatin Bey ve ekibi, Kandilli Rasathanesi’nde 1 Temmuz 1911’den itibaren sürekli ve sistemli meteoroloji ölçüm ve kayıtlarına başladı. Uluslararası kabul edilen 7, 14 ve 21 saatlerinde günlük gözlemler yapıldı, deftere kaydedildi ve gerekli yerlere bildirildi.