ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR





Güneş Sistemi’nin sekizinci ve son gezegeni dev Neptün’dür. Neptün sistemdeki en büyük 4. gezegendir. Adını Roma mitolojisindeki deniz tanrısından alır. Neptün, matematik hesaplarıyla keşfedilen ilk gezegendir. Fransız matematikçi ve gökbilimci Urbain Le Verrier ve Alman gökbilimci Johann Galle tarafından 1846’da keşfedildi. Güneş Sistemi’nde çıplak gözle görülemeyen tek gezegen Neptün’dür. Neptün’ün Güneş’e uzaklığı Dünya’nın Güneş’e uzaklığının (1 AB*) 30 katıdır; yani 30 AB. Bu kadar uzak olduğundan Güneş’in çevresindeki bir turunu da yaklaşık 165 yıl gibi uzun bir sürede tamamlar. Neptün keşfedildiği tarihten beri Güneş’in çevresindeki ilk turunu 2011’de tamamladı.
*AB: astronomi birimi

Neptün, Güneş Sistemi’ndeki en büyük 4. gezegendir.

Neptün’ün James Webb Uzay Teleskopu’yla Ağustos 2022’de elde edilen son (kızılötesi) görüntüsü budur. Burada gezegenin halkaları çok açık görülüyor.





Neptün’ün en yakın olduğu zaman Dünya’ya uzaklığı 4,3 milyar kilometredir.
Neptün’ün bir günü 16 saat 6 dakikadır.
Neptün’ün atmosferinde esen rüzgarların hızları saatte 2.200 kilometreyi bulur.


Neptün’ün aslında bir fırtına sistemi olan Büyük Koyu Lekesi, Voyager 2 tarafından gözlemlenmişti. Bu lekenin büyüklüğü Dünya kadardır.


Gezegenlerin Güneş’e olan uzaklıklarını tek bir şemada göstermek çok zordur. Burada uzaklıklar olabildiğince ölçekli olarak verilmiştir. Gerçek uzaklıklar şöyledir: Merkür 0,39 AB*, Venüs 0,72 AB, Dünya 1 AB, Mars 1,52 AB, Jüpiter 5,2 AB, Satürn 9,5 AB, Uranüs 19,2 AB ve Neptün 30,06 AB.
* AB: Astronomi Birimi = Dünya ile Güneş’in arasındaki uzaklık (yaklaşık 150 milyon kilometre)
88 Dünya günü
225 Dünya günü
687 Dünya günü
4.333 Dünya günü
10.759 Dünya günü
30.687 Dünya günü
60.190 Dünya günü
6 Yaş = 24
7 Yaş = 29
8 Yaş = 33
9 Yaş = 37
10 Yaş = 41,5
11 Yaş = 45,5
12 Yaş = 50
13 Yaş = 54
14 Yaş = 58
6 Yaş = 10
7 Yaş = 11,3
8 Yaş = 13
9 Yaş = 14,5
10 Yaş = 16,2
11 Yaş = 17,8
12 Yaş = 19,5
13 Yaş = 21
14 Yaş = 22,7
6 Yaş = 3
7 Yaş = 3,7
8 Yaş = 4,3
9 Yaş = 4,8
10 Yaş = 5,3
11 Yaş = 5,8
12 Yaş = 6,4
13 Yaş = 6,9
14 Yaş = 7,4
6 Yaş = 0,5
7 Yaş = 0,6
8 Yaş = 0,67
9 Yaş = 0,76
10 Yaş = 0,84
11 Yaş = 0,93
12 Yaş = 1,01
13 Yaş = 1,1
14 Yaş = 1,2
6 Yaş = 0,2
7 Yaş = 0,24
8 Yaş = 0,27
9 Yaş = 0,3
10 Yaş = 0,34
11 Yaş = 0,37
12 Yaş = 0,4
13 Yaş = 0,44
14 Yaş = 0,5
6 Yaş = 0,07
7 Yaş = 0,08
8 Yaş = 0,1
9 Yaş = 0,11
10 Yaş = 0,12
11 Yaş = 0,13
12 Yaş = 0,14
13 Yaş = 0,15
14 Yaş = 0,17
6 Yaş = 0,036
7 Yaş = 0,042
8 Yaş = 0,05
9 Yaş = 0,055
10 Yaş = 0,06
11 Yaş = 0,067
12 Yaş = 0,073
13 Yaş = 0,079
14 Yaş = 0,085
Güneş Sistemi’nin yedinci gezegeni dev Uranüs’tür. Uranüs sistemdeki en büyük 3. gezegendir. Adını Yunan mitolojisindeki gökyüzü tanrısından alır. Ünlü gökbilimci William Herschel tarafından 1781’de ortaya çıkarılan Uranüs, teleskopla keşfedilen ilk gezegendir. Gerçekte Uranüs, açık bir gökyüzünde çıplak gözle görülebilir. Ne ki çok çok yavaş ilerlediği için bir gezegen olduğu hiç fark edilememiş. Uranüs’ün Güneş’e uzaklığı Dünya’nın Güneş’e uzaklığının (1 AB*) yaklaşık 20 katıdır; yani 20 AB. Bu kadar uzak olduğundan Güneş’in çevresindeki bir turunu da 84 yıl gibi uzun bir sürede tamamlar. Uranüs’ün en tuhaf özelliği ekseninin 90 dereceden çok yatık olmasıdır. Ekseni neredeyse yörünge düzlemine paraleldir.
*AB: astronomi birimi

Uranüs, Güneş Sistemi’ndeki en büyük 3. gezegendir.

Teleskopla bakıldığında Uranüs pürüzsüz, soluk mavimsi, yeşil bir daire şeklinde görünür.


Uranüs’ün belki de en tuhaf özelliği ekseninin yatık oluşudur. Bu nedenle 21 yıl süren mevsimleri arasındaki fark çok büyüktür.
Güneş Sistemi’ndeki bütün dev gezegenler gibi Uranüs’ün de ince bir halka sistemi vardır.


Uranüs’ün, en yakın olduğu zaman Dünya’ya uzaklığı 2,57 milyar kilometredir.
Uranüs’ün bir günü 17 saat 15 dakikadır.
Uranüs’ün atmosferinde esen rüzgarların hızları saatte
850 kilometreyi bulur.






Uydular görsel kaynağı: NASA

Uranüs’ten Uranyuma
Radyoaktif element uranyum Uranüs’ün 1781’de keşfinden 8 yıl sonra, 1789’da keşfedilmiştir. Adını da Uranüs’ten almıştır.

Uranüs’ün atmosferindeki metan, kırmızı ışığı soğurduğundan gezegen soluk mavi görünür.
Kütlesi büyük olan Uranüs’ün aynı zamanda hacmi de büyüktür. Dolayısıyla kütleçekimi Dünya’nın 0,89 katı kadardır. Dünya’da 80 kg gelen biri, Uranüs’te anca 71 kg gelir.
Güneş’ten 19,8 AB uzakta olan Uranüs’e Güneş ışınları 2 saat 40 dakikada ulaşır.

Buz Devi
Uranüs’ün (ve Neptün’ün) bileşimi öteki gaz devi gezegenler Jüpiter ile Satürn’den biraz farklıdır. Bir miktar oksijen, karbon, azot ve kükürt gibi ağır elementler ile metan, amonyak ve su gibi hidrojen bileşikleri içerir. Uranüs, oluşumu sırasında, yakın çevresindeki bu maddeleri buz ya da su buzunun içine hapsolmuş gaz şeklinde toplamıştır. Bunlar Uranüs’ün en kalın iç tabakasında (mantosunda) çok büyük miktarlarda (su buzu, amonyak ve metan olarak) bulunurlar. Dolayısıyla Uranüs (ve Neptün) Buz Devi diye adlandırılır.
Uranüs Güneş Sistemi’nin en soğuk gezegenidir.
Uranüs’ün Bileşimi




Güneş Sistemi’nin dev gezegeni Jüpiter, Dünya’ya en yakın konumdayken bizden 50 ışık dakikası uzaktadır. Yani çıplak gözle ya da teleskopla ona baktığınızda onun 50 dakika önceki halini görürsünüz. Jüpiter’in şu anki halini görmek için ondan şimdi yola çıkan ve 50 dakika sonra gözünüze ulaşacak olan ışık ışınlarını beklemeniz gerekir.

Cüce gezegen Plüton’u, uydusu Charon’la birlikte gösteren bu görüntü Hubble Uzay Teleskopu’yla çekilmiş. Sağda görünen noktalarsa Plüton’un daha küçük uyduları Nix ve Hydra ve bu fotoğraf, bu dört gök cisminden dört saat önce yola çıkan ışıkların Dünya’nın yörüngesindeki Hubble’a varmasıyla elde edilmiştir.




Mayıs 2023’e kadar en çok uydusu olan gezegen Jüpiter’di. Ancak yeni keşifler sayesinde bu unvan şimdilik Satürn'e geçti. Satürn’ün 146 uydusu vardır. Bunların çoğu çok küçüktür. Buna karşın en büyük uydusu Titan, Güneş Sistemi’ndeki ikinci büyük uydudur ve Merkür’den bile büyüktür.
















Halkalar uzaktan, tek parça katı diskler gibi görünür. Çok uzun bir süre onların katı birer cisim olduğu düşünüldü. Ancak 1857’de James Clerck Maxwell halkaların çok küçük parçalardan oluştuğunu kanıtladı. Halkalar trilyonlarca küçük parçadan oluşur. Bu küçük parçalar su buzundandır. Boyutları milimetrenin binde birinden 10- 15 metreye kadar değişir. Genellikle santimetre ya da metre ölçeğindedirler. Halkaları oluşturan parçalar, Satürn’ün çevresinde saatte ortalama 30 bin – 60 bin kilometre hızla döner. Halkaların genişliği 60 bin kilometredir. Halkaların kalınlığıysa şaşırtıcı derecede küçüktür: Yalnızca 100 metre.
Halkaların yaşı uzun bir süre gökbilimciler arasında tartışma konusu oldu. Ancak Cassini’den gelen verilerle yapılan hesaplar bu tartışmalara son verdi: Satürn’ün halkaları 10 ile 100 milyon yıl önce arasında oluşmuştu.
2015’te NASA’nın New Horizons uzay sondasının çektiği Plüton’un yüzeyi fotoğrafı.
Görsel kaynağı: Wikipedia
21. yüzyılın başında Güneş Sistemi’ne yönelik araştırma ve gözlemler gökbilimcilerin gezegen tanımını yeniden yapmasını gerekli kıldı. Plüton’un ötesinde Plüton’a yakın büyüklükte, gökcisimleri keşfedilmeye başlandı. Ayrıca başka yıldızların çevresinde dönen gezegenler de (ötegezegenler) keşfediliyordu. Bu nedenle Uluslararası Astronomi Birliği’nin 2006’daki toplantısında yeni bir gezegen tanımı yapıldı. Bunun yanında bir de bazı gökcisimleri için cüce gezegen tanımı benimsendi. Bu toplantının ardından Güneş Sistemi’ndeki üç gökcismi, Plüton, Eris ve Ceres cüce gezegen olarak tanımlandı. İki yıl sonra, 2008’de Makemake ile Haumea’nın katılımıyla Güneş Sistemi’ndeki cüce gezegen sayısı beşe yükseldi.






* Gezegenlerin ve cüce gezegenlerin büyüklükleri ile uzaklıklar orantılı değildir.
Ceres dışındaki cüce gezegenler Güneş Sistemi’nin Kuiper Kuşağı olarak bilinen uzak bölgelerinde yer alır.
Gökbilimciler, Kuiper Kuşağı olarak bilinen bölgede, henüz gözlemlenmemiş 40 ila 200 arasında cüce gezegen olabileceğini tahmin ediyor. Daha şimdiden beş aday bulundu bile. İleride Kuiper Kuşağı’nın ötesi de incelenebildiğinde, cüce gezegen sayısının 2.000’e kadar çıkabileceği düşünülüyor.

Ceres, Güneş’e en yakın cüce gezegendir. 2006’ya kadar Asteroit Kuşağı’ndaki en büyük asteroit kabul ediliyordu. Artık cüce gezegenlerin en küçüğü oldu.
Ceres’in yüzeyinde su püskürten
gayzerler
olduğu tahmin ediliyor.
a:link {
color: #EDDD66;
background-color: transparent;
text-decoration: none;
}
a:visited {
color: #EDDD66;
background-color: transparent;
text-decoration: none;
}
a:hover {
color: #DECE54;
background-color: transparent;
text-decoration: underline;
}
a:active {
color: #DECE54;
background-color: transparent;
text-decoration: underline;
}

Plüton, 2006’ya kadar 76 yıl boyunca dokuzuncu ve en küçük gezegen olarak kabul edildi. Artık en büyük cüce gezegen kabul ediliyor -şimdilik-.

Haumea ve uyduları
Haumea, çevresinde bir halka sistemi olan tek cüce gezegendir.
Cüce gezegen Haumea’nın şekli yumurtayı andırır; çünkü kendi ekseninde çok hızlı döner -bir günü yalnızca 4 saattir-.

Makemake ve uydusu

Eris ve uydusu
Dünya’ya 8 dakika 20 saniyede ulaşan Güneş ışınları Eris’e 9 saat 22 dakikada ulaşır.








RemoveDEBRIS, birkaç uzay şirketinin birlikte geliştirdiği 65 santimetre × 65 santimetre × 72 santimetre boyutlarında ve yaklaşık 100 kilogram ağırlığında küçük bir uydu. Görsel kaynağı: NASA
Geçen ay bilim ve teknoloji tarihi açısından çok önemli bir gelişme yaşandı. İnsanlar ilk kez bir gök cisminin yörüngesini değiştirmeyi başardı. Hem de bu gök cismi Dünya’dan 11 milyon kilometre uzaktaydı. Bu çok büyük bir teknolojik başarıdır. Ayrıca belki gelecekte insanlığın kurtuluş umudu da olabilir. Neyden kurtuluş umudu mu? Tabii ki göktaşlarından; hani 65 milyon yıl önce dinozorları ve bütün canlı türlerinin yüzde 70’ini ortadan kaldıran göktaşı vardı ya, işte onun benzerlerinden…

Güneş Sistemi’nde milyonlarca asteroit ve kuyrukluyıldız bulunur. Bunların çok büyük bölümü Dünya için bir tehlike oluşturmaz. Kendi hallerinde Güneş’in çevresindeki yörüngelerinde dönerler. Dünya’ya uzaklığı 5 milyon kilometreden yakın ve çapı da 30 metreden büyük göktaşları potansiyel olarak tehlikeli kabul edilir. NASA bu tür gök cisimlerini saptar ve sürekli izler.


Çapı yaklaşık 170 metre olan Dimorfos, çapı 780 metre dolayındaki Didimos’un çevresinde döner. Dönüş periyodu 11 saat 55 dakikadadır. İki asteroit, Dünya ile Mars arasında bir yörüngede yer alır. Güneş’in çevresindeki bir turlarını 770 günde tamamlarlar. İkilinin yörüngesi, 2003’te Dünya’ya 7 milyon kilometre (Ay’ın uzaklığının 19 katı) kadar yaklaşmıştı. Şu anda 13 milyon kilometre dolaylarındadır.
2015’te NASA ile ESA ortaklaşa bir proje üzerinde çalışmaya başladı. NASA, DART adını verdiği görevi planlayıp yürütecekti. ESA da DART’tan dört yıl sonra uzaya göndereceği uzay aracıyla DART görevinin sonuçlarını inceleyecekti. NASA, 2018’de projenin uzay aracının yapımına başladı. Proje, uzay aracının Dünya’ya uzak küçük bir asteroide çarptırılması ve bu çarpışmanın sonucunda asteroidin yörüngesinin değişip değişmeyeceğinin gözlenmesiydi. Proje için seçilen asteroit Dimorfos’tu.

1,8 metre x 1,9 metre x 2,6 metre boyutlarında ve 550 kilogram ağırlığındaki DART uzay aracı Dimorfos ile çarpışacak şekilde tasarlandı. DART’ın açılımı Double Asteroid Redirection Test’tir -yani Çift Asteroit Yön Değiştirme Denemesi. Görevin amacı gök cisimlerinin yörüngelerini değiştirip değiştiremeyeceğimizi gözlemektir. Görevin en zor bölümü kuşkusuz böylesine küçük bir uzay aracını 11 milyon kilometre ötedeki (görece) çok küçük bir asteroide çarpıtmaktı. Görevin bu bölümü gerçekten de dart oyununu anımsatıyordu.

Görev büyük bir başarıyla sonuçlandı. 550 kiloluk DART uzay aracı 10 ay süren yolculuğun sonunda Dimorfos’a saatte 23 bin kilometrelik bir hızla çarptı. Çarpışma öncesinde uzaya bırakılan bir kamera ve uzay aracının kendi kamerası sayesinde de çarpışma canlı olarak izlendi. Dimorfos’un yörüngesi çok az da olsa küçüldü ve yörünge periyodu 32 dakika kısaldı.



Bu, insanlığın bir gök cisminin yörüngesini değiştirmek üzere ilk girişimiydi. Deneme, bilim insanlarına ve mühendislere Dünya’ya çarpma tehlikesi oluşturabilecek bir asteroidin keşfedilmesi durumuna daha iyi hazırlanmalarını sağlayacak önemli veriler sunacak.
Güneş Sistemi’nin beşinci gezegeni dev Jüpiter’dir. Gezegen, adını Roma mitolojisinden alır. Jüpiter, gece gökyüzünde Ay ve Venüs’ten sonra en parlak cisimdir. Parlaklığı büyüklüğünden kaynaklanır. Dev Jüpiter öylesine büyüktür ki içine 1.300 Dünya rahatlıkla sığabilir. Kütlesi de 315 Dünya kütlesi kadardır. Aslında Jüpiter’in öteki 7 gezegenin toplam kütlesinin 2,5 katı kadar kütlesi vardır. Jüpiter’in kendi ekseninde dönüşü hızlıdır. Bir günü en kısa olan gezegendir. Bu hızlı dönüş nedeniyle gezegen, tıpkı Dünya gibi ama ondan daha belirgin olarak, tam bir küre şeklinde değildir. Ekvatoru oldukça şişkin, kutupları da basıktır.

Çapı, Dünya’nın çapının 11 katı olan dev Jüpiter’in içine gezegenimizden 1.300 tane sığabilir.


Jüpiter’in en yakın olduğu zaman Dünya’ya uzaklığı 588 milyon kilometredir.
En çok uydusu olan gezegen Jüpiter’dir.
79 uydusu vardır -şimdilik-.
Jüpiter’in bir günü 9 saat 55 dakikadır. Günü en kısa gezegendir.
Jüpiter’de fırtına rüzgarlarının hızı saatte 1.400 kilometreyi bulur.
Jüpiter’in eksen eğikliği 3,1 derecedir. Yani gezegen kendi ekseninde neredeyse Ekliptik’e dik döner. Dolayısıyla mevsimleri yoktur.
Güneş Sistemi’ndeki gezegenler Güneş’in çevresinde aynı düzlemde dönmez. Dünya’nın yörünge düzlemi (Ekliptik) temel alındığında (0°) Jüpiter’in dönüş düzlemi çok az açılıdır.
Jüpiter gazdan oluşan dev bir gezegendir. Bu nedenle ayak basacak bir yüzeyi yoktur. “Jüpiter’in yüzeyi” dendiğinde gerçekte basıncın Dünya yüzeyindeki basınca eşit olduğu yükseklk anlaşılır. Bu yükseklikteki ortalama sıcaklık (yani Jüpiter’in yüzey sıcaklığı) -160 derecedir. Jüpiter, Güneş’e çok uzak bir gezegendir. Dünya’nın aldığı Güneş enerjisinin ancak yüzde 4’ünü alır.
Jüpiter’de Dünya büyüklüğünde fırtınalar olur. Gezegenin en belirgin özelliklerinden biri olan “Büyük Kırmızı Nokta” gerçekte devasa bir fırtına sistemidir ve yaklaşık 360 yıldır sürmektedir.



1995’ten 2003’e kadar Jüpiter’i ve onun uydularını inceleyen Galileo uzay aracı, görev süresi dolunca Jüpiter’e düşürüldü.





Büyük kütlesi dolayısıyla Jüpiter’in kütleçekim kuvveti Dünya’nın 2,34 katı kadardır. Dünya’da 80 kilogram gelen biri, Jüpiter’de 187 kilogram gelir.


Gece, gökyüzünde saptanması en kolay gezegenlerden biri Mars’tır. Birkaç gece izlendiğinde, arka plandaki yıldızlara göre hareket ettiği kolayca fark edilir. Mars tarih boyunca insanların ilgisini çeken bir gezegendir. Rengi kırmızı olan bu gezegenin ismi Romalıların savaş tanrısı Mars’tan gelir.

Güneş Sistemi’nin en küçük ikinci gezegeninin (birinci Merkür’dür) kırmızı görüntüsünün gerçekte basit bir nedeni vardır: Toprağında bolca bulunan demiroksit yani pas.
Çapı, Dünya’nın çapının yaklaşık yarısı kadar olan Mars gezegenimizden küçük bir gezegendir. Gezegenin yüzey alanı Büyük Okyanus’tan daha küçüktür.



H. G. Wells’in 1898’de yayımladığı Dünyalar Savaşı adlı kitabın 1906 basımından bir illüstrasyon. Görsel Kaynağı: Wikipedia

20. yüzyılda bilimkurgu edebiyatı ve sinema, Mars’ın insanların gözündeki özel konumunu daha da pekiştirdi.

Görsel Kaynağı: Wikipedia
Mars’ın yalnızca çok güçlü teleskoplarla görülebilen, iki küçük uydusu vardır: Fobos (korku) ve Deimos (dehşet). 1877’de keşfedilen uydulardan Fobos, gezegenin çevresinde 7,7 saatte bir döner. Deimos da bir turunu 1,3 günde tamamlar.

Görsel Kaynağı: Wikipedia

Görsel Kaynağı: Wikipedia
Mars’ın artık etkin olmayan yanardağı Olimpus, Everest’ten yaklaşık 3 kat daha yüksektir.
Kütleçekim kuvveti Dünya’nın yerçekiminin 0,38’i kadardır. Dünya’da 70 kilogram gelen biri Mars’ta 27 kilogram gelir.
Mars’ın en yakın olduğu zaman Dünya’ya uzaklığı 56 milyon kilometredir.


Dünya, Mars’a en yakın konumdayken radyo dalgaları 3 dakika 6 saniyede Mars’a ulaşır. En uzak konumdayken bu süre 22 dakika 17 saniyeye çıkar.
Mars’ın kuzey yarımküresinde yaz mevsimi Dünya’da olduğu gibi Güneş’e en uzak olduğunda gerçekleşir. Mars’ın gece-gündüz düzeni ve mevsimleri Dünya’nınkilere benzer. Güneş’e Dünya’dan daha uzak olduğu için gezegenimize göre daha soğuk bir gezegendir. Yazın ekvatora yakın bölgelerde sıcaklık 20°C dolayında olur; geceleri -80°C’a düşer. Ortalama yüzey sıcaklığıysa -63°C’tır yani Antarktika’da tipik bir kış günü kadar… Gerçekte Mars, o yörüngede olması gerektiğinden daha soğuktur; çünkü Güneş’ten gelen ısıyı tutacak kalın bir atmosferi yoktur (Dünya’nın atmosferi sayesinde, ortalama sıcaklığı 15°C kadardır).
Güneş’ten uzaklık sıralamasında dördüncü gezegen olan Mars, karasal gezegenlerin sonuncusudur. Her ne kadar yüzey koşulları çok çetin olsa da Dünya’ya en çok benzeyen gezegendir: Yüksek dağları, yanardağları, derin kanyonları, geniş ovaları, kraterleri, kutuplarında buz takkeleri, çölleri, kurumuş göl ve akarsu yatakları vardır. Yaşam için eksik olan iki önemli öğe su ve kalın bir atmosferdir. Bilim insanları milyarlarca yıl önce her ikisinin de var olduğunu tahmin ediyor. Gezegenin günümüzde neredeyse tümüyle karbondioksitten oluşan ince bir atmosferi vardır. Yirminci yüzyılın başında Mars da tıpkı Venüs gibi yaşanabilir bir dünya olarak düşünülüyordu. Ama Mariner 4’ün gönderdiği fotoğraflar tam bir hayal kırıklığına yol açtı. Yine de Mars, uzay araçlarıyla en çok incelenen gezegendir.



Mariner 4


Curiosity yüzey robotu halen Mars yüzeyindeki araştırmalarını sürdürüyor.


Görsel Kaynağı: Wikipedia

Görsel Kaynağı: Wikipedia
Venüs gökyüzünde Ay’dan sonra en parlak nesnedir. Güneş’e en yakın ikinci gezegendir. Bu nedenle de tıpkı Merkür gibi gökyüzünde Güneş’in hep yakınında bulunur. Sabahları Güneş doğmadan önce doğu ufkunda ve akşamları da Güneş battıktan sonra batı ufkunda kısa bir süre görülen Venüs, halk arasında Sabah Yıldızı ya da Akşam Yıldızı olarak bilinir.
Venüs, adını Romalıların Aşk ve Güzellik Tanrıçası’ndan alır. Gerçekten de geceleri Venüs’ün etkileyici parlaklığı, gökyüzündeki bütün yıldızları açık ara geride bırakır. Gezegen o denli dikkat çekicidir ve o kadar göze çarpar ki sık sık UFO zannedilir.

Venüs’ün çapı Dünya’nın çapından yalnızca yüzde 5 daha küçük olduğu için genellikle Dünya’nın ikizi olarak düşünülür.
Küçük bir teleskopla bile gözlendiğinde, Venüs’ün de Merkür ve Ay gibi zamanla görüntüsünün değiştiği, yani evreleri olduğu anlaşılır.


Venüs’ün evrelerini ilk gören kişi Galileo Galilei’dir.
Galilei, Ekim 1610’da, yaptığı bu gözlemle Venüs’ün aslında Dünya’nın çevresinde değil, Güneş’in çevresinde döndüğü sonucunu çıkardı.

Venüs, en yakın olduğu zaman Dünya’ya uzaklığı 41 milyon 400 bin kilometredir.
Venüs’ün ekseni Dünyanın yörünge düzlemine (Ekliptik’e) hemen hemen diktir. Aynı zamanda gezegenin elips şeklindeki yörüngesi, neredeyse tam bir çemberdir. Gezegen, Güneş’e hep aynı uzaklıktadır. Venüs yörüngesinde ilerlerken hiçbir zaman herhangi bir yarımküresi ya da kutbu belirgin bir biçimde Güneş’e dönük olmaz. Dolayısıyla Venüs’te mevsimler yoktur.
Venüs, adını Roma Aşk ve Güzellik Tanrıçası’ndan almış olabilir ama gezegenin yüzeyi ve atmosteri çok sıcaktır. Venüs, Güneş’e Merkür’den yaklaşık iki kat daha uzaktır ve Merkür’ün aldığı güneş ışınlarının ancak dörtte birini alır. Bu durumda Venüs’ün aslında soğuk bir gezegen olması beklenir. Ne var ki Venüs, Güneş Sistemi’nin en sıcak gezegenidir. Kalın bulut tabakasının üstündeki sıcaklık -25 derece kadarken gezegenin yüzey sıcaklığı 460 dereceyi geçer. Bunun nedeni de sera etkisinin yol açtığı küresel ısınmadır. Venüs’ün atmosferine ulaşan güneş ışınlarının yüzde 80’i geri yansır. Bulutlardaki karbondioksit ve su buharı geri kalan güneş ışığının geçişine izin verir; ama yüzeydeki sıcak toprak ve kayalardan yayılan kızılötesi ışınların uzaya kaçmasına izin vermez. Yoğun atmosferindeki karbondioksit bu ısıyı tutar. Şiddetli sera etkisi Venüs’ün sürekli sıcak kalmasına yol açar.
Sovyetler Birliği’nin Venera 13 adlı uzay aracı, 1 Mart 1982’de Venüs’e inip, gezegenin olağanüstü basınç ve sıcaklığına ancak iki saat dayanabildi. Burada Venüs’ün yüzeyi ve Venera 13’ün tabanı görülüyor.


Görsel Kaynağı: Wikipedia

AbioMed şirketi yapay kalp geliştirme çalışmalarına 1990’lı yıllarda başladı. Şirketin geliştirdiği AbioCor adlı tümüyle yapay kalp, 2 Temmuz 2001’de Robert Tools adlı hastaya nakledildi. AbioCor’un 18 aylık bir ömrü vardı ama Robert Tools yapay kalple anca 151 gün yaşayabildi.