ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Olgunlukları, zengin deneyimleri, geniş bakış açıları ve anlayışlı yaklaşımlarıyla yaşlılar toplumumuzun kıdemli üyeleridir. Ömürlerinin büyük bölümünü bizlere, topluma ve ülkeye hizmet ederek geçirmişlerdir. Ama yaşamlarının bu döneminde hem fiziksel olarak ve sağlık açısından hem de duygusal olarak biraz daha zayıf ve kırılgandırlar.
Bizleri bugünlere ve geleceğe hazırlayan yaşlılarımız için yaşamı kolaylaştırmak ve yaşama sevinçlerini canlı tutarak sağlıklı, huzurlu ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak hepimizin sorumluluğudur. Ancak bu sorumluluğu yerine getirirken onlara arkadaşlarınıza davrandığınızdan biraz daha sabırlı, nazik ve hoşgörülü olmalısınız. Çünkü size çok kolay gelen birtakım işler, onlar için yapması zor olabilir. Kulakları iyi duymayabilir, gözleri iyi görmeyebilir, bazı şeyleri unutabilirler, özellikle teknolojiyle ilgili şeyleri kolay anlayamayabilirler, çabuk yorulabilirler, yavaş olabilirler.
Bu hafta boyunca ailenizdeki, apartmanınızdaki, mahallenizdeki yaşlılarla ilgilenin. Yaşlılar için en büyük armağan onlarla biraz zaman geçirmenizdir. Onlarla yürüyüş yapabilir, birlikte yemek yiyebilir ya da bir şeyler dinleyebilir, izleyebilirsiniz. Onlara kitap okuyabilir, sohbet edip yaşamınızdaki bir şeyleri paylaşabilirsiniz. Bazı konularda düşüncelerini ve önerilerini alabilirsiniz. Bu davranışlarınızı yalnızca bu hafta değil bütün bir yıl belli zamanlarda yineleyebilir, devam ettirebilirsiniz. Yaşlıları mutlu etmek kolaydır…
Onlara minnet borcumuz olduğunu unutmayın!

Bizleri bugünlere ve geleceğe hazırlayan yaşlılarımız için yaşamı kolaylaştırmak ve yaşama sevinçlerini canlı tutarak sağlıklı, huzurlu ve kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını sağlamak hepimizin sorumluluğudur. Ancak bu sorumluluğu yerine getirirken onlara arkadaşlarınıza davrandığınızdan biraz daha sabırlı, nazik ve hoşgörülü olmalısınız. Çünkü size çok kolay gelen birtakım işler, onlar için yapması zor olabilir. Kulakları iyi duymayabilir, gözleri iyi görmeyebilir, bazı şeyleri unutabilirler, özellikle teknolojiyle ilgili şeyleri kolay anlayamayabilirler, çabuk yorulabilirler, yavaş olabilirler.
Bu hafta boyunca ailenizdeki, apartmanınızdaki, mahallenizdeki yaşlılarla ilgilenin. Yaşlılar için en büyük armağan onlarla biraz zaman geçirmenizdir. Onlarla yürüyüş yapabilir, birlikte yemek yiyebilir ya da bir şeyler dinleyebilir, izleyebilirsiniz. Onlara kitap okuyabilir, sohbet edip yaşamınızdaki bir şeyleri paylaşabilirsiniz. Bazı konularda düşüncelerini ve önerilerini alabilirsiniz. Bu davranışlarınızı yalnızca bu hafta değil bütün bir yıl belli zamanlarda yineleyebilir, devam ettirebilirsiniz. Yaşlıları mutlu etmek kolaydır…
Onlara minnet borcumuz olduğunu unutmayın!

Yalnızca insanların günlük hayatının işleyişi değil, yeryüzündeki doğal yaşamın işleyişi de tümüyle enerjiye dayanır. Bu denli önemli olan enerjinin bilinçsiz kullanımının ve israf edilmesinin de sadece bizlerin değil, bütün canlıların geleceği açısından kötü sonuçları olacaktır. Enerjinin gereğinden fazla kullanılması doğal kaynakların daha hızlı tükenmesine, çevrenin daha çok kirlenmesine ve küresel ısınmanın hızlanmasına yol açar. Ayrıca aile bütçesinden ve ülke ekonomisinden daha çok para çıkmasına da neden olur.
Enerji Tasarrufu Haftası boyunca enerji kaynaklarının sınırlı olduğuna, enerjinin doğru ve tutumlu kullanımına ve kayıpların azaltılmasının önemine ilişkin çeşitli etkinlikler yapılır, kamuoyu bilgilendirilir. Radyo ve televizyon kanallarında konuyla ilgili programlar düzenlenir; gazetelerde yazılar yayımlanır.
Enerjiyi tutumlu kullanmayı bilmek hem kendimiz ve ailemiz hem de ülkemiz ve dünya için çok önemlidir. Enerjinin tutumlu kullanımı, yalnızca bir hafta boyunca dikkat edilecek bir konu değildir. Bir yaşam tarzı olarak benimsenmelidir.
Enerjiyi her zaman verimli kullanalım!
Her yıl 12-18 Aralık tarihlerini kapsayan hafta, okullarda Yerli Malı Haftası olarak kutlanır. Yerli Malı Haftası ülkemize özgüdür. Hafta boyunca gerçekleştirilen etkinliklerde toplumda yerli malı kullanmanın yanı sıra, tasarruf bilincinin de aşılanması amaçlanır.

Tasarruf bilincinin yerleşmesine ve yaygınlaşmasına yönelik girişimlerin ülkemizde neredeyse yüz yıllık bir geçmişi vardır. Türkiye’ye özgü bir hafta olan Yerli Malı Haftası’nın kökleri ta 1923’e kadar uzanır. 1920’li yıllarda bütün dünyada yaşanan büyük ekonomik darboğaz sırasında yurt dışına para akışının önüne geçilmesi için toplumda tutumluluk bilincinin oluşması amacıyla bir şeyler yapılması gerektiği ortaya çıktı.1923’te İzmir İktisat Kongresi, Atatürk başkanlığında toplandı ve burada ekonomik bağımsızlığın korunması için yerli malların üretilmesi ve kullanılması kararı alındı. Bu doğrultuda 1946’dan itibaren Yerli Malı Haftası kutlanmaya başladı. 1983’te haftanın adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirildi.
Bu haftanın amacı, tüketicilerin bilgilendirilmesi, yerli malı tüketiminin benimsetilip yaygınlaştırılması ve yerli malı tüketiminin artırılmasıdır. Hafta boyunca yerli ürünler ve onların üretimleriyle ilgili film, belgesel, animasyon ve tiyatro gösterimleri yapılır, sergiler, seminer ve konferanslar düzenlenir. Düzenlenen etkinliklerde, medyada yer alan içeriklerde ve sosyal medya paylaşımlarında ülkemizde üretilen ürünlerin önemi vurgulanır. Bilinçli tüketicilik konusu işlenir ve yapılan harcamalardan artan parayla yatırım yapmanın önemi üzerinde durulur.
Siz de bu konuda çevrenizi bilgilendirebilirsiniz. Tutumlu olmak için de yeni alışkanlıklar edinebilirsiniz. Bu bilinçle hem geleceğiniz için hem de dünyamız için çok önemli adımlar atmış olursunuz.
Yerli Malı Hafta’nız kutlu olsun


Peki, bir oyun oynayarak da iklim değişikliği konusunda farkındalık yaratmaya ne dersiniz?
Türkiye’nin, Paris İklim Anlaşması kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 35 oranında emisyon azaltım hedefi bulunuyor. Bu hedefe destek olmak ve farkındalığın artması için Avrupa İklim Eylem Ağı “İklim Oyunları” adında bir oyun geliştirdi. Oyunda Tokyo, Rio, Pekin, İstanbul, Sidney ve Londra gibi şehirler ve kayak, okçuluk, uzun atlama, cirit ve kürek çekme gibi bölümler bulunuyor. Her bir bölümden bir sonraki aşamaya geçebilmeniz için en az yüzde 35’lik başarı oranı yakalamanız gerekiyor.
resmi büyütmek için üzerine tıklayın






Biz çocukların sağlıklı ve mutlu büyümesini sağlamak yalnızca ailelerimizin değil, aynı zamanda devletlerin de görevidir. Dünya genelinde bu görevi yerine getirmeye yönelik en önemli adımlardan biri yaklaşık yüz yıl önce atıldı. 1923’te İsviçre’nin Cenevre kentinde Uluslararası Çocukları Koruma Birliği kuruldu. Bu kuruluş ileride UNICEF (Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu) adını aldı.

Bundan iki yıl sonra 1925’te Cenevre’de 54 ülkenin temsilcilerinin katılımıyla “Çocukların Refahı için Dünya Konferansı” gerçekleştirildi. Bir ‘çocuk günü’ düşüncesi de bu konferanstan sonra doğdu. Dünyanın çeşitli ülkelerinde değişik tarihlerde çocuk günü kutlanmaya başlandı.
Birleşmiş Milletler de 20 Kasım 1959’da bugünü “Dünya Çocuk Günü” ilan etti. Çünkü bu tarihte Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, daha mutlu ve başarılı çocuklar için Çocuk Hakları Bildirgesi’ni yayınladı. Bu haklar, yasal olarak dünyadaki bütün çocukların sahip olduğu haklardır.
Biz çocukların korunması ve bize gereken ilginin gösterilmesini sağlamak açısından çocuk hakları çok önemlidir. İnsanlığın mutluluğu ve dünyanın güzel geleceği, bizlerin korunmasına ve sevgiyle büyümemize bağlıdır.
Değişik ülkelerde bugün genellikle okullarda çeşitli etkinlikler düzenlenir, aileler çocuklarını parklara, eğlence merkezlerine, hayvanat bahçelerine, sinemalara götürür. Çocukların sevdiği yemekler yapılır. Çocukların bir arada ve aileleriyle güzel bir gün geçirmesi sağlanır.

Çocuklar da UNICEF’in rengi olan mavi renkli giysiler giyer.
Dünya üzerindeki her çocuğun barış içinde, sağlıklı ve mutlu yaşaması dileğiyle…
Dünya Çocuk Günü’nüz kutlu olsun!

Doğançay Müzesi, resim yapmayı seven ve İstanbul’da okuyan ortaokul öğrencilerini 18. Doğançay Müzesi İstanbul Ortaokullar Resim Yarışması’na başvuru yapmaya davet ediyor. Herhangi bir konuya bağlı kalmadan dilediğiniz resmi çizerek yarışmaya başvurabilirsiniz. Hazırladığınız resimleri 12 Aralık 2022 tarihine kadar info@dogancaymuseum.org adresine göndererek başvurunuzu yapabilirsiniz. Yarışmaya İstanbul’da okuyan ortaokul 5, 6, 7, 8. sınıf öğrencileri katılabiliyor.

5 öğrenciye üstün başarı ödülü, 5 öğrenciye başarı ödülü verilecek. Jürinin sergilenmeye değer bulduğu 30 öğrenci ise sergilenme ödülü alacak. Yarışma hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.



Yekta Kopan’ın kaleme aldığı ve Lerzan Pamir’in yönettiği “Robot Pinokyo” oyununun biletlerine buradan ulaşabilir
Herkese iyi eğlenceler ve iyi seyirler dileriz.
Kai* arkadaşlar! Ben Bache. Size KidZania İstanbul’dan Züper haberlerim var.

Yaz tatilinin heyecanı KidZania şehrini de sardı. Çocuklar çoktan Kidzania İstanbul’un sokaklarını doldurmaya başladı. Neden mi dersiniz? Çünkü bu yaz KidZania “Yaz Arkadaşım” diye bir program başlattı.
KidZania’dan daha Kool arkadaş mı olur diye hemen programın detaylarını sizlere de anlatayım dedim.
Öncelikle belirteyim ki program okullar açılana -yani 11 Eylül’e- kadar devam ediyor. 6 – 14 yaşları arasındaki çocuklar, ailelerinin aldıkları Yaz Arkadaşım paketiyle tüm gün KidZania’da 120’den fazla aktiviteden yaşlarına uygun olan bir sürü aktiviteye katılabiliyorlar. Bu arada unutmayın istenen gün kadar alım yapılabiliyor, eğlence bir günle sınırlı değil. 😊

Hemen hatırlatayım… 1 – 14 yaş arası çocuklara “eğlenerek öğrenme” deneyimi sunan KidZania İstanbul; bankası, hastanesi, süpermarketi, laboratuvarı, tiyatrosu, üniversitesi, itfaiyesi, deprem simülasyon merkezi, stadyumu, sokakları, fabrikaları ve meydanı ile âdeta gerçek bir şehir. KidZania İstanbul’da hayalimizdeki mesleği deneyimleyebiliyoruz. Çikolatanın kakao bitkisinden üretildiği ve o efsane tadına nasıl kavuştuğunu bir Gıda Mühendisi olarak görev yaptığımız çikolata fabrikasında öğreniyor, kasa görevlisi çalışanı olarak para transferinde güvenliğin önemini kavrıyoruz. Böylelikle KidZania içindeki işyerlerinde çalışarak para kazanabiliyoruz. KidZania vatandaşları olarak istersek de paramızı bankada açtığımız hesapta biriktirebiliyoruz.

“Yaz Arkadaşım” programında, tüm bu anlattıklarımın yanı sıra her gün “Günün Aktivitesi” konseptiyle hazırlanan birçok farklı etkinlik yer alıyor. Bir gün Sanat Atölyesi’nde Monet – İzlenimcilik atölyesiyle diğer gün Üniversite’de sağlık fakültesinde bir aktiviteyle karşılaşabiliriz. Disko’da dans eğitiminden Stadyum’da basketbola ve Arkeoloji Müzesi’nde Göbeklitepe anlatımına kadar birbirinden eğitici ve eğlenceli etkinlikler “Yaz Arkadaşım” programında “Günün Aktivitesi” olarak karşımıza çıkabilir. Sizce de çok heyecanlı değil mi?

Ayrıca her KidZania gününde sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve atıştırma zamanı var. Her güne özel farklı bir menüyle bizlere enfeZ tatlar da sunuluyor.
Bizler KidZania’da Züper bir gün geçirip eğlenenin tadını çıkarırken tüm gün boyunca KidZitter da bize eşlik ediyor. Daha bitmedi… Üstelik eğlenceyi kesintisiz yaşayabilelim diye KidZania yaz boyunca her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında açık olacak.
Yazın böylesi de çok başka olacak. 😊 O kadar heyecanlıyım ki…
Haydi herkesi oynamaya bekliyorum. Gelin bu yaz arkadaş olalım!


1982’de Fransa’da Paris’te başlayan Dünya Müzik Günü kutlamaları başta Avustralya, Belçika, İngiltere, Almanya, İsviçre, ABD, Çin ve Hindistan olmak üzere dünyanın birçok ülkesine çok kısa sürede yayıldı ve benimsendi. Günümüzde yüzü aşkın ülkede ve yaklaşık 1000 kentte 21 Haziran’da müzik etkinlikleri düzenleniyor.
Dünya Müzik Günü etkinliklerinin herhangi bir uluslararası müzik etkinliğinden ya da müzik festivalinden ayrılan, kendine özgü bir vizyonu vardır: Müzikle uğraşan herkesi kucaklar. Hem amatör hem de profesyonel müzisyenlerin sokak performanslarını yüreklendirmeyi, ücretsiz konserler ve dinletiler düzenlemeyi, herkes için, her yerde müzik yaklaşımını yaymayı amaçlar. Yılın en uzun gününde bütün dünyada sanki herkesin davetli olduğu bir açık hava partisi veriliyor gibi olur. Türkiye de bu küresel şenliğin 2005’ten beri parçasıdır.
Kutlamalara katılmanın en güzel yolu kuşkusuz bir açıkhava dinletisine gitmektir. Ancak bu yılın sıradışı koşullarında kutlamanızı evde ailenizle birlikte yapmanız daha doğru olabilir. Bu uzun gün boyunca en sevdiğiniz müzik parçalarını dinleyebilirsiniz. Belki de severek çaldığınız bir çalgı vardır ve onunla ailenize bir şeyler çalabilirsiniz. Arkadaşlarınızla internet üzerinden sevdiğiniz müzikleri birbirinize de dinletebilirsiniz. Değişik türde müzikleri ya da çeşitli kültürlere özgü müzikleri dinlemeyi deneyebilirsiniz.
Haydi, kulaklıklarınızı takın ve en sevdiğiniz müzikleri dinlemeye başlayın.
Müzik, sözcüklere dökülemeyenleri ifade eder.
Victor Hugo
Günümüzde kitapların ve okumanın önemi artık herkes tarafından çok iyi biliniyor ve takdir ediliyor. Bunun en güzel göstergelerinden biri de Dünya Kitap Günü’nün yüzü aşkın ülkede, milyonlarca insanın katılımıyla kutlanıyor olmasıdır. Bu kutlamaların temel amacı, kitabın ve okuma alışkanlığının önemini vurgulamak, herkesin ama özellikle de gençlerin okuma zevkini keşfetmesini sağlamak ve eserleriyle insanlığın toplumsal ve kültürel ilerlemesine büyük katkıları olan yazarları anmaktır.
Dünya Kitap Günü, Türkiye’de de 2001’den beri kutlanır. Bu özel günde, yurdumuzda çeşitli anma etkinlikleri, yazarlarla tanışma toplantıları, söyleşiler, imza ve okuma günleri düzenlenir; indirimli kitap kampanyaları yapılır. Bazı gazete ve dergiler kitap ekleri verir; hapishane, bakımevi, okul ve köy kütüphanelerine kitap yardımları yapılır.

Eğer okumak istediğiniz bir kitap varsa ve henüz yazılmamışsa, o zaman onu siz yazmalısınız.
Toni Morrison
Kumbara Dergisi: Merhaba Mesut, önce seni kısaca tanıyabilir miyiz?
Mesut: Ben Mehmet Mesut Uygun. 18 yaşındayım. Zeytinburnu 100. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Bilişim Bölümü 11. sınıfta tam kaynaştırma eğitimime devam etmekteyim.
KD: Araba tasarımı yapmaya ne zaman ve nasıl başladın?
Mesut: Araba tasarımları yapmaya 7-8 yaşlarında hobi olarak başladım.

KD: Araba tasarımlarını kâğıt üzerinde mi, yoksa bilgisayar programlarıyla mı yapıyorsun?
Mesut: Araba tasarımlarımı hem kâğıt üzerinde hem de Rhino ve Zbrush programlarını kullanarak bilgisayarda yapıyorum. Daha sonra onları 3D yazıcıda basıyorum.
KD: Sence iyi bir araba tasarımcısının özellikleri nelerdir?
Mesut: İyi bir araba tasarımcısı, sanatçı gibi davranarak aklıyla duygularını birleştirmeli, detaylara çok önem vermeli, arabayı yaşayan bir organizma olarak görmelidir.

KD: Peki, iyi bir araba tasarımında olması gerekenler nedir?
Mesut: İnsanların tasarımda kendilerinden bir şey bulabilmeleri için arabanın ön görünümünde, meşhur insanların yüzlerini stilize etmek gerekir. Ayrıca arabanın hatları keskin değil, yuvarlak olmalı. Ve tabii tasarımın, tasarımcının duygularını yansıtması lazım.
KD: Örnek aldığın bir tasarımcı var mı?
Mesut: Türk araba tasarımcısı olarak Murat Günak, yabancı araba tasarımcısı olarak da İtalya’daki villasında ziyaret ettiğim BMW şirketinin eski baş tasarımcısı Chris Bangle’ı örnek alıyorum.
KD: Araba tasarımı yaparken nelerden esinleniyorsun?
Mesut: Araba tasarımları yaparken doğadaki canlılardan esinlenmeye çalışırım, iç sesimi dinlerim, çizime yoğunlaşarak kendimi dış dünyaya kapatırım.

KD: Öyle görünüyor ki çizimlerine ve yeteneğine dünya çapında ilgi var… Araba tasarımı için seninle iletişime geçenler oldu mu?
Mesut: Şimdiye kadar araba çizimlerim için dünya çapındaki birçok ünlü araba tasarımcısı ve sanatçıdan takdir dolu mektuplar ve hediyeler aldım. Bunlar arasında İtalya’daki Italdesign’dan Cristiano Fracchia, ABD’deki Chrysler’den Ralph V. Gilles, Almanya’daki Volkswagen’den Walter de Silva, İngiltere’deki Jaguar’ın tasarımcısı Ian Callum, Kore’deki Hyundai ve Kia’dan Peter Schreyer, Almanya’daki BMW’den Chris Bangle, Ferrari ve Maserati tasarımcısı Jason Castriota ve daha birçokları yer alıyor. Ayrıca Murat Günak, Hasip Girigin, Uğur Şahin, Mehmet Taşanyürek gibi ünlü Türk araba tasarımcılarından da teşvik edici mektuplar ve hediyeler geldi.

KD: Araba tasarımı dışında çizim/resim yapıyor musun? Tasarladığın başka şeyler de var mı?
Mesut: Araba tasarımı dışında kendi çapımda karikatürler çizmeye ve değişik resimler yapmaya çalışıyorum. Tasarladığım farklı objeleri 3D yazıcıda basıyorum.
KD: Nedir peki bu objeler?
Mesut: Zbrush programında özellikle insan portreleri tasarlayıp 3D yazıcıda basıyorum.
KD: İleride araba tasarımı dışında başka neler tasarlamayı düşünüyorsun?
Mesut: Takı tasarımları yapmayı düşünüyorum. İleride kuracağım tasarım firmasında takı tasarımlarının yanı sıra, oyun tasarımları da yapmayı planlıyorum.
KD: Son olarak başka hobilerinden, yapmaktan hoşlandığın şeylerden söz eder misin? Araba tasarımı ve okul dışında nelere zaman ayırıyorsun?
Mesut: Boş zamanlarımda merak ettiğim konuları araştırmak, merak ettiğim yerleri görmek ve sosyalleşmek için ailemle beraber yurt dışı ve yurt içi geziler yapıyoruz. Bunlara örnek olarak Türkiye’deki otomobil fabrikalarını, Konya Akşehir’deki Nasrettin Hoca Türbesi’ni ve “Büyük Patlama” deneyinin yapıldığı İsviçre-Fransa sınırındaki CERN Araştırma Merkezi’ni sayabilirim. Ayrıca Almanya’da Opel şirketinin tasarım merkezini, Volkswagen otomobil fabrikasını ve İtalya’da Fiat Heritage Museum’ı gezip Italdesign tasarım firmasını ziyaret ettim.
KD: Bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz.
Mesut: Ben teşekkür ederim.
Mesut’un yanıtlarında da göreceğiniz gibi o, gittiği lisede bir kaynaştırma öğrencisi. Peki, onu farklı kılan nedir? Onu araba tasarımı konusunda üstün yetenekli yapan ne olabilir? Mesut’u yaşıtlarından ayıran şey, onun Asperger Farklılığı olarak bilinen bir hastalığının olması. İlk olarak 1944’te Avusturyalı çocuk doktoru Hans Asperger tarafından tanımlanan ve onun adıyla anılan bu hastalık, temel olarak bireylerin duygularını kontrol ve ifade etmede zorluklar yaşamalarıyla kendini gösterir.
Asperger Farklılığı çocukluk çağında tanısı konabilen, yaygın gelişimsel bozukluk olarak tanımlanan bir hastalıktır. Yaşam boyu sürer. Genel adı otistik spektrum bozukluğu olan, sosyal etkileşim ve iletişimde zorlukların yaşandığı, sınırlı ilgi ve yineleyici davranışların görüldüğü bir hastalık grubunun içinde yer alır. Aslında Asperger Farklılığı sık sık otizmle karıştırılsa da otizme göre daha hafif seyreder ve yüksek fonksiyonlu otizm olarak da bilinir. Toplumda bu hastalıklara ilişkin farkındalığın gelişmesi ve bu bireylere gereken özenin gösterilmesi de tedavi açısından çok önemlidir. Bu nedenle 2 Nisan günü Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Otizm Farkındalık Günü ilan edilmiştir.
Aspergerli bireyler empati eksikliği yaşarlar. Bazı sosyal ipuçlarını fark etmede, özellikle sözlü olmayan davranışları ve mimikleri anlamada güçlük çekerler. İlgilendikleri bir alanda adeta uzmana dönüşürler ve size o konuyu en ince ayrıntısına kadar anlatabilirler. Üstelik Aspergerli bireyler bazı alanlarda üstün yetenekler gösterirler: Bazılarının çok güçlü bir belleği olur; yıllar önce duyduğu bir öyküyü ya da okuduğu bir kitabı kelimesi kelimesine anımsayabilir. Bazıları çok zor matematik problemlerini rahatlıkla çözebilir; hiç kâğıt kalem kullanmadan en karmaşık işlemleri kafadan yapabilir. Bazıları yabancı dil öğrenmeye yatkındır, kısa sürede birkaç yabancı dil öğrenebilir. Bazıları elektronik aygıtlara meraklıdır, onları açıp onarır; hatta yenilerini icat edebilir. Bazıları da bilgisayar programlarında ve tasarım alanında çok yetkindir.
Mesut araba tasarımı ve çizim konusundaki yeteneği ile bu alanda uzmanlaşmış; üstün ve uzun süreli belleği sayesinde tüm arabaları ayrıntılarıyla öğrenmiş. Görsel hafızası da çok güçlü ve her şeyi üç boyutlu olarak zihninde canlandırabiliyor. Ayrıntılara titizlikle odaklanabilen ve dikkatini yoğunlaştırabilen Mesut tasarımlarını yaparken dış dünyaya kendini tümüyle kapatıp çizime odaklanabiliyor. Bize de onun muhteşem tasarımlarını keyifle izlemek ve takdir etmek kalıyor.

Hasan Âli Yücel, günümüzden yüz yirmi sekiz yıl önce, 17 Aralık 1897’de İstanbul’da telgraf ve posta müfettişi Göreleli Ali Rıza Bey ile Neyire Hanım’ın oğlu olarak doğdu. Lise son sınıftayken, Birinci Dünya Savaşı başlayınca askere alındı. Okula ara vermek zorunda kaldı. Önce asteğmen, sonra da teğmen olarak toplam üç buçuk yıl askerlik yaptı. Aralık 1918’de terhis edildi. Askerden dönen öğrencilere tanınan bir hakla 1918’de Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Sonra Edebiyat Fakültesi’nin Felsefe Şubesi’ne geçti.
1921’de yüksek öğrenimini tamamladı. Milli Mücadele’yi destekleyen ve kendilerine “millici” denen grubun içinde yer aldı. Kurtuluş Savaşı’nın ardından İzmir ve İstanbul’da çeşitli liselerde felsefe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1927’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışmaya başladı. Kasım 1930-Şubat 1931 arasında çeşitli alanlarda inceleme ve denetlemeler yapmak amacıyla Atatürk ile birlikte 3 ay süren bir yurt gezisine çıktı. 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti’nin (Türk Dil Kurumu) etimoloji kolu başkanlığına getirildi.
1935’te İzmir milletvekili olarak Meclis’e girdi. Hasan Âli Yücel, 28 Aralık 1938’de 41 yaşında Milli Eğitim Bakanı oldu. Büyük bir reform hareketi başlattı ve gerçekleştirdi.
Hasan Âli Yücel’in bakanlık yaptığı dönem Milli Eğitim Bakanlığı’nın en parlak dönemlerinden biridir. Onun bakanlığında üniversite reformu yapıldı: Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi kuruldu, Yüksek Mühendis Okulu İstanbul Teknik Üniversitesi’ne (İTÜ) dönüştürüldü, Ankara Tıp Fakültesi kuruldu, İzmir Yüksek Ticaret ve İktisat Okulu açıldı ve üniversiteler yasası hazırlandı. Köy Enstitüleri kuruldu, Tercüme Bürosu kurularak dünya klasikleri Türkçeye çevrildi, ilk Türkçe ansiklopedilerin ön çalışmaları yapıldı. Birinci Eğitim Şürası toplandı.
Hasan Âli Yücel, dilin Türkçeleştirilmesi ve bütün bilim dallarının anlatım aracı haline gelebilmesi için de çalıştı. Tahsin Banguoğlu’na “Ana Hatlarıyla Türk Grameri” adlı bir yapıt hazırlattı ve yayınlattı. Ardından çeşitli bilim dallarının sözlüklerini (İmla Kılavuzu, Gramer Terimleri, Coğrafya Terimleri, Felsefe Terimleri, Hukuk Sözlüğü, Tıp Sözlüğü, Türkçe Sözlük vs.) yayımlattı. Türk Dil Kurumu’nun hazırladığı terimler, 1939’dan başlayarak ders kitaplarında yer almaya başladı.
Hasan Âli Yücel ayrıca Devlet Konservatuvarı’nın kurulmasında ve Türkiye’nin UNESCO’ya girişinde de önemli rol oynadı.
5 Ağustos 1946’da, 7 yıl 5 ay sürdürdüğü Milli Eğitim Bakanlığı görevinden istifa ederek gazeteciliğe döndü. 1956’da Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nı kurdu ve yönetti. Onun için yayıncılık da bu kültür devriminin bir uzantısıydı. Yayımlanan ilk kitap, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Zabit ve Kumandan ile Hasbihal”i oldu. Ardından kapsamlı bir Atatürk kütüphanesi oluşturacak kitaplar yayımlandı. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları öncelikle araştırmacılar ve sonra da tüm aydınlar için vazgeçilmez bir merkez haline geldi. Hasan Âli Yücel 1960’ta bu görevinden de ayrıldı.
Hasan Âli Yücel, 26 Şubat 1961 sabahı, İstanbul’da 63 yaşında hayata gözlerini yumdu. Eğitimciliği ve devlet adamlığının yanı sıra Hasan Âli Yücel şair ve yazardı; şiirleri, kitapları ve çevirileriyle geriye çok sayıda basılı yapıt ve büyük idealler bıraktı.
Çok yönlü bir kişiliği olan, seçkin eğitim, kültür ve politika insanı Hasan Âli Yücel’i ölümünün 64. yıldönümünde rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

Görsel kaynağı: Wikipedia
Uluslararası Olimpiyat Komitesi, 23 Haziran 1894’te Fransa’nın başkenti Paris’te Pierre de Coubertin tarafından kuruldu. Komitenin görevi, modern yaz ve kış olimpiyatlarını düzenlemektir. Uluslararası komiteye bağlı 206 ulusal olimpiyat komitesi vardır.