ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Kültür

Şemsiyemi Bulamıyorum

İşte, yine sabahları yarı uyur yarı uyanık evden çıkarken, aylardır bir köşede unutulmuş, eski dostları hatırlama zamanı geldi. Evet, evet şemsiyelerimizden söz ediyoruz! Sabah kahvaltısına oturduğumuz anda gürleyen gökle birlikte bardaktan boşanırcasına yağmaya başlayan yağmur tüm ev ahalisinin bir anda dolap köşelerinde, vestiyer üstlerinde hummalı bir aramaya başlamasına neden olabilir.
İşte, yine sabahları yarı uyur yarı uyanık evden çıkarken, aylardır bir köşede unutulmuş, eski dostları hatırlama zamanı geldi. Evet, evet şemsiyelerimizden söz ediyoruz! Sabah kahvaltısına oturduğumuz anda gürleyen gökle birlikte bardaktan boşanırcasına yağmaya başlayan yağmur tüm ev ahalisinin bir anda dolap köşelerinde, vestiyer üstlerinde hummalı bir aramaya başlamasına neden olabilir.

Meğerse Güneşlikmiş

Bugün hep yağmurla özdeşleştirdiğimiz şemsiyenin adı aslında güneşlik anlamındaki Arapça bir sözcükten gelir. Ne kadar saçma demeyin hemen, çünkü bugün bizlerin yağmurdan korunmak için kullandığı şemsiye aslında –adından da anlaşılacağı gibi– daha başka bir işlevi olsun diye icat edilmiş. Şemsiye güneşten korunmak amacıyla ilk olarak Mezopotamya’da kullanılmış. Sonra Eski Mısır, Eski Yunan ve Roma kültürlerinde de aynı amaçla kullanılmış.

Kişisel kullanım dışında aslında bugün hâlâ güneşli havalarda dışarıda masaları olan kafelerde ya da yaz aylarında plajlarda kocaman şemsiyeler güneşten korunmak için kullanılıyor. Ne var ki yazı daha yeni geride bıraktık. Gelin biz şemsiyelerimizle bol yağmurlu sonbahar mevsiminin tadını çıkaralım.

semsiye gunes Şemsiyemi Bulamıyorum

Suya dayanıklı ilk şemsiyeyi Çinliler üretmiş; ancak deriden yapılan bu şemsiyelerin maliyeti o kadar yüksekmiş ki yalnızca soylular arasında yaygınlaşabilmiş. Şemsiye Avrupa’ya Çin’den İpek Yolu üzerinden ulaşmış. Başlangıçta İtalya, Fransa ve İngiltere’de yalnızca kadınların kullandığı, küçük ve pahalı bir aksesuar olarak görülen bu yararlı icadın esin kaynağının İpek Yolu’yla taşınan öyküler ve resimler olduğu düşünülüyor.

Şemsiye
Şemsiye taşıyan kadın (M.Ö 320 - Çin)
Görsel kaynağı: Wikipedia
şemsiye
Eski Çin’den kalma bronz şemsiye uçları
Görsel kaynağı: Wikipedia

İngiltere’den Avrupa’ya

Şemsiyeyi erkeklerin de kullanımına sunan kişi ünlü İngiliz tüccar ve gezgin Jonas Hanway olmuş. Jonas Hanway sayesinde kısa sürede İngiliz centilmenlerinin vazgeçilmezi olan şemsiyenin iskeleti başlangıçta tahta ve balina kemiklerinden yapılıyormuş. Yine bir İngiliz, Samuel Fox, 1852’de ilk çelik şemsiye iskeletini yaparak ağırlık sorununu çözmüş. Şemsiye, İngiltere’den tüm Avrupa’ya yayılmış. O tarihlerden günümüze kadar da temel tasarımı neredeyse hiç değişmeden gelmiş.

paris sokaginda yagmurlu gun Şemsiyemi Bulamıyorum
Paris Sokağı’nda Yağmurlu Gün - Gustave Caillebotte (1877)
Görsel kaynağı: Wikipedia

Aniden bastıran yağmurlarda imdadımıza yetişen, değişik model ve boylardaki şemsiyeler belki de en çok unutulan eşya olma rekoruna da sahiptir. Güneş açar ve artık gerek duyulmayan şemsiye, okulda, otobüste, serviste, trende, lokantada ya da bir arkadaşın evinde unutulur. Yine yağmurlu bir günde unutulduğu yerden bir başkasının yardımına koşar.

semsiye bank Şemsiyemi Bulamıyorum

Şemsiyelerimiz elimizden tutup mis gibi toprak kokan yağmurlu sonbaharda çıktığımız o güzelim yürüyüşlerde bize eşlik ederler. Pıtır pıtır üzerlerine düşen yağmur damlalarının anlattığı birbirinden güzel öykülerin tadına doyum olmaz.

semsiye yagmur Şemsiyemi Bulamıyorum

Söz şemsiyeden açılmışken sihirli şemsiyesiyle Londra semalarında süzülürken görebileceğimiz Mary Poppins’i anmadan geçmek olmaz! Bu gizemli dadıyla henüz tanışmadıysanız Mary Poppins çocuk klasikleri dizisinin kitaplarından okuyarak kendinizi birbirinden eğlenceli maceraların içinde bulabilirsiniz.

marypoppins 2 Şemsiyemi Bulamıyorum

Oyuncaklar

Oyuncak tren
Oyun oynarken kullandığımız ve genellikle oynanmak için yapılmış şeylere oyuncak denir. Oyuncaklar basit bir dal ya da ip parçasından plastik bebeklere ya da büyük ekranlı bilgisayarlara, oyun konsollarına kadar çok değişik yapıda, işlevde ve boyutta olabilir. Oyuncaklar dünyanın bütün kültürlerinde ve tarihin her döneminde vardır. Çünkü çocuklar onları çok sever. Onlar da çocukların gelişimi açısından çok önemlidirler.

Oyun oynarken kullandığımız ve genellikle oynanmak için yapılmış şeylere oyuncak denir. Oyuncaklar basit bir dal ya da ip parçasından plastik bebeklere ya da büyük ekranlı bilgisayarlara, oyun konsollarına kadar çok değişik yapıda, işlevde ve boyutta olabilir. Oyuncaklar dünyanın bütün kültürlerinde ve tarihin her döneminde vardır. Çünkü çocuklar onları çok sever. Onlar da çocukların gelişimi açısından çok önemlidirler.

Büyürken çevremizdeki dünyayı, yaşamı ve ilişkileri öğrenmek açısından oyuncaklarla oynamak önemlidir. Bu nedenle her ülkede oyuncak bebekler, ayılar, arabalar gibi birbirine çok benzeyen birtakım oyuncaklar vardır. Ama bunlardan başka bir de bazı ülkelere özgü oyuncaklar bulunur. Tabii bunlar zamanla bütün dünyaya yayılmış olabilir. İşte, bunlardan bazıları…

ÇİN
diabolo mobil 2 Oyuncaklar Diabolo, Çin’deki en yaygın oyuncaklardan biridir. Onunla yalnızca çocuklar değil, gençler ve yetişkinler de oynar. Bu basit oyuncakla çok değişik akrobatik hareketler yapılabilir. Tek kişiyle oynandığı gibi iki kişiyle de oynanabilir.
MEKSİKA
maria mobil Oyuncaklar Meksika’nın Maria bez bebekleri ya da kısaca Maria’ları ülkenin simgesi gibidir. Çok değişik boyutlarda olabilirler. Bunlar ülkedeki en yaygın oyuncaktır. Artık turistik eşya olarak da dünyaya yayılmaya başlamıştır.
İTALYA
italya mobil Oyuncaklar İtalya’nın tahta arabaları güzel kokulu sedir ağacından yapılır. Sağlam ve dayanıklıdırlar. Çok iyi tasarımcılar tarafından yapılan arabaların görünüşleri son derece yalındır. Çocuklar büyüyüp birer yetişkin olduğunda bile bunlara bakmaktan, dokunmaktan, koklamaktan keyif alır ve bir an için güzel çocukluk anılarına geri döner.
MACARİSTAN
rubikup mobil Oyuncaklar

Görsel Kaynağı: gd_project / Shutterstock.com

1974’te Macar mimar Ernö Rubik’in icat ettiği üç boyutlu bu oyuncak Macaristan’da Sihirli Küp adıyla piyasaya sürüldü. 1980’den sonra bütün dünyaya hızla yayılan bu sıradışı oyuncak bugüne değin 350 milyondan çok satılmıştır.
DANİMARKA
lego mobil Oyuncaklar Bu oyuncağı büyük olasılıkla görmüşsünüzdür ya da belki sizlerde de vardır. Danimarka’nın sevilen oyun seti Lego, ilk olarak 1932’de bir marangozhanede üretilir. Çok basit bir mantığı olan bu oyuncak çocuklarca çok sevilir ve ülkede hızla yaygınlaşır. Sonra da ülke sınırlarının dışında ilgi görmeye başlar. Lego son elli yılda dünyada en çok oynanan oyuncaklardan biridir.

Oyuncakların Tarihi

Günümüzde bütün toplumlarda çocukların oynadığı birçok oyuncak olduğunu biliyoruz. Ancak oyuncaklar bugüne özgü nesneler değildir; onlar insanlığın her döneminde vardı. Arkeolojik kazılarda zaman zaman eski dönemlerden kalma oyuncaklar da ortaya çıkarılır.
Roma döneminden kalma oyuncak bebek

Roma döneminden kalma bir oyuncak bebek

Bu eski oyuncaklara bakıp biraz düşünürseniz, gerçekte onların günümüzdeki benzerlerinden çok da farklı olmadığını görürsünüz.

orta amerika kopek mobil Oyuncaklar Orta Amerika uygarlıkları tekerleği icat etmişlerdi ama onu günlük yaşamda kullanmazlardı. M.S. 100-200 arasında yapılmış ve oynanmış bu oyuncak köpekte olduğu gibi tekerlek yalnızca oyuncaklarda kullanılırdı.

Görsel kaynağı: Wikipedia
roman bebek mobil 4 Oyuncaklar
Yaklaşık 1900 yıl önce Romalı kız çocuklarının oynadığı bu fildişi bebek günümüz bebeklerine çok benziyor. Oynar uzuvlarıyla değişik şekiller verilebilen bebeğe sahibi kim bilir neler söyletiyor, onu nasıl konuşturuyordu?

Görsel kaynağı: Wikipedia
minos mobil Oyuncaklar
Antik dünyanın en görkemli uygarlıklarından biri Girit’teki Minos uygarlığıydı. Zatrikion adlı bu masa başı oyunu günümüzden 3.600 yıl önce (M.Ö. 1600 dolaylarında) başkent Knossos’ta oynanıyordu.

Görsel kaynağı: Wikipedia
indus mobil Oyuncaklar Eski İndüs Vadisi Kültürü’nden kalma tekerlekli öküzlerin çektiği bu oyuncak araba yaklaşık 4.000 yıllıktır.
senet mobil Oyuncaklar
Senet adlı tavlayı andıran bu oyun Eski Mısır’da çok yaygındı. M.Ö. 2.600’lü yıllardan (4.600 yıl öncesinden) kalma duvar resimlerinde bile senet oynayan Eski Mısırlılar görülür.
sopa mobil Oyuncaklar
Bilim insanları en eski oyuncakların doğada bulunan sopa, taş, çamur gibi maddelerden yapıldığını düşünmektedir. Hatta kısa süre önce ABD Ulusal Oyuncak Onur Listesi “sopa”yı en eski oyuncak ilan etti. Sopalarla yalnızca çocuklar değil hayvanlar da oynar. Günümüz çocukları düş güçlerini kullanarak basit bir sopayı ışın kılıcı, sihirbaz değneği ya da mızrak olarak kullanabilir. Bunu tahmin etmek zor değil; acaba binlerce yıl önce çocuklar sopalarla oynarken neler düşlüyordu?

Oyuncak Müzeleri

Eğer eskiden çocukların ne tür oyuncaklarla oynadığını merak ediyorsanız, o zaman bir oyuncak müzesini gezmelisiniz. Malezya’dan Amerika’ya İskoçya’dan Hindistan’a kadar dünyanın birçok ülkesinde onlarca oyuncak müzesi olduğu gibi Türkiye’de de çok güzel oyuncak müzeleri var. İstanbul’da (İstanbul Oyuncak Müzesi), Ankara’da (Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Oyuncak Müzesi,) Antalya’da (Antalya Oyuncak Müzesi), İzmir’de (İzmir Oyuncak Müzesi ile Musa Baran Oyun ve Oyuncak Müzesi) ve Gaziantep’te (Gaziantep Oyun ve Oyuncak Müzesi) bulunan oyuncak müzeleri sizi bekliyor.

Görsel Kaynağı: Ilker Murat Gurer / Shutterstock.com

Her çocuğun en sevdiği bazı oyuncakları vardır. Sizinkiler hangileri? Anne babanıza hatta büyükanne ve büyükbabanıza da sorun bakalım onların en sevdiği oyuncak hangisiymiş.

Harita
Koordinatları

Dünyamıza yönelik bilgi edinmenin en keyifli, en ilgi çekici ve kolay yollarından biri haritalara bakmaktır. Bir kentin haritası, bir ülkenin haritası ya da dünya haritası yalnızca çocuklar için değil, herkes için keyif verici bir öğrenme aracıdır.

Harita Koordinatları

Dünyamıza yönelik bilgi edinmenin en keyifli, en ilgi çekici ve kolay yollarından biri haritalara bakmaktır. Bir kentin haritası, bir ülkenin haritası ya da dünya haritası yalnızca çocuklar için değil, herkes için keyif verici bir öğrenme aracıdır.

Yeryüzünde belli sınırları olan çok geniş alanlara ülke denir. Bu sınırlar içindeki her şey o ülkeye aittir. Birleşmiş Milletler’e göre dünyada 197 ülke vardır. Yeryüzünde bir yeri anlatmak, göstermek istediğimizde kıtalardan ve ülkelerden söz ederiz. Örneğin, “Amazon Irmağı Güney Amerika kıtasındaki Brezilya’dadır” deriz.

guney amerika Harita Koordinatları

Brezilya ve Güney Amerika kıtası iyi bilinen yerlerdir. Amazon Irmağı da dünyanın en büyük birkaç ırmağından biridir. Yani onu bu şekilde göstermek, bilmeyen birine tarif etmek hiç de zor değildir. Eğer anlatmak, göstermek istediğimiz yer küçük bir kent, kasaba ya da köy olsaydı, ne yapardık? Tabii ki koordinat sisteminden yararlanırdık. Dünya üzerinde herhangi bir yeri bulmak ya da tarif etmek için insanlar yaklaşık iki bin yıldır haritalardaki coğrafi koordinat sistemini kullanır.

Koordinatlar

Arkadaşlarınızla buluşup sinemaya gideceksiniz. Tabii ki önce arkadaşlarınızdan buluşma noktasının ‘konumunu’ alırsınız. Eskiden olsa adresini ya da yol tarifini isterdiniz. Konum geldiğinde karşınıza caddelerin, sokakların ve belli başlı yerlerin görüldüğü minik bir harita parçası çıkar.

smartphone navigasyon Harita Koordinatları

Buluşma noktanız örneğin ‘‘Ataç Sokak ile Atatürk Bulvarı’nın kesiştiği köşe’’ şeklinde olabilir. Dünyanın bütün ülkelerinde adresleri göstermek için sokaklardan, caddelerden, bulvarlardan, meydanlardan vs yararlanılır. Çünkü bu sistem basittir ve insanların işini çok kolaylaştırır. Ne var ki kent dışına çıktığınızda ya da denizdeyken bir işe yaramaz. Bu nedenle yeryüzünde herhangi bir noktayı göstermek için gemiciler ve coğrafyacılar yaklaşık iki bin yıl önce geliştirilen bir sistemi kullanır: Coğrafi Koordinat Sistemi.

Bu sisteme göre Dünya’nın eşit aralıklı, birbirine dik yatay ve düşey çizgilerden oluşan hayali bir ızgarayla sarılı olduğu düşünülür. Bu çizgilerin başlangıçları ve aralarının ne kadar olduğu da herkes tarafından bilinir -yani bütün haritalarda vardır-.

MİNİ BİLGİ

İlk Koordinat Sistemi

Eratostene Harita KoordinatlarıBugün kullandığımız coğrafi koordinat sistemini ilk kez MÖ 3. yüzyılda Eski Yunan matematikçi, coğrafyacı ve gökbilimci Eratostenes kullandı.
Coğrafya biliminin kurucusu olarak kabul edilen Eratostenes, Dünya’nın çevresini ve eksen eğikliğini büyük bir doğrulukla hesaplayan ilk kişidir.

Eratostene Harita Koordinatları

Bugün kullandığımız coğrafi koordinat sistemini ilk kez MÖ 3. yüzyılda Eski Yunan matematikçi, coğrafyacı ve gökbilimci Eratostenes kullandı.
Coğrafya biliminin kurucusu olarak kabul edilen Eratostenes, Dünya’nın çevresini ve eksen eğikliğini büyük bir doğrulukla hesaplayan ilk kişidir.

Eratostenes’in koordinatlarıyla çizilen Dünya haritası.
Görsel kaynağı: Wikipedia

Resmi büyük görmek için üzerine dokunun

Yatay Çizgiler: Paraleller

Dünya’nın tam ortasından geçtiği varsayılan büyük çembere Ekvator adı verilir. Ekvator Dünya’yı iki yarım küreye ayırır: Kuzey Yarım Küre ve Güney Yarım Küre. Ekvator’a paralel olarak eşit aralıklarla yer aldığı varsayılan çemberlere paralel denir. Dünya (neredeyse) küre şeklinde olduğundan paraleller de farklı uzunlukta olur ve kutuplara doğru kısalırlar. Doğal olarak en uzun paralel Ekvator’dur. Ekvatora 0. paralel de denir. Paralellerin numaraları kutuplara doğru büyür. Kuzey Yarım Küre’de ve Güney Yarım Küre’de doksanar paralel bulunur. Yani toplam 180 paralel vardır. İki paralelin arası daima 111 kilometredir.

paraleller Harita Koordinatları

Düşey Çizgiler: Meridyenler

Bir kutuptan ötekine uzanan ve paralelleri dik kesen varsayımsal çizgilere meridyen denir. Çember 360°dir. Paraleller de birer çemberdir. Paralellerin her derecesinden bir meridyen geçer. Dolayısıyla 360 meridyen vardır. Nasıl paralellerin bir başlangıcı (Ekvator) varsa, meridyenlerin de bir başlangıcı vardır. Başlangıç meridyeni olarak İngiltere’de Londra yakınlarındaki Greenwich’te bulunan Kraliyet Gözlemevi’nden geçen meridyen kabul edilir. Başlangıç meridyeni Dünya’yı iki yarım küreye ayırır: Doğu Yarım Küre ve Batı Yarım Küre. Doğu Yarım Küre’de kalan 180 meridyene doğu meridyenleri, Batı Yarım Küre’de kalan 180 meridyene de batı meridyenleri denir. Dünya’nın kendi ekseninde dönüşünü 24 saatte (1.440 dakikada) tamamladığı ve çevresinin de 360 meridyen aralığından oluştuğu düşünülürse, ardışık iki meridyenin arasının (1.440 + 360 =) 4 dakika olduğu kolayca hesaplanır. Uzaklık olaraksa ardışık iki meridyenin arası yalnızca Ekvator’da 111 kilometredir. Bu uzaklık Ekvator’dan uzaklaştıkça azalır.

meridyenler Harita Koordinatları
guney amerika mobil Harita Koordinatları

MİNİ BİLGİ

Başlangıç Meridyeni

Çeşitli ülkelerin denizcilerinin kullandığı haritalarda 1800’lü yılların sonlarına kadar bir standart yoktu. Ekvator’un yeri denizciler için bir sorun oluşturmuyordu. Ama konu meridyenlere gelince iş karmaşıklaşıyordu. Hemen her ülke kendi başkentinden ya da bir kentinden geçen meridyeni 0. meridyeni olarak kabul ediyor, haritalarını da buna göre yapıyordu.

meridyen paris Harita Koordinatları

Başlangıç meridyenin Paris’ten geçtiği bir Fransız haritası.
Görsel kaynağı: Wikipedia

Böyle olunca denizciler yalnızca kendi ülkelerinde üretilen haritaları kullanabiliyordu. Bu sorunu çözmek amacıyla 1884’te ABD’nin başkenti Washington’da Uluslararası Meridyen Konferansı düzenlendi. İngiliz haritalarında, Londra yakınlarındaki Greenwich kasabasındaki gözlemevinden geçen meridyen başlangıç meridyeni olarak yer alıyordu. O dönemde dünya denizlerindeki gemilerin yarısından çoğunda da İngiliz haritaları kullanılıyordu. Bundan dolayı o konferansta Greenwich’ten geçen meridyen, ileride yapılacak tüm haritalar için başlangıç meridyeni olarak kabul edildi.

Greenwich Gözlemevi’nden geçen meridyenin İngiliz haritalarında başlangıç meridyeni olmasına 1851’de karar verildi. Fotoğrafta başlangıç meridyeninin geçtiği yere çekilmiş metal şerit görülüyor.

Soru

Önünüze bir Türkiye haritası açıp Ankara, İstanbul, İzmir’in ve yaşadığınız yer bu üç büyük kentimizden farklı bir yerse oranın da hangi meridyen ve paralel üzerinde olduğunu bulabilir misiniz?

Camın İçindeki Dünya
Teraryum

“Teraryum”u duymuş muydunuz? Duymadıysanız bile kesin görmüşsünüzdür; hani şu son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan, kavanoz ya da fanus içine konmuş bitkilerden söz ediyoruz. Haydi, basitçe akvaryumun bitkilisi ya da su yerine topraklısı diyelim! Peki, ne olduğunu ve nasıl yapıldığını öğrenmeye ne dersiniz?

İşe Kökten Başlayalım!

Teraryum, Latincede toprak anlamına gelen “terra” sözcüğünün, akvaryuma benzeyecek şekilde türetilmesiyle elde edilmiş bir sözcük. Bir ekosistemin cam bir fanus içinde yaşatılması anlamına geliyor. Bu ekosistem bitkilerin yanı sıra, bakterileri, böcekleri hatta sürüngenleri bile içerebiliyor. Tabii toprak, su ve hava olmazsa olmaz olan öğeler… Teraryum kavanoz büyüklüğünde bir cam kap da olabilir, fıçı iriliğinde kocaman bir fanus da. Ancak kabın camdan olması çok önemli, çünkü içindeki bitkinin beslenmek için fotosenteze, onun için de ışığa ihtiyacı var!
teraryum

Kapalısı Var, Açığı Var…

Teraryum, içinde yetiştirilecek bitkinin özelliklerine göre kapalı ya da açık olabilir. Nemli ortamı seven bitkiler için kapalı teraryumlar idealdir: İçine istenen bitkiler, toprak ve yeterince su konduktan sonra teraryumun kapağı kapatılır ve bu ekosistem tümüyle dış dünyadan yalıtılır. Su düzeyini kontrol etmek ve fazla nemi atmak için belli aralıklarla kapak açılabilir; yoksa yetersiz su ya da nemden kaynaklı küflenme bütün emekleri boşa çıkarabilir. Açık teraryumlarda içindeki bitkilerin rahat rahat hava almasını ve fazla nemi atmasını sağlayacak bir açıklık bulunur.
teraryum

Peki, İçinde Ne Var?

Ne yok ki! Yosunlar, eğreltiotları, fitonyalar, orkideler, bazı menekşeler ve birçok tropikal bitki türü, kapalı teraryumlarda yetiştirilebilir. Normalde evin içinde yetiştirmenin olanaksız olduğu tropik bitkiler, teraryumun sağlayacağı nemli ortam sayesinde şaşırtıcı bir şekilde hayatta kalabilir. Ancak gene de bitkilerin çoğu kapalı teraryumlardaki aşırı nemden pek hoşnut kalmazlar. Örneğin kaktüs, sukulent gibi kuru iklim bitkileri ancak açık teraryumlarda yetiştirilebilir. Teraryumun tabanına konacak malzemeler ve bunların sırası, bitkilerin çürümemesi için oldukça önemlidir.

teraryum üstten görünüyor

En Yaşlı Teraryum!

Dünyanın en yaşlı teraryumu acaba nerede ve kaç yaşında dersiniz? Söyleyelim: İngiltere’de ve tam 57 yaşında! Bu teraryumun sahibi David Latimer, “bakalım ne olacak?” diyerek 1960’ta başladığı deneyine yalnızca bir kez kısa bir ara vermiş. Ağzını sıkı sıkıya kapattığı dev cam fanusun içine 1972’de biraz su eklemiş, o kadar. Bunun dışında hiçbir müdahalede bulunmadan, evinin bir köşesinde tuttuğu bu teraryum, kendi başına, dış dünyayla hiçbir bağlantısı olmadan yaşayıp gitmiş…

en yaşlı teraryum ve david latimer

Teraryum Yapalım!

Aslında teraryum yapmak hiç de zor değil. Elinizde gerekli malzemeler varsa, şu an bile yapabilirsiniz. Ama zor bir yanı da var tabii; özen ve sabır gerektiriyor. En iyisi işe küçük çaplı bir denemeyle başlamak. Eğer hoşunuza giderse ve başarılı olursanız daha büyük cam kap içinde daha zengin bir teraryum yapabilirsiniz. Öncelikle neler lazım, bir bakalım…

Bir adet geniş ağızlı cam kavanoz

Geniş ağızlı olması önemli; çünkü geniş ağız, teraryumunuzun içine malzemeleri yerleştirirken işinizi kolaylaştırır. Kavanoz iyice yıkanmış ve temizlenmiş olmalı. Tabii bir de içindekilerin güzel görünmesi için saydam ve pürüzsüz olmalı. Etiketi çıkarılmış büyük boy salça kavanozları bu iş için idealdir!

 

Araç-gereç

Teraryumunuzu kurarken ve daha sonra bakımını yaparken gereksinim duyacağınız birtakım araç gereçler olacak. Maşa ya da uzun bir cımbız, kaşık, küçük kürek, huni, fısfıs, makas, çeşitli boylarda çubuklar ve eldiven, işlerinizi epey kolaylaştıracaktır.

teraryum araç gereci
teraryum içeriği ve yapımı
Bitkiler
Teraryumda yetiştireceğiniz bitkilerinizi, evinizin yakınındaki bahçe malzemeleri satan bir dükkândan alabilirsiniz. Seçeceğiniz bitkinin çok da fazla büyümeyen bir bitki olmasına özen gösterin; yoksa ne olacağını biliyorsunuz! Dükkândaki uzmandan bu konuda yardım isteyebilirsiniz.
Torf (yoksa iyice temizlenmiş toprak)
Torf, turba toprağı da denilen özel üretilmiş bir tür topraktır. Çiçeklere meraklı olanlar zaten bilir! Teraryumunuzdaki bitkilerin daha uzun ömürlü olması için torfu yeğlemelisiniz. Yoksa toprak içindeki bakteriler ve böcekler emeklerinizi boşa çıkarabilir.
Mangal kömürü (ya da aktif karbon)
Bakterileri ve küfü önlemek için gereklidir; ama çok küçük parçalara ayrılmış olması lazım. Teraryumun içindeki zararlı maddeleri toplayıp bitkilerinizin daha uzun ömürlü olması için bir koruyucu görevi yapacaktır. Mangal kömürü yerine akvaryumculardan aktif karbon da alabilirsiniz.
Kuru yosun (sphagnum)
Akvaryumcularda ve bitki malzemeleri satan dükkânlarda bulabilirsiniz. Çakıl taşlarıyla toprak arasındaki bu katman, süzgeç işlevi görür. Yukarıdan dökülen torf ya da toprağın, çakıl taşlarının arasına dolmasına engel olur.
Çakıl taşı
Deniz kenarından ya da bahçelerden topladığınız renkli çakıl taşları, kavanozun en altını dolduracak ve fazla suyun burada tutulmasını sağlayacaktır. Böylece bitkiler su içinde kalıp çürümeyecek, üstelik nemli bir ortam için gereken su da sağlanmış olacaktır.

Yukarıdaki malzemeleri dikkatle ve elimizdeki araç-gereçleri kullanarak sıralamaya geldi sıra.

Eldivenleri takarak işe başlayalım. Kavanozun en altına çakıl taşlarını yerleştirelim; ama doğrudan dökmek yerine kürek ya da kaşıkla usulca koyalım.

Çakıl taşlarının üzerine cımbız ya da maşayla kuru yosunu yerleştirelim. Onun üzerine de kömür parçacıklarını huniyle ince bir katman halinde yayalım.

Şimdi sıra torfa geldi. Küçük kürekle torfu döküp üstünde minik çukurlar oluşturalım. İşte, buralara bitkilerimizi dikeceğiz. Bitkiye zarar vermemek için cımbız, maşa ya da çubuk kullanalım.

Son olarak, sıra süslemeye geldi! Dilerseniz kuru dallar, yosunlar, renkli taşlar hatta artık kullanmadığınız küçük oyuncaklarla teraryumunuza dekoratif dokunuşlarda bulunabilirsiniz. Karar sizin… Bitkilerinizi diktikten sonra onlara fısfısla biraz su verin. Ne kadar su vermeniz gerektiği ve teraryumun kapağını kapatıp kapatmayacağınız, bitkinize göre değişir. Bunu internette yapacağınız küçük bir araştırmayla ya da bir uzmana sorarak öğrenebilirsiniz.

Kitap okumak güzeldir. Okurken hem yeni şeyler öğreniriz hem de düş gücümüzü çalıştırıp keyif alırız. Benzer duyguları haritalarla dolu bir atlasın sayfalarını karıştırırken de yaşarız. Haritalara bakmak çok eğlenceli, aynı zamanda çok da öğretici bir uğraştır. Tabii ki bakarken zaman zaman düş gücümüzü kullanıp değişik yerlere gittiğimiz de olur.

Bir atlasın başına oturup onu incelerken hiç farkında olmadan saatler geçebilir. Çünkü haritalar ilk bakışta göründüklerinden çok daha fazla bilgi içerir ve okuyanı hemen içine alır. Üzerlerindeki yazılardan başka çizgiler, harfler, simgeler ve renkler de aslında hep birtakım özel bilgileri anlatır.

Harita Nedir

Harita Nedir?

Yeryüzünün tamamının ya da yalnızca bir bölgesinin kuş bakışı görünüşünün ölçekli olarak (yani belli bir oranda küçülterek) düz bir yüzeye aktarılmış haline harita denir. Ama haritalarda ülke sınırları, sıcaklıklar, basınç gibi yeryüzünde görülmeyen bazı şeyler de bulunabilir. Haritalar kentimize, ülkemize, dünyamıza ilişkin bize ayrıntılı bilgi veren kılavuzlardır. Yeryüzünün değişik bölgelerinin taşıdığı benzer ve farklı özelliklerin farkına onlar sayesinde varırız. Öğrendikçe yeryüzüne bakışımız gelişir, genişler. Haritalarda, bilgi okunarak değil, görerek kavranır. Gerçekte haritalar simgesel resimlerdir. Üzerlerindeki her simgenin belli bir anlamı vardır. İlk bakışta görülenlerin yanı sıra, ele alınan bölgeye ilişkin daha başka birçok bilgi bu simgelerle anlatılır.
Harita Nedir

Haritalar genellikle düz yüzeylere yapılır; iki boyutludurlar. Ama bir de model küreler vardır. Model küreler küre biçiminde dünya haritalarıdır.

Harita Elemanları

Coğrafi haritalarda yeryüzünün fiziksel özelliklerinin yanı sıra, ülke sınırları, kentler, yer altı kaynakları, bitki örtüsü gibi çeşitli bilgiler verilebilir. Haritaların içerikleri farklı olabilir ama her haritada bulunan bazı temel öğeler de vardır. Bunlara harita elemanları da denir.

  • Başlık
  • Yön okları
  • Izgara sistemi
  • Ölçek
  • İşaretler tablosu, harita anahtarı ya da lejant
Harita Nedir

Başlık

Her haritada o haritanın hangi konuda hazırlandığını, amacını ve kapsamını belirten bir başlık bulunur. Bu başlık genellikle haritanın üst bölümünde ya da işaretler tablosunda olur.

Izgara Sistemi

Izgara sistemi aslında enlem ve boylam çizgileridir. Bunlar sayesinde haritadakilerin dünya üzerindeki konumu ve yeri anlaşılır.

Lejand

Her haritanın bir köşesinde -genellikle sağ alt köşede- o haritada kullanılan simgelerin ne anlama geldiğini açıklayan bir işaretler tablosu olur. Buna harita anahtarı ya da lejand da denir.

olcek Haritalar

Ölçek
Haritalarda yeryüzünün bir bölgesinin kâğıt üzerine aktarılması işlemi bire bir değil de küçültülerek yapılır. Yeryüzü şekillerinin haritaya aktarılması sırasında yapılan küçültmenin oranına ölçek denir. Bir haritanın ölçeği o haritanın, betimlediği bölgeden ne kadar küçük olduğunu gösterir. Ölçek genellikle iki şekilde gösterilir: Çizgi Ölçek ve Kesir Ölçek.

yon isareti Haritalar

Yön Okları
Haritaların köşelerinden birinde yönleri gösteren bir işaret mutlaka olur. Bu bir pusula simgesi ya da doğrudan yönleri gösteren oklar şeklinde olabilir. Böylece haritada gösterilenlerin birbirlerine göre hangi yönde olduğu anlaşılır.

Harita elemanlarından başka haritalarda yer alsa, iyi olacak iki öğe daha vardır. Ama bunlar her haritada bulunmayabilir. Bunlardan ilki tarihtir. Her haritanın bir köşesinde haritanın yapıldığı tarih belirtilmelidir. Çünkü tarih haritanın üzerindeki bilgilerin güncelliğine ilişkin fikir verir. İkincisi de hazırlayan kişinin ya da kurumun adıdır. Bu bilgi de haritanın güvenilirliğine ilişkin fikir verir.

yukseklik derinlik Haritalar
Yükseklik ve Derinlikler
Temel öğelerden başka her haritada yer almayan ama bazı haritalarda bulunan bir öğe daha vardır: Yükseklikler ve Derinlikler Çubuğu. Bazı haritaların alt köşelerinden birinde o haritada kullanılan renklerin hangi yükseklik ve derinliğe karşılık geldiğini gösteren renkli bir çubuk olur. başka her haritada yer almayan ama bazı haritalarda bulunan bir öğe daha vardır: Yükseklikler ve Derinlikler Çubuğu. Bazı haritaların alt köşelerinden birinde o haritada kullanılan renklerin hangi yükseklik ve derinliğe karşılık geldiğini gösteren renkli bir çubuk olur.

pusula Haritalar

Harita kullanarak bir yeri bulmaya çalışırken bu yön işareti büyük önem taşır. Genellikle bir pusula yardımıyla önce kuzey yönü saptanır, sonra da haritadaki kuzey işareti o yönü gösterecek şekilde harita çevrilir.

İşaretlerin Dili

İşaretlerin Dili

Büyük olasılıkla okuma yazmayı öğrendiğinizden beri yaşamınız çok değişmiştir. Örneğin eskiden anne babanızın size okuduğu kitapları artık kendiniz okuyorsunuzdur. Hatta okuma yazma bildiğiniz için birçok şeyi kendiniz yapmaya başlamışsınızdır. Peki, hiç düşündünüz mü? Nasıl oluyor da kâğıdın üzerine basılmış bazı şekiller bir araya geliyor ve bunları okuduğunuzda beyniniz bir anlam çıkarıyor? Örneğin bir önceki cümlede “beyin” sözcüğü geçti ve siz farkında olmasanız bile kafanızda bir beyin imgesi canlandı. Beynin şekli, görüntüsü ya da onunla ilgili hiçbir şeyle bir benzerliği olmayan b-e-y-i-n harfleri size apayrı bir şey düşündürttü.

Çünkü aslında yazı dediğimiz şey bir kodlamadır ve somut ya da soyut şeyleri dönüştürerek bir iletişim kanalı oluşturur. Gerçi bu dönüştürme işini insanlar çok uzun yıllardan, yazının bulunmasından çok daha önceki zamanlardan beri yapıyor. Tarih öncesi dönemlerde yaşayan insanlar duygularını, düşüncelerini ya da yaşadıklarını mağaraların duvarlarına yaptıkları resimlerle anlatıyorlardı. Örneğin vahşi hayvanların karşısında elinde mızrağıyla duran bir insan resmi “Bugün arkadaşımla ava gittiğimizde karşımıza kocaman dört hayvan çıktı. Mızrağımı kaldırdım ve onları kovalamaya başladım,” diye yazmaktan çok da farklı değildir.

isaretlerin dili 01 İşaretlerin Dili
isaretlerin dili 16 İşaretlerin Dili

Mağaraların duvarlarındaki resimler zamanla yazıya dönüşmüştür. İnsanlar duygu ve düşüncelerini bir yandan da yazıyla anlatmaya başlamıştır. Mısır hiyeroglifleri bu geçişi gözler önüne seren güzel bir örnektir. Fotoğrafta gördüğünüz dikilitaş, İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nı süsler. Üzerindeki resimler aslında bir tür yazıdır ve dikilitaşın buraya nasıl, neden ve kimin adına dikildiğini açıklar.

isaretlerin dili 14 İşaretlerin Dili

Şekillerin zamanla nasıl harflere ve dolayısıyla yazıya dönüştüğünün izini günümüzde kolaylıkla sürebileceğimiz bir dil var. Hem de dünyada en çok insanın konuştuğu dil. Evet, doğru tahmin ettiniz: Çince. Birçok dilden farklı olarak Çincede yazı karakterleri harfleri değil doğrudan nesneleri tanımlar. Yandaki tablonun ilk sütunu bu şekillerin orijinal hallerini gösterir. Satır boyunca sağa doğru ilerlediğimizde şeklin zaman içindeki değişimini görebiliriz. Örneğin ilk satırdaki şekil insan anlamına gelir. Nitekim tablonun en başındaki şekil de gerçekten bir insanı andırır. Zamanla şekil değişmiş ve en sonunda bugünkü halini almıştır.

isaretlerin dili 03 İşaretlerin Dili

Şekillerin zamanla nasıl harflere ve dolayısıyla yazıya dönüştüğünün izini günümüzde kolaylıkla sürebileceğimiz bir dil var. Hem de dünyada en çok insanın konuştuğu dil. Evet, doğru tahmin ettiniz: Çince. Birçok dilden farklı olarak Çincede yazı karakterleri harfleri değil doğrudan nesneleri tanımlar. Yandaki tablonun ilk sütunu bu şekillerin orijinal hallerini gösterir. Satır boyunca sağa doğru ilerlediğimizde şeklin zaman içindeki değişimini görebiliriz. Örneğin ilk satırdaki şekil insan anlamına gelir. Nitekim tablonun en başındaki şekil de gerçekten bir insanı andırır. Zamanla şekil değişmiş ve en sonunda bugünkü halini almıştır.

isaretlerin dili 03 İşaretlerin Dili

Elbette şekil ve işaretlerle kurduğumuz ilişki yalnızca yazı ve dillerle sınırlı değildir. Bugün yaşamlarımızın çok farklı bölümlerinde bu işaret dilinden sıklıkla yararlanıyoruz. Diyelim ki daha önce hiç bulunmadığınız bir yerdesiniz ve acilen tuvalete gitmeniz gerekti. Hiç kimseye sormanıza bile gerek olmadan tuvalet işaretini izleyerek yolunuzu bulabilir sonra da kapının üzerindeki işaretlere bakarak hangi tuvaleti kullanmanız gerektiğini anlayabilirsiniz.

isaretlerin dili 19 İşaretlerin Dili
isaretlerin dili 20 İşaretlerin Dili

Çoğu zaman işaretler sözcüklerle uzun uzun anlatılması gereken istekleri, kuralları ya da durumları yalnızca basit bir şekille anlatıverir. Cep telefonu kullanılmaması gereken, yüksek sesle konuşmanın yasak olduğu ya da elinizdeki dondurmayla girmemeniz gereken yerleri size çok basit bir şekilde gösterirler.

isaretlerin dili 07 İşaretlerin Dili
isaretlerin dili 18 İşaretlerin Dili

Düşünsenize, ya trafik işaretleri olmasaydı. Yol kenarlarında sürücülere, yayalara ya da yolculara yönelik mesajlar yazıyla iletilseydi. İleride bir okul olduğu için yavaşlanması gerektiğini söyleyecek bir tabelayı sürücü nasıl okuyacaktı? Yazıyı okumak için tabelaya çok yaklaşması gerekecekti. Ayrıca bunu yaparken bir süreliğine de olsa dikkatini yoldan ayıracaktı.

İşaretler ya da simgeler hiç düşünmediğimiz zaman ve yerlerde bile sürekli karşımıza çıkar. Bir arabanın ön ve arkasında yanıp sönen sinyal lambalarını gördüğümüzde aracın sağa ya da sola döneceğini anlarız. Trafikte yeşil ışıkta geçmemiz, kırmızı ışıkta durmamız gerektiğini biliriz.

isaretlerin dili 08 İşaretlerin Dili

Biraz düşününce işaretlerin yaşamlarımızın ayrılmaz birer parçası olduğunu daha iyi anlıyor insan. İşte, işaretlerin vazgeçilmez olduğu bir alan daha, bilgisayar ve özellikle de internet. Bir düşünün, bilgisayar ekranında ne kadar çok işaretle karşılaşıyorsunuz. Çoğu zaman ekranda hiçbir yazılı bilgi olmadan bile nereye tıkladığınızda bir pencereyi kapayabileceğinizi, nereye basarsanız internete bağlanabileceğinizi size hep işaretler söylüyor. Yandaki şeklin olduğu yerde artık hemen hemen herkes kablosuz ağa erişim olanağı bulunduğunu biliyor.

Biraz düşününce işaretlerin yaşamlarımızın ayrılmaz birer parçası olduğunu daha iyi anlıyor insan. İşte, işaretlerin vazgeçilmez olduğu bir alan daha, bilgisayar ve özellikle de internet. Bir düşünün, bilgisayar ekranında ne kadar çok işaretle karşılaşıyorsunuz. Çoğu zaman ekranda hiçbir yazılı bilgi olmadan bile nereye tıkladığınızda bir pencereyi kapayabileceğinizi, nereye basarsanız internete bağlanabileceğinizi size hep işaretler söylüyor. Aşağıdaki şeklin olduğu yerde artık hemen hemen herkes kablosuz ağa erişim olanağı bulunduğunu biliyor.

isaretlerin dili 11 İşaretlerin Dili
isaretlerin dili 10 İşaretlerin Dili
Kullandığımız bilgisayarlarda, tabletlerde ya da cep telefonlarında yer alan pek çok işaret artık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir.
isaretlerin dili 19 İşaretlerin Dili
Kullandığımız bilgisayarlarda, tabletlerde ya da cep telefonlarında yer alan pek çok işaret artık günlük yaşamımızın bir parçası haline gelmiştir.

İşaretlerin sıklıkla kullanıldığı bir başka alansa denizciliktir. Büyük ya da küçük tüm deniz taşıtları durumlarını belli eden işaret, bayrak ya da flamalar kullanmak zorundadırlar. Açıkta demirlemiş bir tekne, acil yardıma gereksinimi olan bir deniz taşıtı, hatta arızalı olduğu için başı boş sürüklenen bir geminin bile durumunu anlatacağı özel işaret ve görüntüler vardır. Denizciler arasında neredeyse bütünüyle farklı bir dil oluşmuştur. Bayraklarla simgelenen harflerden oluşan bir alfabe de vardır. Bu, tıpkı telgraflarda kullanılan, çizgi ve noktalardan oluşan Mors Alfabesi gibi bütünüyle özel bir alfabedir.

isaretlerin dili 15 İşaretlerin Dili
isaretlerin dili 13 İşaretlerin Dili
isaretlerin dili 21 İşaretlerin Dili

Göğü Delen Binalar:​ Gökdelenler

İnsanlar tarih boyunca hep büyük ve yüksek yapılar yapmanın peşinde koşmuştur. Kimileri bunu ne kadar güçlü olduklarını göstermek için, kimileri kendilerini korumak için, kimileri de dinsel ya da politik nedenlerle yapmıştır. İnsanlar büyük binalar, hatta devasa binalar yapmayı günümüzde de sürdürüyor. Bu alanda yeni rekorlar da kırılıyor. Tabii ki günümüzde gökdelen yapımındaki temel güdü ekonomi. Gelin insanların günümüze kadar yaptığı büyük yapılara şöyle bir göz atalım.

Sayfadaki resimleri büyük görmek için üzerlerine tıklayabilirsiniz.

Mezopotamya’nın Zigguratları

Zigguratlar başta Sümerler ve Babilliler olmak üzere Mezopotamyadaki birçok halk tarafından binlerce yıl boyunca inşa edilmiş büyük tapınaklardır. Sümerlerin zigguratları yaklaşık 30 metre yüksekliğinde çok geniş ve büyük yapılardı. Güneşte pişirilmiş tuğlalardan yapılırdı.
gokdelenler bulut 03 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 01 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler

Eski Mısır’ın Dev Piramitleri​

Büyük mimari yapıtlar ortaya koyma konusunda Eski Mısırlılar çok ileri gitmişti. Tanrıları için dev heykeller, dev tapınaklar yaptılar. Kuşkusuz yaptıkları en büyük yapılar piramitlerdi. Gize’deki Büyük Piramit’i MÖ 2570’te tamamladıklarında yüksekliği 146 metreydi. Piramit, dikdörtgen pirizma şeklinde kesilmiş, 2500 kilo ağırlığındaki çok büyük kaya bloklarından yapılmıştı. Gelmiş geçmiş insan yapımı en yüksek yapı oldu ve bu özelliğini tam 3881 yıl boyunca korudu.
gokdelenler bulut 03 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 01 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler 03 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler

Lincoln Katedrali​

Yapımına 1072’de başlanan İngiltere’nin Lincoln kentindeki Lincoln Katedrali 1311’de tamamlandığında tam 160 metre yüksekliğindeydi. Kireçtaşından yapılan katedral, Büyük Piramit’in elinden aldığı bu rekoru 1539’a kadar tam 238 yıl korudu. O tarihte en yüksek kulesi yıkıldığı ve bir daha da onarılmadığı için unvanını kaybetti. Bu unvan 1884’e kadar Avrupa’daki çeşitli kilise ve katedrallerde dolaştı.
gokdelenler bulut 03 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 01 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler 04 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler

Washington Anıtı

1884’te insan yapımı en yüksek yapı unvanı ABD’de Washington’daki Washington Anıtı’na geçti. Dünyanın en yüksek dikilitaşı olan bu anıt ülkenin ilk başkanı George Washington’ın anısına yapılmıştır ve 169 metre yüksekliğindedir.
gokdelenler bulut 03 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 01 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler bulut 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler 05 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler

Eiffel Kulesi​​​

Yapımına 1887’de başlanan ve 1889’da tamamlanan Eiffel Kulesi o güne kadar insanların yaptığı her şeyden daha yüksekti. Bittiğinde yüksekliği tam 300 metreydi. En yüksek yapı olma unvanını 41 yıl koruyan bu görkemli yapı o günden beri de Fransa’nın simgesi haline gelmiştir.
gokdelenler bulut 06 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler 06 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler

En Kısa Süreli Rekortmen:
Chrysler Binası

Gelişen inşaat teknolojisi ve güvenli asansörün icadıyla birlikte 1900’lü yılların başında yüksek binaların önü açıldı. ABD’de New York’taki Chrysler Binası 1930’da tamamlandığında 319 metre yüksekliğiyle Eiffel’in rekorunu elinden aldı. Ne var ki rekortmenliği pek kısa sürdü.
gokdelenler bulut 05 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler 07 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
Görsel Kaynağı: Jozsef Bagota / shutterstock.com

Empire State Binası

Chrysler Binası’nın açılışından yalnızca 11 ay sonra 1931’de yine New York’ta bir başka gökdelenin Empire State Binası’nın açılışı yapıldı. Bu gökdelen 381 metre yüksekliğiyle rekoru Chrysler Binası’ndan aldı ve tam 39 yıl boyunca kimseye kaptırmadı.
gokdelenler bulut 07 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
gokdelenler 08 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
Görsel Kaynağı: Jozsef Bagota / Shutterstock.com

Amerika’dan Asya’ya​

En yüksek gökdelenler uzunca bir süre hep ABD’de yapıldı. 1970’te New York’ta açılan Dünya Ticaret Merkezi’nin ikiz binaları 417 metre yüksekliğindeydi. Böylece İkizler rekoru, Empire State Binası’nın elinden aldı. Ne var ki yalnızca üç yıl sonra Chicago’da açılan Sears/Willis Kulesi 442 metre yüksekliğiyle yeni rekortmen oldu. ABD’nin rekortmen binaları bu üstünlüklerini 25 yıl daha sürdürdüler. 1998’de Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da açılan Petronas Kuleleri 452 metreyle en yüksek gökdelen unvanını Asya kıtasına taşıdı.
gokdelenler petronas 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
Petronas Kuleleri 452 metre yüksekliğindedir.
Günümüzde dünyanın en yüksek 100 binasından 60’ı Asya’da yer alıyor. Bunlardan 24’ü Çin’de. Gökdelenlerin doğduğu ülke ABD’de ilk yüze giren yalnızca 4 gökdelen bulunuyor.
gokdelenler sangay 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
Dünyanın en yüksek ikinci binası Şangay Kulesi 632 metredir.
Görsel Kaynağı: Pavel L Photo and Video / Shutterstock.com
gokdelenler mekke 02 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
Üçüncü olan Mekke Kraliyet Saat Kulesi de 601 metre yüksekliğindedir.
Görsel Kaynağı: Abrar Sharif / Shutterstock.com

Burç Halife

Şu an için dünyanın en yüksek binası Birleşik Arap Emirlikleri’nde Dubai’deki Burç Halife’dir. 163 katlı gökdelen 828 metre yüksekliğindedir. Tepesinden bırakılan bir nesnenin yere düşmesi 20 saniye sürer. 1 Ocak 2010’da açılan bina en yakın takipçisinden (Şangay Kulesi) 196 metre daha yüksektir.
gokdelenler bulut 07 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
burc halifa 2023 Göğü Delen Binalar: Gökdelenler
Görsel Kaynağı: Jozsef Bagota / Shutterstock.com

İstanbul’un Gökdelenleri

İstanbul Türkiye’nin en büyük kentidir. Burada 1960’lı yıllardan beri yüksek binalar yapılıyor. Yeni binaların yükseklikleri de sürekli artıyor. Dünyada 40 katın üzerinde katı olan ve yüksekliği yaklaşık 150 metreden yüksek binalara gökdelen deniyor. Bu tanımlamaya göre şu anda İstanbul’da 50 dolayında gökdelen var. En yükseği de Skyland İstanbul ikiz binalarıdır. Bunlar 284 metre yükseklikleriyle Avrupa’nın şimdilik onuncu yüksek gökdelenleridir.

j v 2023 Jules Verne'nin Renkli DünyasıSalgının sonu göründü gibi… Ama yine de okulumuza ve arkadaşlarımıza kavuşmamıza biraz daha zaman var. Evde oynanan oyunlar, tablet, bilgisayar… hepsi bir yere kadar. Bizi alıp götürecek, hortum gibi içine çekecek kitaplar olsa keşke… E, aslında var zaten! Hem de yüz elli yıldır! Jules Verne (Jul Vern diye okunur), anlattığı serüven dolu öyküler, zamana meydan okuyan capcanlı kahramanlarıyla bizi renkli dünyasına çağırıyor. Üstelik yaşamı da en az yazdıkları kadar renkli ve şaşırtıcı!

Jules Verne’in Sıradışı Yaşamı

1828’de Fransa’da, Atlas Okyanusu’na dökülen Loire ırmağı kıyısındaki Nantes’da dünyaya gelen Jules Verne, çocukluğunu limana girip çıkan gemilere bakıp düş kurarak geçirdi. Daha 12 yaşındayken bir gemiye atlayıp evden kaçmaya hazırlanırken yakayı ele veren küçük Jules, hayaller ve yolculuklarla dolu bir yaşam süreceğinin ilk işaretlerini veriyordu. Büyüdüğünde hukuk öğrenimi için Paris’e gitse de asıl tutkusu yazmaktı. Daha 10’lu yaşlarındayken kısa öyküler ve şiirler yazıyordu bile…
Jules Verne
Görsel kaynağı: Wikipedia
Jules Verne
Jules Verne ve eşi.
Görsel kaynağı: Wikipedia
Ünlü bir avukat olan babası oğlunun da aynı mesleği yapmasını umarken Jules’ün aklı fikri edebiyattaydı. Bu duruma canı sıkılan babası ona verdiği maddi desteği kesince Jules de yazarlıktan para kazanmaya karar verdi. 1850’li yıllarda ilk yazıları yayımlanmaya başladı. Bu sırada bazı ünlü gezginlerle tanışmaya ve daha önemlisi ilk kez Fransa dışına yolculuklara çıkmaya da başladı. Önce İngiltere’ye, ardından İskandinavya’ya gitti. Hem kendi gezilerinin hem de başka gezginlerle yaptığı sohbetlerin ona verdiği esinin meyveleri, pek yakında kitaplarında kendisini göstermeye başlayacaktı.
Jules Verne bir yandan da bilim ve teknolojideki gelişmeleri yakından izliyor, gökbilim, yerbilim, coğrafya ve fizik gibi alanlardaki yayınları çıkar çıkmaz okuyordu. O yıllarda bir sıcak hava balonu yapmaya çalışan Felix Nadar ile tanıştı. Ondan aldığı teknik bilgilerle kendi düş gücünü harmanlayarak yazdığı Balonla Beş Hafta adlı romanı 1863’te yayınlanınca büyük bir ilgi gördü. Artık Jules Verne’in önü açılmıştı. Sırada bilim, keşif ve yolculuk dolu birçok yeni kitap vardı: Dünya’nın Merkezine Yolculuk, Ay’a Yolculuk, Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Seksen Günde Dünya Turu ve daha niceleri…
balon Jules Verne'nin Renkli Dünyası
Jules Verne yaşamının sonraki yıllarında Amerika’ya, Avrupa’daki başka ülkelere ve Afrika’ya da gitti. Gidip gördüğü kentler, içinden geçtiği doğal yaşam, aştığı denizler, kitaplarına esin kaynağı olmayı sürdürdü. İlerleyen yaşlarında, yaşamını sürdürdüğü Amiens’deki belediye meclisine girdi, hatta Belediye Sirki’ni de 1889’da o kurdu. Jules Verne, 24 Mart 1905’te, 77 yaşında, aynı kentte hayata gözlerini yumdu. Şimdi Amiens’te Jules Verne’i ve yapıtlarını yaşatan bir müze de var.
j verne 05 Jules Verne'nin Renkli Dünyası
Jules Verne’in adını taşıyan Amiens’deki sirk.
Görsel kaynağı: Kiev.Victor / Shutterstock.com
j verne 04 Jules Verne'nin Renkli Dünyası
Jules Verne’in Fransa’daki mezarında yazarın bu ilginç heykeli yer alır.
Görsel kaynağı: Wikipedia

Serüven Dolu Romanlar

Jules Verne başka hangi ülkelere gitti? Acaba Türkiye’ye de gelmiş miydi? Peki, nerelerde yaşadı? Gördüğü yerler, tanıştığı insanlar, yaşadığı dönemdeki buluşlar onun yapıtlarına nasıl sızdı? Onun öngördüğü şeylerden hangileri günümüzde gerçekleşti? Bu sorulara yanıt bulmak için en iyi yol, Jules Verne’in kitaplarını okumak… Üstelik her kitabı birbirinden sürükleyici serüvenlerle dolu! Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından da yayınlanan bu kitapları bir an önce okumak için buraya bir göz atmanızda yarar var.

Geleceği Gören Kitaplar!

Jules Verne’in ilk kez 1800’lü yıllarda yayımlanan ve hemen başka dillere de çevrilen birçok kitabı, adeta geleceği gören birer sihirli küreydi! Sıcak hava balonu, roket, denizaltı, helikopter, elektrik motoru ve daha birçok şey henüz icat edilmemişken ya da yeni ortaya çıkmışken Jules Verne’in kitaplarında yer bulmuştu. 19. yüzyılda hızla ilerleyen bilim ve teknoloji herkes gibi Jules Verne’i de etkiliyordu. Kendine özgü yazım tarzıyla öncü bir bilimkurgu yazarı olan Verne’in yapıtlarına bu yeni buluşlar ve kendi öngördükleri doğal olarak sızıyordu.
jules verne 05 2 Jules Verne'nin Renkli Dünyası
jules denizalti 3 Jules Verne'nin Renkli Dünyası
Fransız fotoğrafçı ve yazar Felix Nadar’ın geliştirdiği sıcak hava balonu Balonla Beş Hafta’da, İngiliz mucit Robert Fulton tarafından geliştirilen denizaltı da Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ta (Nautilus adıyla) karşımıza çıkar. Ancak 1969’da gerçeğe dönüşen Ay’a ulaşma hayali de Ay’a Yolculuk ve Ay’ın Çevresinde romanlarında 1860’lı yıllarda okurlarıyla buluşur. Ne ilginçtir ki adını 20. Yüzyılda Paris koyduğu ve kentin geleceğine yer verdiği kitabı, ilk yazıldığı dönemde çok karamsar bulunup yayınlanmayınca bir sandıkta yıllarca beklemiş ve 1994’te yayımlandığında Jules Verne’in birçok öngörüsünün yine şaşırtıcı bir şekilde gerçekleştiği ortaya çıkmıştır.

1 Temmuz 1911’de Kandilli Rasathanesi’nde sürekli ve sistemli meteoroloji ölçümlerine başlandı.

 

neler oldu 2020 temmuz 01 1 Temmuz

 

Haziran 1910’da Türkiye’de astronomi ve jeofizik çalışmalarının öncülerinden Fatin Gökmen yeni kurulacak rasathanenin müdürlüğüne getirildi. Fatin Bey ve ekibi, Kandilli Rasathanesi’nde 1 Temmuz 1911’den itibaren sürekli ve sistemli meteoroloji ölçüm ve kayıtlarına başladı. Uluslararası kabul edilen 7, 14 ve 21 saatlerinde günlük gözlemler yapıldı, deftere kaydedildi ve gerekli yerlere bildirildi.

AYIN TAMAMI