ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Ağız

Böceklerin çeşitli ağız yapıları vardır. Kimilerinde bu yabanarısında olduğu gibi güçlü çeneler bulunur. Bunlarla yiyecekleri koparıp parçalarlar. Bazı böceklerin ağız yapıları sıvıları emecek şekilde gelişmiştir.

Gözler

Gözler böceklerin bedeninin büyük bir bölümünü oluşturur. Onların büyük bileşik gözleri, insan gözünden farklı çalışır. Gözlerinde bizdeki gibi tek bir mercek yerine binlerce küçük mercek bulunur. Böcekler hareketi çok rahat algılarken ince ayrıntıları seçemezler.

Antenler

Böceklerin uzun antenleri, kokuları algılamalarına yarar. Bazıları öylesine duyarlı olur ki kilometrelerce ötedeki kokuları alabilir.
Pençeler

Böcek bacaklarının ucunda keskin pençeler bulunur. Bunlar sayesinde çeşitli yüzeylere kolayca tutunabilirler, asılabilirler ve avlarını kavrayabilirler. Bazı böceklerde pençenin yanı sıra, yapışkan bir yumuşak bölüm de olur.
İğne

Böcekler zararsızdır ama tehlike anında bazıları ısırabilir, bazıları da sokabilir. Özellikle arıların iğnelerinde düşman böceği öldürebilecek dozda zehir de bulunur. Düşman bir başka hayvansa bu zehir ona oldukça acı verir.
Böcek Kanatları

Böceklerin büyük bölümünde bir ya da iki çift kanat bulunur. Böcekler yaklaşık 325 milyon yıl önce ilk uçan kara hayvanları olmuşlardır. Uçma becerileri sayesinde tehlikelerden sakındılar ve yeni yaşam alanları buldular. Bu kadar başarılı bir hayvan grubu olmalarında kanatların çok büyük payı vardır.
Böceklerin Kemikleri
Böceklerin ne bedenlerine destek olan omurgaları ne de iç organlarını koruyan kemikleri vardır. Onlarda daha farklı bir korunma ve destek mekanizması bulunur. Buna "dış iskelet" denir. Dış iskeleti böceği saran bir kabuk gibi düşünebilirsiniz. Ama bu kabuk sert ve dayanıklı olduğu kadar esnektir de. Böcekleri hem korur hem de rahatça hareket etmelerine olanak tanır.

Ağız

Böceklerin çeşitli ağız yapıları vardır. Kimilerinde bu yabanarısında olduğu gibi güçlü çeneler bulunur. Bunlarla yiyecekleri koparıp parçalarlar. Bazı böceklerin ağız yapıları sıvıları emecek şekilde gelişmiştir.

Gözler

Gözler böceklerin bedeninin büyük bir bölümünü oluşturur. Onların büyük bileşik gözleri, insan gözünden farklı çalışır. Gözlerinde bizdeki gibi tek bir mercek yerine binlerce küçük mercek bulunur. Böcekler hareketi çok rahat algılarken ince ayrıntıları seçemezler.

Antenler

Böceklerin uzun antenleri, kokuları algılamalarına yarar. Bazıları öylesine duyarlı olur ki kilometrelerce ötedeki kokuları alabilir.
Pençeler

Böcek bacaklarının ucunda keskin pençeler bulunur. Bunlar sayesinde çeşitli yüzeylere kolayca tutunabilirler, asılabilirler ve avlarını kavrayabilirler. Bazı böceklerde pençenin yanı sıra, yapışkan bir yumuşak bölüm de olur.
İğne

Böcekler zararsızdır ama tehlike anında bazıları ısırabilir, bazıları da sokabilir. Özellikle arıların iğnelerinde düşman böceği öldürebilecek dozda zehir de bulunur. Düşman bir başka hayvansa bu zehir ona oldukça acı verir.
Böcek Kanatları

Böceklerin büyük bölümünde bir ya da iki çift kanat bulunur. Böcekler yaklaşık 325 milyon yıl önce ilk uçan kara hayvanları olmuşlardır. Uçma becerileri sayesinde tehlikelerden sakındılar ve yeni yaşam alanları buldular. Bu kadar başarılı bir hayvan grubu olmalarında kanatların çok büyük payı vardır.
Böceklerin Kemikleri
Böceklerin ne bedenlerine destek olan omurgaları ne de iç organlarını koruyan kemikleri vardır. Onlarda daha farklı bir korunma ve destek mekanizması bulunur. Buna “dış iskelet” denir. Dış iskeleti böceği saran bir kabuk gibi düşünebilirsiniz. Ama bu kabuk sert ve dayanıklı olduğu kadar esnektir de. Böcekleri hem korur hem de rahatça hareket etmelerine olanak tanır.












Christmas Adası’ndaki kırmızı yengeçler koruma altındadır.
Enerji israfından kaçınabiliriz. Evimizin yalıtımını güçlendirebilir, elektrik, su ve doğalgaz tüketimimizi azaltmaya çalışabiliriz. Yenilenebilir enerji kullanmaya çalışabiliriz.
Gereksiz ve aşırı tüketimden kaçınabiliriz. Alışverişlerimizde uzak bölgelerde ya da ülkelerde üretilen ürünlerin yerine yerel üreticilerin ürünlerini tercih edebiliriz.
Kısa mesafelerde taşıt kullanmak yerine bisiklete binebilir ya da yürüyebiliriz. Uzun mesafelerde de toplu taşımaya öncelik verebiliriz.
Evsel atıklarımızı azaltmaya çalışabiliriz.
Yeşil alanları koruyabiliriz; hatta kendimiz ağaç dikebiliriz.
Denizlerin akciğerleri yani oksijen deposu deniz çayırlarıdır. Deniz çayırları, karada yaşayan çiçekli bitkilerin denizde yaşayan şeklidir. Bilimsel araştırmalara göre, karadaki bütün bitkilerin atasıdır. Deniz çayırları tıpkı karadaki çiçekli bitkiler gibi kök, gövde ve yapraktan oluşur. Deniz tabanında uzanan köklerinden beslenir, çiçekli bitki olduğu için denizin içinde ilkbaharda çiçek açar ve meyve verir.
Denizde yaşayan canlılar için çok önemli olan deniz çayırları, etrafındaki birçok canlıya yaşam alanı sağlar. Deniz çayırlarının olduğu denizlerde, tüm canlılar için temiz ve sağlıklı bir yaşam var demektir.

Ülkemiz denizlerinde 4 tür deniz çayırı yaşamaktadır. Bunlardan Posidonia oceanica Akdeniz ve Ege’ de, nadiren de Marmara’da görülür. Diğer 3 tür ise Cymodocea nodosa, Zostera marina, Zostera noltei tüm denizlerimizde (Akdeniz, Ege, Marmara, Karadeniz) yaşar.
Dünyada sadece Akdeniz’de yaşayan ve halk arasında “erişte” olarak da bilinen Posidonia oceanica deniz çayırlarının faydalarına gelin hep birlikte bakalım:




Güney Amerika’da yer alan Amazon Yağmur Ormanı, 5,3 milyon kilometrekare yüzölçümüyle dünyanın en büyük tropikal yağmur ormanıdır. Güney Amerika kıtasının yaklaşık üçte birini kaplar.
Amazon Yağmur Ormanı o kadar büyüktür ki eğer böyle bir ülke olsaydı, dünyanın en büyük 7. ülkesi olurdu.
Amazon genelinde her yıl, ortalama metrekareye 2.700 milimetre yağış olur. Türkiye ortalaması metrekare başı 534 milimetredir.
Ortalama sıcaklık 27 derecedir ve nem oranı da yüzde 90 dolayındadır.

























































Fosilleri inceleyerek yeryüzündeki yaşamın tarihini araştıran bilim insanlarına paleontolog denir.
Kemiklerden, kabuklardan ya da yapraklardan oluşan beden fosilleri.
Bu dinozor ayak izleri ve taşlaşmış yumurtalar, iz fosillere güzel birer örnek oluşturur.















Uzun bacakları ve boynuyla sıra dışı bir görünüşü olan devekuşuysa yaşayan en büyük (ama uçamayan) kuş türüdür. Devekuşlarının ağırlıkları 63-130 kilogram arasında değişir. Uçamazlar ama saatte 74 kilometre hızla koşabilirler. Kuşlar arasında en büyük yumurtayı da devekuşları yumurtlar.








Kuşları seviyorsanız, onları izlemekten ve ötüşlerini dinlemekten keyif alıyorsanız, içinizde gizli bir kuş gözlemcisi var demektir. Kuş gözlemciliğine başlamak için bir çift göz ve iyi işiten bir çift kulak yeterlidir.
Kuşları gözlemek ve seslerini duymak için çok uzaklara gitmenize gerek yok. Kuş gözlemleye pencerenizden dışarı bakarak başlayabilirsiniz. Sonra yakınınızdaki parklara ve bahçelere giderek gördüğünüz kuş sayısını ve kuşlara ilişkin bilgilerinizi artırabilirsiniz.
Daha sonra da kentinize yakın koru, orman ya da göl kenarlarına giderek daha da çok kuşu görebilirsiniz. Ormanlar, kuşların en yoğun bulunduğu alanlardan biridir. Ancak ormanlarda kuşları izlemek hiç kolay değildir. Ağaçların dalları ve binlerce yaprak onları görmenizi zorlaştırır hatta engeller. Kuşlara yaklaşmak oldukça zordur. Onların kulakları ve gözleri bizimkilerden çok daha duyarlıdır. Bu nedenle bir dürbün kuşları yakından görmeniz için çok işinize yarar.

Kuş gözlemciliğinin ilk ve en önemli kuralı kuşlara, onların yaşam alanlarına ve doğaya zarar vermemektir.



Kuş gözlemi yaparken kuş fotoğrafları çekebilir, onların resmini yapabilir, hatta bilimsel araştırmalara katkıda bulunabilirsiniz.

Gözlemi kaydetmek çok önemlidir. Bu nedenle her kuş gözlemcisinin bir de küçük bir kayıt defteri ve birkaç kalemi olması gerekir. Bu deftere görülen kuş türleri, kuş gözleminin yapıldığı zaman ve yer, gözlemi yapan kişilerin adları yazılır. Gözlemlenen kuşun büyüklüğü, gaga şekli, kuyruk uzunluğu, tüy özellikleri, ayakları, ötüşü, uçuş şekli gibi bilgiler not edilir. Bilinmeyen bir kuş görüldüğünde eğer çizilebilirse, çok daha iyi olur.




Yüzyıllar boyunca Uzakdoğu’dan Avrupa’ya İpek Yolu üzerinden taşınan pahalı bir kumaş türüdür ipek… Yumuşacık dokusu, koku tutmaması ve alerji yapmaması onu zenginlerin, hatta kralların, şahların, padişahların gözdesi yapmış. Bu kumaşın hammaddesini üreten ipek böcekleri de özenle yetiştirilmiş. Bakın, bu ilginç hayvanlar bu işi nasıl yapıyorlar…
İpek böceği kelebeği, yaşamının sonunda her biri susam büyüklüğünde 500 kadar yumurta yapar ve sonra da ölür. Bu yumurtalardan çıkan küçük tırtıllar yeni ipek böcekleridir. Artık kendi başlarının çaresine bakmak zorundadırlar.

İki hafta sonunda yumurtadan çıkıp gözlerini dünyaya açan bazı ipek böcekleriyse, kendilerini bir dut yaprağı denizinde bulurlar. İpek üreticilerinin hazırladığı bu ortam, onlar için adeta bir cennettir!
Neden mi? Çünkü ipek böcekleri dut yaprağına bayılırlar. Hatta 7 gün 24 saat sürekli dut yaprağı yerler. O kadar çok yerler ki bir ay kadar sonra ağırlıkları on bin kat artar! Bu süreçte kabuk değiştirirler, renkleri açılır, tüyleri kaybolur ve boyları 7-8 santimetreyi bulur.

Karnını yeterince doyuran bir ipek böceği, bu aşırı beslenmeyle kazandığı enerjiyi koza örmek için kullanmaya başlar. Ağızlarından salgıladıkları yapışkan sıvıyla kendi çevrelerinde bir ağ örerler.
Üç ila sekiz gün içinde koza örme işlemi tamamlanır ve ipek böcekleri bu kozanın içinde başkalaşım geçirirler. Yaklaşık iki hafta sonra kozalarını delip çıktıklarında artık güzel birer kelebek olmuşlardır.

Ama ipek üretmek için kozanın delinmesine izin vermemek gerekir. Bunun için üreticiler, kozaları suda kaynatırlar. Sıcak su kozaları yumuşatır ve lif halinde sarılmaya hazır hale getirir.

Siz de ipek böceği yetiştirmek ister misiniz?
Düşünsenize, bu ilginç böceklerin yaşam döngülerini görmek, kozadan kelebeğin çıkmasını beklemek kim bilir nasıl eğlencelidir? Üstelik kelebeklerin geride bırakğı yumuşak kozalar da sizin ürettiğiniz ipek olarak size kalacak! O halde yapmanız gereken şey ipek böceği yumurtaları alıp onları taze dut yapraklarıyla dolu bir kutunun içine yerleştirmek. Yumurtaları evcil hayvan dükkânlarından bulabilirsiniz. Taze dut yapraklarını da bahar aylarında dut ağaçlarından toplayabilirsiniz.


Haziran 1910’da Türkiye’de astronomi ve jeofizik çalışmalarının öncülerinden Fatin Gökmen yeni kurulacak rasathanenin müdürlüğüne getirildi. Fatin Bey ve ekibi, Kandilli Rasathanesi’nde 1 Temmuz 1911’den itibaren sürekli ve sistemli meteoroloji ölçüm ve kayıtlarına başladı. Uluslararası kabul edilen 7, 14 ve 21 saatlerinde günlük gözlemler yapıldı, deftere kaydedildi ve gerekli yerlere bildirildi.