ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Dünyamız ve Canlılar

Eğer Biz Kirletmiyorsak, Çevreyi Kim Kirletiyor?

Doğayı koruyoruz, çöplerimizi çevreye atmıyoruz, gideceğimiz yere toplu taşımayla gidiyoruz. O zaman çevre neden kirleniyor? Biz duyarlıyız, komşularımız duyarlı, arkadaşlarımız duyarlı… O halde çevreyi kim kirletiyor? Çevre kirliliğinin birçok nedeni var. Belki ilk başta aklımıza gelmeyen, tek tek bireylerin çevreyi kirletmesinden daha etkili ve kalıcı nedenler… Üstelik asıl önemli ve büyük çaplı nedenler de bunlar. Gelin, biraz daha yakından bakalım.
ck trafik Eğer Biz Kirletmiyorsak, Çevreyi Kim Kirletiyor?

Fosil Yakıtla Çalışan Araçlar

Toplu taşıma bile kullansak, bindiğimiz araçlar fosil yakıtla –yani benzin, mazot ya da LPG ile- çalışıyorsa, çevreyi kirletiyoruz demektir. Çünkü bu araçların motorları havaya bol miktarda karbondioksit, azot oksit ve başka zararlı gazlar salar. Bu salımlar, hem havamızın kalitesini bozar hem de solunum yolu hastalıklarına yol açar. Üstelik trafiğin yoğun olduğu yerlerde trafik kaynaklı gürültü kirliliği de çevre kirliği sayılır. Bu yakıtların üretilmesi sırasında çevreye yayılan zararlı maddeler de cabası…
Bu araçlar arasında en zararsız olanlar, enerjisini güneş ya da rüzgârdan alan araçlar ve bisikletlerdir.

ck bacalar Eğer Biz Kirletmiyorsak, Çevreyi Kim Kirletiyor?

Küçüklü Büyüklü Tüm Bacalar

Kışın ısınmak için kullandığımız soba, kalorifer ya da kombilerin bacalarından, fabrikaların yıl boyu gece gündüz tüten bacalarına kadar her baca atmosfere kirletici ve zehirli gazlar salar. Günümüzde sanayi tesisleri vazgeçilmez olabilir; ancak üretimin farklı aşamalarında büyük miktarda açığa çıkan atık maddeler çevremiz için en büyük tehditlerden biridir. Üstelik bazı fabrikalar, yalnızca havaya değil suya ve toprağa karışan atıklar da üretir.

Çöp Sandığımız Geri Dönüşebilir Atıklar

Atıkları çöpe atmak da çevreyi kirleten etkenlerden biridir. Çünkü her atık çöp değildir! Ama çoğumuz ne yazık ki geri dönüşebilecek atıkları da çöpe atıyoruz. Hele plastik, metal ya da kimyasal atıkların yanlış çöpe atılması, çevre ve deniz kirliliğini daha da artırır. Çöplüklerde biriken böylesi atıklar, toprağa ve suya karışabilir. Özellikle plastik atıklar, doğada çok uzun süre kalır ve ekosisteme ciddi zararlar verir. Elektronik atıklar da doğru şekilde geri dönüştürülmezse, ağır metallerin çevreye sızmasına neden olur.
Bu nedenle hem çöplerimizi ayrıştırmalı hem de geri dönüşümü evlerde, okullarda, iş yerlerinde, kısacası bulunduğumuz her yerde yapmalıyız.

ck deniz kirliligi2 Eğer Biz Kirletmiyorsak, Çevreyi Kim Kirletiyor?
ck tarim ilaclari Eğer Biz Kirletmiyorsak, Çevreyi Kim Kirletiyor?

Tarımda Kullanılan Maddeler

Son yıllarda organik tarıma ilgi artmış olabilir; ama dünya nüfusunu besleyen milyonlarca tonluk sebze ve meyve sizce nasıl üretiliyor? Bitkileri zararlılara karşı korumak için atılan ilaçlar ve büyümelerini sağlamak için toprağa dökülen kimyasal gübrelerle tabii ki… Bunlar hem su kaynaklarına karışarak hem de ekosistemdeki başka canlılara zarar vererek sağlığımızı ve çevremizi doğrudan tehdit ediyor.
Bunlara karşın bizler de yeme içme alışkanlarımıza dikkat ederek daha bilinçli tercihler yapabiliriz.

ck hava kirliligi Eğer Biz Kirletmiyorsak, Çevreyi Kim Kirletiyor?

Artan Dünya Nüfusu ve Hızla Büyüyen Kentler

İnsanların yalnızca atıklarıyla değil, varlıklarıyla da çevreyi kirlettiğini düşünmüş müydünüz? 1800’lü yılların başında 1 milyar, 1900’lü yılların ilk çeyreğinde 2 milyar olan dünya nüfusu son 100 yıl içinde dört katına çıkarak 8 milyarı aştı! Bu da yapılaşmayla doğal alanların yok olması anlamına geliyor elbette. İnşaatlar ve altyapı projeleri toprak erozyonu, hava kirliliği ve su kirliliği de yaratıyor. Ormanların yerini kentlerin almasıyla birlikte yalnızca üretilen atıklar ve enerji gereksinimi artmıyor, karbondioksit emiliminin düşmesiyle hava kalitesi azalıyor ve ekosistemler –dolayısıyla birçok tür- yok oluyor. Bu durum da nüfus kontrolünün önemini gözler önüne seriyor.

Tüketim Çılgınlığımız

Çevreyi kirleten birçok nedeni sıraladık; ama en önemlisini sona sakladık: Aşırı tüketim. Aslında eskiye –çok değil, yüz ya da iki yüz yıl önceye- göre çok daha fazla tüketiyor olmak çevreye daha fazla atık saçmamızın başlıca nedenidir. Giysilerimizi, eşyalarımızı, elektronik aygıtlarımızı sık sık değiştirmemiz, yiyebileceğimizden çok gıda almamız yalnızca israfa yol açmıyor; çevreyi de kirletiyor. Üstelik doğal kaynakların tükenmesi gibi bir tehdit de kapımızda…
Bilinçli tüketim, sürdürülebilir ürünleri tercih etmek, yiyeceğimizden fazlasını almamak ve tabii ki paylaşmak en iyi çözüm!

ck tuketim cilginligi Eğer Biz Kirletmiyorsak, Çevreyi Kim Kirletiyor?
Dünya’ya en yakın gökcismi Ay’dır. Ay yalnızca gecelerimizi aydınlatıp güzelleştirmez. Tarih boyunca bütün toplumların kültüründe önemli bir yeri olmuştur. Bugün de hâlâ Dünya üzerinde her gün önemli etkileri olur. Bu etkilerin başında da medcezir (gelgitler) gelir. Uydumuz Ay’ın yeryüzündeki okyanus sularını etkilemesiyle oluşan gelgit olayına ilişkin biraz bilgi edinmeye ne dersiniz?
medcezir

Medcezir (Gelgit) Nedir?

Okyanus kıyıları boyunca deniz suyunun düzenli olarak yükselmesi ve alçalması medcezir (gelgit) olarak bilinir. Gelgitte kıyı boyunca deniz suyu yavaşça çekilir, sular sığlaşır, bazı yerlerde deniz tabanı ortaya çıkar. Gelgitin bu evresine “git” ya da “cezir” denir. Bir süre sonra sular yavaş yavaş geri gelmeye, yükselmeye başlar. Gelgitin bu evresine “gel” ya da “med” denir.
Türkiye’nin çevresindeki denizler iç deniz olduğu için gelgit aralığı azdır. Bu nedenle, Türkiye kıyılarında gelgitin etkisi hissedilmez. Yalnızca Akdeniz değil, Baltık Denizi, Karadeniz ve Hazar Denizi de gelgitten çok az etkilenir.

Ay’ın Etkisi

Ay hacim olarak Dünya’nın yaklaşık 50’de biri, kütle olarak da 81’de biri kadardır. Dolayısıyla Dünya’nın, Ay’ın üzerinde büyük bir kütleçekim etkisi vardır. Bu kütleçekim etkisi nedeniyle Dünya, Ay’ı kendisine bağlı tutar. Ay oluşumundan bugüne dek, yaklaşık 4,5 milyar yıldır sürekli Dünya’nın çevresinde dönmüştür ve hâlâ da döner. Ancak Ay’ın da Dünya üzerinde kütleçekim etkisi vardır. Gerçi bu etki Dünya’nınkinden çok daha küçüktür; ama yine de Dünya’mızı etkiler.
Medceziri, Ay’a bağlayan ilk kişi MÖ 190-150 yılları arasında yaşamış Eski Yunan astronomu Seleukialı Seleukos’tur.
medcezir
Dünya’nın yüzeyinin yüzde 71’i okyanuslarla yani suyla kaplıdır. Ay’ın kütleçekim etkisi okyanus suları üzerinde olur. Ay, suları kendisine doğru çeker. Dolayısıyla okyanuslar Ay’ın olduğu yöne doğru ve de (Dünya’nın öte yanında) tam tersi yöne doğru kabarır. Bu kabarma yani su düzeyinin yükselmesi okyanusun ortasında yaklaşık 1 metreyi bulur.
medcezir
Ay her gün önceki güne göre yaklaşık 50 dakika geç doğar. Dolayısıyla gelgitler önceki güne göre 50 dakika geç olur; çünkü Ay Dünya’nın çevresinde yer değiştirir.
Gelgit olayındaki sürtünmelerden dolayı Dünya’nın eksenindeki dönme hızı azalır. Yani günler yavaş yavaş uzar. Ama bu uzama çok çok küçüktür: yüz yılda 0,0016 saniye.

Güneş’in Etkisi

Güneş; Dünya’ya Ay’ın yaklaşık 400 katı (150 milyon kilometre) daha uzaktır. Ama Güneş’in kütlesi öyle büyüktür ki (Ay’ın kütlesinin yaklaşık 27 milyon katı) o uzaklıktan bile Dünya’daki suların üzerinde etkisi olur. Yani Güneş de aslında gelgite yol açar. Ama sular üzerinde Ay’ın etkisinin yaklaşık yüzde 50’si kadar etkisi olur.
medcezir

Kabaran Gelgit

Dolunay evresinde (Ay bütün olarak göründüğünde) ya da yeniay evresinde (Ay hiç görünmediğinde) Dünya, Ay ve Güneş aynı hizada olur. Hem Ay’ın hem de Güneş’in kütleçekim etkileri, okyanus sularını en güçlü şekilde yükseltir. Bu gelgite “kabaran gelgit” denir.
medcezir
medcezir

Cılız Gelgit

Ay ilk dördün evresinde (Ay’ın bir yarısı görünürken) ya da son dördün evresinde (Ay’ın öteki yarısı görünürken) Ay ile Güneş, Dünya’ya göre 90 derecelik açıyla konumlanmış durumda olur. Ay’ın suları kendine en güçlü çektiği yerlerde Güneş suları en az çekiyordur ve Güneş’in suları en güçlü çektiği yerlerde de Ay suları en az çekiyordur. Bu durumda suların yükselmesi çok olmaz. Bu gelgite “cılız gelgit” ya da “ölü gelgit” denir.
medcezir
medcezir
Normalde ayda iki kabaran gelgit ve de iki cılız gelgit olur. Bunları belirleyen şey Ay’ın evreleridir.
Kabaran gelgit ile cılız gelgitin arasında 7 gün olur. Her ikisi de ayda (4 haftada) iki kez gerçekleşir.

Medcezir Aralığı

Dünya’nın yüzeyi pürüzsüz değildir. Çok değişik şekilleri olan kıtalar vardır. Ayrıca okyanusların derinliği de her yerde aynı değildir hatta çok farklıdır. Bu etkenler nedeniyle gelgit her yerde değişik şekilde yaşanır. Gelgitin iki evresi (gel ile git) arasındaki deniz düzeyi farkına “gelgit aralığı” denir. Gelgit aralığı bulunulan konuma, denizin derinliğine, Güneş’in ve Ay’ın konumlarına bağlı olarak değişir. Açık okyanusta gelgit aralığı tipik olarak 1 metre dolayındadır. Bununla birlikte gelgit aralıkları kıyıya yakın yerlerde çok daha büyük olabilir. En büyük gelgit aralığı Kanada’daki Fundy Körfezi kıyısındadır. Burada gelgit aralığı 16 metre kadar olabilir.
medcezir
Fundy Körfezi’nde gelgitle sular çekildiğinde balıkçı tekneleri.
filler
Filler dev cüsselerine rağmen çok iyi yüzer. Derin sularda yüzerken hortumlarını şnorkel* olarak da kullanır. Gerektiğinde durmaksızın birkaç saat yüzebilirler.
*Şnorkel; su altında yüzerken nefes almamızı sağlayan bir dalış ekipmanıdır.
denizyıldızı
Denizyıldızları kopan kollarını yenileyebilir. Aslında denizyıldızları tek bir koldan tümüyle yeni bir beden oluşturabilirler.
imparator penguen
İmparator penguenler tek bir solukta neredeyse 30 dakika boyunca dalabilir.
peygamberdevesi
Peygamberdeveleri başlarını 180 derece çevirebilir.
kutup ayısı
Kutupayıları avlarının kokusunu 30 kilometre öteden alır.
sinek kuşu
Sinek kuşları havada asılı kalmak için kanatlarını saniyede 80 kez çırpar. Yakut boğazlı sinekkuşu saniyede 200 vuruşluk bir kanat çırpma hızına ulaşabilir.
Yunusların da tıpkı insanlar gibi kişisel adları olur. Birbirlerini adlarıyla, yani tiz birer çığlığı andıran seslerle çağırırlar.
yelkenbalığı ve çita
En hızlı yüzen deniz hayvanı yelkenbalığıdır. Karada en hızlı hayvan da çitadır. Her iki hayvanın da en yüksek hızları saatte yaklaşık 110 kilometredir.
yılan
Yılanlar dilleriyle koku alır. Dillerini zaman zaman dışarı çıkarıp koku moleküllerini toplarlar. Sonra da bu molekülleri ağızlarının üstündeki Jacobson organı denen bir organla analiz ederler.

Dünya okyanuslarında binlerce tür canlı yaşar. Bunların önemli bir bölümünü bitkiler oluşturur. Bu bitkiler su yüzeyine yakın yetişir; çünkü hayatta kalmak için güneş ışığına gereksinim duyarlar. Güneş ışığı denizde yaklaşık 200 metre derinliğe kadar ulaşabilir. Okyanuslarda en yaygın ve bol bulunan bitki fitoplanktonlardır. Bu çok küçük, tek hücreli bitkiler okyanus akıntılarıyla sürüklenir. Onlardan başka çeşitli deniz otları ve başka bitkiler de okyanuslarda yetişir. Deniz bitkileriyle ilgili biraz daha bilgi edinmek istiyorsanız, hemen aşağıda bulabilirsiniz.

deniz bitkileri
Deniz bitkileri belli bir derinliğe kadar okyanusların ve denizlerin diplerini kaplayan ve deniz yaşamının temelini oluşturan, büyük çeşitlilik gösteren canlılardır. Deniz bitkileri, boyut, şekil ve renk bakımından çok çeşitlidir. Yeşilden kırmızıya, kahverengiden maviye kadar değişik renklerde deniz bitkisi vardır. Okyanuslarda ve denizlerde yetişen binlerce tür deniz bitkisi, suyun oksijenli kalmasında, küçük deniz hayvanlarının avcılardan korunmasında ve suda yaşayan canlılar için besin kaynağı sağlanmasında yaşamsal bir rol oynar.

Yaşam alanları

Deniz bitkileri, denizlerin sığ kıyı bölgelerinden açık derin okyanuslara kadar değişik ortamlarda yaşayabilir. Bazı deniz bitkileri kayalara ve mercan resiflerine tutunurken bazıları kumlu ya da çamurlu diplerde kök salar. Bazılarıysa suyun yüzeyinde serbestçe yüzer. Okyanusların ışığın ulaşamadığı derinliklerinde deniz bitkisi de olmaz.
deniz bitkileri

Ekosistemdeki rolleri

Deniz bitkileri, deniz ekosistemlerinde , çok önemli roller oynar ve fotosentez yoluyla oksijen üreterek deniz canlıları için soluk alma olanağı sağlar. Aynı zamanda balıklar, kabuklular ve başka deniz canlıları için yiyecek ve barınak olurlar. Deniz bitkileri, kıyı şeridini aşınmaya karşı korumaya da yardımcı olur ve dalgaların enerjisini emer.
deniz bitkileri

Ekonomik değerleri

Deniz bitkileri, gıda, ilaç ve kozmetik gibi birçok farklı alanda kullanılır. Birçok deniz yosunu türü doğrudan yiyecek olarak tüketilir. Bazıları gıda ürünlerinde ve besin takviyelerinde kullanılırken, bazı deniz çimi türleri de biyoyakıt üretiminde kullanılır.
deniz bitkileri
İnsanların deniz yosunlarını kullanım için yetiştirmesinin yani deniz yosunu tarımının uzun bir geçmişi vardır. Son yıllarda bu faaliyet, gıda, ilaç, hayvan yemi ve gübre sağlayan küresel bir uygulama haline gelmiştir, En basit şekliyle çiftçiler yosunları doğal yataklardan toplar, ama büyük yosun çiftlikleri de vardır.

Bazı deniz bitkileri

Fitoplanktonlar

deniz bitkileri
Görsel kaynağı: Wikipedia
deniz bitkileri
Fitoplanktonlar bazen aşırı çoğalır ve deniz yüzeylerini kaplarlar.
Fitoplanktonlar en yaygın okyanus bitkileridir. Fitoplankton gerçekte algler ve diyatomlar da dahil olmak üzere çeşitli, mikroskobik deniz bitkilerini anlatan genel bir terimdir. Yaklaşık 25 bin türü bulunan fitoplanktonlar su yüzeyinde yüzer (daha doğrusu sürüklenir) ve üremek için güneş ışınlarından enerji alırlar. Hayattayken oksijen üretimine büyük katkı sağlarlar. Öldüklerinde de başka canlılar için yiyecek olurlar. Besin zincirinin temelini oluştururlar.

Kelpler

deniz bitkileri

Kelp, kahverengi alg olarak bilinen büyük bir deniz yosunudur. Kelp yatakları genellikle soğuk okyanus sularında olur. 5 ila 30 metre arasındaki derinliklerde yetişir, kök benzeri yapılarıyla kayalara tutunur ya da küçük yüzme ampulleriyle su üstünde kalırlar. Kelpler güneş ışığı ile büyür ve genellikle bir yılda 75 metre uzunluğa kadar büyüyebilir. Bu da onları dünyanın en büyük deniz bitkisi yapar. Doğal bir iyot, K vitamini ve antioksidan kaynağıdır; yani besin açısından zengindir.

Kırmızı algler

deniz bitkileri

Kırmızı algler, 500 milyon yıldan uzun bir süredir dünyanın ılık ve tropikal sularında yaşar. Eşsiz rengini, mavi ışığı emen ve kırmızı ışığı yansıtan bir pigmentten alır. Tıpkı yosunlar gibi kırmızı algler de protein ve vitamin açısından zengindir. Bu da onları yalnızca deniz canlıları için değil, Uzakdoğu Asya’daki bazı ülkelerde de çok popüler bir besin kaynağı yapar.

Deniz çayırı

deniz bitkileri

Yaklaşık 70 türü olan deniz çayırları, dünyadaki kıyı şeritlerinin sığ sularında gelişmek için bol ışığa gereksinim duyan ve yaklaşık 50 metreye kadar olan derinliklerde yetişen çiçekli bitkilerdir. Deniz çayırları, okyanusların ve denizlerin oksijenlenmesine büyük katkıda bulunmakla kalmaz, aynı zamanda bazı balıklar, yengeçler ve ıstakozlar için sevilen bir besin kaynağıdır. Ayrıca kıyıları fırtınalardan ve büyük dalgalardan korur; başka deniz canlıları için güvenli yaşam alanları sağlar; biyolojik çeşitliliği teşvik eder; su kalitesini artırır; karbon emer; kısacası birçok ekosistem hizmeti sağlar.

Sargassum

deniz bitkileri sargassum

Sargassum, birçok deniz canlısının yaşamında önemli bir rol oynayan, yüzen bir tür deniz yosunudur. Kahverengimsi yeşil rengi, yoğun, gür yaprakları ve onu su üstünde tutan dut benzeri gaz dolu keseleriyle belirgindir. Sargassum, Atlas Okyanusu’nun orta batısında o kadar bol bulunur ki buraya Sargasso Denizi adı verilmiştir. Sargassum hatları okyanus yüzeyi boyunca, akıntıya paralel kilometrelerce uzanabilir.

Hangi deniz bitkisinin hangisi olduğunu bilebilecek misiniz?

d b bulmaca sargassum Deniz Bitkileri

KIRMIZI ALG YANLIŞ CEVAP!

SARGASSUM DOĞRU CEVAP!

FİTOPLANKTON YANLIŞ CEVAP!

d b bulmaca fitoplankton Deniz Bitkileri

FİTOPLANKTON DOĞRU CEVAP!

DENİZ ÇAYIRI YANLIŞ CEVAP!

KELP YANLIŞ CEVAP!

d b bulmaca cayir Deniz Bitkileri

KELP YANLIŞ CEVAP!

SARGASSUM YANLIŞ CEVAP!

DENİZ ÇAYIRI DOĞRU CEVAP!

d b bulmaca alg Deniz Bitkileri

DENİZ ÇAYIRI YANLIŞ CEVAP!

KIRMIZI ALG DOĞRU CEVAP!

FİTOPLANKTON YANLIŞ CEVAP!

d b bulmaca kelp Deniz Bitkileri

SARGASSUM YANLIŞ CEVAP!

KELP DOĞRU CEVAP!

FİTOPLANKTON YANLIŞ CEVAP!

Bir bölgede doğal koşullara bağlı olarak kendiliğinden yetişen çeşitli bitkilerin oluşturduğu örtüye “doğal bitki örtüsü” denir. Yeryüzünde ve ülkemizde çeşitli bitki örtüleri bulunur. Bitki örtüleriyle ilgili biraz daha ayrıntılı bilgilere göz atmaya ne dersiniz?

Dünyadaki Bitki Örtüleri

Bitki örtüsünü belirleyen etkenlerden belki de en önemlisi iklimdir -özellikle sıcaklık ve yağış düzeni-. Dünyada görülen başlıca bitki örtüleri şunlardır:

Orman

Bitki Örtüsünü Belirleyen Etkenler

Bir bölgedeki bitki örtüsü, birçok etkenin bir araya gelmesiyle belirlenen bir şeydir. Bu etkenlerin başlıcaları şunlardır:

Başlıca Bitki Örtülerimiz

Ülkemizde başlıca dört bitki örtüsü vardır: Orman, maki, bozkır bitki örtüsü, yüksek dağ çayırları.
b o ulkemiz orman Bitki Örtüsü

Orman

Ormanlarımızın önemli bir bölümü kıyı bölgelerimizde, dağların denize bakan yamaçlarında toplanmıştır. Buralardaki ormanlar gürdür. İç bölgelerdeki ormanlar daha seyrektir.

b o ulkemiz maki Bitki Örtüsü

Maki

Sert yapraklı, sıcağa ve kuraklığa dayanaklı, her mevsim yeşil, bodur ağaçlardan ve çalılardan oluşan bitki örtüsüdür. Akdeniz ikliminin hakim olduğu yörelerde görülür.

b o ulkemiz bozkir Bitki Örtüsü

Bozkır

İlkbahar yağmurlarıyla yeşerip yazın sararan sert otlar ve çalılardan oluşan bir bitki örtüsüdür. İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde yaygındır.

b o ulkemiz cayir Bitki Örtüsü

Yüksek dağ çayırları

Dağlarda ağaç hattının üstünde, sıcaklığın düşük olduğu kesimlerde, dağ (Alpin) çayırları bulunur. Karadeniz bölgesinde, Toroslar'da, Doğu Anadolu’daki yaylalarda yaygındır.

Sürekli içinde yaşadığımız çevremizdeki desenlere ve örüntülere pek dikkat etmeyiz. Ancak bu desen ve örüntüler gerçekte her yanımızdadır. Kentlerde yaşayanlar çevrelerinde daha çok insan yapımı, düz hatlı geometrik desenler, dikdörtgenler, silindirler, kareler ve küreler görür. Kırsal bölgelerde doğayla iç içe yaşayanlarsa çizgiler, sarmallar, daireler ve lekelerle kuşatılmıştır. Bu yazıyı okuduktan sonra siz de çevrenizdekilere daha farklı bir gözle bakacak ve aslında birçok şeyin yalnızca belli birkaç desenden ya da örüntüden oluştuğunu şaşkınlıkla gözleyeceksiniz.

Daireler

Belki de hiç dikkat etmemişizdir ama doğada daire şeklinde birçok nesne vardır. Ağaç gövdelerindeki halkalardan, Ay’ın ya da Güneş’in şekline, birçok bitkinin çiçeğinden küçük bir gölde oluşan su dalgalarına kadar birçok şey daire şeklindedir.
Bir su birikintisine ya da göle düşen yağmur damlaları ya da atılan bir taş daire şeklinde ve giderek büyüyen dalgalar oluşturur.

Bir su birikintisine ya da göle düşen yağmur damlaları ya da atılan bir taş daire şeklinde ve giderek büyüyen dalgalar oluşturur.

Daire şeklini birçok bitkinin çiçeklerinde de görebiliriz.

Daire şeklini birçok bitkinin çiçeklerinde de görebiliriz.

Enlemesine kesilmiş bir portakal dilimi de neredeyse kusursuz dairelerden birini oluşturur.

Enlemesine kesilmiş bir portakal dilimi de neredeyse kusursuz dairelerden birini oluşturur.

Geceleri yeryüzünü aydınlatan Ay dört haftada bir gökyüzünde gördüğümüz daire şeklindeki desenlerden biridir.

Geceleri yeryüzünü aydınlatan Ay dört haftada bir gökyüzünde gördüğümüz daire şeklindeki desenlerden biridir.

Çizgiler

Çizgiler hayvanlar açısından çok önemlidir, hatta bazıları için yaşamsal önem taşırlar. Çizgilerden oluşan desenleri onların “parmakizi”dir. Örneğin zebralar birbirlerini bu desenlerinden tanır. Kaplan gibi bazı hayvanlarsa çizgileri sayesinde gizlenir ve avlarına belli etmeden yaklaşabilirler. Bilim insanları birçok hayvan türünün renk körü olduğunu düşünüyor. Bu türler canlı renkleri görmüyor, yalnızca grinin değişik tonları olarak algılıyorlar.
Her zebranın çizgili deseni farklıdır ve kendisine özgüdür.

Her zebranın çizgili deseni farklıdır ve kendisine özgüdür.

Mavi çizgili bu balık belki açık denizde çok dikkat çekebilir. Ne var ki yaşadığı rengarenk mercanların arasında onu fark etmek bile zordur.

Mavi çizgili bu balık belki açık denizde çok dikkat çekebilir. Ne var ki yaşadığı rengarenk mercanların arasında onu fark etmek bile zordur.

Çizgilere yalnızca hayvanlarda değil, bazı bitkilerin yapraklarında da rastlanır.

Çizgilere yalnızca hayvanlarda değil, bazı bitkilerin yapraklarında da rastlanır.

Honduras süt yılanı aslında zehirsiz ve zararsız bir yılandır. Ama çizgili deseni çok zehirli bir başka yılan türününkine çok benzediğinden hiçbir hayvan ona yaklaşamaz.

Honduras süt yılanı aslında zehirsiz ve zararsız bir yılandır. Ama çizgili deseni çok zehirli bir başka yılan türününkine çok benzediğinden hiçbir hayvan ona yaklaşamaz.

d d kaplan Doğanın Desenleri
Çizgileriyle ünlü bir başka hayvan da kaplandır.

Benekler

Çevrenizde benek aramak için öyle illa Afrika’daki hayvan ve bitkilere bakmanıza gerek yok. Otların arasında ya da yaprakların üstünde göreceğiniz bir uğurböceğinin aslında benekli olduğunu hemen fark edeceksiniz. Benekler de öteki desenler gibi hayvanlar açısından yaşamsal önem taşır. Onları kamufle ederek av olmaktan kurtarır ya da avlarına fark ettirmeden yaklaşmalarını sağlar.
Benekli kartal vatozu da denizlerde yaşayan benekli deseni olan hayvanlardandır.

Benekli kartal vatozu da denizlerde yaşayan benekli deseni olan hayvanlardandır.

İnci benekli baykuş

İnci benekli baykuş

Benekli hayvan deyince kuşkusuz akla gelen ilk örneklerden biri zürafadır.

Benekli hayvan deyince kuşkusuz akla gelen ilk örneklerden biri zürafadır.

Dikkat çekici benekleriyle Amanita muscaria mantarı.

Dikkat çekici benekleriyle Amanita muscaria mantarı.

d d cita Doğanın Desenleri
Kuyruklarının ucu dışında çitaların bedenleri beneklerle kaplıdır.

Sarmallar

Doğada en çok rastlanan desenlerden biri de sarmal olanlardır. Evren’in en büyük yapıları olan gökadalardan, örümcek ağlarına kadar birçok nesne ve yapının şekli sarmaldır.
Samanyolu Galaksisi’nin de şekli sarmaldır.

Samanyolu Galaksisi’nin de şekli sarmaldır.

Bitkilerin sarmal dal ve yapraklarına da sık rastlanır.

Bitkilerin sarmal dal ve yapraklarına da sık rastlanır.

Bazı erkek gazellerin ya da koçların boynuzları da sarmaldır.

Bazı erkek gazellerin ya da koçların boynuzları da sarmaldır.

Notilusların kabukları hayvan büyüdükçe sarmal olarak genişler.

Notilusların kabukları hayvan büyüdükçe sarmal olarak genişler.

Hayvanlar çok çeşitli doğal ortamlarda yaşar. Bazıları okyanuslarda yaşarken bazıları dağlarda ya da çayırlarda yaşar. Bazılarının yuvaları mağaralarda olurken bazıları da yuvalarını ağaç tepelerine kurar. İlginçtir ama bazı hayvanlar da yuva olarak toprağın altındaki oyukları seçer. Yer altında yaşayan bu ilginç hayvanları kısaca tanımaya ne dersiniz?
Yer altı oyukları hayvanların yaşamak ya da geçici bir sığınak (korunma yeri) olarak kazdığı bir çukur ya da tüneldir. Bu oyuklar birkaç santimetre derinliğindeki basit bir çukurdan, toplam uzunluğu onlarca metre olan ve birbirbirine bağlı tüneller ile odalardan oluşan karmaşık bir ağ yapısına kadar değişik şekil ve büyüklüklerde olabilir.
Oyuklarda yaşayan baykuşlar

Neden toprağın altı?

Toprak altında yaşayan omurgalı hayvanların bu seçimi, çeşitli etkenlere bağlıdır. Her şeyden önce bunlar genellikle küçük hayvanlardır. Oyuklar, yırtıcılardan ve çetin hava koşullarından (aşırı sıcaklardan, aşırı soğuklardan, kardan, yağmurdan, sert rüzgarlardan) korunmak için hayvanlara barınak sağlar. Bazı hayvanlar, oyuk ya da tünelleri çok uzun sürede yaparlar.
Toprak altındaki oyuğunda yaşayan bir sansar
y a y dino2 Toprak Altında Yaşayan Hayvanlar
Dinozorların hepsi devasa hayvanlar değildi, bazıları tavuk kadar küçüktü. Kısa süre önce Avustralya’nın güneydoğu kıyısında Victoria’da 110 milyon yıllık bir dinozor oyuğu keşfedildi.
Toprağın altı, birçok küçük omurgalı hayvan için doğal bir sığınak görevi görür. Toprağın altı, onları yırtıcı hayvanlardan korur. Yavruların güvenliğini ve hayatta kalma şansını artırabilir.

Toprağın altı, birçok küçük omurgalı hayvan için doğal bir sığınak görevi görür. Onları yırtıcı hayvanlardan korur, yavruların güvenliğini ve hayatta kalma şansını artırır.

Kanguru sıçanları çok küçük kemirgenlerdir -yalnızca 150 gram gelirler- ve tahılları kendi boylarınıdan çok büyük oyuklarda depolarlar. Böylesi bazı “tahıl ambarları”nda 120 litre kadar yiyecek depolanabilir.

Kanguru sıçanları çok küçük kemirgenlerdir -yalnızca 150 gram gelirler- ve tahılları kendi boylarından çok büyük oyuklarda depolarlar. Böylesi bazı “tahıl ambarları”nda 120 litre kadar yiyecek depolanabilir.

Oyuklarda yaşayan üç tip hayvan vardır

Köstebekler kendi yuvalarını kazarlar.

1. Köstebek gibi kendi yuvalarını kazan hayvanlar.

Mirketler başka hayvanların yaptığı yuvaları devralır.

2. Mirket gibi başka hayvanların yaptığı yuvaları devralan ve bunları kendi gereksinimlerine göre değiştiren hayvanlar.

y a y tavsan2 Toprak Altında Yaşayan Hayvanlar

3. Tavşan gibi yalnızca terk edilmiş yuvalara yerleşen ve bunları değiştirmeden yaşayan hayvanlar.

Siz toprak altında yaşayan başka hangi hayvanları biliyorsunuz?

Küçük kara memelilerinin yanı sıra çukur baykuşu ve kutup martısı gibi bazı kuşlar da oyuklarda yaşar.
Oyuklarda yaşayan hayvanların hepsi de küçük hayvanlar değildir. Hazır bir yuva bulamazsa ayılar da kendilerine toprak ya da kar altında oyuklar açıp kışı orada geçirirler.

Omurgasız hayvanlar

Toprağın altında yaşayan asıl hayvanlar omurgasızlardır. Bunların da başında böcekler gelir.
Karıncaların yanı sıra, bazı yaban arısı ve örümcek türleri de yuvalarını toprağın altında yapar.

Su altındakiler

Toprak altı oyukları yalnızca kara hayvanları arasında yaygın değildir. Suda yaşayan hayvanlardan bazıları da oyuklarda yaşar.
Kayalar doğadaki en sert maddelerdendir. Zamana karşı dimdik dururlarmış gibi görünürler. Ama onlar bile doğanın yıpratıcı ve aşındırıcı güçleri karşısında ve milyonlarca yıl içinde değişirler, yok olurlar, yeniden oluşurlar. Üç temel kaya türü vardır: püskürük (volkanik) kayalar, tortul kayalar ve başkalaşım kayalar. Bu tür kayalar zamanla birbirlerine dönüşür. Bu dönüşüme “kaya çevrimi” denir.

Kaya Çevrimi

Sıcak ve sıvı magma yeryüzüne çıkar çıkmaz (lav adını alır) soğumaya başlar. Kısa sürede katılaşıp taşlaşır ve püskürük kaya olur. Bu kayalar artık doğanın fiziksel, kimyasal ve biyolojik süreçlerinin etkisi altındadır. Zamanla aşınır, kırılır ve ufalanırlar. Deniz diplerinde, göl yataklarında, çöl kumullarında yığılıp tortu oluştururlar. Bu tortular milyonlarca yılda birikir ve katmanlaşır; basıncın ve sıcaklığın etkisiyle tortul kayalara dönüşür. Kıta kayma hareketleri sonucunda tortul kayaların bir bölümü yerin altına girer. Yine basınç ve sıcaklığın etkisiyle bu kayaların da yapısı değişir; başkalaşım kayalara dönüşürler. Bunlar eğer daha da derine giderse, erir ve magmaya dönüşür. Sonra bir yanardağ püskürmesiyle yeniden yeryüzüne çıkıp lav olarak akarlar. Bu çevrim milyonlarca yıl gibi çok uzun bir sürede gerçekleşir.
kaya çevrimi
kaya cevrimi 1 mobil Kaya Çevrimi
Kaya çevrimi yalnızca bu dönüşümlerden ibaret değildir. Biraz daha karmaşıktır. Çünkü uygun koşullar oluştuğunda her türlü kaya bir başkasına dönüşebilir. Doğa da milyonlarca yıl içinde koşulları sık sık uygun hale getirir.
kaya çevrimi
kaya cevrimi 2 mobil Kaya Çevrimi
tundra bordur0 Tundra İklimi
Çok geniş, ağaçsız, soğuk ve çorak bölgelere “tundra” denir. Tundralar düzlük, dağlık ya da tepelik olabilir. Genellikle Avrupa’nın, Kuzey Amerika’nın ve Asya’nın sürekli donmuş olan kutuplara yakın bölgeleri ile ormanların başladığı hat arasında kalan bölgelere denir. Çok çetin koşulların hüküm sürdüğü tundralar hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi edinmeye ne dersiniz?
Tundra iklimi değişkendir ama genellikle soğuktur -hem de çok soğuk. İki mevsim olur: yaz ve kış. Yaz genellikle 6-10 hafta kadar sürer. Kutba yakın bölgelerde yaz ortasında 5-10 derece olan hava sıcaklığı kış ortasında -30 derecelere düşer. Yazın haftalar boyunca aydınlık ve kışın da haftalar boyunca karanlık olur. Rüzgar, kutuplardaki kadar sert esmez. Yıllık yağış miktarı metrekareye 40 santimetreden azdır. Bunun çoğu yaz yağmuru şeklinde gerçekleşir. Toprak yılın çok büyük bölümünde donar. Donmuş toprağa “permafrost” denir.
tundra iklimi
Permafrostun derinliği bazı bölgelerde yüzlerce metreyi bulabilir.
karalarin yuzde yirmisi Tundra İklimi

Yeryüzünün yaklaşık yüzde 20’si tundradır.

hava sicakligi Tundra İklimi

Tundraların dünyadaki hava sıcaklığını kararlı bir yerde tutmada çok önemli bir rolü vardır.

tundra bordur1 Tundra İklimi

Tundrada Yaşam

Tundrada biyoçeşitlilik azdır. Soğuk ve sert tundra zemininde anca küçük boylu bitkiler, çalılar, yosunlar ve likenler büyüyebilir. Burada yetişebilen tek ağaç türü, cüce söğüttür ve boyu 10 santimetre dolayındadır.
tundra bordur2 Tundra İklimi
Böylesi çetin koşullarda yaşayan hayvan türü de çok değildir. Ren geyikleri, kar baykuşları, misk öküzleri, kar kazları, kutup tilkileri, kutup tavşanları, alaca şahinler ve kutup ayıları tundrada yaşayan başlıca hayvanlardır.
tundra bordur3 Tundra İklimi
Tundralarda çok az sayıda insan yaşar-yaşayabilir. İnuitler ve Nenetler bunların başında gelir.
bakteri mantar Tundra İklimi

Tundralarda toprakta çok sayıda bakteri ve mantar türü yaşar.

antarktika adalar Tundra İklimi

Antarktika’nın adaları tundra sayılır. Anakara çöl kabul edilir.

Kutup ışıklarının (aurora borealis) en iyi görüldüğü yerlerden biri tundralardır.

tundra bordur4 Tundra İklimi
kayalar giris bordur Kayalar
Yerkabuğu çeşitli kayalardan oluşur. Dünyamızı şekillendiren rüzgar, su, buzullar, sıcaklık ve basınç gibi etmenler bu kayaların şekillerini ve türlerini zamanla (çok uzun zamanla) değiştirir. Bütün kayalar minerallerden meydana gelir. Bazıları bir, bazıları birçok, çoğunluğu ise birkaç mineralden oluşur. Kayaları ve mineralleri inşaattan tarıma sanayiden enerji üretimine kadar hemen her alanda kullanırız. Dünyanın iç kesimlerinde oluşan bu doğal yapıları biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?

Kaya Nedir?

Doğal süreçlerde bir ya da birçok mineralden oluşan katı yığınlara “kaya” denir. Çakıl taşı gibi bazı kayalar çok küçük, bazı kayalar da çok büyük olabilir.
kayalar cakil taslari Kayalar
kayalar jeolog Kayalar

Kayalar üzerine çalışan bilim insanlarına "yer bilimci" (jeolog) denir.

Avustralya’nın ortasında yer alan, yükseliği yaklaşık 350 metre ve çevresi 9,4 kilometre olan devasa Uluru Kayası, Aborjinler için kutsal bir yerdir. Uluru, 500 milyon yıldan daha önce oluşmuş kumtaşından tortul bir kayadır.
Görsel kaynağı: stock.adobe.com (ronnybas )

Kaya Tipleri

Çok değişik kaya tipleri vardır. Ancak jeologlar kayaları oluşumlarına göre üç temel grupta toplar:

kayalar murchison Kayalar
Görsel kaynağı: Wikipedia (Basilicofresco)
2020 yılında yapılan ayrıntılı hesaplara göre, Eylül 1969’da Avustralya’ya düşen ve yaklaşık 100 kilo ağırlığındaki Murchison Meteoriti 7 milyar yaşındadır. Bu meteorit, Güneş Sistemi’nin oluşmasından 2,5 milyar yıl önce oluşmuş bir kaya parçasıdır.
kayalar dort milyar yasinda kaya Kayalar
Görsel kaynağı: Wikipedia (Mike Beauregard)
Dünyanın en yaşlı kayaları 4 milyar yaşındadır.
kayalar bordur Kayalar

Püskürük Kayalar

Yanardağ etkinliği sırasında yüzeye çıkan magmanın (yüzeyde artık ona “lav” denir) zamanla soğuyup katılaşarak oluşturduğu kayalara “püskürük kayalar” ya da “volkanik (magmatik) kayalar” denir. Bu tür kayaların başlıcaları bazalt, andezit, tüf ve obsidyendir. Yerkabuğundaki kayaların yüzde 90’ı püskürük kayalardır.

Tortul Kayalar

Kayalar zamanla rüzgar, su, buzullar ve sıcaklık gibi kuvvetlerce aşındırılır, parçalanır, ufalanır. Bu küçük parçalara “tortu (sediman)” denir. Zamanla bu tortular rüzgar, su ve diğer kuvvetler tarafından taşınır; ırmaklara, göllere ya da denizlere ulaştırılır. Buralarda biriken tortular zamanla üzerlerine gelen yeni malzemenin ağırlığıyla sıkışır ve ısınır. Çok uzun zaman sonra da katılaşıp kayalaşır. Yeryüzündeki kayaların yüzde 75’i tortul kayalardır. Yerkabuğunun da yaklaşık yüzde 8’ini oluştururlar.

Başkalaşım Kayalar

Bunlar püskürük ve tortul kayaların yeraltında sıcaklık ve basınç nedeniyle başkalaşıma uğraması sonucunda oluşmuş kayalardır. Zamanla tektonik hareketler nedeniyle yüzeye çıkarlar.
kayalar baskalasim Kayalar
Başkalaşım kayalar

Göktaşları

Her gün yaklaşık 80 ton dolayında, irili ufaklı göktaşı Dünya’ya çarpar (düşer). Bunların çok büyük bölümü, yüksek hızlarla atmosfere girdiğinden yanarak buharlaşır. Bu sırada ortaya çıkan etkileyici ışık parlamasına “yıldız kayması” ya da “akan yıldız” (meteor) denir. Yanmasına karşın, yeryüzüne ulaşacak büyüklükteki göktaşlarının çok büyük bölümü okyanuslara düşer. Çok küçük bir bölümü de karalara düşerek parçalanır. Yeryüzüne ulaşan göktaşlarına “meteorit” denir. Bütün bu göktaşları aslında asteroitlerden kopmuş parçalardır.
kayalar goktasi Kayalar
Bugüne dek keşfedilmiş en büyük göktaşı Namibia’ya düşen 66 ton ağırlığındaki Hoba West göktaşıdır.
Görsel kaynağı: Wikipedia (Sergio Conti)
Pamuğu genellikle giysi olarak kullanırız. Günümüzde tişörtlerin, gömleklerin ve pantolonların temel malzemelerinden biridir pamuk. Bununla birlikte pamuğu; yastık, yorgan, nevresim olarak da kullanırız. Ayrıca yaralandığımızda yaramızı pamukla kapatırız.
İnsanlar pamuğu yaklaşık 7 bin yıldır üretiyor ve kullanıyor. Günümüzde dünyadaki tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 2,5’inde pamuk üretiliyor. Yaşamımızda önemli bir yeri olan pamuğun tarladan elbise dolabına kadar olan yolculuğunu öğrenmeye ne dersiniz?
Pamuğun serüveni çiftçilerce tarlaya atılan bir tohum olarak başlar. Bir süre sonra tohumlar filizlenir ve çiçek açar.
pamuk filizi Pamuğun Yolculuğu
pamuk tohumu zemin Pamuğun Yolculuğu
pamuk tohumu Pamuğun Yolculuğu
pamuk tohumu Pamuğun Yolculuğu
ciftci eli Pamuğun Yolculuğu
pamuk
Sonra bu çiçekler dökülür. Onlarla birlikte bitkinin yaprakları da kurur ve dökülür. Küçük, yeşil bir top şeklindeki pamuk kozası oluşur.
pamuk yesil top yaprak1 Pamuğun Yolculuğu
pamuk yesil top Pamuğun Yolculuğu
pamuk yesil top yaprak2 Pamuğun Yolculuğu
pamuk
p y bordur 2 Pamuğun Yolculuğu
Ağustosun sonu eylülün başı gibi pamuk tarlaları bembeyaz olur. Pamuklar artık toplanmaya hazırdır.
pamuk tarlasi Pamuğun Yolculuğu
pamuk tarlasi Pamuğun Yolculuğu
Pamukları insanlar elleriyle ya da bu iş için geliştirilmiş makinelerle toplar.
yeni bordur3 Pamuğun Yolculuğu
Toplanan pamuklar çırçır fabrikalarına götürülür. Çırçır makineleri içlerine atılan pamukların çekirdeklerini, kabuklarını ve liflerini birbirinden ayırır. Çırçır makinesinden çıkan pamuk lifleri sıkıştırılıp balya haline getirilir.
fabrika bulut2 Pamuğun Yolculuğu
fabrika bulut1 Pamuğun Yolculuğu
fabrika Pamuğun Yolculuğu
Bunların büyük bölümü iplik yapılmak üzere fabrikalara gönderilir. Geri kalanıyla da yastık, yorgan ve yatak yapılır. İplik fabrikalarına gelen pamuklar özel ve gelişmiş makinelerle inceltilip işlenerek çok ince pamuk ipliğine dönüştürülür. Ardından başka makinelerle çeşitli renklere boyanır.
yeni bordur4 Pamuğun Yolculuğu

Üretilen rengarenk pamuk iplikleri, kumaş fabrikalarına gönderilir. Buralarda ipliklerden pamuklu kumaşlar üretilir.

Bu kumaşlar da tekstil fabrikalarına ve hazır giyim atölyelerine gönderilir. Oralarda pamuklu giysiler üretilir.

renkli kumas1 Pamuğun Yolculuğu
renkli kumas2 Pamuğun Yolculuğu
Bu giysiler de mağazalarda satışa sunulur.
giysi saticisi Pamuğun Yolculuğu
pamuklu giysiler Pamuğun Yolculuğu

cadir2 Pamuğun YolculuğuBalık ağlarında, kahve filtrelerinde, çadırlarda, kitap ciltlerinde de pamuk kullanılır.

Hayvanlar dünyası insanı her zaman kendisine hayran bırakıyor, öyle değil mi? Ama bir de şu renk delilerine bakın! Adeta ne renge bürüneceklerini şaşırmışlar. Onları daha önce hiç görmemiş olabilirsiniz, işte şimdi tüm renkleriyle karşınızdalar!
mavi ok kurbagasi Renk Delileri

Mavi ok kurbağası

Bakmayın öyle minik ve renkli olduğuna! Gördüğünüz bu ilginç kurbağa yeryüzünün en zehirli hayvanlarından biri. Amazonlarda yaşayan mavi ok kurbağaları, derilerindeki zehir kesecikleriyle kendilerini yırtıcılara karşı savunuyorlar. Onlara dokunan hayvanlar felç oluyor ya da ölüyor! Kırmızı, turuncu ve sarı renklilerine de rastlanan bu kurbağalara uzaktan bakmak en iyisi, öyle değil mi?

agama kertenkelesi Renk Delileri

Agama kertenkelesi

Hayır, bu bir bukalemun değil! Asya, Afrika ve Avustralya’da görülen bir tür kertenkele. Ama o da bukalemun gibi renk değiştiriyor ve bu sayede vücut ısısını düzenleyebiliyor. Tıpkı bazı kuşlarda olduğu gibi Agama kertenkelelerinde de erkekler gökkuşağı renklerine bürünürken dişiler kahverengi veya gri renklerde karşımıza çıkıyor.

Panter bukalemunu

a:link { color: #1F3CA3; background-color: transparent; text-decoration: none; Renkli hayvan denince akla hemen bukalemunlar gelir. Ama içlerinden biri, panter bukalemunu, dünyanın en renkli sürüngenidir. Madagaskar’ın tropikal ormanlarında yaşar ve bulundukları ortama göre renk alır. Derisinin hemen altındaki özel hücreler sayesinde 20 saniye içinde renk değiştirebilir.

deniz alakargasi Renk Delileri

Deniz alakargası

Kuşlar genelde renklidir, ama bazıları bu durumu biraz abartıyor! Örneğin, Afrika’nın güneydoğusunda yaşayan bu deniz alakargası, diğer adıyla leylak göğüslü gökkuzgun… Yalnızca karnını değil, bedenindeki tüm tüyleri farklı renge boyamış sanki! Bir deneyin bakalım, kaç renk sayabiliyorsunuz?

amerikan papagani Renk Delileri

Amerikan papağanı

Papağanlar konuşkanlıkları kadar renklilikleriyle de bilinir. Sarı, yeşil, mavi… Birçok renkte karşımıza çıkarlar. Ancak Güney Amerika’nın yerlisi olan Amerikan papağanları tüm renkleri üstünde toplamış gibidir. Üstelik çok sosyal ve zekilerdir. Bu sayede size iyi bir oyun arkadaşı olabilirler!

kralice cotira Renk Delileri

Kraliçe çotira

En renkli balık tacını sizce de kraliçe çotira hak etmiyor mu? Anavatanı Atlas Okyanusu’nun derinlikleri olan bu balık sanki denizlerin bukalemunu! Çünkü üstündeki bu kadar renk yetmiyormuş gibi bir de bulunduğu ortama uyum sağlayacak şekilde rengini değiştirebiliyor. Aman dikkat, aynı zamanda ısırıyor!

mandalina baligi Renk Delileri

Mandalina Balığı

Mandalina balığının renklerini gördükten sonra kraliçe çotiraya verdiğiniz tacı geri alabilirsiniz. Mandalina balıkları Büyük Okyanus’ta yaşar ve çotiralar gibi ısırgan değillerdir! Karın yüzgeçleriyle okyanus yüzeyinde adeta yürür ve sakin sakin yiyecek ararlar.

Tukan

Güney Amerika ormanlarının sakinlerinden tukan da çok renkli biri! Neredeyse boyu kadar ve gökkuşağı gibi rengârenk bir gagası var. “Bu koca gagayı nasıl taşıyor?” diye sorabilirsiniz ama aslında gagası çok hafif… Üstelik beden ısısını dengelemeye yarıyor. Demek ki o kadar renk boşuna değil!

sulun Renk Delileri

Sülün

Kuşlar dünyasının bir başka renkli üyesi de sülünlerdir. Erkek sülünler kırmızı, sarı, turuncu, kahverengi, yeşil, mor; ne kadar renk varsa üstünde toplamış gibidir. Uzun ve benekli kuyruklarıyla daha da dikkat çekerler. Bu kadar süs neden mi? Çevrelerindeki dişilere çekici görünmek için!

cin ordegi Renk Delileri

Çin ördeği

Anavatanı Asya olan Çin ördekleri rengârenk, parlak ve sanki fön çektirmiş gibi duran tüyleriyle diğer ördeklerden hemen ayrılır. Tıpkı sülünlerde olduğu gibi Çin ördeklerinin de erkekleri renkli olur ve dişilerin ilgisini böyle çekmeye çalışırlar. Bir düşünün bakalım, başka hangi kuşlarda böyle bir özellik var?

tavuk mantis karidesi Renk Delileri

Tavus mantis karidesi

Adını tavus kuşundan alan bu karides sizce de bir palyaçoyu anımsatmıyor mu? Onu denizde gören diğer hayvanlar epey şaşırıyor olmalı! Ama o, onlara şaşıracak fırsat bile bırakmıyor. Çünkü avlanmak için aniden hızlanıp avına güm diye çarpıyor! O kadar hızlı çarpıyor ki içine konduğu akvaryumları kırdığı bile olmuş. Renkli, ama biraz sert bir mizacı var işte…

guguk arisi Renk Delileri

Guguk arısı

Bir böceğin bu kadar renkli olabileceği aklınıza gelmiş miydi? Işık, guguk arısının kabuğundan farklı açılarla yansıyınca bu gökkuşağı renkleri ortaya çıkıyor. Bunun dışında diğer arılardan pek farkları yok. Sıcak iklimleri seven guguk arıları kendileri gibi renkli çiçeklerin özsularıyla besleniyor.

2 Temmuz 2001’de tümüyle yapay ilk kalbin nakli yapıldı.

 

02 temmuz 2 Temmuz

 

AbioMed şirketi yapay kalp geliştirme çalışmalarına 1990’lı yıllarda başladı. Şirketin geliştirdiği AbioCor adlı tümüyle yapay kalp, 2 Temmuz 2001’de Robert Tools adlı hastaya nakledildi. AbioCor’un 18 aylık bir ömrü vardı ama Robert Tools yapay kalple anca 151 gün yaşayabildi.

AYIN TAMAMI