ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR

Dünyamız ve Canlılar

degrade Fotosentez
Fotosentez, bitkilerin ve bazı mikroorganizmaların enerji elde etmek (yani beslenmek) için kullandığı kimyasal bir süreçtir. Fotosentez sayesinde, başta bitkiler ile bazı mikroorganizmaların, sonra da bunlarla beslenen bütün öteki canlıların enerji gereksinimi karşılanır. Bir başka deyişle bütün canlıların beslenmesi güneşten gelen enerjiyi besine çeviren fotosenteze bağlıdır. Fotosentez yeryüzündeki yaşamın sürmesini sağlayan en önemli kimyasal süreçtir. Gelin onu biraz daha yakından inceleyelim.
Fotosentez sözcüğü Yunanca iki sözcüğün, ışık anlamına gelen foto ile birleştirmek anlamına gelen sentez sözcüklerinin birleşiminden oluşur. “Işık yardımıyla bir araya getirmek” anlamına gelir.

Fotosentez Nedir?

Bütün canlılar gibi bitkilerin de yiyeceğe gereksinimi vardır. Ne var ki bitkiler yiyecek sağlamak için başka canlılara bağlı değillerdir. Çünkü bitkiler kendi besinlerini üretebilir. Bitkilerin güneş ışığındaki enerjiyi toplayıp havadaki karbondioksit ile topraktaki suyu kullanarak organik moleküller (besin) ürettiği işleme fotosentez denir.
fotosentez
fotosentez

Havadaki karbondioksit, yapraklardaki küçük gözeneklerden (deliklerden) geçer. Bu gözeneklere stoma denir.

fotosentez

Su, kökler tarafından emilir ve yapraklara giderken gövdedeki damarlardan geçer.

fotosentez

Güneş ışığı yaprak hücrelerindeki kloroplast denen bir organelle emilir.

Fotosentez sırasında ne olur?

Fotosentez bitkilerin yeşil yapraklarında gerçekleşir. Yapraklar hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin içinde kloroplast adı verilen, küçük organeller bulunur. Her kloroplast, yaprağa yeşil rengini veren “klorofil” adı verilen yeşil bir kimyasal madde içerir. Klorofil güneş ışınlarının enerjisini emer. Bu enerji, topraktan alınan suyun moleküllerini hidrojen ve oksijene ayırmak için kullanılır. Hidrojen ile karbondioksit, bitkiler için glikoz (yani besin) oluşturmak için kullanılır.

Üretilen glikozun bir bölümü bitkinin büyümesi ve gelişmesi için kullanılırken, geri kalanı ileride kullanılmak üzere yapraklarda, köklerde ya da meyvelerde depolanır.İşlem sırasında atık olarak üretilen oksijen de yapraklardan havaya salınır.

fotosentez

Yalnızca karalarda değil, denizlerde de temel yiyecek kaynağı, fotosentezle kendi besinini üreten mikroorganizmalardır.

fotosentez

Koşullar uygun olduğunda göllerdeki, denizlerdeki ve okyanuslardaki fotosentez yapan mikroorganizmaların sayısında büyük bir patlama yaşanır. Yeşil renk alan suyun yüzeyi yüksekten kolayca görülür.

fotosentez

Fotosentezin sonucunda atık olarak oksijen üretilir. Dolayısıyla havadaki oksijen artar. Bu, yeryüzünde oksijen soluyan bütün canlılar için yaşamsal önem taşır.

Fotosentezin sonucunda havadaki karbondioksit azalır. Bu da dünyanın giderek ısınmasına yol açan sera etkisini hafifletir; yani ısınmayı yavaşlatır.
Kiraz en sevilen meyvelerden biridir. Onu yalnızca çocuklar değil, yetişkinler de severek yer. Vişne ise kekremsi tadıyla kiraz kadar yenmez; ama onun da reçeli pek sevilir. Kiraz ile vişne birbirine yakın akraba ağaçlardır. Bu ikilinin ülkemizde pek bilinmeyen ve yetişmeyen üçüncü bir akrabası daha vardır: Sakura. Özellikle Japonya’da çok sevilen sakura ağacı bir tür meyvesiz kiraz ağacıdır. Kiraz çiçeği ağacı olarak da bilinir.
Sakura meyvesiz bir kiraz ağacıdır ancak görüntüsüyle büyüleyen özel çiçekleri vardır. Bilimsel adı Prunus serrulata olan sakura ağacı,yaklaşık 10 metreye kadar uzayabilir ve çiçekleri çok kısa sürede dalından düşer.
Sakura bütün dünyada sevilir; ancak Japonya’da halkın gözündeki yeri başkadır. Öyle ki sakura, Japonya’nın resmi olmayan simgesidir.
Soluk pembe çiçeklerinin güzelliği ve kısa ömürlü oluşuyla bilinir. Çiçekler, ağaçlarda genellikle bir ya da iki hafta kadar kalır.
sakura
Her yıl mart sonundan mayıs başına kadar Japonya’nın her yanında sakuralar çiçek açar. Sakura ağacının çiçekleri kışın sonunu, ilkbaharın başlangıcını müjdeler. O zaman da Hanami festivali düzenlenir. Hanamide kiraz çiçeği ağaçlarının altında toplanan Japonlar, bir şeyler yiyip içerek festivali kutlar.
Hanami yüzlerce yıl öncesine dayanan geleneksel bir festivaldir.
hiroshige1 Sakura Ağacı
Utagawa Hiroshige’nin 1848-49’da yaptığı Nakanochō’da Kiraz Çiçeği Zamanı adlı tablo.
Görsel kaynağı: Wikipedia
hiroshige2 Sakura Ağacı
Utagawa Hiroshige’nin 1834’te yaptığı Yasui’deki Tenjin Tapınağı’nda Kiraz Çiçeği İzleme adlı tablo.
Görsel kaynağı: Wikipedia

Uzaydan bakıldığında Dünya’mız mavi bir bilyeyi andırır. Bunun nedeni yüzeyinin büyük bölümünün suyla kaplı olmasıdır. Peki, Dünya hep böyle miydi? Okyanuslar nasıl oluştu? Nasıl değişti ve nasıl değişiyor? Gelin okyanuslara biraz daha yakından bakalım.

İlk Yağmurlar

Dünya yaklaşık 4,56 milyar yıl önce Güneş Sistemi ile birlikte oluştuğunda yüzeyi eriyik kayalardan yani lavdandı. Yani genç Dünya’nın yüzeyi ve atmosferi binlerce derece sıcaklıktaydı. Zamanla her ikisi de soğudu. Uzun bir süre yeryüzü yalnızca kayadan ibaret kaldı. Atmosferin sıcaklığı yüz derecenin altına düştüğünde atmosferde bulunan bol miktardaki su buharı yoğuştu ve ilk yağmurlar yağmaya başladı.

okyanuslar
İlk oluştuğu dönemde Ay, Dünya’ya bugünkünden çok daha yakındı.

Yer’in Derinliklerinden Gelen Su

Yanardağlardan atmosfere Dünya’nın derinliklerindeki çeşitli gazlarla birlikte su buharı da salınıyordu. Bu su buharı önce bulutları oluşturuyordu. Sonra da yağmur yağıyordu. Bu yağmurlar yüz binlerce yıl kesintisiz sürdü. Yağmur suları yeryüzünün çukur bölgelerini doldurdu.

Uzaydan Gelen Su

Okyanusları oluşturan suyun bir bölümü de uzaydan geldi. Oluşumunun ilk 600 milyon yılında Dünya’ya çok sayıda büyük asteroit ve kuyrukluyıldız çarpıyordu. Özellikle kuyrukluyıldızlarda bulunan bol miktarda su da okyanuslara karışıyordu.

Su Dünyası

Zamanla yeryüzündeki yalnızca çukur alanlar suyla dolmadı, bütün yeryüzü suyla kaplandı. Dünya kelimenin tam anlamıyla bir “Su Dünyası” oldu. Bu durum günümüzden yaklaşık 3 milyar yıl önce ilk kıtalar ortaya çıkana dek sürdü.
okyanus yerkure Okyanuslar Nasıl Oluştu?

Gezegenimizin tarihi çok ilginçtir. Okyanuslarla, kıtalarla ve yaşamla ilgili daha birçok içerik önümüzdeki aylarda kumbaradergisi.com'da yer alacak.

Güneş Sistemi’nde birbirinden farklı özellikleri olan sekiz gezegen vardır. Bunlar arasında gezegenimiz Dünya, bir özelliğiyle öteki gezegenlerden ayrılır. Bu özellik Dünya’da yaşamın bulunmasıdır. Dünya’da yaşamın ortaya çıkması ve milyarlarca yıl içinde çeşitlenip çoğalması da su sayesinde olmuştur. Bütün canlılar gibi bizim de varlığımızın sürmesi suya bağlıdır. Su insanlık için yaşamsal bir öneme sahiptir.
su tasarrufu
gezegenler mobil 06 Su Tasarrufu

Su Yaşamdır

Bütün canlılar gibi insanların da suya gereksinimi vardır. Yemek yemeden birkaç hafta yaşayabiliriz; ama su içmeden birkaç günden çok yaşayamayız. Su yaşam demektir. Yetişkin bir insan bedeninin yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşur. Bu oran çocukken yüzde 70’i bulurken yaşlılıkta yüzde 50-55’e geriler. Kalbimizin ve beynimizin yaklaşık yüzde 75’i sudur. Bedenimizdeki her hücre, doku ve organın düzgün çalışabilmesi için suya gereksinimi vardır. Su hücrelerimize oksijen ve besin taşınmasını sağlar. Eklemlerimizi nemlendirir, kayganlaştırır ve korur. Beden sıcaklığımızı normal aralığında tutar. Bedenimizi temizler, arındırır.

Vücudumuzdaki Su Oranları

bobrekler Su Tasarrufu

BÖBREKLER
%83​​

akcigerler Su Tasarrufu

AKCİĞER
%80​

sinirler Su Tasarrufu

SİNİRLER
%94​

kaslar Su Tasarrufu

KAS
%75​

eklemler Su Tasarrufu

EKLEMLER
%83​

eklemler Su Tasarrufu

EKLEMLER
%83​

vucuttaki su adam Su Tasarrufu
kan Su Tasarrufu

KAN
%83​

beyin Su Tasarrufu

BEYİN
%75​

deri Su Tasarrufu

DERİ
%64​

kalp Su Tasarrufu

KALP
%79​

karaciger Su Tasarrufu

KARACİĞER
%86​

vucuttaki su adam Su Tasarrufu
dunyamizdaki toplam su mobil 05 Su Tasarrufu

Su Bol Ama…

Dünya’da gerçekte su boldur. Yeryüzünün yüzde 71’i ortalama derinliği 3.700 metre olan denizlerle kaplıdır. Ne var ki deniz suyu tuzludur ve Dünyamızdaki suyun yüzde 97,5’ini oluşturur. Toplam suyun anca yüzde 2,5’i tatlı sudur. Tatlı suyun da yüzde 68,9’u kutuplardaki buzlarda ve dağlardaki buzullarda depolanmıştır. Yüzde 30,8’i de yeraltı suyudur. Yalnızca yüzde 0,3’ü göllerde ve akarsularda bulunur.

Dünyamızdaki Toplam Su

su tasarrufu tatli su orani 2023 Su Tasarrufu
dunyamizdaki toplam su mobil 03 Su Tasarrufu

Dünyamızdaki Tatlı Suyun Dağılımı

tatli su Su Tasarrufu
su oranlari 2023 mobil Su Tasarrufu

%68,7

Tatlı suyun yüzde 68,7’si kutuplardaki buzlardadır.

%30,1

Tatlı suyun yüzde 30,1’i yeraltı suyudur.

%1,2

Yüzeydeki Tatlı Su
Yüzeydeki tatlı suyun yüzde 70’i donmuş topraklarda, yüzde 3’ü de atmosferde bulunur. Yalnızca yüzde 27’si göllerde ve akarsulardadır.

Su Sorunu

Sabah kalkar kalmaz su içmek, tuvalet sonrası sifonu çekmek, elimizi yüzümüzü yıkamak ya da yıkanmak gibi yaptığımız önemli şeylerin hepsi suyla ilgilidir. Suya bu şekilde rahat ulaşabilmemiz bize çok doğal gelir. Su, her zaman musluğu çevirdiğimizde akmaya başlar. Peki, suya erişimimiz bu kadar kolay olmasaydı ne olurdu?
su sorunu 01 Su Tasarrufu
Dünyada 2,5 milyardan çok insan, yılda en az bir ay su sıkıntısı çekilen bölgelerde yaşıyor. Yaklaşık 800 milyon insanın, yani dünyada yaşayan yaklaşık her 10 kişiden 1’inin, temiz suya erişimi çok zordur. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açar. Her yıl yaklaşık 1 milyon kişi pis suların yol açtığı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybeder. Bu bölgede temiz suya ulaşmak için insanlar kilometrelerce yürümek zorundadır. Buldukları temiz suları da kilometrelerce uzaklıktaki evlerine taşırlar. Temiz suya erişmek için harcanan zaman da kadınların yapacakları işlerden, çocukların da eğitim zamanlarından alınır.
su sorunu 02 Su Tasarrufu
Görsel Kaynağı: Martchan / Shutterstock.com
Ne şanslıyız ki ülkemizde böyle şeyler yaşanmıyor. Ancak su açısından çok da iyi durumda olduğumuz söylenemez. Çünkü Türkiye, sanılanın tersine, su zengini bir ülke değildir. Artan nüfus, gelişen ekonomi ve büyüyen kentler nedeniyle ülkemizde ne yazık ki sular ciddi oranda azalıyor. Dönemsel kuraklıklar büyük kentlerimizi artık daha sık tehdit ediyor. Suyun idareli kullanılması gerektiği son yıllarda sık sık vurgulanıyor.
su sorunu 03 Su Tasarrufu

Su Sorununa Karşı Ne Yapabiliriz:
Su Tasarrufu

Yaşamsal önemi olan bu konuda herkesin yapabileceği bir şeyler vardır. En azından konunun ne kadar önemli olduğunu araştırıp öğrenebilir ve çevrenize anlatıp farkındalık yaratabilirsiniz. Bundan daha fazlasını yapmak istiyorsanız, işte size minik bir kılavuz:
musluk 02 Su Tasarrufu

MUSLUKLARI ONARIN

Evin su tesisatındaki kaçaklar ve sızıntılar sanılandan çok daha fazla suyun ziyan olmasına sebep olur. Onların onarılması büyük bir tasarruf sağlar.

dus 02 Su Tasarrufu

DUŞLARI KISA TUTUN​

Duşların kısa tutulup 5 dakika gibi bir sürede bitirilmesi önemli bir su tasarruf yöntemidir.

camasir 02 Su Tasarrufu

BULAŞIK VE ÇAMAŞIR MAKİNESİNİ TAM DOLDURUN​

Bulaşık makinesi ile çamaşır makinesini tam doluyken çalıştırmak su tasarrufunun yanı sıra, elektrik ve deterjan tasarrufu da sağlar.

muslugu kapa 02 Su Tasarrufu

MUSLUĞU BOŞ YERE AKITMAYIN

Ellerinizi yıkarken ya da dişlerinizi fırçalarken musluğun boşa akıtılmaması da önemlidir.

Kuşların yalnızca çevremizde yaşayanlarını görüyor, onları biliyor ve tanıyoruz. Ama dağların doruklarında uçan, ormanlarda ağaçtan ağaca konan, balık yakalamak için denize dalan, güzel sesli, çirkin sesli, tuhaf gagalı, garip kuyruklu, bazıları uçamayan hatta bazıları olağandışı özellikler taşıyan birbirinden değişik kuş türleri vardır. Onları görmek için yaşadıkları yere gidemeyebilirsiniz; ama bu sayfalarda en azından bazılarını bulabilirsiniz!

Pabuç gagalı balıkçıl

Pabuç gagalı balıkçıl adını büyük gagasından alır. Balina başlı leylek olarak adlandırıldığı da olur. Boyları 1,5 metreyi bulan bu garip görünüşlü kuşlar küçük timsahlar da dahil birçok hayvanın korkulu rüyasıdır.

Hoatzin

Yaklaşık sülün büyüklüğündeki hoatzin Amazon ormanlarında yaşayan güzel bir kuştur. Yaprak, meyve ve çiçeklerle beslenir. Ne var ki hoatzinin sindirim sistemi daha çok bir ineğinkine benzer. Bu nedenle de bu güzel kuş pek kötü kokar. Yerliler arasındaki adı zaten “kokan kuş”tur.

Tukan

Karga büyüklüğündeki tukanların gagaları bedenlerinin neredeyse yarısı kadar olur. Ancak muz şeklindeki bu rengârenk gaga göründüğünden çok daha hafiftir.

Tepeli Devekuşu

Tepeli devekuşları da tıpkı devekuşları gibi uçamaz ama hızlı koşarlar. Hızları saatte 40 kilometreyi bulabilir. Tepeli devekuşlarını garip yapan başlarının mavi oluşu değildir; kızdıklarında tıpkı kangurular gibi karşısındakine öldürücü tekmeler atmalarıdır. Sık sık da kızarlar… Başlarının üstündeki keskin tepelikle de acı verici yaralar açabilirler. Ormanda görürseniz uzak durmanızda yarar var.

Kılıç Gagalı Sinekkuşu

Herhangi bir kuşla karıştırmanıza olanak olmayan bu minicik kuş kuşlar dünyasında bedenine göre en uzun gagası olan kuştur. Hatta bazen bedeninden de uzun olabilir.

Kiwi

Yeni Zelanda’da yaşayan ve yaklaşık tavuk büyüklüğünde olan bu sevimli kuş tıpkı devekuşu gibi uçamaz. Onu garip yapan bir başka özelliği de kuşlar arasında bedenine oranla en büyük yumurtayı yumurtlamasıdır.

Gergedan Gagalı

Yaklaşık 90 yıl yaşayabilen bu kuş Borneo, Cava ve Sumatra’daki yerli halk tarafından bütün kuşların efendisi olarak kabul edilir. Gerçekten de en büyük (ve garip) gagalı kuşlardan biridir.
İllüstrasyon: Vadi Töngür

Kediler ve köpekler… Amansız iki rakip! İkisi de birbirinden sevimli bu canlıları bazı ortak özelliklerine göre karşılaştırdığınızda ortaya nasıl bir sonuç çıkar acaba?
Kediler mi kazanır yoksa köpekler mi? Görmek ister misiniz?

Hangisinin Duyuları Daha İyi?

Kediler de köpekler de çok iyi koku alır. Çöpe attığınız poşetlerin içindeki yiyecek artıklarının kokusunu nasıl aldıklarını —ve sonra nasıl çöplerin altını üstüne getirdiklerini— düşünsenize… Ama hangisi koku almada daha iyidir derseniz, yanıt köpekler. Çünkü köpeklerin burnundaki koku hücreleri kedilerden iki kat, insanlardansa kırk kat daha çok! Bu nedenle köpeklerin şüpheli paketleri koklayarak polislere ya da enkaz altındaki depremzedeleri bularak ilkyardım ekiplerine yardımcı olduğunu görmüş olabilirsiniz.

Hangisi sesleri daha iyi duyar derseniz, bu kez kazanan kediler olacak. Çünkü köpekler insanların duyduğundan iki kat, kedilerse üç kat daha tiz (ince ve duyması zor) sesleri duyabilirler. Kediler evin içindeki en ufak tıkırtıyı bile algılar. Örneğin, duvardaki bir deliğe saklanmış farenin çıkardığı sesleri biz fark etmeyiz belki ama onlar dört yöne dönebilen kulaklarıyla hemen duyarlar. Köpeklerse bazı sesleri çok iyi ayırt eder. Örneğin evin önünden gelip geçen onca araba varken, sahibinin arabasının motorunun sesini çok uzaktan duyup kapıya koşan bir köpeği görmüş olabilirsiniz.

kopekdekupe9 Kediler Köpeklere Karşı
Köpeklerin koku alma duyusu kedilere göre daha iyidir. Kokuları izleyerek hedeflerine ulaşabilirler.

Hangisi Daha Yardımcı?

Hangisi gündelik hayatta insana yardımcı olur diye soracak olursanız… Yanıt yine köpekler gibi görünüyor. Çünkü kediler size ne gazetenizi getirir ne de terliklerinizi! Ama bir köpeği bunları ve daha birçok şeyi yapmak üzere eğitebilirsiniz. Kediler de evdeki fare, böcek gibi istenmeyen misafirleri avlayarak size yardımcı olabilirler aslında. Ama av köpekleri de bu konuda hiç fena değillerdir. Üstelik köpekler yeri geldiğinde kızakları çekerek, yeri geldiğinde evinize bekçilik yaparak, bazen de görme engellilere yol göstererek insanların yaşamlarını kolaylaştırırlar.
kopek gazete renkli Kediler Köpeklere Karşı
yardimci kopek Kediler Köpeklere Karşı
Köpekler insanlara birçok alanda yardımcı olur. Özellikle engelli bireylerin yaşamlarını bazen istenen eşyaları getirerek bazen de onlara yol göstererek büyük ölçüde kolaylaştırırlar.

Kim Daha Temiz?

İşte, bu iki başlıkta da kazanan kediler! Çünkü kediler pütürlü dilleriyle sık sık kendilerini yalarlar. Hatta zamanlarının çoğunu böyle geçirirler! Aslında bu onların temizlenme yöntemidir. Köpekler de bunu yapar; ama kediler kadar çok değil. Kediler su içerken bile çok titizdirler. Oysa köpekler üstlerini başlarını ıslatarak su içerler. Suya atlayıp yüzmeyi de severler. Sudan çıkınca da sıkı bir şekilde silkelenerek kurumaya çalışırlar.

dilcikarankedi Kediler Köpeklere Karşı
yalanan kedi Kediler Köpeklere Karşı
Kedilerin pütürlü dilleri, kendi bedenlerini ya da yavrularının bedenlerini temizlemeleri için bir fırça gibi iş görür.
silkelenen kopek Kediler Köpeklere Karşı
Köpekler sudan çıktıktan sonra hızla silkelenirler ve çevrelerine su saçarlar. Bu, onların kurulanma yöntemidir.

Kediler mi Daha Sosyal Köpekler mi?

Önce şunu da bir yana not etmek lazım… Kedilerin de köpeklerin de tıpkı insanlar gibi duyguları, düşünceleri vardır; rüya görürler ve hatta plan bile yaparlar. Bu nedenle hem insanlarla hem de kendi aralarında sosyal ilişkiler geliştirebilirler. Köpekler insanlarla iç içe olmaktan oldukça memnun ve çok uyumludurlar. Hatta insanları da kendilerinden biri gibi görürler. Kedilerse daha “kafalarına göre takılan”, sizin istediğiniz şeyi değil de kendi aklına eseni yapan hayvanlardır. İstediğiniz kadar “gel” deyin canları istemedikçe gelmezler; dilediğiniz kadar sevmeye çalışın, kendilerini sevdirmek istemezlerse, aldırış bile etmezler.

Buna paralel olarak köpeklerin kedilere göre daha “sosyal” canlılar oldukları söylenebilir. Köpeklerin ataları olan kurtlar avlanmak için gruplar halinde hareket ettiklerinden ve avlarını paylaştıklarından köpekler de bu sosyalliği sürdürür. Ama kedilerin ataları olan küçük vahşi Afrika kedilerinin avları da küçüktür ve gruplar oluşturmalarına gerek olmamıştır. Yine de kedilerin kendilerine özgü, daha esnek bir sosyalliği vardır. Daha bireysel yaşasalar da birbirlerinin huyunu suyunu bildikleri, geniş bir “arkadaş çevreleri” olur.

kediler yemekte Kediler Köpeklere Karşı
Yeterince bol yemek varsa kedilerin bir araya gelip yediklerine tanık olabilirsiniz. Ama aslında onlar bireysel avcılardır.

Kim kazandı derseniz, yanıt vermek zor! Çünkü kedilerle köpekleri karşılaştırmak o kadar da kolay değil. Ya sizin için kazanan kim? Bir seçim yapmanız gerekse hangisini seçersiniz? Kediniz mi olsun istersiniz köpeğiniz mi? Yoksa ikisi de mi?

kedi kopek dekupe Kediler Köpeklere Karşı

Kedi Köpek Gibi!

Peki, bir kediyle bir köpek ilk kez karşılaştığında ne olur? Bu sahneyi daha önce sokakta görmüş olmalısınız. İkisi de hemen kavga durumuna geçer. Kedi daha büyük görünmek için sırtını kamburlaştırır, tüyleri diken diken olur, tırnaklarını çıkarır ve gırtlaktan gelen sinirli bir tıslama sesiyle tehditkâr bakışlar atar. Köpekse havlayarak ve kedinin üzerine atılmaya çalışarak karşılık verir. Ancak genellikle kediyle boy ölçüşmekten vazgeçer. Bazen de yalnızca oyun amacıyla kediye havlayan bir köpek yüzüne yediği patiyle ondan uzaklaşır.

Yine de genel olarak kediler ve köpekler kavga etmektense birbirlerinde uzak durmayı yeğlerler. Eğer siz de evinizde hem kedi hem de köpek beslemek istiyorsanız ve onların sürekli kavga ederek ortalığı toz dumana katacağından kaygılanıyorsanız, korkmayın! Yeterince küçüklerken bir ara gelmişlerse, sorun yok. Evinize önce kediyi almanızda yarar var. İlk karşılaştıklarında kediniz altı aylıktan küçük, köpeğiniz de bir yaşından küçük olmalı. Göreceksiniz, kısa sürede çok iyi dost olacaklar. Hatta siz de onları bir minderin üzerinde birbirlerine sarılıp koyun koyuna uyurken fotoğraflayabilirsiniz!

kedi tislamasi Kediler Köpeklere Karşı
Karşı karşıya gelen bir kedi ve köpek. Kedinin tıslaması ile köpek geri kaçmak zorunda kalıyor.
Siz hep kedilerle köpeklerin düşman olduğunu mu düşünüyorsunuz? O zaman yanılıyorsunuz! Çünkü sanılanın tersine onlar birbirleriyle çatışmak için doğmamışlardır. Aslında son derece iyi geçinebilirler, yeter ki daha yavruyken bir araya gelmiş olsunlar…
kedi kopek arkadas Kediler Köpeklere Karşı
Kediler ve köpekler yeterince küçük yaşlardan itibaren birlikte yaşarlarsa, çok iyi dost olabilirler.

Hayır, bu yazı Nuri Bilge Ceylan’ın o ünlü filmiyle ilgili değil! Aslında bu yazı tam olarak uykuyla da ilgili değil. Aslında bazı canlıların kışın olumsuz koşullarında hayatta kalmak için buldukları zekice bir yöntemi anlatıyor. Hangi hayvanlar bu garip uykuya dalar, nasıl uyurlar, ne zaman uyanırlar? Peki, yalnızca hayvanlar mıdır kış uykusuna yatan? Gelin birlikte görelim…

Hayvanların Kış Uykusu

Kış aylarındaki dondurucu soğuklar ve yiyecek kaynaklarının iyice azalması, kimi hayvanları derin bir uykuya davet eder. Ama kış uykusu, bildiğimiz uykudan farklıdır; uzun ve derin bir uykudur bu. Canlılık etkinlikleri (metabolizma) yavaşlar, soluk alıp verme ve kalp atışı çok azalır, beden sıcaklığı düşer. Kış uykusuna yatan hayvanlar neredeyse ölü gibidirler. Bu sayede çok daha az enerji harcayarak besin bulmanın neredeyse olanaksız olduğu ayları atlatırlar.

Uykuya yatmadan önce tıka basa karınlarını doyurup şişmanlayarak vücutlarında enerji depolarlar. Sonuçta aç geçirecekleri aylar vardır önlerinde! Hayvanlar kış uykusu için önce güvenli bir yer bulur ve sonra buraya kıvrılarak yatarlar. Kış uykusuna yatan bazı hayvanların dışkı yapmak ya da biriktirdikleri yiyeceklerden yemek için bazen kısa süreli uyandıkları olur. Ama bu uzun uyku o kadar derindir ki aylar sonra, ancak havaların yeniden ılımaya başlamasıyla, tam olarak uyanırlar. İşte, size en ünlü kış uykucularından bir seçki!

ayi Kış Uykusu
Kış uykusuna yatan hayvanlar kimsenin onları bulup rahatsız etmeyeceği kuytu bir deliğe kıvrılıp uyurlar. Hatta girişi de çalı çırpıyla kapatırlar!

Ayılar

Kış uykusuna yatan en ünlü hayvan herhalde ayıdır. Ayılar, türlerine, yaşadıkları bölgenin sıcaklıklarına ve yiyecek bulma olanaklarına göre değişik uzunluklarda kış uykusuna yatarlar. Bu süre 3 ila 7 ay arasında değişir. Bu süre içinde beden ağırlıklarının yaklaşık dörtte birini kaybederler. Uykuya yatmadan önceki aylarda deli gibi yiyerek bir haftada 14 kilo almalarının nedenini şimdi anladınız mı?

Kaplumbağalar

Kaplumbağaların kış uykusu için evleri hazırdır, ama yine de kuru yaprak ve otların altına gömülmeyi yeğlerler. Bazı kaplumbağa türlerinin kış uykusu sırasında kalp atışları dakikada 5-10 arasına düşer. Oysa sizin kalbiniz normalde dakika 60-90 kez atar. Onlar, ağızdan ve burundan soluk almayı da bırakırlar! Yalnızca derilerindeki gözeneklerden oksijen alırlar.
kis uykusu 3 Kış Uykusu

Sümüklüböcekler

Sümüklüböceklerin de kaplumbağalar gibi yatakları hazırdır. Kış uykusu zamanı geldiğinde kabuklarının içine çekilirler, katılaşan sümüksü bir dokuyla kabuğun kapısını kapatırlar ve içerinin yeterince nemli kalmasını sağlarlar. Çok az yağmur yağan yerlerde kabuklarından hiç çıkmadan üç yıl uyudukları bile olur!
kis uykusu 4 Kış Uykusu

Sincaplar

Bir sincap türü olan “Arktik gelengisi”nin beden sıcaklığı kış uykusu sırasında donma sıcaklığının (0 derece) altına düşer. Bu inanılmaz bir şeydir! “Kış uykusu sırasında hayvanların beden sıcaklıkları bu kadar düşünce neden ölmüyorlar?” diye sorarsanız yanıtı şu: Beden sıcaklığı kritik bir düzeye indiğinde bir iç kontrol mekanizması devreye giriyor ve uyanıyorlar. Bir başka deyişle biyolojik saatlerinin alarmı çalıyor!
kis uykusu 5 Kış Uykusu

Arılar

Yazın kovanlardan çıkıp çiçekten çiçeğe konan binlerce arı kışı nasıl geçiriyor dersiniz? Onlar da bir tür kış uykusuna çekilirler. Sıcaklığı korumak için kovanın içinde ortalarına kraliçe arıyı alarak sımsıkı kümelenirler. Zorda kaldıklarında peteklerdeki balı yerler. Yoksa dışarıda ne polen toplayabilecekleri bir çiçek bulabilirler ne de soğuktan hayatta kalabilirler.
kis uykusu 6 Kış Uykusu

Yarasalar

Yarasalar da kış uykusuna yatan memeliler arasındadır. Bir mağara tavanından baş aşağıya sarkarlar ve geniş kanatlarıyla kendilerine adeta bir koza örerler. Kışı yiyeceksiz geçirebilirler ama su içmek için zaman zaman uyanmaları gerekir.
kis uykusu 7 Kış Uykusu

Yılanlar

Bu yılan tek başına kıvrılıp yatmış ama bazı yılan türleri toplu halde kış uykusuna çekilir. Sıcaklıklarını daha uzun süre koruyabilmek için bazen yüzlerce, hatta binlerce yılan bir çukurun içinde iç içe geçip birbirine dolanarak uyur.
kis uykusu 8 Kış Uykusu

Kurbağalar

Kış uykusundan yeni uyanmış bir kurbağa, gözleri hâlâ mahmur. Eh, kolay değil aylarca süren uykudan birden uyanıvermek.
kis uykusu 9 Kış Uykusu

Kirpiler

Kirpiler kış uykusu için tostoparlak olduklarında canlı mı yoksa ölü mü olduklarını anlamanız çok güçtür.
kis uykusu 10 Kış Uykusu

Fareler

Yukarıda sıraladığımız hayvanların farklı türleri de kış uykusuna yatar. Ve sayamadığımız daha pek çok hayvan türü: böcekler (kelebekler, eşek arıları, uğurböcekleri…), semenderler, timsahlar, kertenkeleler, hatta bir kuş türü… Daha fazlasını internetten ve kitaplardan araştırmaya ne dersiniz?

Biliyor muydunuz?

Siz kış uykusunun yalnızca bazı hayvan türlerine özgü olduğunu mu zannediyorsunuz? O halde yanılıyorsunuz! Çünkü bazı bitkiler de kış uykusuna yatar. Kışın yapraklarını döken ağaçlar aslında bir tür kış uykusuna geçerler. Çünkü kış onlar için de zordur; yapraklarda fotosentez yapılmasını sağlayan güneş ışıkları azalmıştır. Üstelik soğuk havalarda topraktaki suyun emilmesi de zorlaşır. Oysa yapraklardaki gözenekler dışarıya su vermeyi sürdürmektedir. Su kaybını azaltmak için en iyi çözüm yapraklara veda etmektir. Nasıl olsa bütün bahar ve yaz boyunca besin depolanmıştır ve baharda havaların ısınmasıyla yapraklar yeniden çıkacaktır. Çok yıllık ya da iki yıllık bitkiler –yani ömürleri ancak birkaç yıl olan otsu bitkiler– de kışın soğuğa dayanıksız olan, toprak üstünde kalan bölümlerini kaybederler. Ama bahar geldiğinde aynı köklerden yeniden yeşerirler. Örneğin beyazhindiba bu türdendir. (Buna benzer başka hangi bitkiler aklınıza geliyor?) Bazı tek yıllık otsu bitkilerse kış gelmeden önce tohumlarını üretir, sonra ölürler. Çünkü –adı üzerinde– tek yıllık bitkilerdir. Ama tohumlar kış ayları geçer geçmez hemen filizlenir. Ta ki bitki sonraki kış yeniden tohum üretip ölene kadar… İşte, bu da bir tür “kış uykusu”dur.
kis uykusu 14 Kış Uykusu
Yapraklarını dökerek kış uykusuna hazırlanan ağaçlar.
kis uykusu 15 Kış Uykusu
Çok yıllık beyazhindiba, kışın toprak üstündeki bölümlerini kaybeder ve bunlar baharda yeniden yeşerir.
Bazılarımızın en sevdiği mevsim kıştır. Bunun nedeni de tabii ki kardır. Kış severler karın yağmasını ve her yerin bembeyaz olmasını dört gözle bekler. Kar yağınca da dışarı çıkıp kartopu oynamaya, kardan adam yapmaya ya da kaymaya bayılırlar. Peki, bu soğuk mevsimi bile güzel yapan büyülü ‘kar’ın ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Gerçekten de acaba kar nedir ve nasıl oluşur?

Havadaki Su

Dünyadaki suyun yüzde 96,5’i okyanuslarda ve denizlerdedir. Bir bölümü (yüzde 1,75) kutuplardaki buz takkelerinde ve buzullarda bulunur. Bir bölümü akarsularda, göllerde ve yer altı sularındadır. Küçük bir bölümü de atmosferdedir. Güneş, okyanuslardaki, göllerdeki ve akarsulardaki suyu sürekli buharlaştırır.
buhar Kar Nasıl Oluşur?

Su Damlalarından Bulutlara

Güneş, yeryüzünü ısıttıkça yeryüzü de üzerindeki havayı ısıtır. Isınan hava yükselir. Onunla birlikte içindeki su buharı da yükselir. Su buharı yükselirken havadaki gözle görülemeyen toz taneciklerine tutunur.
su damlalari buyutec Kar Nasıl Oluşur?
Yükseklerde hava soğuk olduğundan su buharı bu toz taneciklerinin çevresinde yoğunlaşır ve çok küçük -gözle görülemeyecek denli küçük- su damlacıklarına dönüşür. Milyonlarca su damlacığı bir araya gelerek bulutları oluşturur.
bulut Kar Nasıl Oluşur?

Bulutlardan Tekrar Yeryüzüne

Değişik hava koşullarına göre bulutlardaki sular değişik biçimlerde yeryüzüne boşalır. Bu boşalmalar (yani yağışlar) yağmur, sulusepken (yağmur kar karışımı), dolu ve kar şeklinde olabilir.

Karın Oluşumu

Bulutun yüksekliğindeki hava, sıfır derecenin altına düştüğünde toz parçacıklarının çevresinde yoğunlaşmış damlacıklar donarak kristalleşir. Oluşan minik buz kristalleri zamanla birleşir, büyür ve ağırlaşır. Bulutta tutunamayacak kadar ağırlaştıklarında da birer kar tanesi olarak yeryüzüne düşerler.

Soğuk ve Nemli Hava

Çok soğuk ama aynı zamanda kuru bölgelerde kar yağışı olmaz. Örneğin, dünyanın en soğuk kıtası Antarktika’nın bazı (çok kuru) bölgelerine yüzyıllardır kar yağmaz. Çünkü karın yağabilmesi için hava sıcaklığının sıfır derece ya da altında olması ve havada belli bir miktarda nem olması gerekir.
wright vadisi Kar Nasıl Oluşur?
Antarktika’daki Wright Vadisi’ne kar çok ender yağar.
Görsel kaynağı: Wikipedia

Karla İlgili Bilgiler

kar cocuk Kar Nasıl Oluşur?


Kar Yenir ama Yenmez!

Yeni yağmış kar tertemiz görünür. Ne var ki kar, bulutlardan yere ulaşana kadar havanın içinden geçer. Bu sırada havadaki toz, is, bakteriler vs. kara yapışır. Onunla birlikte yere düşerler. Yani kar gerçekte göründüğü kadar temiz olmayabilir. Kar yenebilir ama onu yemek çok doğru olmaz. Sonra kendinizi kötü hissedebilir hatta hastalanabilirsiniz.
tipi Kar Nasıl Oluşur?


Tipi

Şiddetli bir kar yağışı sırasında rüzgâr da esiyorsa, buna tipi denir. Tipide görüş mesafesi çok düşer ve yürümek zorlaşır.
beyaz kar Kar Nasıl Oluşur?


Karın Rengi

Kar beyaz görünür. Ama gerçekte kar kristalleri saydamdır. Üzerlerine düşen güneş ışığını oluşturan herhangi bir rengi soğurmadan yansıtırlar. Bu nedenle de beyaz görünürler.
baraj Kar Nasıl Oluşur?


Musluktan Akan Kar Suyu

Kışın yağan karlar bahar aylarında erir, su olur. Akarsulara ve yeraltı sularına karışır. Bunların bir bölümü de sonunda barajlara ulaşır. Barajlarda biriken kar suları sayesinde kentlerin su gereksinimi karşılanır. Kışın karın az yağdığı yıllarda yazın susuz kalma riski doğar.
Kuşlar, hayvanlar dünyasının en başarılı gruplarından biridir. Uçmak onlara büyük bir üstünlük sağlar. Dağların doruklarında uçan, ormanlarda ağaçtan ağaca konan, balık yakalamak için sulara dalan, ülkeden ülkeye göç eden birbirinden değişik binlerce kuş türü vardır. Bazıları gerçekten de sıra dışıdır. Bu güzel ve ilginç hayvanları biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?
Günümüzde yaşayan kuşlardan bazıları çok büyüktür.
kuşlar

Devekuşu uçamaz. Çok ağır ve büyük bir kuştur. Boyu 2,7 metreyi, ağırlığı da 150 kiloyu bulabilir.

En büyük yumurta devekuşu yumurtasıdır.

kuşlar
kuşlar
Albatrosların kanat açıklığı 3,7 metreyi bulur.

Bütün kuşların gagası vardır. Ama gagalarında diş yoktur. Kuşların dişi olmaz.

kuşlar

Atlantik yelkovanı göç mevsiminde Atlas Okyanusu’nu baştan aşağıya geçer ve 14 bin kilometre yol kat eder.

tavuk Biliyor muydunuz? - Kuşlar
Yaklaşık 8.000 yıl önce evcilleştirilen tavuktan günümüzde 33 milyardan çok vardır.
kuşlar
kuşlar
Dünyanın en küçük kuşu arı sinekkuşudur. Boyu 5 santimetre, ağırlığı da 2 gram dolayındadır.
bulutlar ust2 Biliyor muydunuz? - Kuşlar
kelenken Biliyor muydunuz? - Kuşlar

Dünya tarihinde günümüzdekilerden çok daha büyük kuşları yaşadığı bilinir. Örneğin, 15 milyon yıl önce yaşamış ve tıpkı devekuşu gibi uçamayan bir kuş olan kelenken, ortalama 190 kilo ağırlığında ve 3,2 metre boyundaydı.

Doğada toplam 50 milyar dolayında kuş yaşadığı tahmin ediliyor.

Guguk kuşları yumurtalarını başka kuşların yuvasına (anne kuş yokken) bırakır. O kuşlar yumurtadan çıkan guguk kuşu yavrusuna bakar, büyütür. Hatta bazen guguk kuşu kendisine bakan kuştan çok daha büyük olur.

Arkadaşımız, Koruyucumuz, Yardımcımız

Köpekler

köpekler
Köpeklerle binlerce yıldır birlikte yaşıyoruz. Onları besliyor, onlara bakıyoruz; onlar da bizim için bekçilik yapıyor, sürülerimizi gütmede yardımcı oluyor ve birtakım başka işlerimizi görüyorlar. Ama yaptıkları en önemli iş kuşkusuz bize yoldaşlık, arkadaşlık etmek. Onlarla aramızda başka hiçbir hayvan türüyle kuramadığımız güzel ve özel bir bağ var.

Bugün yeryüzünde 300 milyonu aşkın köpek yaşadığı tahmin ediliyor. Bütün bu köpeklerin hepsi de bir zamanlar Asya’nın doğusunda -olasılıkla da Çin’de- yaşayan birkaç dişi kurttan geliyor. Bu kurtlardan olan yavrular ve onların yavruları kuşaklar boyunca Asya, Afrika ve Avrupa’ya yayılmış. MÖ 9000’li yıllarda insanlar buz tutmuş Bering Boğazı’ndan yürüyerek Asya’dan Amerika’ya geçtiğinde yanlarında köpeklerini de götürmüşler. Köpekler bugün tıpkı insanlar gibi bütün kıtalara yayılmış durumda.

Köpek sahipleri köpeklerin başlıca yararının can yoldaşı olmak olduğunu düşünür. Köpeklerle insanların iyi bir dostluk geliştirmesinin temelinde onların insan davranışlarını, beden dilini ve seslerini anlama konusunda çok yetenekli oluşları geliyor olabilir. Öyle ki bu alanda şempanzelerden bile daha başarılılar. Hatta beden dilini anlama konusunda bizden bile iyi oldukları söylenebilir.

köpekler

Evcil köpek cinslerinin hepsi, “Canis familiaris” adlı tek bir türün üyeleridir. Köpeklerin görünüş ve davranış olarak birbirinden farklı olan alt gruplarına cins denir. Aynı cins köpekler, ortak davranış özellikleri taşır ve görünüşleri de benzerdir. Bugün dünyada görünüş olarak birbirinden çok farklı yaklaşık 400 cins köpek bulunuyor.

Doğada, canlıların yaşamlarını sürdürebilmeleri, karınlarını doyurmalarına ve av olmamalarına yani evrimin en temel mekanizması olan doğal seçilime bağlıdır. Buna göre ancak zorlu yaşam koşullarına uyum sağlayabilen canlılar hayatta kalır ve soylarını sürdürür; ötekiler ölür yani elenir. Evcil hayvanlarda ise; insanlar, beğendikleri özelikleri taşıyan hayvanları besler ve yalnızca onların üremesine izin verir. Buna yapay seçilim denir. Böylece her yeni kuşak sahibin istediği özellikleri daha çok taşır. Bu kadar çok köpek cinsinin -hem de neredeyse yalnızca son 500 yıl içinde- ortaya çıkışı da böyle olmuştur.

köpekler

Dostluğun Başlangıcı

Köpekler bizim en eski hayvan dostlarımız. Atlardan, ineklerden, keçilerden ve koyunlardan çok daha önce bizlerle birlikte yaşamaya başlamışlardı. Sanki insanlık tarihinin bir parçası gibiler. İnsanlar daha tarıma ve yerleşik yaşama geçmeden başlayan bir ilişki bu.

60 bin yıl öncesiyle 12 bin yıl öncesi arasında yaşanan son buz devrinde insan topluluklarıyla kurt sürülerinin yaşamlarında birçok ortak yan vardı. Aynı av sahalarını paylaşıyor ve aynı tür hayvanları avlıyorlardı. Bu durum da aralarında bir rekabete yol açıyordu. Kurt sürüleriyle insan topluluklarının büyüklükleri birbirine yakındı. Her ikisinde de sosyal ilişkiler vardı. Sürüdeki lider -alfa erkeği- kurttan yeni doğmuş yavruya kadar her üyenin sürü içinde rolü belliydi. Ayrıca beden hareketleri, mimikler ve seslerden oluşan karmaşık bir dilleri vardı.

köpekler

Yalnız yaşayan kurtlar çekingen, tedirgin ve temkinli oluyorlardı. Bunlardan bazıları insan gruplarını izlemeyi, onlarla birlikte hareket etmeyi ve onların artıklarını yiyerek yaşamayı kolay bir yol olarak görmüş olabilir. İnsanlar da kurtların güçlü koku alma duyularından, iz sürme ve av hayvanlarını bulma becerilerinden yararlanmanın akıllıca olacağını düşünmüş olabilir. Yani her iki türün de işbirliği içinde yaşamasında yarar olduğu açıktır. Öyle ya da böyle bundan en az 14 bin yıl önce bazı kurtlar insanlarla birlikte yaşamaya başladı.

Evcilleşme yani hayvanların insan topluluklarıyla birlikte yaşayacak şekilde değişim geçirmesi uzun bir süreçtir. İnsanlar kurtları seçici üretimle aşama aşama evcilleştirdiler. En uysal olanların birbirleriyle çiftleşmesini sağladılar. Yavrular arasında yine en uysal olanların üremesine izin verdiler. Kuşaklar sonra doğan yavrular artık kurt atalarından çok farklılaşmıştı. Yine de kurt ve köpek çok yakın türlerdir. Aralarındaki genetik fark %1 dolayındadır; yani genomlarının %99’u aynıdır. Ancak köpekler insanlara bağımlıdır ve doğada kendi başlarına yaşamlarını sürdüremezler.

Yardımcımız Köpekler

İlk evcil hayvan olan köpek giderek insanın en yakın dostlarından biri halini almıştır. Köpekler gerçekten de akıllı hayvanlardır ve insanlarla yalnızca arkadaşlık etmezler; aslında onlar çok iyi birer yardımcıdır da. Köpekler binlerce yıldır koyun sürülerini gütmede ve evleri korumada kullanılagelmişlerdir. Eski Yunan’da ve Eski Mısır’da av sırasında kullanılmışlardır. Birçok ülkede işgücü olarak at arabası, kızak ve hatta saban çekmede kullanılmışlardır -bazı ülkelerde hâlâ da kullanılırlar. Artık köpekler bir dizi başka alanda da bize çok yardımcı oluyor. Örneğin, St. Bernard cinsi köpekler özellikle dağlarda kaybolan kişileri arayıp bulmada kullanılırlar. Kılavuz köpekler görme engellilerin eli, ayağı, gözü gibidir; onları bir anlamda özgürleştirir. Sahiplerinin güvende hissetmesini ve özgüvenlerinin de yükselmesini sağlarlar. Bazı köpekler havaalanlarında, yurtdışından getirilmesi yasak ürünleri bagajlarda bulmada kullanılarlar. Ama onların burunlarıyla buldukları bunlarla sınırlı değildir; savaş alanlarında gömülü mayınları, gizlenmiş bombaları ve depremlerde enkaz altında sağ kalan insanları da bulabilirler.

Evcilleşen Tilkiler

Köpeklerin kurttan nasıl türediğini zamanı geri alıp da izlememiz olanaksız. Ancak aynı familyadan başka türler üzerinden bu evrimi inceleyebiliriz. Dmitri Belyaev 1950’li yıllarda Rusya’da köpeğin kuzeni sayılabilecek vahşi tilkileri beslemeye başlamış. Amacı tilkileri tıpkı köpekte olduğu gibi evcilleştirip evcilleştiremeyeceğini görmekmiş. 130 vahşi tilkiyle başlayan araştırmada hep insandan en az korkan ve en arkadaş canlısı yavruları seçmiş ve yetiştirmiş. Otuz beş kuşak sonra vahşi tilkiden çok evcil köpekleri andıran, insandan ürkmeyen, arkadaş canlısı, oyunbaz tilkiler ortaya çıkmış. Bunlar elli yıl önce çalışmaya başladığında beslediği ilk vahşi tilkilerden çok farklıymışlar. Şimdiki yetiştiriciler evcil tilkiler için “bir köpek kadar sadık ama bir kedi kadar özgür ruhlular ve insanlarla derin bağlar kurabiliyorlar” diyor.
ev tilkisi Köpekler

Yüzlerce Cins

Yeryüzünde milyonlarca hayvan türü yaşıyor. Ancak köpekler kadar çeşitlilik gösteren bir başka tür neredeyse yoktur. Görünüşleri ne kadar farklı olsa da bütün köpek cinsleri ortak kökenlerinden dolayı da birçok ortak özellik taşır. İlk köpekler insanlara zamanla uyum sağladı ve uyum sağladıkça da uysallaştı, eğitilebilir oldu. Günlük yiyeceklerinin büyük bölümünü insan artıkları oluşturuyordu. Artık onlar için büyük avlara gereksinim kalmadı. Kafatasları, dişleri ve bedenleri giderek kurda göre küçüldü.
bozkurt Köpekler
Bütün köpeklerin atası boz kurttur.

Resimleri büyütmek için tıklayın

Göçmen Kuşların Rotası

Şöyle bir anons duydunuz mu? “Dikkat dikkat! Göçmen kuşlar için hareket vakti gelmiştir. Lütfen güneye doğru uçuşa geçiniz.” Duysaydınız biraz tuhaf olurdu zaten. Ama yeryüzünde milyonlarca kuş böyle bir anonsu beklemeden yola çıkıyor, hem de binlerce kilometre öteye! Neden? Nasıl? Nereye?
Hareket Zamani 1 Göçmen Kuşların Rotası
göçmen kuşlar

Sonbaharla birlikte yeryüzündeki birçok canlı kış hazırlıklarına başlıyor. Göçmen kuşlar da bunların arasında… Kış için salça hazırlamıyor ya da badana yapmıyorlar. Onlar, baharda geldikleri yoldan sonbaharda geri dönüyorlar. Ama bu, öyle az buz bir yol da değil, yüzlerce hatta binlerce kilometre… Ertesi yıl bu yolu gerisin geri bir daha uçuyorlar! Her yıl düzenli olarak, genellikle yazı ya da kışı daha rahat geçirebilecekleri diyarlara varmak, bazen de üremek için bu çılgın yolculuğa çıkıyorlar.

Bu gerçekten çılgın bir yolculuk, çünkü bazı kuşlar dünyanın bir ucundan öbür ucuna kadar uçuyor! İnanmayacaksınız ama 10.000 kilometreden fazla –yani Dünya’nın çevresinin dörtte birini– uçanlar var. Çoğu göçmen kuş için göç etmek demek, bir ülkeden başka bir ülkeye değil, bir kıtadan bir başka kıtaya gitmek demek. Ne yazık ki bu uzun ve zorlu yolculuk sırasında göçmen kuşların bir bölümü de ölüyor. Ama yine de bu çılgınlıktan kendilerini alamıyorlar. Peki, ama neden? O kadar yola neden ve nasıl katlanıyorlar? Nereden nereye gidiyorlar?

Neden Göç Ederler?

Mevsim değişimi kuşların göçünün başlıca nedenidir. Yılın değişik dönemlerinde, farklı coğrafyalarda, farklı mevsimler yaşanır; bunu biliyoruz… İşte, göçmen kuşlar da çok sıcak ve çok soğuk dönemleri yaşamamak için yer değiştirmeyi seçiyorlar. Tıpkı bazı insanların yaz aylarında yaylaya çıkıp kışın kente ya da köye dönmeleri gibi. Mevsim değişimine paralel bir başka neden de besin arayışı. Kışın soğuk ve karlar altında geçtiği yerlerde kuşların yiyecek bulması ne kadar zordur, bir düşünsenize…

Bunların yanı sıra, yumurtlama yani üreme de kuşların yola koyulmalarında son derece önemli bir etkendir. Göçmen kuşların çoğu bahar aylarında kuzeydeki ılıman bölgelere göçüp orada yumurtlarlar. Bu sayede uzun yaz günlerinde daha rahat ederler ve yavrularını da bolca buldukları yiyeceklerle beslerler. Sonbahar gelince gelişip büyüyen yavrularını da yanlarına alıp aynı yolu geri dönerler.

göçmen kuşlar
Sonbaharda güneye doğru göç eden turnalar.

Yollarını Nasıl Bulurlar?

Peki, kuşlar göç etmeye nasıl karar verir? Bu, genellikle günlerin uzunluğunun değişmesiyle ilişkilidir. Güneş’in daha erken ya da daha geç doğup batmaya başlaması kuşlara “harekete geç” sinyali verir. Ayrıca kuşlar göçleri sırasında yeryüzünün manyetik alanından yararlanırlar. Beyinlerinde küçük pusulalar vardır ve bu onlara yol gösterir, diyebiliriz.

Göç öncesinde kuşların vücutları yağlanır; yediklerini yağ biçiminde depo ederler. Bunu da sürekli kanat çırparak geçirdikleri uzun ve aşırı yorucu yolculuklarında enerji elde etmek için kullanırlar. Ayrıca bazı göçmen kuşlar ilkbahar göçünden önce, bazıları da sonbahar göçünden önce tüylerini yenilerler.

göçmen kuşlar

Göçmen kuşlar yola koyulmadan hemen önce belli bir alanda toplanır. Büyük gruplar halinde ve hep birlikte hareket ederler. Gökyüzünde aldıkları –genellikle V harfine benzeyen– şekil, onların daha az enerji harcayarak uçmasını sağlar. Göç sırasında bazıları gece, bazıları da gündüz uçar. Gece gündüz kesintisiz uçan türler de vardır.

Kuslar 1 Göçmen Kuşların Rotası

Göçmen kuşlar yola koyulmadan hemen önce belli bir alanda toplanır. Büyük gruplar halinde ve hep birlikte hareket ederler. Gökyüzünde aldıkları –genellikle V harfine benzeyen– şekil, onların daha az enerji harcayarak uçmasını sağlar. Göç sırasında bazıları gece, bazıları da gündüz uçar. Gece gündüz kesintisiz uçan türler de vardır.

Kuslar Tablet 1 Göçmen Kuşların Rotası
Göçmen kuşlar yola koyulmadan hemen önce belli bir alanda toplanır. Büyük gruplar halinde ve hep birlikte hareket ederler. Gökyüzünde aldıkları –genellikle V harfine benzeyen– şekil, onların daha az enerji harcayarak uçmasını sağlar. Göç sırasında bazıları gece, bazıları da gündüz uçar. Gece gündüz kesintisiz uçan türler de vardır.
Kuslar V Tel 2 Göçmen Kuşların Rotası

Biliyor muydunuz?

Atlantik yelkovanı, göç mevsiminde Atlas Okyanusu’nu baştan aşağıya geçerken 14.000 kilometre yol kat eder. Bir Atlantik yelkovanı 50 yıllık ömründe tam 8 milyon kilometre yolculuk yaparak rekor kırmıştır! Kuzey Amerika’dan Güney Amerika’ya göç eden çalı bülbülleri, hiç mola vermeden 86 saat uçabilirler! Kıyı çamurçullukları Alaska’dan Yeni Zelanda’ya 11.000 kilometrelik bir yolculuk yapar. Bu yolculuk öncesinde ağırlıklarının yarısı kadar yağ depolarlar.

Kus 4 Göçmen Kuşların Rotası
Dunya Harita Göçmen Kuşların Rotası

Kuyrukkakan

Kuzey Sumrusu

Kısa Kuyruklu Yelkovan

Dövüşken Kuş

Swainson Atmacası

Amur Doğanı

Kuyrukkakan

Kısa Kuyruklu Yelkovan

Kuzey Sumrusu

Dövüşken Kuş

Swainson Atmacası

Amur Doğanı

Nereden Nereye?

Bazı türlerin göçleri kısa mesafelidir, bazılarınınki de uzun. Örneğin tropik bölgelerde yaşayan ve doğal yaşam alanlarında hem gün uzunlukları çok değişmeyen hem de sıcaklık farkları çok olmayan türler pek uzağa gitmeye gerek duymaz. Himalayalar’da ya da And Dağları’nda yaşayan bazı türlerse yalnızca bu çok yüksek dağların farklı düzeyleri arasında gidip gelirler.

Ama asıl göçmenler kıtalar arası yolculuk yapanlardır. O kadar çok kuş türü o kadar farklı yerlere göçer ki havada nasıl karışmıyorlar diye düşünür insan! Çoğu göçmen kuş, yol üzerinde bazı özel noktalarda konaklar. Buralarda hem dinlenir hem de beslenirler. Yukarıdaki haritada bazı türlerin dünya üzerindeki uzun göç rotalarını görüyorsunuz.

İstanbul’dan Geçen Göçmen Kuşlar

Türkiye’den gelip geçen birçok kuş türü var ama özellikle İstanbul, konumu nedeniyle kuş göçlerinin en çok gözlendiği yerlerden biri. Çünkü Boğaz burada! Asya ile Avrupa arasındaki bu dar deniz geçişini kuşlar da yeğliyor. En çok da leylekler, kartallar ve şahinler geçiyor İstanbul’un üzerinden. İlkbaharda üreme ve beslenme için Avrupa’ya, sonbahardaysa Afrika’ya doğru giderken geçiyorlar. Eylül başında leyleklerin göç mevsimi geliyor, siz de başınızı gökyüzüne çevirirseniz onları görebilirsiniz.

Siz de Gözleyin!

Kuşların çeşitleri, renkleri, sesleri kesinlikle hayranlık uyandırıcı… Zaten kuş gözlemi de birçok kişinin vazgeçemediği bir hobi… Kuşları göç mevsimlerinde sürüler halinde geçerken seyretmekse ayrı bir keyif! Haydi, siz de kuş gözlemciliği üzerine internette bir araştırma yapın. Bu sonbahar leylekleri, turnaları, kırlangıçları arkadaşlarınızla birlikte gözleyin.

Siz de Gözleyin!

Kuşların çeşitleri, renkleri, sesleri kesinlikle hayranlık uyandırıcı… Zaten kuş gözlemi de birçok kişinin vazgeçemediği bir hobi… Kuşları göç mevsimlerinde sürüler halinde geçerken seyretmekse ayrı bir keyif! Haydi, siz de kuş gözlemciliği üzerine internette bir araştırma yapın. Bu sonbahar leylekleri, turnaları, kırlangıçları arkadaşlarınızla birlikte gözleyin.

Ünlü Ağaçlar

Görme olasılığımız çok az olan ağaçlardan bazılarını tanımaya ne dersiniz? Olur da bir gün yolunuz İrlanda’ya, Japonya’ya ya da Endonezya’ya düşerse ya da bir belgeselde görürseniz, “Hey ben bu ağaçları tanıyorum” demek sizi mutlu edecektir. Bol gezili bir gelecek dileğiyle huzurlarınızda ünlü ağaçlarımız!

Adı: İrlanda Kayını

18. yüzyılda İrlanda’da köşke giden yolu etkileyici bir hale getirmek amacıyla dikilmiş. Işığın ve mevsimlerin masalsı bir görünüme kavuşturduğu ve meraklıların bolca fotoğrafını çektiği İrlanda Kayını 200 yılda bu hale gelerek meşhur olmuş.
unlu agaclar 1 Ünlü Ağaçlar

Acelem Var, Hemen Büyümem Lazım Ağacı: Pavlonya

Namı “en hızlı büyüyen ağaç” olan bu Çinli ve aceleci ağacın, havayı temizleme, iklimi yumuşatma gibi güzellikleri var. Dikilmesi, çiçek açması ve 5-6 metre kadar büyümesi bir yıl içinde oluyor. Tekrarlayalım: Bir yılda 5-6 santimetre değil, 5-6 metre büyüyor! “Keşke biz de bu kadar çabuk büyüsek” diyor musunuz? Hızlı boy atan bu ağacın kerestesi de kaliteli olduğundan mobilya yapımı ve kırtasiyecilik gibi çeşitli alanlarda kullanılıyor. Ayrıca geniş yapraklarıyla bol karbondioksit emdiğinden kentlerdeki hava kirliliğini önlemede de yaygın olarak yararlanılıyor.
unlu agaclar 2 Ünlü Ağaçlar

Kendini Ahtapot Sanan Ağaç

Meşe ağaçları alışılmışın tersine yukarı doğru değil de yanlara doğru sarkarak büyür. Farklı türleriyle dünyanın hemen her yerinde yetişirler. Tarih boyunca kutsal ve uğurlu sayılan ağaçlardan olmuş. Hatta bir zamanlar kâhinler yapraklarının hışırtısını dinleyip, gelecekten haberler verirlermiş. Geleceği hışırdayan yapraklar!

Kasırgalar, seller ve depremler atlatmış olan Amerikalı melek meşe ağacının yaşı 1.500’ün üzerindedir. Çevresi 2,5 metreyi bulan gövdesi, 27 metre kadar uzanan dallarıyla 1.500 metrekarelik bir alanı kaplayan dev bir şemsiye gibi duruyor. Amerika’da Charleston kent parkında yaşıyor.

Bahar aylarında süslenmiş bir meşe, ağacın tohumu diyebileceğimiz meşe palamutları ve cüce bir meşe yani bonsai denen saksıda ağaç yetiştirilmiş hali. Her türlü ağacı evimizde bonsai olarak büyütebilmek de harika fikir!

Tırmanılamaz Ağaç: Baobab

unlu agaclar 7 mobil Ünlü Ağaçlar

Baobab boyu 25-30 metreyi bulabilen ve Madagaskar’a özgü yani endemik bir ağaç. Ne var ki soyu tehlike altında bir tür. Baobab adı şekeri anımsatıyor sanki… Kabuğundan ateş düşürücü ilaç, odunundan kâğıt yapılan bu heykelimsi ağaçların meyvesi de yeniyor. Artık resim dersinde sınırları zorlayabilirsiniz!

Küçük Prens’i okumuş olanlar bu ilginç ağacın adını hatırlayabilir. Küçük Prens romanda gezegenini baobab ağaçlarından korumaya çalışmaktadır. Kitabın olağanüstü masalsı havası içinde “baobab” ağacının da, Küçük Prens’in hayal dünyasının bir ürünü olduğunu sanmıştık.

Gösteri Yapan Mor Saçlı Kız Mor Salkım

Çevresine yapılmış büyük bir kafese dalları ve çiçekleriye sarmaşık gibi dolanmış masalsı bir ağaçla karşı karşıyayız: Wisteria da denen mor salkım ağacı. Japonya kökenli bu ağacın –fotoğrafta görülenin– adresini soracak olursanız, hemen söyleyelim: Tochigi kentindeki Ashikaga Çiçek Parkı. Ağacımız da yaklaşık 150 yaşında. 1000 metrekareyi aşan çiçekler, gece ışıklandırmasıyla birlikte tam bir peri masalı atmosferi yaratıyor. Doğum tarihini merak edenler için 1870 yılında dikildiğini söyleyelim.

Ağaçların Bukalemunu: Gökkuşağı Okaliptüsü

Yeni Gine, Endonezya ve Filipinler’de yetişen bu okaliptüs ağacı tıpkı akrabaları gibi bataklık kurutma ve kâğıt yapımı alanlarında kullanılıyor. Gövde kabuğu yılın belli dönemlerinde iklim koşullarına ve havayla temasına bağlı olarak soyulup renk değiştirerek bu şahane görüntüyü sergiliyor.
unlu agaclar 12 Ünlü Ağaçlar
Dünya dikkatimizi çekmeyi bekleyen sayısız ağaçla dolu. Bu ilginç ağaçlardan olmasa da hepimizin bir yerlerde kendi diktiğimiz ağaçlar olmalı.

2 Temmuz 2001’de tümüyle yapay ilk kalbin nakli yapıldı.

 

02 temmuz 2 Temmuz

 

AbioMed şirketi yapay kalp geliştirme çalışmalarına 1990’lı yıllarda başladı. Şirketin geliştirdiği AbioCor adlı tümüyle yapay kalp, 2 Temmuz 2001’de Robert Tools adlı hastaya nakledildi. AbioCor’un 18 aylık bir ömrü vardı ama Robert Tools yapay kalple anca 151 gün yaşayabildi.

AYIN TAMAMI