ÇOCUKLARIN BİLGİ BANKASI KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR
KUMBARA DERGİSİ TÜRKİYE İŞ BANKASI’NIN ÇOCUKLARA ARMAĞANIDIR



Vitamin gereksinimlerini karşılamak ve yararlarını görmek için haplar son çare olmalı! Avuç avuç ilaç içmek zorunda kalmak mı, sağlıklı beslenip, yürüyüş ve spor yapmak mı? İlaçlar zaten domatesin, narın, mandalina ya da elmanın yerini dolduramıyor ki!







Çocuklarda en hızlı büyüme elbette bebeklik döneminde, yani üç yaşına kadar olur. Biraz abartılı olacak ama neredeyse çıplak gözle büyüyüşü gözlemlenebilir. Kardeşiniz varsa, anımsamaya çalışın: Neredeyse bir hafta içinde kıyafetlerine sığmaz hale gelir bebekler.
Bu yaşlarda beden ve beyin gelişimi o kadar önemlidir ki; bebeklerin güne mutlu ve her şeyi öğrenmeye hazır başlaması için iyi bir uyku şarttır. Bu aslında yalnızca onlar için değil hepimiz için gereklidir.


“Neden?” derseniz, sanılanın tersine “uyuyalım da beynimiz dinlensin” doğru bir ifade değil de ondan.
Yalnızca uyuduğumuz zaman beynimizin yapabildiği işler var. Anlayacağınız beyin, biz uyanıkken de, uyurken de sürekli çalışıyor. En çok rüya gördüğümüz derin uyku evresinde uyanıkken edindiğimiz tüm bilgiler işlenir, gruplara ayrılır ve belleğimize kaydedilir. Elbette ıvır zıvır bir sürü şey de buna dahil… Arkadaşınızın e-posta adresi, cuma gecesi televizyonda izlemeyi istediğiniz film, eve gelirken gördüğünüz garip şapkalı kadın gibi…
Beynin bu faaliyetinin sizin için en şahane bölümü de şudur: Beyniniz siz uyurken de bazı problemleri çözmek için çalışmaya devam eder.

Amerika’da tam da bu konuyla ilgili ilginç bir araştırma yapılmış. Araştırmaya katılanlar iki gruba ayrılmış. Hepsinden birtakım karmaşık bilmeceleri çözmeleri istenmiş. Sonra gruplardan ilkinde yer alanlar bu çalışmanın ardından 90 dakika uyumuş. Öteki grup yalnızca dinlenmiş. Dinlenme ve uykunun ardından gruplar aynı bilmeceyi çözmeye devam etmişler. Peki, ne mi olmuş?
Yani beynimizin problemleri çözmek, bilgileri akılcı biçimde gruplayıp depolamak için uykuya gerçekten ihtiyacı var.

Çocuklar uyurken büyür. Çocuk ne kadar küçükse, büyüme o kadar hızlı, uyku gereksinimi de o kadar çok olur. Düzenli ve yeterli uyuyan çocuklar hızlı ve yeterince gelişir. Bunlarda öğrenme becerisinin ve hafızanın daha güçlü olduğu ortaya çıkmıştır.
Uykuda büyümeyi sağlayan şeylerden biri de büyüme hormonudur. Bu bedenimizde salgılanan birçok proteinden biridir. Uyku sırasında salgılanır. Hücrelerimizin yenilenmesini ve büyümesini sağlar. Çocuklardaki etkilerinden biri de boy uzamasına yardımcı olmasıdır.
Büyüme hormonunu geceleri artıran ve ona eşlik eden şey de “karanlıklar hormonu” olarak da bilinen melatonin. Bu ikisi yakın arkadaş. En büyük destekçileri de uyku! Ama uyunan yer zifiri karanlık olmalı ki bu iki arkadaş iyi çalışsın. En ufak ışığın bile büyümeyi, bedeni onarımını ve de dinlenmeyi azalttığını söylüyor doktorlar. Karanlıklar hormonu herkese gerekli.
Adı
İnsan büyüme hormonu.
Görevi
Büyüme yeteneği olan tüm dokuların büyümesini sağlamak ve bedenin gereksinim duyduğu protein üretimini arttırmak.
Protein üretiminin yararı
Dokuları yenilemek, enerji için yağ kullanımını arttırmak, kıkırdak ve kemik büyümesini sağlamak.
Çalışma saatleri
23:00 – 05:00

Ne siz ne de büyükleriniz bebek değil. Uyku herkese, her zaman gerekli. Sizin hâlâ büyümeye devam ettiğiniz için ihtiyacınız var. Büyüklerin de sağlıklarını koruyabilmeleri için…
Uykusuzluğun mutsuzluk, yorgunluk, dalgınlık, unutkanlık, odaklanma sıkıntısı, stres, kilo artışı gibi olumsuz sonuçları herkeste görülebiliyor. Çünkü gerçekten de bu hormon biz uyurken harıl harıl çalışıp onarım yapan bir hormon.
Yani siz de büyüklerinize rahatlıkla “geç kalmayın, yatın” uyarısında bulunabilirsiniz. Ne de olsa böyle fırsatlar her zaman ele geçmiyor.
Uykunun geldiği anda bu gereksinime yanıt vermeyip o dalgayı atlamak da, uyanıklık dalgası geldiğinde uyumaya devam etmek de oldukça sakıncalı. Aslında uykuyu kaçırmak ve uyandıktan sonra yeniden uyumak marifet değil diyor doktorlar. Uykusuzluk ne yazık ki beyin hücrelerine zarar veriyor.

Cep telefonu, tablet bilgisayar, televizyondan yayılan ışığa maruz kalmayın. En az iki saat önce yemek yemeyi bitirmiş olun. Buna abur cubur da dahil! Çünkü bunlar karanlıklar hormonunu yavaşlatıyor.

Olimpiyatlarda yer alan spor dalları hepimizin tanıdık olduğu, dünyanın her yanında yaygın olarak bilinen ve oynanan basketbol, futbol, voleybol, hentbol, koşu, eskrim, güreş, tenis gibi dallardır. Ne var ki dünyada insanların yaptığı sporların hepsi bunlardan ibaret değildir. Çeşitli ülkelerde yaygın olarak bilinen, sevilen ve oynanan ama daha dünyaya yayılmamış ve Türkiye’de de bilinmeyen birçok spor dalı vardır. Bunlardan biri de son yıllarda giderek yaygınlaşan bossaboldur.
Bossabol çok genç bir spor dalı. 2004’te doğmuş. Daha doğrusu 2004’te Filip Eyckmans adlı bir Belçikalı tarafından icat edilmiş. Hızla dünyanın büyük plajlarında yayılmış. Yayılmasını da hâlâ sürdürüyor. Artık milyonlarca kişi onu biliyor, severek izliyor hatta oynuyor.
Bossabol izlemesi çok eğlenceli, oynaması daha da eğlenceli bir spor dalıdır. Ama aynı zamanda çok enerji gerektiren, biraz da akrobatik bir spordur. Günümüzde en çok Belçika, İspanya, Brezilya ve Hollanda’da bilinir ve oynanır. Hatta Hollanda’da resmi bir bossabol ligi bile vardır.

Bossabol dörder ya da beşer kişilik iki takım halinde oynanan bir oyundur. Takımlar oyun sahasının ortasında bulunan bir filenin (tıpkı voleybolda olduğu gibi) iki yanında yer alır. Kullanılan top, plaj voleybolu topuna benzeyen yumuşak bir toptur. Amaç yine voleybolda olduğu gibi topun kendi sahanızda düşmesini engellemektir. Oyun sahası, voleybol sahasını andırsa da önemli birkaç farkı vardır. Öncelikle bossabol sert bir zeminde değil, şişme, plastik bir zeminde oynanır. Bu durum yaralanma riskini çok azaltır. Oyuncular rahatlıkla atılabilirler. Bir de her iki tarafın sahasının tam ortasında yuvarlak bir trambolin yer alır. Takımın hücum oyuncusu sürekli olarak bunda zıplar ve arkadaşlarından gelen pasları alır, topu elle ya da ayakla rakip sahaya gönderir.
Top bir takım oyuncuları arasında en çok 5 kez paslaşılabilir. Oyuncular ellerini, ayaklarını ya da başlarını kullanabilir. Elle yapılan vuruşlarda topun düştüğü bölgeye göre 1 ya da 3 puan, ayakla yapılan vuruşlarda da 3 ya da 5 puan kazanılır. Oyun 21 puanlık setlerden oluşur. 21 puana ulaşan takım seti alır. En çok seti kazanan takım oyunu kazanır. Skor 20-20 olursa, iki puan fark atan takım seti alır.

“Güreş hayatımı değiştirdi”

Sporda bu branşı seçmenizin sebebi neydi?
Bu spora tesadüfen başlamış olsam da devam etmemin sebebi mücadele etmeyi sevmem oldu.
Spora başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?
Hayatım tamamen değişti ve aslında önce ben değiştim. Güreşten sonraki Evin; kendine daha fazla güvenen, inanan, disiplinli ve daha umutlu biri. Sosyal çevrem değişti. Maddi ve manevi anlamda kendime yetebilecek ve etrafımdaki insanlara da yardımcı olabilecek seviyeye ulaştım. Bakış açım, hayal dünyam genişledi. Daha fazla saygı ve sevgi elde ettim.
Bu yıl katıldığınız şampiyona ve yarışlarda hangi dereceleri elde ettiniz?
2022 yılında Büyükler Avrupa Şampiyonası’nda altın madalya alarak şampiyon oldum. Akdeniz Oyunları’na katılarak tekrardan altın madalya elde ettim ve 2022 sezonunu bitirdim.
2022-2023 döneminde hangi şampiyonalara katılacaksınız?
2023 yılında ise beni bekleyen 3 önemli müsabakam var. Avrupa Şampiyonası, Avrupa Oyunları ve Dünya Şampiyonası’na katılacağım.
Kamp dönemleriniz nasıl geçiyor, kamp sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Uzun yıllardır milli takımda olduğum için sezon boyunca çok fazla kampımız oluyor. Kamplarda her şey belli bir düzen ve plan içerisinde olduğu için çalışmalarım daha verimli oluyor. Genellikle ayın 3 haftası olacak şekilde planlanıyor ve dönem dönem farklılık gösteriyor. Kamp sürecinde antrenmanların dışında kalan çok az bir süremiz oluyor ve onu da aktif dinlenmeyle geçiriyorum.
Müsabakalardan 24 saat önce konsantrasyonunuzu artırmak için neler yapıyorsunuz?
Kendimi dış dünyadan soyutlamaya çalışıyorum. Genelde yalnız kalıyorum. Sosyal medyadan da uzaklaşıyorum. Başarı hikayeleri okumak ve izlemek beni motive ediyor. Sakinlik ve boş bir zihin konsantrasyonumu arttırıyor.
Biz çocuklar sizleri örnek alıyoruz. Ama merak ediyoruz başarılı bir sporcu olabilmek için ne yapmamız gerekir? Bizlere neler tavsiye ediyorsunuz?
Zaman zaman birçok etkinlikte sizlerle bir araya geliyoruz. Buralarda söylediğim gibi önce büyük hayaller kurmalısınız ve bu hayalleri hak etmek için çok emek vermelisiniz. Ben ne olmak istediysem önce onu kendi zihnimde oldum ve ona göre davranmaya başladım. Her zaman yaptığımız seçimlerle hedefimize bir adım yaklaşır ya da uzaklaşırız. Bu zorlu seçimlerde gösterdiğimiz fedakarlıklar ve çaba mutlaka başarıyı getirir. Tabii tüm bunların yanında yaptığınız işten keyif almak da çok önemli.
“Başarı için sadece çok çalışmak yetmez”

Sporda bu branşı seçmenizin sebebi neydi?
Babam spor aşığı biri. Amcam Erkan Çolak da eski cimnastikçi. O yüzden babam beni 5 yaşında cimnastik spor kulübüne başlattı.
Spora başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?
Okulda çok popüler bir öğrenci olmuştum. Teneffüslerde arkadaşlarım hep benden, “İbrahim ellerinin üstünde yürüsene, takla atsana” gibi isteklerde bulunuyorlardı. Ben de yapıyordum. Spor benim küçük yaşta planlı programlı ve sorumluluklarını bilen bir öğrenci olmamı sağladı. Ayrıca doğru iletişim kurmayı ve iyi bir insan olmayı öğretti. Spor sayesinde cesaretli ve özgüven sahibi bir sporcu oldum. Yarışma ve kamplar sayesinde de dünyanın birçok yerine gitme fırsatı buldum ve kişisel gelişim anlamında bana çok değer kattı.
Bu yıl katıldığınız şampiyona ve yarışlarda hangi dereceleri elde ettiniz?
Almanya-Cottbus World Cup, Cezayir-Oran Akdeniz Oyunları ve Mersin Türkiye Şampiyonası’nda birincilik, Mısır-Kahire World Cup ve Azerbaycan-Bakü World Cup’da ikincilik ve Mersin World Challenge Cup’ta üçüncülük elde ettim. Elimden yaşadığım sakatlıktan dolayı bu yılın en büyük iki yarışması dünya ve Avrupa şampiyonalarına katılamadım. Ama yeni sezon için daha çok çalışma fırsatım oldu.
2022-2023 döneminde hangi şampiyonalara katılacaksınız?
2023’deki yarışmaların çoğu olimpiyatlar için seçme niteliği taşıyacak, bu yüzden hem yoğun hem de önemli bir yıl olacak. Şubat sonunda dünya kupaları başlıyor, sonra Avrupa Şampiyonası, World Challenge Cup’lar, Türkiye Şampiyonası ve Dünya Şampiyonası yapılacak.
Kamp dönemleriniz nasıl geçiyor, kamp sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Kamp süreci güzel geçiyor. Eğer İzmir dışında kamp olursa; 15-20 gün sonra çok sıkılıyorum. Antrenman programımız çok yoğun oluyor. 2 gün çift, bir gün tek, 2 gün çift, bir gün tek ve bir gün de tatil oluyor. Tabi arada bir arkadaşlarımla beraber kafa dinlemeye, çay kahve içmeye çıkıyorum bu da beni farklı şekilde dinlendiriyor.
Müsabakalardan 24 saat önce konsantrasyonunuzu artırmak için neler yapıyorsunuz?
Mental antrenman yapıyorum. Yarışma öncesinde o anı ve sonrasını kafamda canlandırıyorum. Sakin ve hareketli müzik dinlerim. Uykuma daha çok dikkat ederim.
Biz çocuklar sizleri örnek alıyoruz. Ama merak ediyoruz başarılı bir sporcu olabilmek için ne yapmamız gerekir? Bizlere neler tavsiye ediyorsunuz?
Cimnastik hepinizin yapması gereken bir spor. Sadece cimnastikçi olmak için değil, daha sonra yapacağınız bütün spor branşlarında size çok fazla avantaj sağlayacak. O yüzden hepinizin küçük yaşta cimnastik yapması en büyük temennim. Ancak dikkat etmeniz gereken bazı hususlar var. Örneğin, sadece çok çalışmak yaptığınız spor branşında başarılı olmak için yeterli değil. Aynı zamanda doğru beslenme ve iyi uyku da çok önemli. Spor hayatınız boyunca birçok zorlukla karşılaşacaksınız. Bunlar fiziksel ve psikolojik zorluklar olabilir. Psikolojik olarak çok zorlandığınızda ailenizden destek alabilirsiniz. Sakatlıklar gibi fiziksel zorluklarda ise kötü bir durum olsa bile bunu avantaja çevirebilirsiniz. Bu size tecrübe kazandıracak ve spora daha güçlü bir şekilde dönmenizi sağlayacak.
“Rakiplerime karşı kafamın içinde taktikler geliştiriyorum”

Sporda bu branşı seçmenizin sebebi neydi?
Babam, judo sporunun felsefesini ve kendine has olan öz disiplinini gördükten sonra benim bu sporu denememi istedi. Ben de aynı şekilde bu unsurları gördükten sonra judoyu çok sevdim.
Spora başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?
Spora başladıktan sonra hayatımda birçok şey değişti. Öncelikle çevremdeki insanlardan daha çok sorumluluk sahibi ve öz disiplin sahibi oldum. Biraz zaman geçince uluslararası dereceler yaptıktan sonra maddi olarak kendi ayaklarımın üstünde durmaya başladım. Başka ülkeler, başka insanlar görerek farklı kültürlere tanık oldum. Kısacası spor bütün hayatımı değiştirdi.
Bu yıl katıldığınız şampiyona ve yarışlarda hangi dereceleri elde ettiniz?
Polonya Varşova’da Avrupa Açık Turnuvası’nda üçüncü oldum ve Avusturya Oberwart’da yapılan Avrupa Açık Turnuvası’nda ikinci oldum. Konya’da yapılan İslami Dayanışma Oyunları’nda üçüncü ve Cezayir’de yapılan Akdeniz Oyunları’nda beşinci oldum.
2022-2023 döneminde hangi şampiyonalara katılacaksınız?
World Masters Turnuvası’na katılacağım. Bu turnuva dünya sıralamasında en iyi olan 36 sporcunun katıldığı bir turnuva. Ayrıca Dünya Şampiyonası, Avrupa Şampiyonası ve çeşitli Grand Slam turnuvalarına katılacağım.
Kamp dönemleriniz nasıl geçiyor, kamp sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Kamp süreçlerim çok yoğun geçiyor, günün büyük bir bölümünü antrenman yaparak geçiriyorum, Sabah 06.00’da uyanıyorum, 06.30’da günün ilk antrenmanı başlıyor. Antrenman genellikle 08.00’da bitiyor ve kahvaltı yapıyorum. 10.30’da diğer antrenmanım başlıyor. 12.30’da antrenmanı bitirdikten sonra öğle yemeği yiyip biraz dinleniyorum. Günün son antrenmanı ise 16.30’da oluyor. Akşam antrenmanından sonra yemek yiyip, biraz da kendimi geliştirmek için Almanca çalışıyorum. Gece de erken saatte yatarak günümü bitiriyorum.
Müsabakalardan 24 saat önce konsantrasyonunuzu artırmak için neler yapıyorsunuz?
Müsabakadan önce çok düşünmek biraz stres yaratabiliyor. O yüzden olabildiğince sakin kalıp, kafamın içinde rakiplerime karşı taktikler geliştiriyorum ve rakiplerimin maçlarını izleyerek analizler yapıyorum.
Biz çocuklar sizleri örnek alıyoruz. Ama merak ediyoruz başarılı bir sporcu olabilmek için ne yapmamız gerekir? Bizlere neler tavsiye ediyorsunuz?
Hangisi olursa olsun herhangi bir spora başlamanızı tavsiye ediyorum. Çünkü sporun iyisi, kötüsü yoktur. Her türlü spor dalı hayatınızı değiştirebilir ve size çok değer katabilir. Kesinlikle bir hedef ve hayal belirlemeniz sizi bu spora daha çok bağlar ve hayatı bir hedef doğrultusunda yaşamaya başlarsınız. Ancak fedakârlık yapıp çok çalışmanız da gerekiyor.
“Yarışlardan önce müzik dinliyorum”

Sporda bu branşı seçmenizin sebebi neydi?
Yüzme sporunu seçmemdeki en büyük sebep suyu çok seviyor olmam. Küçüklükten beri suya olan ayrı bir ilgim var.
Spora başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?
Aslında spor hep benim hayatımda olduğu için bana şu anda sporsuz bir hayat şekli çok garip geliyor. Spora çok erken yaşta başladığım için yüzme küçüklüğümden beri hayatımın bir parçasıydı.
Bu yıl katıldığınız şampiyona ve yarışlarda hangi dereceleri elde ettiniz?
Akdeniz Oyunları’nda 800 metre serbest yüzmede birinci olarak Türk yüzme tarihinde kadınlarda alınan ilk altın madalyayı aldım. 200 metre kelebekte üçüncülük, 4.200 metre serbest bayrakta birincilik elde ettim. Avrupa Gençler Şampiyonası’nda serbest 400/800/1500 metrelerde birinci ve 200 metre serbest yüzmede üçüncü oldum. Roma’daki Avrupa Büyükler Şampiyonası’nda 800 metre serbestte Avrupa üçüncüsü olarak Türk yüzme tarihinde kadınlarda alınan ilk madalyayı aldım. Dünya Gençler Şampiyonası’nda ise serbest 400/800/1500 metrelerde birincilik ve 4.200 metre serbest bayrakta üçüncülük elde ettim.
2022-2023 döneminde hangi şampiyonalara katılacaksınız?
Şu anda ilk olarak aralık ayında gerçekleşecek olan Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası var. Çalışmalarımıza bu yarış odaklı devam ediyoruz. Sonrasında bu sezon Dünya Yüzme Şampiyonası, Avrupa Şampiyonası gibi büyük uluslararası yarışlar bizleri bekliyor olacak. Böylesine büyük organizasyonlarda ülkemi temsil edeceğim için içimde ayrı bir heyecan duyuyorum.
Kamp dönemleriniz nasıl geçiyor, kamp sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Kamp dönemlerimizde daha yoğun bir antrenman programıyla tamamıyla yüzmeye odaklanıyorum. Ne kadar yoğun ve yorucu geçse bile takım arkadaşlarımla beraber çok eğleniyoruz. Haftanın çoğu günü çift antrenman ve üzerine kara antrenmanı yaptığımız için günün geri kalanını dinlenerek geçirmeyi tercih ediyorum. Bunun dışında eğer vaktimiz olursa arkadaşlarımla beraber bazen dışarı çıkıp beraber yemek yiyoruz.
Müsabakalardan 24 saat önce konsantrasyonunuzu artırmak için neler yapıyorsunuz?
Yarışlarımdan 24 saat önce yavaş yavaş bastıran bir yarış heyecanı oluyor. Bu gibi durumlarda duygu kontrolünüzü iyi yapmak çok önemli. Çünkü kontrol altında tutamazsanız bu sizin yarış performansınızı çok büyük ölçüde etkiliyor. Bununla birlikte yarışlarımdan önce müzik dinlemek beni gerçekten rahatlatıyor.
Biz çocuklar sizleri örnek alıyoruz. Ama merak ediyoruz başarılı bir sporcu olabilmek için ne yapmamız gerekir? Bizlere neler tavsiye ediyorsunuz?
Spora yeni başlayacaksanız kendi ilgi alanınıza giren ve yaparken mutlu olup zevk alacağınız bir alana yönelmenizi tavsiye ederim. Sevdiğiniz bir spor dalıyla uğraşmak çok önemli. Çünkü ilerde profesyonel olarak yaptığınız zaman gününüzün çoğunu antrenman programına göre planlamanız gerekecek. Dolayısıyla sevdiğiniz bir spor dalına yönelmekten asla korkmayın.
“Pes etmeden sürekli deneyin”

Sporda bu branşı seçmenizin sebebi neydi?
Atletizmde birçok branşı yaptım. Yaklaşık 3-4 yıl boyunca hepsini denedim ama hocam sıçramamın daha iyi olduğunu düşünerek beni üç adım atlama branşına yönlendirdi.
Spora başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?
Spor bir insanın geleceğini her konuda olumlu etkiliyor. Spor beni farklı boyuta taşıdı ve kendimi geliştirme fırsatı sundu diyebilirim.
Bu yıl katıldığınız şampiyona ve yarışlarda hangi dereceleri elde ettiniz?
2022 sezonunda çok fazla yarışmaya katılamadım. Sakatlığımdan ötürü sadece doğru yarışmalara katılmak istedim. İslami Dayanışma Oyunları’nda üç adım atlama da birinci ve uzun atlamada üçüncü oldum. Akdeniz Oyunları’nda üç adım atlamada dördüncü, uzun atlamada ise beşinci Oldum. Farklı olarak, 2 tane süper lig yarışında da şampiyon oldum.
2022-2023 döneminde hangi şampiyonalara katılacaksınız?
2023’te Avrupa Salon Şampiyonası, Dünya Şampiyonası, Grand Prix’ler ve Diamond League gibi birçok özel yarışmaya katılacağım.
Kamp dönemleriniz nasıl geçiyor, kamp sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Milli takım kamplarına son zamanlarda sürekli olarak katılmıyorum.
Müsabakalardan 24 saat önce konsantrasyonunuzu artırmak için neler yapıyorsunuz?
Annem ve babam ile mutlaka görüşme yapıyorum ve telefonu elimden bırakıyorum. Normal bir şekilde insanlar ile sohbet etmek zaman geçirmek hoşuma gittiği için onlar ile konuşuyorum.
Biz çocuklar sizleri örnek alıyoruz. Ama merak ediyoruz başarılı bir sporcu olabilmek için ne yapmamız gerekir? Bizlere neler tavsiye ediyorsunuz?
Kendinize bir hedef koymanızı ve buna en uygun şekilde, hiç pes etmeden ve sürekli deneyerek ulaşmanızı önerebilirim. Eğer gerçekten bir şeyi isterseniz bunu yapabileceğinizi bilmeniz ve farkına varmanız gerekiyor. Çünkü biz güçlü bir milletin karakterini taşıyoruz. Tek yapmamız gereken şey çok çalışmak ve istemek.
“Tüm vaktimi eskrime adadım”

Sporda bu branşı seçmenizin sebebi neydi?
Aslında Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sürdürdüğü yetenek tarama projesi sayesinde sayesinde eskrime uygun olduğumu öğrendim. Bu sporla tanıştıktan sonra o dönem yine içinde olduğum voleybol ve yüzme branşlarını, eskrimde profesyonel anlamda bir geleceğimin olacağını düşündüğüm için bıraktım.
Spora başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?
Sporla çok küçük yaşlardan itibaren iç içeyim fakat eskrim hayatımı tam tersi şekilde değiştirdi. İdeallerim ve hedeflerim doğrultusunda gün içerisindeki neredeyse tüm vaktimi eskrime adadım, tüm yaşantımı buna adapte ettim diyebilirim.
Bu yıl katıldığınız şampiyona ve yarışlarda hangi dereceleri elde ettiniz?
Geçtiğimiz yıl geçirdiğim bir sakatlık nedeniyle 3 ay boyunca turnuvalara katılamadım fakat sakatlığımın sonrasında Gençler Avrupa Şampiyonası’nda ikincilik elde ettim. Gençler ve Büyükler Türkiye Şampiyonası’nda iki kategoride de şampiyon oldum. Geçtiğimiz hafta Antalya’da düzenlenen Satalite Turnuvası’nda ise üçüncülük elde ettim.
2022-2023 döneminde hangi şampiyonalara katılacaksınız?
2023 yılında gençler ve büyükler kategorisinde birçok dünya kupasına, Avrupa ve dünya şampiyonalarına, U23 Avrupa Şampiyonası’na ve 2023 Universiade Oyunları’na katılacağım.
Kamp dönemleriniz nasıl geçiyor, kamp sürecinizde neler yapıyorsunuz?
Kamp sürecimiz ciddi yoğun geçiyor. Sabah 7’de koşu ve birkaç egzersizle güne başlayıp kahvaltı ediyoruz. Sonrasında bireysel derslerimizi aldıktan sonra ilk antrenmanı gerçekleştiriyoruz. Bittikten sonra akşam antrenmanı için öğle yemeği ve dinlenme faslına geçiyoruz. Akşam antrenmanından sonra ise yemek yiyip, gün sonu toplantımız ve birkaç zihinsel egzersizle oyunlar oynayıp günü kapatıyoruz.
Müsabakalardan 24 saat önce konsantrasyonunuzu artırmak için neler yapıyorsunuz?
Olabildiğince kendimle baş başa kalmaya çalışıp diğer hiçbir şey için enerji sarfetmemeye özen gösteriyorum. Antrenörümüzün sürekli olarak güncellememizi istediği, bu zamana kadar maç içerisinde aldığımız en iyi tuşların olduğu bir video var. Onu belirli aralıklarla izliyorum.
Biz çocuklar sizleri örnek alıyoruz. Ama merak ediyoruz başarılı bir sporcu olabilmek için ne yapmamız gerekir? Bizlere neler tavsiye ediyorsunuz?
Kendim de profesyonel bir sporcu olmam dışında çok küçük yaşlarda spor sayesinde sosyal çevrem, arkadaşlıklarım, hobilerim, genel kültürüm, özgüvenim çok iyi anlamda değişti ve gelişti. Yani size en büyük tavsiyem; kendi isteğiniz doğrultusunda herhangi bir spor branşıyla iç içe olun. Hayatta yapmaktan zevk aldığınız bir branşta iyi yönde kendinizi geliştirin.
Günümüzün en sevilen sporlarından biri tenistir. Dünyada başarılı birçok tenisçi vardır. Serena Williams da bu başarılı isimlerden biridir. Bunun da haklı bir nedeni vardır. Serena Williams birçok spor otoritesi tarafından yirmi birinci yüzyılın en büyük sporcularından ve de gelmiş geçmiş en iyi kadın tenisçilerinden biri (belki de birincisi) kabul edilir.
Tenisin, bütün dünyada özellikle de kız çocukları arasında popülerleşmesinde çok büyük katkısı olan Serena Williams’ı daha yakından tanımaya ne dersiniz?

ABD’nin Michigan Eyaleti’ndeki Saginaw kentinde 1963’te dünyaya gelen Serena’nın dört ablası vardı. Hepsi de çok iyi tenis oynardı. Babası tıpkı ablalarına yaptığı gibi Serena’ya da üç yaşında tenis oynamayı öğretti. Tenis ailecek yapılan bir etkinlikti. Serena ile ablası Venüs, tenise öteki kız kardeşlerden daha çok ilgi gösterdi ve çok fazla çalıştı.
Serena dokuz yaşındayken Florida’ya taşındılar. Burada Rick Macci’nin tenis akademisine gitti. Florida’da on yaş altı kategorisinde en iyi kadın oyuncu oldu. Ne var ki babası için okul çok önemliydi. Babası, Serena on yaşındayken dersleriyle daha çok ilgilenebilmesi için okul döneminde tenis turnuvalarına katılmasına izin vermedi. Onu akademiden aldı ve kendi yetiştirmeye başladı.
Serena 1995’te daha 14 yaşındayken profesyonel tenisçi oldu. İki yıl sonra dünya sıralamasında 99. sıraya yükseldi. Serena giderek daha da iyi oynamaya başladı. 18 yaşındayken ABD Açık Tenis Turnuvası’nı kazandı. Ulaştığı bu olağanüstü başarı onun bir anda tüm dünyada tanınmasına yol açtı.

Kardeşi Venüs de çok başarılı bir tenisçiydi. İkisi birlikte 2000’deki Olimpiyat Oyunları’nda çiftler kategorisinde altın madalya kazandılar. 2002 yılındaki Fransız Açık Tenis Turnuvası’nda, ABD Açık Tenis Turnuvası’nda ve Wimbledon Tenis Turnuvası’nda iki kız kardeş birbirlerine karşı final oynadılar; hep Serena kazandı. Dünya sıralamasında bir numaraya yükseldi. Serena Williams, 2003 yılının Ağustos ayında düzenlenen Avustralya Açık Tenis Turnuvası’nı da (yine ablasını yenerek) kazanınca Grand Slam’i tamamlayan altıncı kadın tenisçi oldu. Bunun üzerine sevenleri ona “Serena Slam” lakabını taktı.

Serena Williams, 8 Temmuz 2002’de dünyanın bir numaralı tenisçisi oldu ve arka arkaya 186 hafta boyunca bu unvanını korudu. 2002 ile 2017 yılları arasında değişik zamanlarda ve sürelerde sekiz kez (toplam 319 hafta) dünyanın bir numaralı kadın tenisçisi oldu. 23 Grand Slam tekler şampiyonluğu vardır. Teklerde ve çiftlerde Grand Slam yapan ilk tenisçidir. 2011’de ciğerlerindeki bir pıhtı nedeniyle büyük bir ameliyat geçirdi. Çoğu kişi onun bir daha tenis oynayamayacağını düşündü. Ama o tenise geri döndü ve dört olimpiyat madalyasının yanı sıra birçok turnuva şampiyonluğu kazandı.


Görsel kaynağı: Wikipedia (CharlieTPhotographic)

Görsel kaynağı: Wikipedia (Boss Tweed from New York)
14 yaşımda profesyonel oldum. İlk başlarda birçok maç kaybettim. Bu çok normaldir. Çok çalıştım ve iki yıl içinde dünyanın en iyi ilk 100 oyuncusu arasına girdim. Tabii bu, hiç de kolay olmadı.
Şampiyon olabilmek için biraz fiziksel açıdan, biraz teknik açıdan ama asıl manevi açıdan güçlü olmak gerekir.

Dünyanın bütün ülkelerinde her yıl birçok tenis turnuvası düzenlenir. Bunlar arasında dördü çok önemlidir: Wimbledon Tenis Turnuvası (Haziran-temmuz aylarında düzenlenir), Amerika Açık Tenis Turnuvası (Ağustos-eylül aylarında düzenlenir), Fransa Açık Tenis Turnuvası (Mayıs-haziran aylarında düzenlenir) ve Avustralya Açık Tenis Turnuvası (Ocak ayında düzenlenir). Bu turnuvalara “slam” turnuvaları denir. Bir sezonda bunların hepsinde birden şampiyon olan tenisçilere “Grand Slam” yapmış tenisçi denir.

Gerçekten de her yıl biraz daha zorlaşan sınıflardan hangisinde olursanız olun, gücü tam da bilinemeyen müthiş bir cephane keşfettik. Evet, sözünü ettiğimiz şey yumurta! Yalnızca öğrencilerin değil aslında büyük küçük herkesin ona müthiş gereksinimi var!
Gelelim asıl konumuza…
Derslerin iyi olması için yalnızca çalışmanın yetmediğini hepimiz biliyoruz. Bunun düzenli ve yeterli uyuması var, sporu var, doğru beslenmesi var; yani “var da var”… Beslenmede en ama en ama en kıymetli öğünün kahvaltı olduğunu artık herkes öğrendi. Peynir, zeytin, süt çoğumuz için yemesi içmesi gayet kolay. Ama yumurta yeme konusunda sabahları mırın kırın edenlerimiz de yok değil. Oysa öğrenme yeteneğini en iyi destekleyen yumurta, eşsiz bir yardımcı olarak her an buzdolabımızda!

İçi tıka basa çok yararlı şeylerle dolu yumurtacık! Sağlıklı yaşam için gerekli altı temel besin grubunun tamamı bu küçücük fıçının içinde saklı. Protein, yağ, karbonhidrat, vitaminler, mineraller ve su.
Yumurtanın belki de en etkileyici yanı, anne sütünden sonra insanın gereksinimi olan tüm besin öğelerini barındırıyor oluşu. Sıradaki önemli özelliği: Yumurta, beynin, görevlerini tam olarak yapmasını sağlıyor. Bu içindeki “kolin” denen bir madde sayesinde oluyormuş. Bedenimiz yumurtadaki proteinin yüzde100’ünü depolayabiliyormuş. Meğerse et, süt ve balıkta tamamını depolayamıyormuşuz.


Kabuğun üzerindeki mikroorganizmalar, yıkamayla birlikte yumurta yüzeyindeki pütürlü yüzeyden içeri sızıp, hastalıklara yol açabilirmiş. Yumurtayı yıkamıyoruz ama tuttuktan sonra ellerimizi kesinlikle iyice yıkıyoruz. Durduk yere hastalanmaya hiç gerek yok…


Yiyelim de nasıl olursa olsun demek isterdik ama diyemiyoruz. Kesinlikle çiğ tüketmemeli ama çok da pişirilmemeliymiş. Mümkünse yağa kırarak da pek yemeyin deniyor. B vitaminleri bu durumdan pek hoşlanmıyor, kayba uğruyorlarmış. Rafadan, haşlanmış, omlet, çılbır ve iyice karıştırılmış olanlar; içinde peynir, yeşil biber, maydanoz dereotu olan yumurtalar… Yiyelim de!

“Yumurta sevmem” aslında pek de akıllıca bir laf değil. Çünkü poğaçadan, mantıya, kekten böreğe kadar yediğimiz her şeyin içinde ya da üzerine sürülmüş olarak yumurta var. Yani dört bir yandan yumurtayla kuşatılmış durumdayız!

Yeni öğrendiğimiz bir sözcüğü de sizinle paylaşmak istiyoruz. İstiyoruz çünkü acayip bir sözcük ve hayatta aklınıza gelmez. Hatta bilgi yarışmalarında sorulacak türden. İşte o soru:
Aşağıdaki sözcüklerden hangisi atık malzemeden yapılmış özel yumurta kabı anlamındadır?

Yanlış cevap…
Yanlış cevap…
Doğru cevap!
Yanıt viyol. Sözcüğün aslı Fransızca vieulle imiş. Yumurta kesinlikle yıkanmadan viyol içinde saklanmalıymış.
Yanlış cevap…











Bu yaz her fırsatta evinize yakın ormanlarda ailenizle kamp yapmaya ne dersiniz? Doğada geçireceğiniz tek bir gece bile size yaşamınız boyunca unutamayacağınız duygular yaşatacaktır.


Kampa giderken sırt çantası çok önemlidir. Bildiğiniz gibi kullanım amacına göre çeşit çeşit sırt çantası vardır. Dağcıların, kanocuların ve kampçıların çantaları farklıdır. Amacınıza uygun, kamp süresine -yanınızda götüreceklerinize- bağlı olarak bir sırt çantası seçin. Çantanız eşyaların tümünü almalı ve rahat taşınabilir -taşırken herhangi bir yerinizi acıtmayacak şekilde- olmalıdır. Çantayı yerleştirirken de en sık kullanacağınız şeyleri en üste, az kullanacaklarınızı da altlara koyun.

Bir kampı kamp yapan belki de en önemli öğe kamp ateşidir. Birçok kampçı gece çevresinde oturulacak ateşe bakarken yapılacak hoş sohbetler için gider kampa. Dans eden alevler, yalımlar, kızıl korlaşmış odunlar, yanan dalların çıkardığı çıtırtılar insanda karşı konulamaz bir “sessizce ateşi izleme” dürtüsü uyandırır. Elde sıcak çikolata ya da kakaolu sütle, ateş başında oturup zaman zaman gökyüzündeki yıldızlara göz atmanın tadına doyulmaz; hele bir de yıldız kayarsa…
Güzel bir kamp ateşi için önce hazırlık yapmak gerekir. Orman zemininde kırılıp kopmuş dallar hep olur. Değişik kalınlık ve boylarda birçok kuru dal toplayıp bir yığın oluşturulur. Ateş için çadırlardan, ağaçlardan ve kuru bitkilerden uzak bir yer seçilmelidir. Sığ ama geniş bir çukur kazılır ve çukurun çevresine büyükçe taşlar dizilir. Varsa önceki kampçılardan kalan ateş yakma yerleri tercih edilir. Yakılan ateşin büyüklüğü hep kontrol edilmelidir. Rüzgârlı havalarda ateş yakılmamalıdır.

Yiyecek olarak genellikle kolay pişirilebilen tavuk, sucuk, sosis, patates gibi gıdalar tüketilir. Ancak dileyenler yanlarında getirecekleri malzemelerle güzel yemekler de yapabilir. Nasılsa yükü, kendileri taşıyacaktır. Ormanda çok değişik mantarlara rastlayabilirsiniz; ama onları kesinlikle yememelisiniz. Zehirli olabilirler.
Kampta gece rahat bir uyku çekmek istiyorsanız, uyku tulumunuzun altına koyacak bir matınız olması şarttır. Yoksa gece boyunca altınızdaki kozalaklar ve taşlar batar. Matı, ateşin çevresinde otururken de altınıza serersiniz. Uyku tulumunu da kamp yapacağınız mevsime göre seçmelisiniz. Yoksa üşüyebilir ya da pişebilirsiniz.
Ormanda hava durumu sizi şaşırtabilir. Gündüz çok sıcak geçebilir; ama geceleri hiç ummadığınız kadar soğuk ve nemli olabilir. Nemin nasıl bir şey olduğunu sabah uyanıp çadırdan çıktığınızda, çadırın üzerindeki ıslaklıktan daha iyi anlarsınız. Ayakkabıları nemden korumak için naylon poşetlere koymakta yarar vardır.
Kampın en güzel yanı, yıl boyu içinde yaşadığınızdan çok farklı bir ortamda birkaç gün geçirmektir. Bunun da tadına varmak için değişik rotalarda geziler yapmalı, çevrenize araştırıcı gözlerle bakmalı, gördüğünüz ilginç şeyleri yakından incelemelisiniz. (Bu arada kaybolmamaya da dikkat edin!)Görsel kaynağı: Wikipedia
Satranç dünyanın en yaygın ve sevilen sporlarından biridir. Belirli kurallar içerisinde oynanır. 7’den 70’e herkesin oynayabileceği keyifli bir spor branşıdır. Satrançta iyi olmak için çok çalışmak ve pratik yapmak gerekir. İyi bir satranç sporcusu olmak, hele büyükusta olmak hiç de kolay değildir. Günümüzde bütün dünyada yalnızca 1.750 kadar büyükusta vardır.
Satrancın 6. yüzyılın sonlarında Hindistan’ın kuzeyinde Çaturanga adıyla ortaya çıktığı tahmin ediliyor. Çaturanga, Sanskritçe bir sözcük ve “ordu” demek.
En çok büyükustası olan ülke Rusya’dır. Rusya’da 240 büyükusta vardır. Sonra ABD (96), Almanya (95), Ukrayna (87) ve Hindistan (67) gelir.
Türkiye’de 12 büyükusta vardır.
Büyükusta unvanı, Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) tarafından 3 GM normu alan ve 2500 Elo barajını geçen sporculara verilir. Dünya Şampiyonu unvanından sonra, bir satranç sporcusunun alabileceği en yüksek unvan budur. Büyükusta unvanı, kazanıldığı andan itibaren yaşam boyu geçerlidir.
Sven Magnus Øen Carlsen, 30 Kasım 1990’da Norveç’in Tønsberg kentinde doğdu. Sıra dışı bir zekâsı olduğu çok küçükken kendini belli etti. İki yaşındayken 50 parçalı yapbozları çözebiliyor, dört yaşındayken 10-14 yaş grubu için üretilmiş lego takımlarını kurabiliyordu. Beş yaşındayken dünyadaki bütün ülkelerin adlarını, başkentlerini, nüfuslarını ve konumlarını, Norveç’in 430 belediyesinin adını ezberlemişti. Çok güçlü bir belleği vardı.
Amatör satranç sporcusu olan babası ona, dört buçuk yaşındayken satranç öğretti. Magnus ablalarını yenmek için satrançla ilgilenmeye başladı. 8,5 yaşında ilk turnuvasına katıldı. Turnuvada 11. oldu ama yarışmak çok hoşuna gitti. Ertesi yıl tüm rakiplerini yendi. Bundan böyle yaşamı satrancın çevresinde şekillenmeye başladı. Her gün kendi başına (kitaplarıyla) dört saat kadar satranç oynuyordu.


Magnus Carlsen gerçek bir satranç dehasıdır. 2004’te 13,5 yaşındayken -yani ilk turnuvasına katıldıktan yalnızca 5 yıl sonra- büyükusta unvanını kazandı. Satranç tarihinin en genç üçüncü büyükustası oldu. Temmuz 2011’den beri dünya satranç sporcuları sıralamasında bir numaradır. Kasım 2013’te Dünya Satranç Şampiyonu Viswanathan Anand’ı (6,5-3,5) yendi ve Dünya Satranç Şampiyonu oldu. Time dergisi, 22 yaşındaki Magnus Carlsen’i o yılki “Dünyanın En Etkili 100 Kişisi” listesine koydu. Magnus Carlsen 2014, 2016, 2018 ve 2021’de yaptığı dünya şampiyonluğu maçlarını kazanarak unvanını korumayı başardı. Onun gelmiş geçmiş en iyi satranç sporcusu olduğu düşünülüyor.
Magnus Carlsen Sözleri
“Zevk ögesi olmadan, hiçbir şeyde üstün olmaya çalışmaya değmez.”
“Satranç size odaklanmayı öğretir. Onunla belleğinizi eğitirsiniz. Onun sayesinde bir sorunla karşılaştığınızda bir şey yapmadan önce, sorunun üzerinde sakince düşünmeyi öğrenirsiniz.”
“Futbolda ve satrançta önemli olan şudur: Rakibinizin oyun sahasının hangi bölümünü kontrol ettiğini bilmek. Rakibiniz orta sahada güçlüyse, yanlardan saldırmanız gerekir.”
Magnus Carlsen
Usain Bolt, birçok spor otoritesi tarafından gelmiş geçmiş en iyi sürat koşucusu kabul edilir. 2021 yılı itibarıyla yaşayan en hızlı (100 metre göz önüne alındığında) insandır. 100 metre ve 200 metre dünya koşu rekorlarının sahibidir. 4 x 100 metre bayrak yarışı rekoru da (Jamaika takım arkadaşlarıyla birlikte) ona aittir. Yıldırım anlamına gelen “Bolt” soyadı da kendisine çok uygundur. Usain Bolt’u biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?


Usain Bolt, 21 Ağustos 1986’da Jamaika’nın kuzeyinde Sherwood Content adlı küçük bir kasabada doğdu. Sadiki adında bir erkek kardeşi ve Sherine adında bir de kız kardeşi vardır. Çocukluğunda kardeşiyle birlikte sürekli kriket ve futbol oynardı. Bir söyleşisinde “Küçükken aklımda spordan başka bir şey yoktu.” diyordu. Usain’in koşudaki yeteneği ilkokulda ortaya çıkmaya başladı. On iki yaşındayken okulunun en hızlı 100 metre koşucusuydu. Koşmayla uğraşan Usain’in o yaşlardan itibaren Avrupa futboluna ilgisi de başladı.
Usain her ne kadar başka spor dallarıyla, özellikle de kriketle uğraşsa da hızlı koşuşu çalıştırıcılarının hep dikkatini çekti. Onu sürekli koşuya yönlendirdiler. Sonunda koşu çalışmalarına ağırlık vermeye başladı ve eski olimpik atlet olan çalıştırıcısı Pablo McNeil ile düzenli çalışmaya başladı. İlk madalyasını (gümüş) 2001’de liselerarası 200 metre yarışında 22,04 saniyelik derecesiyle kazandı.
Dünya çapındaki ilk başarısını da 2002 Dünya Gençler Şampiyonası’nda kazandı. Rastlantı eseri bu büyük organizasyon Kingston’da yani onun kentinde düzenleniyordu. Gerçi 36 bin Jamaikalının önünde koşmak onu biraz germişti; ama yarışın sonunda 15 yaşındaki Usain, 20,61 saniyelik derecesiyle altın madalyayı kazandı. Aynı zamanda gelmiş geçmiş en genç 200 metre Gençler Dünya Şampiyonu da oldu.
Bu başarısıyla birlikte profesyonel kariyeri başlayan Usain Bolt, ne yazık ki arka arkaya gelen sakatlanmalar ve şanssızlıklar nedeniyle uzun bir süre kendini gösteremedi. Sonunda Haziran 2008’de New York’ta 9,72 saniyelik derecesiyle 100 metre dünya rekorunu kırdı.
Ardından 2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’nda ABD’li Carl Lewis’ten sonra (1984) aynı olimpiyatta 100 metre, 200 metre ve 4 x 100 metre bayrak yarışını kazanan ve hepsinde de rekor kıran ilk atlet oldu.



Gün boyu çevrenizdeki insanları incelediğinizde insan bedeninin değişik şekil ve boyutlarda olabildiğini hemen anlarsınız. Ne var ki ufak tefek bazı farklar dışında bütün insan bedenlerinin yapısı aynıdır. Bu olağanüstü yapının, nelerden oluştuğunu ve nasıl işlediğini anlamak için çıktığımız yolculuğa devam ediyoruz. Siz de katılmak ister misiniz?

Organları oluşturan dokular bir arada çalışır ve aynı işi yapar.
İnsan bedeninde yaklaşık 37 trilyon hücre bulunur.
Bedenimizdeki hücre sayısı dünyadaki insan sayısının 4.500 katından fazladır.
İnsan bedeninde yaklaşık 37 trilyon hücre bulunur.
Bedenimizdeki hücre sayısı dünyadaki insan sayısının 4.500 katından fazladır.
İnsan bedeninin oluşumu mikroskobik düzeyde hücrelerle başlar. Hücreler yalnızca insanların değil, yeryüzündeki bütün canlıların temel yapıtaşıdır.

İnsan bedeninde 11 sistem vardır.


Soğanda 100 bin dolayında gen vardır.
Amipte 200 bin dolayında gen vardır.


Bir hücreyi ilk kez kendi geliştirdiği bir mikroskopla Hollandalı Anton Van Leeuwenhoek 1665’te gördü.







1. Destek sütunu
2. Alt sütun
3. Alt sele sütunu
4. Destek Maşası
5. Zincir sütunu
6. Arka fren
7. Arka dişli
8. Arka vites
9. Ön vites
10. Zincir
11. Küçük Aynakol Dişlisi
12. Büyük Aynakol Dişlisi
13. Pedal
14. Krank Kolu
15. Sibop
16. Lastik
17. Jant
18. Göbek
19. Jant Teli
20. Çatal
21. Ön Fren
22. Süspansiyon
23. Kafa sütunu
24. Gidon
25. Sele sütunu
26. Sele
Çarklar hakkında biraz bilginiz varsa, bisiklet vitesinin nasıl çalıştığını da kolayca kavrarsınız. Pedalla aynı mile bağlı büyük dişli takımı, siz kaç kez pedal çevirirseniz o kadar döner. Zincir de bir seferde kaç dişli üzerinde kaydıysa, arkadaki (tekerlekle aynı mile bağlı) dişli takımında da o kadar dişli üzerinde kayar. Böylece arka tekerlek de döner. Yani pedaldaki dönme hareketi, zincir ve çarklar yardımıyla katlanarak arka tekerleğe iletilir. Gelin bir örnekle açıklayalım: Pedalın altındaki dişlilerden en büyüğünde 50, ortancada 40, en küçüğünde 30 diş olduğunu varsayalım. Siz pedalı bir tam tur çevirdiğinizde, zincir bu çarklardan hangisindeyse o kadar diş ilerler. Yani büyük dişlideyken (büyük vites) bir pedalla daha çok yol alınır ama küçük vites seçiliyken de pedal çevirmek daha kolay olur.
Şimdi de arkadaki çarkları düşünelim. Küçük olan (büyük vites) seçiliyse ve bunun üzerinde 10 dişli varsa ve öndeki çarklar üzerinde kayan zincir 30 bakla (zincirin her bir boğumu) kadar dönmüşse, bu durumda arka tekerlek üç tur atar. Arkadaki çarklardan daha büyüğüne (örneğin 15 dişi olana) geçerseniz bu kez aynı zincir hareketi arka tekerleği iki tur döndürecektir. İlk durumda pedal çevirmek daha zordur ama daha çok yol alınabilir. İkinci durumdaysa daha yavaş ancak daha kolay bir sürüş sağlanır.



Haziran 1910’da Türkiye’de astronomi ve jeofizik çalışmalarının öncülerinden Fatin Gökmen yeni kurulacak rasathanenin müdürlüğüne getirildi. Fatin Bey ve ekibi, Kandilli Rasathanesi’nde 1 Temmuz 1911’den itibaren sürekli ve sistemli meteoroloji ölçüm ve kayıtlarına başladı. Uluslararası kabul edilen 7, 14 ve 21 saatlerinde günlük gözlemler yapıldı, deftere kaydedildi ve gerekli yerlere bildirildi.